UBS emtia analisti Giovanni Staunovo’ya göre, altın ve petrol gibi varlıkların İran savaşı sona erse bile büyük fiyat artışları yaşamaya devam etmesi muhtemel.
Pazartesi yayımlanan bir notta Staunovo, Orta Doğu’daki devam eden çatışmanın emtia sektörü üzerindeki etkisini analiz etti ve şu ifadeleri kullandı:
“İran’daki devam eden gerilimler ve Hürmüz Boğazı’na yönelik riskler, özellikle petrol olmak üzere emtia fiyatları ve oynaklığı üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu. Temeller ve arz-talep dengesizliklerinin yanı sıra artan jeopolitik riskler nedeniyle emtialarda yukarı yönlü potansiyel görmeye devam ediyoruz”
Kitco'nun bildirdiğine göre Staunovo, İran’a yönelik saldırılardan önce Brent petrolün varil başına yaklaşık 72 dolar civarında işlem gördüğünü, ancak pazartesi günü 102 dolar seviyesinde olduğunu belirtti.
“Altın fiyatları şu anda ocak ayında kaydedilen tüm zamanların en yüksek kapanış seviyesinin yaklaşık yüzde 13 altında bulunuyor ve gerilimin tırmanmasından bu yana daha yüksek faiz beklentileri piyasa duyarlılığı üzerinde baskı oluşturuyor” diyen Staunovo, jeopolitik risk priminin zamanla azalmasının beklendiğini ancak emtialar için temel dinamiklerin destekleyici göründüğünü söyledi.
"Altın yükselişini sürdürecek"
“Çeşitli ekonomilerde petrol ürünleri stokları düşük seviyelerde seyrediyor ve stoklar yeniden doldurulana kadar talebi sınırlamak için daha da yüksek fiyatlar gerekebilir” diyen Staunovo, “Orta vadede, jeopolitik belirsizlik yüksek kalırken faiz beklentileri düşerse altının önemli ölçüde yükselmesini beklemeye devam ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Staunovo ayrıca UBS’in bakır ve alüminyum için daha fazla arz sıkıntısı öngördüğünü ve bunun orta vadede fiyatları destekleyeceğini, elektrifikasyon gibi yapısal faktörlerin ise uzun vadeli talebi desteklediğini sözlerine ekledi.
UBS emtia analistleri 16 Mart’ta yaptıkları değerlendirmede, risk hesaplamalarındaki değişim, faiz politikası, enflasyon ve güçlü temel talebin 2026 sonuna kadar ons altını 6.200 dolara kadar taşıyabileceğini öngörmüştü.
Analistler, İran çatışmasının başlamasından bu yana ons altının 5.200 dolar seviyesinin üzerine çıkamadığını ve beklenen güvenli liman talebinin ortaya çıkmadığını belirtti. Analistler, “Bu durum, geçen yıl altının yüzde 65 yükseldiği dönemle bir tezat oluşturuyor; o dönemde artan jeopolitik riskler, düşen reel faizler ve borç endişeleri gibi temel faktörlerle birlikte fiyatları desteklemişti. Son performansı, yatırımcıların likidite aradığı ve enerji varlıkları gibi alternatifleri değerlendirdiği benzer tarihsel dönemlerle örtüşüyor” ifadelerini kullandı.
Analistler ayrıca “Örneğin altın, 2022’de Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının ardından yüzde 15 yükselmiş, ancak Fed faiz artırımlarına başladığında yüzde 15-18 gerilemişti. Aynı durum Körfez Savaşı ve Irak Savaşı sırasında da yaşandı; fiyatlar başlangıçta sırasıyla yüzde 17 ve yüzde 19 yükseldi ancak gerilimler azaldıkça geri çekildi” sözlerini kaydetti.
Buna rağmen sarı metalin son dönemde yatay seyretmesi İsviçreli bankacılık devinin altının 2026’da yüzde 20 veya daha fazla değer kazanacağı yönündeki inancını sarsmış değil.
"Altın savaş tehdidinden değil, ekonomik etkilerinden korunmayı sağlar"
UBS analistlerinin altına ilişkin değerlendirmesinde şu sözlere yer verildi:
“Ons altın fiyatlarının bu yıl 5.900-6.200 dolar seviyesine doğru yükselmesi gerektiği görüşümüzü koruyoruz. Altın, savaşın doğrudan tehditlerinden ziyade çatışmaların daha geniş ekonomik etkilerine karşı bir korunma aracıdır. Altın esas olarak para birimi değer kaybı, artan bütçe açıkları ve ekonomik yavaşlama gibi parasal risklere karşı koruma sağlar; bu riskler jeopolitik çatışmaların sonucu olarak ortaya çıkabilir”
Analistler kısa vadede ise daha yüksek enerji fiyatları ve enflasyon endişelerinin ABD dolarını güçlendirdiğini ve potansiyel faiz artışlarına ilişkin kaygılar yarattığını, bunun da altın fiyatları için olumsuz olduğunu kabul etti.
Yapılan değerlendirmede, “Ancak merkez bankalarının enflasyon risklerine karşı dikkatli olmasını, fakat refleksif faiz artışlarına gitmemesini bekliyoruz” denildi.
Buna ek olarak ABD-İran çatışması ne kadar uzun sürerse, ekonomiye yönelik olumsuz etkiler riskinin o kadar artacağı ve bunun altına yönelik korunma talebini destekleyeceği belirtildi.
Değerlendirmede ayrıca, “Uzun vadede altın, enflasyona karşı bir korunma aracı olarak öne çıkıyor. Global Investment Returns Yearbook verilerine göre 1900’den bu yana altın ve emtiaların reel getirileri enflasyonla pozitif korelasyon gösteriyor” ifadelerine yer verildi.
"Altına yönelik temel talep güçlü kalmaya devam ediyor"
UBS ayrıca altına yönelik temel talebin güçlü kalmaya devam ettiğini vurguladı.
“ETF yatırımcıları bu ayın başlarında altın pozisyonlarını bir miktar azaltmış olsa da son dönemde pozisyonlar daha istikrarlı seyrediyor ve hedge fonlar altındaki net pozisyonlarını mütevazı ölçüde artırdı” diye yazdılar. “Merkez bankalarının devam eden alımları, yatırım faaliyetlerindeki artış ve Asya’da yükselen gelirler nedeniyle altın takısına yönelik yapısal talep artışı toplam altın talebini desteklemeye devam edecektir.”
Yapısal eğilimler de altının cazibesini desteklemeye devam edecek.
UBS'in raporunda ayrıca şu satırlara yer verildi:
“Yüksek kamu borcu seviyeleri ile merkez bankaları ve küresel yatırımcıların dolar dışındaki varlıklara yönelerek çeşitlendirme çabaları gibi yapısal eğilimlerin altının uzun vadeli görünümünü desteklemesini bekliyoruz. Bu nedenle ABD-İran çatışmasından kaynaklanan risklerin ötesindeki makroekonomik ve siyasi belirsizlikler göz önüne alındığında altın konusunda olumlu görüşümüzü sürdürüyoruz ve sarı metalin portföy çeşitlendirmesi açısından etkili bir araç olmaya devam ettiğine inanıyoruz”