ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’de yaptığı yıllık “Birliğin Durumu” konuşmasında hem süresi hem de verdiği mesajlarla dikkat çekti. Yaklaşık 1 saat 50 dakika süren konuşma, bu alandaki rekoru elinde bulunduran eski Başkan Bill Clinton’ın 2000 yılındaki son Birliğin Durumu konuşmasını geride bırakarak tarihe geçti.
Trump, konuşmasında ağırlıklı olarak ekonomi politikalarına odaklandı. Beyaz Saray’daki ikinci döneminin ilk yılında “çağlara damga vuracak bir toparlanmaya” imza attığını savunan Trump, uyguladığı ekonomi programının ülkeyi yeniden büyüme patikasına soktuğunu öne sürdü.
Dış politikada ise İran mesajı öne çıktı. Trump, Tahran’la yaşanan gerilime ilişkin olarak “Bu sorunu diplomasi yoluyla çözmeyi tercih ederim” ifadelerini kullandı. Ancak İran’ı nükleer silah programı geliştirmemesi konusunda sert bir dille uyararak, aksi yöndeki adımların sonuçları olacağını ima etti.
Konuşma sırasında salondaki Demokrat üyelerle zaman zaman sözlü atışmalar yaşayan Trump, yakın dönemde gümrük tarifelerine ilişkin kararlarıyla gündeme gelen Yüksek Mahkeme yargıçlarını ise doğrudan hedef almadı.
Demokratların yanıt konuşmasını Virginia Valisi Abigail Spanberger yaptı. Spanberger, Trump’ın konuşmasında “ülkenin acil sorunlarına yönelik gerçek çözümler sunmadığını” savundu.
Reuters'ın derlemesiyle Trump'ın hitabından öne çıkanlar şöyle:
"Riskli bir denge”
Haftalardır Trump’a ekonomi başlıklarına daha fazla ağırlık vermesi yönünde telkinde bulunan danışmanlarının bu kez etkili olduğu yorumları yapıldı.
Trump, konut fiyatlarından sağlık hizmetlerine, enerji faturalarından suç oranlarına ve emekliliğe kadar “yemek sofrası” olarak nitelenen gündelik ekonomik sorunlara geniş yer verdi. Ancak artan hayat pahalılığı, özellikle gıda ve konut fiyatlarının birçok Amerikalıyı zorlamaya devam ettiğini açık biçimde kabul etmekten yine kaçındı.
Cumhuriyetçi Parti içindeki bazı stratejistler, enflasyona karşı daha güçlü ve net bir mesaj verilmemesi halinde partinin Kasım ayındaki ara seçimlerde Kongre çoğunluğunu kaybedebileceği uyarısında bulunurken, Trump ise konuşmasında farklı bir tablo çizdi. Enflasyonun, mortgage faizlerinin ve akaryakıt fiyatlarının düştüğünü savunan Trump; buna karşılık borsanın, petrol üretiminin, doğrudan yabancı yatırımların, inşaat ve fabrika istihdamının arttığını söyledi.
Ancak resmi veriler, geçen yıl enflasyonun yeniden yükselişe geçtiğini, imalat sektöründe istihdam kaybı yaşandığını ve genel istihdam artışının zayıf seyrettiğini gösteriyor. Yumurta gibi bazı ürünlerde fiyat düşüşü görülse de gıda ve temel tüketim kalemlerinde genel artış eğilimi sürüyor. Reuters/Ipsos anketine göre Amerikalıların yüzde 56’sı Trump’ın ekonomiyi yönetme biçimini onaylamazken, yüzde 36’sı destek veriyor.
“Demokratlar ülkeyi yok ediyor”
Trump, Cumhuriyetçilerin ekonomi, göç ve kamu güvenliği politikaları nedeniyle Kongre’de iki yıl daha çoğunluğu hak ettiğini savundu. Ancak konuşmasının önemli bir bölümünde Demokratlara yönelik sert ve duygusal bir söylem benimsedi.
Salondaki Demokrat vekiller için “Bu insanlar çılgın” diyen Trump, Demokratların ülkeyi “yok ettiğini”, ancak kendi yönetimlerinin buna “tam zamanında engel olduğunu” öne sürdü. Demokratları zaman zaman “Amerikan karşıtı” davranmakla suçlayan Trump’ın ifadeleri, yıllık konuşmanın giderek artan partizan tonunu yansıttı.
