İran’daki savaşın tetiklediği küresel petrol krizinin etkileri derinleşirken, Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, ülkelerin fosil yakıtlara olan güvenini kaybettiğini ve talebin düşeceğini söyledi.
The Guardian'a konuşan Birol, hükümetlerin enerji stratejilerini gözden geçireceğini belirterek, “Risk ve güvenilirlik algısı değişecek. Yenilenebilir enerji ve nükleer güçte ciddi bir artış olacak. Daha elektrik temelli bir sisteme geçiş hızlanacak” dedi.
Bu dönüşümün petrol piyasalarını doğrudan etkileyeceğini vurgulayan Birol, krizin geri döndürülemez olduğunu ifade etti: “Vazo kırıldı, zarar oluştu. Parçaları yeniden birleştirmek çok zor. Bunun küresel enerji piyasalarında yıllarca sürecek kalıcı etkileri olacak.”
Kuzey Denizi uyarısı: “Enerji güvenliğine katkısı sınırlı”
Birol, Birleşik Krallık’ın Kuzey Denizi’nde yeni petrol ve gaz projelerini genişletme planlarına da temkinli yaklaşılması gerektiğini söyledi.
Enerji şirketlerinin ve bazı siyasi çevrelerin desteklediği Jackdaw ve Rosebank sahalarına dikkat çeken Birol, bu projelerin ne enerji güvenliğini ne de fiyatları anlamlı şekilde etkileyeceğini belirtti.
“Bu sahalar İngiltere’nin enerji güvenliğini ciddi biçimde artırmaz. Petrol ve gaz fiyatlarını değiştirmez. Bu kriz üzerinde anlamlı bir etkisi olmaz” diyen Birol, yeni arama lisanslarının ticari açıdan da sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Yeni sahaların üretime geçmesinin yıllar alacağını hatırlatan Birol, “Faturaları düşürmezler. İngiltere ithalata bağımlı kalmaya devam eder ve uluslararası piyasalarda fiyat belirleyici değil, fiyat alıcı olur” dedi.
Yenilenebilir enerji ve nükleer güç öne çıkıyor
Birol, kriz sonrası dönemde yenilenebilir enerjinin “pişmanlık yaratmayacak” bir seçenek olduğunu belirtti.
“Yenilenebilir enerjiye yatırım yapıp pişman olan kimseyi duymadım” diyen Birol, nükleer enerjide de artış beklendiğini söyledi.
Ancak yüksek fosil yakıt fiyatlarının bazı gelişmekte olan ülkeleri kömüre yönlendirebileceği uyarısında bulundu. Buna rağmen güneş enerjisinin maliyet açısından kömürle rekabet edebildiğini ve daha hızlı büyüdüğünü vurguladı.
Kriz sadece enerjiyle sınırlı değil
Birol, krizin etkilerinin enerji sektörüyle sınırlı kalmayacağını, gübre, gıda, helyum ve yazılım gibi alanlara da yayılacağını söyledi.
Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarının küresel ekonomi üzerindeki etkisine dikkat çeken Birol, “Dünya ekonomisinin 50 kilometrelik bir boğaza bu kadar bağımlı olması anlaşılır değil” dedi.
Krizi “tüm büyük krizlerin toplamından daha büyük” olarak nitelendirdi.
Siyasi baskı ve enerji politikası tartışması
Birol’un Kuzey Denizi’ne ilişkin açıklamaları, Birleşik Krallık hükümeti içinde destek buldu. İşçi Partisi, yeni arama lisanslarını yasaklama sözü vermiş ancak mevcut projeler konusunda net bir karar almamıştı.
Enerji şirketleri ve muhalefet partileri, yeni sahalara izin verilmesi için hükümete baskı yapmayı sürdürüyor.
Uzmanlar ise temiz enerjiye geçişin hızlandırılması gerektiği görüşünde. Düşünce kuruluşu E3G’den Ed Matthew, “Birleşik Krallık’ın fosil yakıt rezervleri büyük ölçüde tükendi ve faturaları düşürmeyecek” dedi.
Uplift yöneticisi Tessa Khan ise fosil yakıt lobisinin krizi fırsata çevirmeye çalıştığını belirterek, “Bu taleplere boyun eğmek, ülkeyi giderek geçerliliğini yitiren bir sisteme bağlar” uyarısında bulundu.
Küresel zirve gündemde
50’den fazla hükümetin katılımıyla Kolombiya’da düzenlenecek toplantıda, fosil yakıtlardan çıkış süreci ve petrol krizine küresel yanıt ele alınacak.
Toplantı, dünya genelinde enerji dönüşümünün hız kazanacağı bir dönemde kritik bir eşik olarak görülüyor.
Kaynak: Gazete Oksijen

