Çin'de 1 Temmuz’da yürürlüğe giren Etnik Birlik ve İlerlemenin Teşviki Yasası, çoğunluktaki Han Çinlileri ile ülkenin 55 farklı etnik azınlık grubu arasındaki uyumu sağlama iddiasında bulunuyor. Ancak yasa, etnik azınlıkların asimilasyonunu hızlandıracağı ve ifade özgürlüğünü daha da kısıtlayacağı gerekçesiyle eleştiriliyor. Yasa, Tayvan'ın Çin'le bütünleşmesini teşvik eden hükümler de içermesinin yanı sıra yurt dışında bulunan Çin vatandaşlarına yönelik baskıları da arttırıyor. İnsan hakları aktivistleri, neyin ihlal teşkil ettiği belirtilmeyen bu düzenlemenin, Çin liderliği için "sakıncalı" görülen muhaliflerden kurtulmak için kullanılabileceğini vurguluyor.
Mandarin eğitimi zorunlu hale geliyor
Yasa, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in uzun süredir savunduğu "Çinlileştirme" (Sinicisation) politikasının yeni bir adımı olarak görülüyor.
Düzenleme kapsamında tüm çocukların okul öncesinden lise sonuna kadar Mandarin Çincesi eğitimi alması zorunlu hale getiriliyor. Daha önce birçok bölgede öğrenciler eğitimlerinin büyük bölümünü Tibetçe, Uygurca veya Moğolca gibi ana dillerinde sürdürebiliyordu.
Pekin yönetimi bu uygulamanın azınlıkların istihdam olanaklarını artıracağını savunurken, eleştirmenler bunun kültürel asimilasyonu hızlandıracağını belirtiyor.
PEN America ile Southern Mongolian Human Rights Information Center'ın bu yıl yayımladığı raporda, Çin'de Moğolca içerik paylaşan sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, çevrim içi toplulukların dağıtıldığı ve dijital ortamda Moğol kültürünün sistematik biçimde silindiğini açıkladı.
CNN'de yer alan habere göre, düzenleme ayrıca müze, kütüphane ve diğer kültür kurumlarının Çin tarihi ve ulusal kalkınmasını öne çıkaran etkinlikler düzenlemesini öngörüyor. Yerel yönetimlere ise konut politikalarında farklı etnik grupların birlikte yaşamasını teşvik etme görevi veriliyor.
Yurt dışındaki Çin vatandaşlarına yönelik baskılar artıyor
Mart ayında Ulusal Halk Kongresi tarafından kabul edilen Etnik Birlik ve İlerleme Yasası'nın en çok tartışılan maddelerinden biri olan 63. madde, Çin anakarası dışında bulunan kişi ve kuruluşların da "etnik birliği ve ilerlemeyi baltalayan" ya da "etnik ayrılık yaratan" eylemler nedeniyle Çin yasalarına göre sorumlu tutulabileceğini öngörüyor.
Uluslararası Af Örgütü, bu maddenin yurt dışında yaşayan Çin kökenli muhalifler ve insan hakları savunucularına yönelik sınır ötesi baskıyı artırabileceği uyarısında bulundu.
Kyoto News'a göre yasanın sınır ötesi uygulama potansiyeli Japonya gibi bölge ülkelerinde ciddi güvenlik endişelerine yol açtı. Japonya'da dört milletvekili grubu ortak bir bildiri yayımlayarak, bu durumun Japonya'daki akademik araştırmaları ve ifade özgürlüğünü baltalayacağını, ülkede yaşayan Uygur ile Tibetlilerin gözetimini artıracağını vurguladı. İktidardaki Liberal Demokrat Parti'den Keiji Furuya, hiçbir demokratik ülkenin bu mevzuata " tolerans gösteremeyeceğini" belirtirken Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi vatandaşlarının güvenliği için Tokyo'nun gerekli tüm adımları atacağını vurguladı.
Tayvan'dan vatandaşlarına uyarı
Düzenlemenin bir diğer tartışılan yönü Pekin'in hak iddia ettiği Tayvan'ı doğrudan hedef alması. Yeni yasa, devletin "boğazlar arası ekonomik ve kültürel alışverişleri teşvik edeceğini" ve Tayvanlı yurttaşların Çin halkına yönelik "aidiyet duygusunu geliştireceğini" iddia ediyor.
Tayvan Devlet Başkanı William Lai Ching-te, çarşamba günü yaptığı açıklamada vatandaşlarına Çin'e seyahat ederken veya orada yaşarken dikkatli olmaları çağrısında bulundu.
Lai, Tayvan hükümetinin gelişmeleri yakından izlemeyi sürdüreceğini ve yurt dışında görev yapan yetkililere gerekli yönlendirmeleri yapacağını söyledi.
Tayvan ve Komünist yönetimindeki Çin, iç savaş nedeniyle 1949'dan beri ayrı yönetiliyor, ancak Pekin yönetimi Tayvan'ı gerekirse zorla bünyesine katacağı bir eyalet olarak görmeye devam ediyor. İçeride ise uzun süredir Tibetliler, Uygurlar ve Moğollar gibi etnik gruplar üzerindeki baskılar artıyor.
BM'den uyarı
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, haziran ayı ortalarında bu yasanın din, eğitim, dil ve ifade özgürlükleri üzerindeki kısıtlamaları derinleştireceğini belirterek iptal çağrısında bulunmuştu. Okullarda okul öncesi çocuklar için Manderinceyi zorunlu kılan yasa, aynı zamanda vatandaşları etnik birliğini baltalayanları şikayet etmeye teşvik ederek geniş bir toplumsal gözetim ağı kuruyor. İktidardaki Komünist Parti yetkilileri ise yabancı güçlerin müdahalesine kesinlikle karşı çıkılacağını ve yasanın "Çin ulusu için güçlü bir topluluk duygusu" inşa edeceğini savunuyor.
Pekin: Azınlık haklarını koruyoruz
Çin yönetimi ise eleştirileri reddediyor.
Pekin, yeni yasanın tüm etnik grupların meşru haklarını koruduğunu ve azınlıkların kendi dillerini kullanmalarını engellemediğini savunuyor.
Çin Adalet Bakan Yardımcısı Hu Weilie, düzenlediği basın toplantısında yasanın "uzun kol yargısı" anlamına gelmediğini belirterek, ulusal egemenliği ve toprak bütünlüğünü korumanın uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri olduğunu söyledi.
Hu, "Etnik birlik ulusal refah ve kalkınmanın temel dayanaklarından biridir. Etnik gerilimleri körükleyen ve ulusal güvenliği tehdit eden faaliyetler kamu yararına zarar verir" dedi.
Kaynak: Gazete Oksijen