Türkiye’nin uzay programının resmi sitesinde, ülkenin uzay faaliyetlerinde dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen bir dizi iddialı amaç listeleniyor. Bunlar arasında:
Ay keşif programı, Türk astronot birliği, uydu üretim endüstrisi, fazla kapasiteyle ticari müşterilere de hizmet verecek bir uzay üssü, Türkiye, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerin adımlarını takip ederek yerli bir uzay sanayisi kurmak istiyor. Bu, hem uluslararası prestij hem de stratejik bağımsızlık arayışı.
The Hill'in haberine göre Türkiye, şu ana kadar Artemis Anlaşmalarını imzalamadı, bunun yerine Çin-Rusya eksenli uzay blokuyla daha yakından hizalanmış durumda.
Artemis Anlaşmaları özetle ABD’nin liderliğinde hazırlanan ve uzayda özellikle Ay, Mars ve diğer gök cisimlerinin barışçıl amaçlarla kullanımı, kaynakların nasıl paylaşılacağı, güvenlik ve işbirliği kuralları gibi konuları belirleyen uluslararası ilke seti olarak biliniyor.
Somali'nin Ankara için önemi ne?
İlk bakışta Somali, uzay üssü için ideal coğrafi nitelikler taşıyor; ekvatora yakınlık, Hint Okyanusu’na erişim.
Somali 1990’lardan bu yana devlet olmayı tam olarak becerememiş bir yapıya sahip. Merkezi otorite zayıf Güç çete veya mafya liderleri ve savaş ağalarında. El Şebab hükümete karşı silahlı isyan yürütüyor. Bu koşullar, uzay üssü gibi büyük ölçekli altyapılar için ciddi risk oluşturuyor.
Yardım karşılığı stratejik konum
Türk uzay üssü, Somali hükümetinin otoritesini desteklemeyi amaçlayan geniş kapsamlı bir askeri–ekonomik-insani programın parçası.
Karşılığında Türkiye:
Kızıldeniz’in güney ucunda stratejik pozisyon, doğal kaynaklara erişim, Afrika Boynuzu’nda nüfuz
elde ediyor.
Somali’de düzen kurma girişimi yeni değil. ABD liderliğinde daha önce Mogadişu Muharebesi, Black Hawk Down vakası gibi olaylar yaşandı. Bir süper gücün bile başarısız olduğu bölgede Türkiye'nin işi elbette zor.

Ankara neler yapmalı?
The Hill'e göre, Türkiye sadece uzay üssüne sahip olmakla yetinemez; kendi roketlerini de geliştirmeli.
Bu alanda iki aktör öne çıkıyor:
- Fergani Space: Uydu ve uzay römorkörü (uyduları yörüngeye taşıyan araç) çalışmaları yürütüyor.
- Baykar: 2026’da test edilecek 50 tonluk fırlatma aracı üzerinde çalışıyor.
Ancak Türkiye’nin küresel fırlatma pazarıyla rekabet edebilmesi için uzun bir yol var. Uzay üssü bu yolun ön koşulu.
Somaliland-İsrail ekseninin doğuşu
Türkiye Somali’de ilerlerken, bölgedeki jeopolitik tablo da değişti. Somaliland, fiilen bağımsız ve işler bir demokratik düzene sahip istikrarlı bir yapı olarak biliniyor. Ancak bugüne kadar uluslararası tanınma elde edememişti. İsrail’in Somaliland’i tanıması ise bölgede dengeleri değiştirebilecek bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Böyle bir adım, İbrahim Anlaşmaları’na katılımı gündeme getirebilir, İsrail’in bölgede kalıcı bir varlık oluşturmasının önünü açabilir ve domino etkisiyle başka devletlerin de Somaliland’i tanımasını mümkün kılabilir. Tüm bu gelişmeler, Ankara açısından stratejik açıdan kritik bir kırmızı bölgeyi işaret ediyor.
Bölgede iki farklı senaryo
Türkiye kendisini İsrail’in bölgesel rakibi olarak görüyor. Dolayısıyla Somali’de uzay üssü kurarken yan cephede İsrail varlığının belirmesi, Ankara'nın etki alanı planlarını tehlikeye atıyor.
Böyle bir durumda Somali’deki uzay üssü ilk hedeflerden biri haline gelebilir. Üs ve çevresindeki ikmal hatlarının çökmesi, Türkiye’nin bölgede askeri ve teknik kapasitesini ciddi şekilde zayıflatabilir. Aynı tabloya Husi tehdidinin eklenmesi, deniz yollarının güvenliğini daha da karmaşık hale getirebilir.
Bu koşullar altında uygulanabilecek olası bir deniz ablukası ise Türkiye’nin uzay projelerini fiilen durdurabilecek bir sonuç doğurabilir.
Olası Ankara- Tel Aviv yakınlaşması
Öte yandan Ankara’nın stratejik bir revizyona giderek İsrail’le normalleşme süreçlerini yeniden başlatması, İbrahim Anlaşmaları’na katılım seçeneğini gündeme taşıması ve uzay alanında ortak çıkar çerçevesi araması, bölgesel oyunu kökten değiştirebilir.
Çünkü İsrail’le açık bir gerilim hattı oluşturmak, Türkiye’nin uzun vadeli çıkarlarıyla örtüşmüyor.
Olası bir işbirliği Türkiye’ye uzay kapasitesini artırma imkanı sağlarken, İsrail’e Afrika Boynuzu’nda daha düzenli bir güvenlik ve diplomatik çerçeve sunabilir.
The Hill'e göre iki ülkenin bölgede yakınlaşması orta vadede Somali halkı da dahil olmak üzere bölgedeki tüm aktörlere dolaylı faydalar sağlayabilir.
Kaynak: Gazete Oksijen



