ABD ve Rusya, son yıllarda yabancı bir ülkedeki seçimde nadiren aynı adayı destekledi. Macaristan’ın Viktor Orban’ı bu konuda bir istisnaydı. Ancak sonunda ikisi de kaybeden adayı desteklemiş oldu.
CNN'in haberine göre Beyaz Saray için Orban, daha milliyetçi ve “benzer düşüncelere sahip” bir Avrupa hedefinin kilit figürü olarak görülüyordu. Kremlin için ise Orban, Avrupa Birliği’nin Ukrayna’yı silahlandırma ve Rus fosil yakıtlarına bağımlılığını azaltma çabalarının başlıca sabote edicisiydi.
Ancak şimdi ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Budapeşte’deki müttefikleri olmadan idare etmek zorunda kalacak. Orban’ın Fidesz hükümeti, seçmenlerin rekor katılımla muhalefetteki Peter Magyar’ın Tisza Partisi’ne yönelmesiyle ağır bir yenilgi aldı. Magyar’ın kampanyası, Orban’ın 16 yıllık iktidarı boyunca gelişen yolsuzluk ve kayırmacılığa sert şekilde yüklenerek Rusya ile mesafenin açılmasını ve Avrupa Birliği ile daha sıcak ilişkiler kurulmasını savundu.
Magyar pazartesi günü Budapeşte’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “Ülkemizin kaybedecek zamanı yok. Macaristan zor durumda. Soyuldu, ihanete uğradı, harap edildi” dedi.
Magyar’ın zaferi Trump ve Putin için bir darbe olduysa, Avrupa için büyük bir rahatlama anlamına geldi. Polonya Başbakanı Donald Tusk, pazar gecesi Magyar ile yaptığı telefon görüşmesinde, “Çok mutluyum. Sanırım senden bile mutluyum” dedi. Orban’ın seçim kampanyasında hedef alınan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski de Tisza’yı tebrik ederek Ukrayna’nın “Macaristan ile işbirliğini ilerletmeye hazır” olduğunu söyledi.
Macaristan’ın yeni parlamentosu önümüzdeki 30 gün içinde kurulduğunda, Magyar içeride zayıf ekonomiyi güçlendirmekten Fidesz’in medya ve yargı üzerindeki kontrolünü zayıflatmaya kadar zorlu sorunlarla karşı karşıya kalacak. Ancak yeni başbakan aynı zamanda son dönemde Macaristan üzerinde etkisi giderek artan ABD, Rusya ve Avrupa Birliği arasında denge kurmak zorunda kalacak.
Onun çizeceği yol, Macaristan’ın sınırlarının çok ötesinde sonuçlar doğuracak.
MAGA için bir “yenilgi”
Steve Bannon tarafından bir zamanlar “Trump’tan önce Trump” olarak tanımlanan Orban’ın “illiberal yönetim” modelini geliştirdiği söyleniyor. Kendini ifade özgürlüğünün ve “geleneksel değerlerin” savunucusu olarak sunan Orban, Avrupa Birliği’nin yozlaştırıcı etkisi olarak nitelediği şeylere karşı sık sık çıkış yapıyordu.
Trump’ın başkanlık kampanyalarını desteklemenin yanı sıra Orban, MAGA hareketine de yakınlaştı ve Budapeşte’yi dünya çapındaki ulusal muhafazakarlar için Avrupa’daki bir merkez olarak konumlandırdı. Trump yönetimi de karşılığında Orban’ın seçim kampanyasına güçlü destek verdi; Başkan Yardımcısı JD Vance bizzat sahaya inerek onun için kampanya yaptı.
Budapeşte’de düzenlenen bir basın toplantısında CNN’in sorusuna yanıt veren Magyar, Orban’ın yenilgisinin Amerikalı destekçileri için de “büyük bir yenilgi” olduğunu söyledi ve “Orban onların vitrin yüzüydü. Brüksel’e karşı verilen bu mücadelenin arkasındaki entelektüel beyin oydu” dedi.
Trump yönetiminin daha Orban tarzı bir Avrupa oluşturma çabasına darbe vuracak şekilde Magyar, hükümetinin Orban’ın cömert devlet hibeleriyle kurduğu ideolojik altyapıyı desteklemeyeceğini söyledi. Örneğin, Vance’in de geçen hafta ziyaret ettiği ve eleştirmenler tarafından ulusal muhafazakarlar için bir eğitim merkezi olarak görülen Mathias Corvinus Collegium (MCC), Macaristan’ın en büyük petrol ve gaz şirketindeki yüzde 10’luk paydan finanse ediliyor.
Budapeşte ayrıca 2022’den bu yana ABD’de başlayan ve sağ kanat siyasetinin önemli buluşmalarından biri olan yıllık Conservative Political Action Conference’ın (CPAC) Macaristan versiyonlarına ev sahipliği yapıyor. CPAC pazar günü yayımladığı bir açıklamada seçimleri yakından takip ettiğini ve Orban’ı “elitlere ve küreselcilere karşı cesurca duran güçlü muhafazakar değerlere sahip bir lider” olarak tanımlayarak ona “kararlılıkla” destek verdiğini söyledi.
Magyar, CNN’e yaptığı açıklamada ne MCC’nin ne de CPAC’in kendi hükümeti altında devlet fonu alacağını söyledi.
Magyar şunları söyledi:
“Devletin bunları en başta finanse etmemesi gerektiğine inanıyorum. Bu bir suçtu. Parti finansmanını devlet bütçesinden yapılan harcamalarla karıştırmak benim görüşüme göre cezai bir suçtur. CPAC Budapeşte’ye gelebilir. Çok memnuniyetle karşılanırlar. Ama Macar vergi mükelleflerinin parasıyla değil. Fidesz’in parasıyla ya da Orban’ın dostlarının parasıyla”
Magyar, Vance’in Budapeşte ziyareti sırasında onunla konuşmadığını söyledi ancak “Umarım birbirimizi tanıma fırsatı buluruz” diye ekledi.
