ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran’ın ülkeye yeniden BM nükleer denetçilerinin girişine izin vermeyi kabul ettiğini, bunun karşılığında Washington yönetiminin Tahran’ın petrol ihracatına yönelik yaptırımları kaldıracağını ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağını söyledi.
Guardian'ın haberin göre, İran’ın yalnızca enerji amaçlı olduğunu savunduğu nükleer programının uzun vadeli bağımsız denetimi, İsrail ve ABD’nin geçen yaz ülkeye yönelik saldırılarının ardından fiilen durmuştu. Tahran, nükleer tesislerine yönelik saldırılara yanıt olarak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile iş birliğini askıya almıştı.
Donald Trump sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Herkes İran’ın gelecekte ‘nükleer dürüstlüğü’ sağlamak amacıyla kapsamlı silah denetimlerini kabul edeceğinin tamamen farkında” ifadelerini kullandı.
İç kamuoyundan gelebilecek eleştirilere karşı hassas davranan Tahran ise nükleer programı konusunda yeni bir taviz vermediğini ve herhangi bir müzakerenin sonucunun, İran’ın siyasi ve askeri karar alıcılarını bir araya getiren Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin onayına bağlı olacağını belirtti.
Çatışmazlık Mekanizması
Washington, Tahran ve Beyrut’un dahil olduğu bir “çatışmasızlık mekanizması” da kuruldu. Bu mekanizma, İsrail’in bombardımanlarını sürdürdüğü ve İran destekli Hizbullah’ın faaliyet gösterdiği Lübnan’da işleyen bir ateşkes sağlanmasını amaçlıyor. Lübnan’da ateşkes, İran’ın temel taleplerinden biri olarak öne çıkıyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Vance, İsviçre’nin Bürgenstock kentinde yaklaşık 18 saat süren görüşmelerde kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle karşıladı.
Tarafların teknik uzmanları ile Katar ve Pakistan’dan arabulucular, planın ayrıntılı uygulanması üzerinde çalışmak üzere Doha’nın sahibi olduğu Lucerne Gölü kıyısındaki tesiste kalmaya devam edecek. Çalışmalar kapsamında İran’ın nükleer programına ilişkin çalışma grupları oluşturulacak ve iki ay içinde kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılması hedefiyle süreci denetleyecek üst düzey bir siyasi komite kurulacak.
Pazartesi günü gelen ilk işaretler, ticari petrol tankerlerinin yeniden Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye başladığını gösterdi. Katar’ın kontrolündeki dört sıvılaştırılmış doğal gaz tankeri Körfez’e girerek boğazdan geçerken, her biri 4 milyon varile kadar ham petrol taşıyabilen iki süper tanker de Irak’ın Basra Limanı’na gitmek üzere Körfez’e yöneldi.
Trump’ın pazar günü yaptığı sert açıklamalar nedeniyle görüşmelerin neredeyse çöktüğü belirtildi. ABD Başkanı’nın tehdit içerikli mesajları İran heyetinin tepkisini çekti.
Vance düzenlediği basın toplantısında, “Dün İranlılara söylediğimiz şey şu oldu: Sizlerin bizim kuşağın tabiriyle ‘laf dalaşı’ olarak adlandırabileceği davranışlarda bulunursanız, ABD Başkanı’nın buna yanıt vermemesini ve gerçeği düzeltmemesini bekleyemezsiniz” dedi.
Vance, “Evet, biraz tehdit ve biraz da sızlanma oldu ama günün sonunda görüşmeler sürdü ve büyük ilerleme kaydettik” ifadelerini kullandı.
İran’ın, İsrail’in geçen yılki saldırısından bu yana ilk kez BM nükleer denetçilerinin ülkeye dönmesine izin verme kararını öven Vance, “Bu Amerikan halkı için büyük bir dönüm noktasıdır ve İran’daki nükleer silah programının kalıcı olarak sona erdirilmesi yönünde atılmış ilk adımdır” diye konuştu.
Ancak uygulamada, UAEA denetçilerinin yetkilerinin kapsamı ve müdahale düzeyi konusunda uzun müzakereler yapılması bekleniyor. Buna bombalanan İran nükleer tesislerine erişim meselesi de dahil.
