Peru’da 2026 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda sağcı aday Keiko Fujimori, resmi olmayan sonuçlara göre rakibi solcu aday Roberto Sánchez karşısında kapanması matematiksel olarak mümkün olmayan bir oy farkı elde etti.
Reuters'ın aktardığı seçim verilerine göre Fujimori oyların yüzde 50,11’ini alırken Sánchez yüzde 49,89 seviyesinde kaldı. İki aday arasındaki fark 43 bin 386 oya yükselirken, sayımı devam eden oyların 40 bin 213 civarında olması, Fujimori’nin önde olduğu tablonun değişmeyeceğine işaret ediyor.
Buna rağmen ülkenin seçim otoritesi ONPE henüz resmi kazananı ilan etmiş değil. Kurum, nihai sonuçların temmuz ortasında açıklanacağını bildirdi.
Sanchez tarafı "usülsüzlük" diyor
Seçim süreci, itiraz edilen oyların incelenmesi ve yurt dışı oyların geç ulaşması nedeniyle gecikmeli ilerliyor. Sürecin son aşamasında özellikle yurt dışından gelen oyların büyük ölçüde Fujimori lehine olması dikkat çekti.
Sánchez cephesi, seçimde “usulsüzlük” yapıldığı iddiasını gündeme taşıdı ve sonucu tanımayacağını açıkladı. Ancak bu iddialara ilişkin kamuoyuna sunulmuş somut bir kanıt bulunmadı. Yurt dışı oyların iptali yönündeki talep de seçim otoriteleri tarafından reddedildi.
Bu durum, seçim sürecine ilişkin siyasi gerilimi daha da artırdı. Özellikle başkent Lima’da sonuçlara ilişkin farklı siyasi kamplar arasında güvensizlik belirginleşmiş durumda.
Sekiz yılda sekiz farklı devlet başkanı
Peru, son yıllarda Latin Amerika’nın en kırılgan siyasi sistemlerinden biri olarak öne çıkıyor. Ülke son sekiz yılda sekiz farklı devlet başkanı değiştirdi ve bu durum yürütme erkinin kurumsal istikrarını zayıflattı.
Ekonomik eşitsizlikler, yüksek suç oranları ve kurumsal çatışmalar, seçimlerin yapıldığı siyasi arka planı belirleyen ana unsurlar arasında yer alıyor. Bu bağlamda Fujimori’nin kampanyası, özellikle “düzen ve güvenlik” vurgusu üzerine kuruldu.
Fujimori, artan şiddet ve organize suçla mücadelede daha sert devlet politikaları uygulanması gerektiğini savunuyor. Bu söylem, özellikle kentli ve orta sınıf seçmenler arasında karşılık bulmuş durumda.
Fujimori’nin siyasi hattı tartışmalı
Keiko Fujimori’nin siyasi kariyeri, büyük ölçüde babası eski devlet başkanı Alberto Fujimori’nin mirası üzerinden şekillendi. Alberto Fujimori 1990’larda görev yapmış, ekonomik krizle mücadeledeki sert politikaları ve otoriter yöntemleriyle hem destek hem de ciddi eleştiri toplamıştı.
İnsan hakları ihlalleri ve yargısız infazlarla bağlantılı suçlamalar nedeniyle uzun yıllar hapis cezası alan Alberto Fujimori, Peru siyasetinde derin bir kutuplaşmanın sembolü haline geldi. Keiko Fujimori ise siyasi kariyerinde hem bu mirası sahiplenmiş hem de zaman zaman mesafe koymaya çalışmış bir profil çizdi.
Eleştirmenler, Fujimori’nin siyasal çizgisinin otoriter refleksler taşıdığını ve demokratik kurumlar üzerinde baskı oluşturabileceğini savunuyor. Destekçileri ise onu istikrarı yeniden sağlayabilecek güçlü bir lider adayı olarak görüyor.
Sánchez cephesi: Muhalefet, kopuş ve ittifaklar
Rakip aday Roberto Sánchez, kampanya sürecinde daha sol eğilimli bir ekonomik program ve devletin ekonomik hayattaki rolünün artırılmasını savundu. Ancak son haftalarda kampanya çizgisini kısmen yumuşattı.
Sánchez’in seçim öncesi dönemde farklı siyasi aktörlerle kurduğu geçici ittifaklar da tartışma yarattı. Özellikle eski devlet başkanı Pedro Castillo ile ilişkilendirilen politik hatlar, Sánchez kampanyasının eleştirildiği başlıca alanlardan biri oldu.
Siyasi analistler, bu ittifakların merkez seçmeni uzaklaştırdığı ve ikinci turda Fujimori’nin lehine bir denge oluşturduğunu belirtiyor.
Resmi açıklama beklenirken siyasi tansiyon yükseliyor
Resmi sonuçların açıklanmamış olmasına rağmen mevcut tablo, Keiko Fujimori’nin Peru devlet başkanlığına en yakın isim olduğunu gösteriyor. Ancak seçim sürecine ilişkin itirazlar ve siyasi kutuplaşma, sonuçların meşruiyeti etrafındaki tartışmaları canlı tutuyor.
Temmuz ortasında açıklanacak nihai sonuçların ardından Peru’nun yeni siyasi dönemi şekillenecek. Ancak ülkenin kırılgan kurumsal yapısı ve yüksek siyasi gerilim seviyesi dikkate alındığında, seçim sonrası dönemin de en az seçim süreci kadar tartışmalı olması bekleniyor.
Kaynak: Gazete Oksijen

