ABD ile Küba arasındaki gerilim, eski Küba lideri Raul Castro’ya yöneltilen cinayet suçlamalarıyla yeniden tırmandı. ABD Adalet Bakanlığı, 94 yaşındaki Castro hakkında 1996 yılında iki sivil uçağın düşürülmesiyle ilgili “Amerikan vatandaşlarını öldürmek için komplo kurma”, “cinayet” ve “uçak tahribi” suçlamaları yöneltti.
İddianamenin merkezinde, Miami merkezli sürgün örgütü “Brothers to the Rescue”ya ait iki uçağın 24 Şubat 1996’da Küba savaş uçakları tarafından düşürülmesi yer alıyor. Olayda üç ABD vatandaşı ve bir daimi oturum sahibi olmak üzere dört kişi hayatını kaybetmişti. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü, saldırının uluslararası sularda gerçekleştiği sonucuna varmıştı.
Raul Castro kimdir?
1931 doğumlu Raul Castro, kardeşi Fidel Castro ile birlikte 1959’daki Küba Devrimi’nin en önemli isimlerinden biri olarak öne çıktı. ABD destekli diktatör Fulgencio Batista’nın devrilmesinin ardından yeni kurulan komünist yönetimin kilit aktörlerinden biri oldu.
Uzun yıllar savunma bakanlığı yapan Castro, 2008’de sağlık sorunları yaşayan Fidel Castro’nun yerine devlet başkanlığı görevini devraldı. 2018’de görevini Miguel Diaz-Canel’e bıraksa da Küba siyasetindeki etkisini koruyan isimlerden biri olarak görülüyor.
“Operation Escorpion” iddiası
ABD’li savcılara göre Küba yönetimi, 1990’larda rejim karşıtı faaliyetler yürüten “Brothers to the Rescue” grubunu hedef almak için “Operation Escorpion” adlı bir plan hazırladı. İddianamede, örgüt içine yerleştirilen ajanların uçuş bilgilerini Havana’ya ilettiği ve Raul Castro’nun Ocak 1996’da ölümcül güç kullanımına onay verdiği öne sürüldü.
Dönemin savunma bakanı olan Raul Castro’nun yanı sıra beş Kübalı askeri yetkili de davada sanık olarak yer alıyor.
ABD Adalet Bakan Vekili Todd Blanche, Miami’de yaptığı açıklamada Castro’nun “kendi isteğiyle ya da başka bir şekilde” ABD’de yargı önüne çıkacağını söyledi. Blanche, iddianamenin “göstermelik değil, 30 yıllık bir soruşturmanın sonucu” olduğunu savundu.
Maduro örneği tartışılıyor
Raul Castro’ya yönelik suçlamalar, Washington’ın yıl başında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı yürüttüğü operasyon nedeniyle ayrıca dikkat çekiyor. Trump yönetimi, Maduro hakkında hazırlanan uyuşturucu kaçakçılığı iddianamesini gerekçe göstererek ocak ayında askeri operasyon düzenlemiş ve Maduro’yu ABD’ye götürmüştü.
Bu nedenle Castro hakkındaki dava da “olası bir müdahalenin hukuki zemini” olarak yorumlanıyor. Cumhuriyetçi Kongre üyesi Carlos Gimenez, iddianamenin ABD’ye Castro’yu Küba’dan “alma konusunda yasal dayanak” verdiğini savundu.
Trump ise olası bir askeri operasyon ihtimalini reddederek “Tırmanma olmayacak. Buna gerek yok. Küba zaten çöküyor” dedi. Ancak Trump yönetiminin son dönemde Küba’ya yönelik petrol ambargosunu sertleştirmesi ve Karayipler’e askeri sevkiyat yapması, Havana’daki endişeleri artırmış durumda.
Havana: “Siyasi provokasyon”
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ise suçlamaları “hukuki temeli olmayan siyasi bir manevra” olarak nitelendirdi. Havana yönetimi, 1996’daki uçakların Küba hava sahasını ihlal ettiğini ve müdahalenin “meşru müdafaa” kapsamında gerçekleştiğini savunuyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun aynı gün Küba halkına yönelik yayımladığı mesaj da gerilimi artırdı. Küba kökenli Rubio, ada ülkesindeki elektrik ve gıda krizinden doğrudan Küba yönetimini sorumlu tuttu.
Washington’ın son aylarda uyguladığı petrol ambargosu nedeniyle Küba’da uzun süreli elektrik kesintileri ve ciddi ekonomik kriz yaşanıyor. Analistler, Raul Castro iddianamesinin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda Havana üzerindeki siyasi baskıyı artırmayı hedefleyen yeni bir jeopolitik hamle olduğu görüşünde.
Kaynak: Gazete Oksijen