İlerleme sağlanmasında kritik öneme sahip bir gelişme olarak, ABD Hazine Bakanlığı’nın İran’ın petrolü, petrokimya ürünleri ve türevlerine yönelik yaptırımları 60 gün süreyle askıya alacak bir muafiyet hazırlığında olduğu belirtildi.
Tahran, bu adım sayesinde Merkez Bankası’nın başta Çin olmak üzere müşterilere petrol satabileceğini ve herhangi bir yaptırım riski olmaksızın ödeme alabileceğini ifade etti.
Katar ve İran ayrıca, ABD’nin ikincil yaptırımları nedeniyle Katar’daki banka hesaplarında dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılmasına ilişkin bir mutabakat imzaladı.
Vance, anlaşmanın İran’ın serbest bırakılan varlıklarını ABD’li çiftçilerin ürettiği soya fasulyesi gibi gıda ürünlerine harcamasını öngördüğünü söyledi.
Bu ekonomik adımların İran döviz piyasalarındaki baskıyı hafifletmesi ve ülkenin en büyük iç ekonomik sorunu olan yüksek enflasyonun zamanla yavaşlamasına yardımcı olması bekleniyor.
Arabulucular tarafından yayımlanan ortak açıklama, geçen hafta imzalanan mutabakat zaptının önümüzdeki 60 gün içinde hayata geçirilmesini sağlayacak yeni uygulama mekanizmalarına odaklandı. Bu süre, İran’ın nükleer programının geleceği ve ekonomisine yönelik yaptırımların kaldırılması konusunda kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılması için belirlenen takvim olarak öne çıkıyor.
Arakçi yaptığı açıklamada, varılan mutabakatın ilk gerçek sınavının İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının sona ermesi olacağını belirtti. Lübnan’daki durum, Washington ile Tahran arasındaki mutabakata yönelik en büyük tehdit olarak görülüyor.
İsrail ve Hizbullah’ın yer almayacağı çatışmasızlık mekanizmasının mantığını açıklayan Vance, “Bazen alt düzey bir kişi üst komutadan onay almadan bir insansız hava aracı gönderiyor. Elbette İsrail buna karşılık vermek zorunda kalıyor. Ancak İsrail’in yanıtı, Hizbullah, Lübnan, İsrail ve diğer bölgesel aktörler arasında süren bir diyalog çerçevesinde verilirse daha barışçıl bir ortam oluşabilir” dedi.
“Bu tür görüşmeler için şimdiye kadar bir mekanizma yoktu” diyen Vance, ABD’nin hem İsrail’in güvenliğinin hem de Lübnan’ın egemenliğinin korunmasını istediğini vurguladı.
İran hafta sonu yaptığı açıklamada, Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarının sürmesini protesto etmek amacıyla Hürmüz Boğazı’ndaki ablukayı yeniden uygulamaya koyduğunu ve Trump’ın, tüm cephelerde ateşkes öngören mutabakatın İsrail tarafından ihlal edilmesine göz yumduğunu savunmuştu. İsrail’in cumartesi günü Lübnan’ın orta ve güney kesimlerinde düzenlediği saldırılarda 30’dan fazla kişi hayatını kaybetmişti.
ABD ordusu boğazın yeniden kapatıldığı iddiasını reddederken, Trump pazar günü sert bir yanıt verdi.
Trump sosyal medya paylaşımında, “Boğazı kapatırsanız ülkeniz kalmaz” ifadelerini kullandı. İranlı müzakerecilere yönelik olarak ise “Ülkenize bile geri dönemeyeceksiniz” tehdidinde bulundu.
İran, nükleer müzakerelerin esas kısmına geçmeden önce ABD’nin petrol limanlarına yönelik ablukasını kaldırmasını, petrol satışlarına yönelik açık bir yaptırım muafiyeti tanımasını ve yurt dışında dondurulan yaklaşık 24 milyar dolarlık varlığının yarısının serbest bırakılarak Tahran’a aktarılmasını talep ediyordu.