Kremlin ile mesafeyi koruma dönemi
Rusya Orban’ı destekliyordu; çünkü Orban uzun süredir AB’nin Rusya’ya yaptırım uygulama ve Putin’in Ukrayna’ya tam kapsamlı işgalinin ardından Kiev’i silahlandırma çabalarını engelliyordu.
Aralık ayında AB liderleri Ukrayna için kritik öneme sahip 90 milyar euroluk bir kredi üzerinde anlaşmıştı. Orban, Macaristan’ın buna katkıda bulunmayacağını her zaman savundu ve daha sonra Rusya’dan Ukrayna üzerinden Macaristan’a uzanan bir petrol boru hattının onarımının yavaş ilerlediğini gerekçe göstererek krediyi tamamen bloke etti.
Magyar pazartesi günü Budapeşte’nin 90 milyar euroluk pakete katkı yapmayacağını yineledi ve Macaristan’ın “çok zor” bir mali durumda olduğunu söyledi. Ancak vetoyu kaldırabileceklerinin de sinyalini verdi. Magyar, kararın “zaten aralık ayında alındığını” ve yönetiminin Macaristan’ın önceki taahhütleriyle “tutarlı olmak istediğini” söyledi.
Orban Rus petrolünü satın alarak Moskova’ya yardımcı da olmuştu. AB ülkeleri Rus petrolünü aşamalı olarak devre dışı bırakma kararı aldığında birlik, Macaristan ve Slovakya’ya bağımlılıklarını azaltmaları için daha fazla zaman tanıdı. Ancak iki ülke bunun yerine bağımlılıklarını artırdı. Geçen yıl Macaristan’ın ham petrol ithalatının yüzde 92’si Rusya’dan geldi; bu oran işgal öncesinde yüzde 61’di.
Putin ile yaptığı telefon görüşmesi Orban'a darbe indirdi
Seçimden günler önce Orban’ın kampanyası, hükümeti ile Kremlin arasındaki sızdırılmış görüşmeler nedeniyle zarar gördü. Bloomberg’in haberine göre Orban ekim ayında Putin ile yaptığı bir telefon görüşmesinde “yardımcı olabileceğim herhangi bir konuda hizmetinizdeyim” dedi.
Bir başka haberde ise Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto’nun Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarını zayıflatmak için işbirliği yaptığı ve Moskova’daki Macaristan büyükelçiliği aracılığıyla Lavrov’a AB belgeleri göndermeyi teklif ettiği öne sürüldü.
Orban’dan keskin bir retorik kopuş sergileyen Magyar, Moskova’yı Avrupa için bir “güvenlik riski” olarak tanımladı ve Putin ile konuşması halinde ona Ukrayna’daki dört yıllık savaşın ardından “savaşın sona ermesinin iyi olacağını” söyleyeceğini belirtti.
Bununla birlikte Magyar, özellikle enerji ihtiyaçları konusunda Macaristan’ın bir süre daha Rusya’ya bağımlı kalabileceğini ifade etti ve “Coğrafyayı değiştiremeyiz” sözünü defalarca tekrarladı. Tisza’nın enerji kaynaklarını çeşitlendirmek için “elinden gelen her şeyi yapacağını” söylese de Rus petrolü alımlarının devam edebileceği ihtimalini açık bıraktı ve Macaristan’ın en ucuz enerji kaynaklarını aramayı sürdüreceğini söyledi.
Magyar: Putin'i aramam, ama beni ararsa telefonuna çıkarım
Kremlin pazartesi günü Macaristan’daki seçim sonucuna saygı duyduğunu ve yeni liderlikle diyaloğa açık olduğunu açıkladı. Magyar ise gazetecilere “Vladimir Putin beni ararsa telefonu açarım. Ama onu ben aramam” dedi.
Washington ve Moskova’nın aksine Avrupa, Orban’ın yenilgisinden memnun. Bazı liderler Magyar’ın eski bir Fidesz üyesi olması ve daha muhafazakar eğilimleri konusunda temkinli olsa da Chatham House düşünce kuruluşunun Avrupa, Rusya ve Avrasya programları direktörü Gregoire Roos’a göre Brüksel’deki hava daha çok rahatlamaya benziyor.
Roos, yaptığı açıklamada “Magyar açıkça Orban’dan daha AB yanlısı ve Rusya’ya daha az yakın” dedi. Roos'a göre Magyar yönetimindeki Macaristan, artık “AB içinde bir fay hattı” olmayacak.
Magyar, Orban’ın Ukrayna’ya yönelik sert tutumundan kopacağını da işaret etti. Pazartesi günü yaptığı konuşmada Magyar, “Macaristan’daki herkes Ukrayna’nın bu savaşın kurbanı olduğunu biliyor. Kimse onlara hangi koşullar altında bir barış anlaşması imzalamaları gerektiğini söylememeli” dedi.
Ancak Magyar bazı konularda Orban ile benzer görüşleri paylaşıyor; örneğin Kiev’in AB’ye hızlı şekilde alınmasına karşı çıkıyor. Bununla birlikte bu görüş Kiev’i en güçlü biçimde destekleyen bazı ülkeler arasında bile sessizce paylaşılıyor.
Roos, “AB, Birleşik Krallık ve Ukrayna için sonuç iyi: Daha az engel ve daha dostane bir işbirliği. Washington ve Moskova için ise açıkça bir darbe. Çünkü her ikisi için de faydalı bir istisnayı ortadan kaldırıyor ve Macaristan’ı net biçimde Avrupa Birliği’ne demirliyor” dedi.

