Ursula von der Leyen’in Türkiye’yi Rusya ve Çin’le birlikte anması Ankara’da rahatsızlık yarattı fakat Türkiye, Brüksel’den gelen hızlı düzeltmenin ardından resmi bir tepki vermemeyi tercih etti.
Middle East Eye’ın edindiği bilgilere göre Türkiye, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Ankara’yı Çin ve Rusya ile birlikte potansiyel “olumsuz etki” unsuru olarak göstermesine rağmen sessiz kalmayı seçti.
Brüksel’den gelen hızlı açıklamanın Ankara’daki yetkilileri tatmin ettiği ve bu aşamada bir gerilim arayışının olmadığı belirtildi.
Bir Türk yetkili, “Komisyon resmi bir açıklama yaptığı için büyük ihtimalle herhangi bir eleştiri ya da kınama içeren resmi bir açıklama yapılmayacak” değerlendirmesini yaptı.
Von der Leyen’in sözleri tartışma yarattı
Von der Leyen, pazartesi günü Almanya’nın Hamburg kentinde Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğinde yaptığı konuşmada, Avrupa Birliği’nin genişleyememesi durumunda komşu ülkelerin Rusya, Türkiye ya da Çin’in etkisi altına girebileceğini ve bunun “AB için zorlayıcı olacağını” söyledi.
Bu açıklama Türkiye’de geniş yankı uyandırdı. Avrupa Komisyonu Başkanı’nın nadir görülen şekilde Türkiye’yi Avrupa’nın birliğini zayıflatabilecek bir güç olarak çerçevelemesi dikkat çekti.
AB’den hızlı geri adım: Türkiye önemli bir ortak
Avrupa Komisyonu, açıklamaların ardından hızla düzeltme yaptı.
Bir sözcü, salı günü yaptığı açıklamada “Türkiye tartışmasız önemli bir ortaktır” ifadesini kullandı. Von der Leyen’in sözlerinin Türkiye’nin “jeopolitik gücü, büyüklüğü ve hedeflerinin” bir yansıması olduğunu, diğer ülkelerle kıyaslama amacı taşımadığını vurguladı.
Sözcü ayrıca Türkiye’nin özellikle Bağlantısallık Gündemi ve Trans-Hazar Orta Koridor gibi stratejik girişimlerde merkezi rol oynayan önemli bir ekonomik ve siyasi ortak olmaya devam ettiğini belirtti.
AB, göç yönetimi konusundaki iş birliğine de dikkat çekerek Türkiye’nin uzun süredir bu alanda önemli bir partner olduğunu ifade etti. “Türkiye aynı zamanda önemli bir NATO müttefiki ve AB aday ülkesidir; bu nedenle kilit bir muhataptır,” açıklaması yapıldı.
Ekonomik baskılar Ankara’nın tonunu etkiledi
Ankara’nın bu sessizliği bazı çevreler için şaşırtıcı oldu. Zira Recep Tayyip Erdoğan geçmişte benzer açıklamalara sert tepki vermesiyle biliniyor.
2023’ten bu yana Türkiye, ekonomik baskılar ve bölgesel istikrarsızlık nedeniyle dış politikasında Avrupa ve NATO müttefikleriyle ilişkileri iyileştirmeye yöneldi.
Türkiye ekonomisi uzun süredir baskı altında bulunurken, ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşı da merkez bankası rezervlerini aşındırarak ve yüksek enflasyonu artırarak ek baskı oluşturdu. AB ile yaşanacak bir kriz, yatırımcı güvenini daha da zedeleyebilir.
“Made in Europe” düzenlemesi etkili olabilir
Türkiye’nin sınırlı tepkisinin bir diğer nedeni ise AB’nin “Made in Europe” odaklı yeni düzenleme taslağı olabilir.
Bu düzenleme, kamu alımlarında Avrupa üretimi otomotiv ve yeşil teknoloji ürünlerine öncelik verilmesini öngörüyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türk şirketlerinin AB tedarik zincirlerine dahil edilmesi için aktif diplomasi yürütüyor.
Taslak düzenleme, batarya, güneş ve rüzgar enerjisi bileşenleri ile elektrikli araçlar gibi kritik alanlarda yerli üretim şartlarını artırmayı hedefliyor. Buna göre kamu alımlarında en düşük fiyat artık tek kriter olmayacak.
Stratejik denge arayışı
Hollanda’da yaşayan Türk akademisyen Oğuz Arıkboğa, Ankara’nın temkinli tutumunun yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını belirtti.
“Ankara uluslararası alanda dikkatli hareket etmek ve gerilimi tırmandırmaktan kaçınmak istiyor. Kendisini arabulucu ve bölgesel aktör olarak konumlandırdı” dedi.
Arıkboğa, yaklaşan NATO zirvesi ve Antalya’da düzenlenecek COP31 gibi uluslararası etkinlikler öncesinde Türkiye’nin tansiyonu yükseltmek istemediğini ifade etti.
Güvenlik mimarisi ve yeni dengeler
Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşı ve ABD-AB arasındaki gerilimler ışığında Avrupa’nın güvenlik mimarisine entegre olma isteği de önemli bir faktör olarak görülüyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’ya yönelik şüpheci yaklaşımı dikkat çekerken, Türkiye özellikle İtalya ile savunma yatırımlarını artırmış durumda.
Von der Leyen’e eleştiriler artıyor
Arıkboğa, von der Leyen’in Avrupa genelinde zaten yoğun eleştirilere maruz kaldığını belirterek, bu açıklamaların da güvenilirliğini zedeleyebileceğini söyledi.
Çarşamba günü Nikos Christodoulides, von der Leyen’in sözlerini destekleyerek “Türkiye 1974’te Kıbrıs’ı işgal etti ve hala Avrupa toprağını işgal ediyor" sözlerini kullandı.
Buna karşılık, Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos daha uzlaşmacı bir ton benimsedi.
Avrupa Parlamentosu’nda konuşan Kos, “Avrupa ve Orta Doğu’daki değişen jeopolitik gerçeklikler ışığında Türkiye’ye ihtiyacımız var” dedi.
Kos ayrıca Türkiye’nin AB’nin beşinci en büyük ticaret ortağı olduğunu ve ticaret hacminin Mercosur ya da Hindistan ile olan ticaretin iki katına ulaştığını vurguladı.
Kaynak: Gazete Oksijen