Demokrat üyeler konuşma boyunca çoğunlukla yerlerinden kalkmazken, Cumhuriyetçiler Trump’ı ayakta alkışladı. Göç, suç ve toplumsal cinsiyet politikaları gibi başlıklarda tansiyon yükseldi. Temsilciler Meclisi üyeleri Al Green, Ilhan Omar ve Rashida Tlaib konuşma sırasında Trump’a sözlü tepkiler gösterdi.
İran sorusu yanıtsız kaldı
Konuşma öncesinde en çok merak edilen konulardan biri, Trump’ın İran’a karşı olası bir askeri müdahale için ayrıntılı bir gerekçe sunup sunmayacağıydı. Orta Doğu’daki ABD askeri yığınağı nedeniyle bu başlık hem iç hem dış kamuoyunda yakından izleniyor.
Trump, konuşmasının ilk bir saatinden sonra İran’a değindi. Ancak nükleer silahın “Tahran’ın eline geçmemesi gerektiği” yönündeki bilinen ifadelerini tekrarlamakla yetindi; askeri seçeneğe ne kadar yakın olduğuna dair net bir işaret vermedi.
Trump, ABD-İran gerilimine ilişkin, "Benim tercihim bu sorunu diplomasi yoluyla çözmektir. Ancak kesin olan bir şey var ki dünyanın bir numaralı terör destekçisi olan bu ülkenin nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceğim. Bunun olmasına izin veremeyiz." değerlendirmesini yaptı.
İran'ın bölgesinde "terör destekçisi bir ülke" olduğunu savunan Trump, ABD'ye yönelik tehditler olduğunda askeri seçenekler dahil tüm ihtimalleri değerlendirmeye her zaman hazır olduğunu ifade etti.
İran'ın artık ABD'ye de ulaşabilecek füzeler geliştirmeye çalıştığını savunan Trump, "Avrupa'yı ve denizaşırı üslerimizi tehdit edebilecek füzeler geliştirdiler ve Amerika Birleşik Devletleri'ne ulaşabilecek füzeler üretmek için de çalışıyorlar. Silah programlarını, özellikle de nükleer silahlarını yeniden inşa etmeye kalkışmamaları konusunda uyarıldılar. Yine de her şeye yeniden başlıyorlar." diye konuştu.
Konuşmanın ilk 75 dakikasında Venezuela’ya yalnızca yüzeysel bir atıf yapılırken, Rusya ve Ukrayna’ya ise neredeyse hiç değinilmedi. Son haftalarda diplomasi trafiğine hız veren ve Ukrayna savaşı ile İran’la müzakereler için üst düzey temaslar yürüten Trump’ın, ulusal güvenlik ve dış politikaya konuşmanın başında sınırlı yer vermesi dikkat çekti.
“Mesajda kalma” çabası
Trump, kendi siyasi üslubu dikkate alındığında görece disiplinli bir performans sergiledi. Hazırlanmış metne büyük ölçüde bağlı kaldı; geçmiş konuşmalarında sıkça görülen ani ve sıra dışı çıkışlardan kaçındı.
Kongre salonuna girişinde, kısa süre önce gümrük tarifeleri konusundaki yetkisini sınırlayan karar nedeniyle sert biçimde eleştirdiği Yüksek Mahkeme yargıçlarıyla tokalaşması da dikkat çekti.
Konuşma, Trump’ın geçmişteki bazı hitaplarında görülen göçmenlere yönelik sert ve insanlıktan çıkarıcı söylemler açısından daha sınırlı kaldı. Ancak bir Ukraynalı göçmenin öldürülmesini son derece ayrıntılı ve çarpıcı ifadelerle anlatması, tonun zaman zaman karanlıklaştığını gösterdi.
Böylece Trump, hem ekonomi hem de parti tabanını konsolide etmeye dönük sert siyasi mesajlar içeren; ancak dış politika konusunda temkinli ve belirsiz bir çerçeve çizen bir konuşma yapmış oldu. Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde bu performansın seçmen nezdinde nasıl karşılık bulacağı ise belirsizliğini koruyor.
Kaynak: Gazete Oksijen