Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya, küresel ölçekte ise ABD ve Çin’in ardından üçüncü sırada bulunuyor. Ancak son yıllarda art arda yaşanan krizler, ülkenin ekonomik gücünü baskı altına alıyor.
DW'de yer alan habere göre, jeopolitik gerilimler ve uluslararası çatışmalar tedarik zincirlerinde aksamalara yol açarken, yükselen enerji maliyetleri üretim giderlerini artırıyor. Bunun yanı sıra, özellikle yapay zeka ve ileri teknoloji alanındaki hızlı dönüşüm, küresel rekabet koşullarını yeniden şekillendirerek durgunluktan çıkmaya çalışan Alman ekonomisi üzerinde yeni baskılar oluşturuyor.
Almanya’nın ekonomik performansı Türkiye açısından da kritik önem taşıyor. Türkiye’nin en büyük dış ticaret ortağı ve ülkedeki en büyük yabancı yatırımcı olan Almanya’daki ekonomik yavaşlama; ihracat gelirlerinden turizme, yatırımlardan sanayi üretimine kadar birçok alanda Türkiye ekonomisini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle, özellikle Türk sanayisi ve kimya sektörü açısından stratejik öneme sahip Alman ekonomisindeki gelişmeler yakından izleniyor.
Kimya endüstrisinde kriz
Almanya’nın otomotiv ve makine sektörlerinden sonra en büyük üçüncü sanayi kolu olan kimya endüstrisi, BASF, Bayer ve Henkel gibi dev şirketleri bünyesinde barındırıyor; yüz milyarlarca euroluk gelir yaratırken yaklaşık 500 bin kişiye de istihdam sağlıyor. Ancak sektör, son yıllarda ciddi bir kriz baskısı altında bulunuyor.
Yüksek enerji maliyetleri, bürokratik yükler, uzun süredir devam eden ekonomik durgunluk ve küresel rekabet, Alman kimya şirketlerinin karşı karşıya olduğu başlıca sorunlar arasında yer alıyor. Özellikle enerji fiyatlarındaki artış, üretim süreçlerinde yoğun şekilde enerjiye ihtiyaç duyan kimya sektörünü doğrudan etkiliyor. Isı, yüksek basınç, buhar ve ısı transferi gibi üretimin temel unsurları büyük miktarda enerji gerektirdiğinden, maliyet artışları şirketlerin rekabet gücü ve kârlılığı üzerinde baskı yaratıyor.
İşten çıkarmalar artıyor
Sektörde kısa vadede toparlanma beklentisi de zayıf. Uzmanlara göre şirketler enerji verimliliği ve geri dönüşüm yatırımlarıyla üzerlerine düşeni yapmaya çalışsa da, asıl belirleyici siyasi kararlar olacak. Kimya sektörünün rekabet gücünü yeniden kazanabilmesi için uygun fiyatlı, güvenilir ve uzun vadeli enerji arzının sağlanması gerektiği vurgulanıyor. Avrupa’daki zayıf ekonomik büyüme nedeniyle kimyasal ürünlere talebin düşük kalması da krizi derinleştiriyor.
Bu tablo, yatırımların ertelenmesine, üretimin azaltılmasına ve işten çıkarmaların hızlanmasına yol açtı. BASF gibi şirketler Almanya’da maliyet azaltma programları uygularken yatırımlarını Çin gibi pazarlara kaydırıyor. 2022’den bu yana sektörde 13 binden fazla kişinin işini kaybettiği belirtiliyor. Uzmanlar, koşullar düzelmezse üretimin daha fazla yurtdışına kaymasının Avrupa’nın arz güvenliği açısından risk oluşturabileceği uyarısında bulunuyor.
Sektörün talepleri
Sektör, Alman hükümetinden enerji yoğun sanayilere daha güçlü destek, vergi teşvikleri, doğal gaz arzına ilişkin uzun vadeli güvence ve bürokrasinin azaltılmasını talep ediyor. Berlin yönetimi elektrik maliyetlerini düşürmeye ve AB karbon fiyatlandırma sisteminde değişiklik yapmaya çalışsa da, sektör temsilcileri mevcut adımların yeterli olmadığını savunuyor.