ABD ve İsrail’in İran’a yönelik sürdürdüğü ortak askeri operasyonlar, küresel piyasalarda belirsizliği artırsa da altın fiyatları ve gümüş üzerinde beklenen kalıcı "güvenli liman" etkisini henüz yaratmadı. Piyasa stratejistleri, kıymetli metallerdeki mevcut fiyat hareketlerinin bir süre daha yatay seyirle konsolide olabileceğine işaret ederken, yatırımcıların ilgisinin düşük değerlenen diğer güvenli liman varlıklarına, özellikle tahvil piyasasına kayabileceği değerlendiriliyor.
Kitco'nun bildirdiğine göre, hafta sonu gerçekleşen füze saldırıları öncesinde yapılan analizlerde, altın için 5.400 dolar direnç seviyesinin aşılması için yeterli momentumun oluşmadığı, gümüşteki yükselişin ise 100 dolar sınırının altında kalacağı öngörülmüştü.
Piyasalardaki güncel duruma bakıldığında, her iki kıymetli metalin de direnç seviyelerine temas ettikten sonra belirgin bir satış baskısıyla karşılaştığı gözleniyor. Ons altın fiyatları 5.000 dolar destek seviyesini test ederken, gümüş fiyatları kısa süreliğine 80 doların altına geriledi.
MarketGauge Baş Piyasa Stratejisti Michele Schneider, yaşanan bu volatiliteyi geniş kapsamlı bir konsolidasyon sürecinin parçası olarak tanımlıyor. Schneider'e göre piyasanın bir sonraki kararlı hamlesi, kısa vadeli jeopolitik başlıklardan ziyade, finansal piyasalardaki yapısal değişimlere bağlı olacak.
Çatışmaların çok daha geniş çaplı ve uzun süreli bir savaşa evrilmesi durumunda ise petrol, altın ve gümüş fiyatlarında sert yükselişlerin kaçınılmaz olduğu vurgulanıyor.
Tahvil piyasası altın için risk oluşturuyor
Kısa vadede altın ve gümüş fiyatları üzerindeki en önemli baskı unsurlarından biri, tahvil piyasalarındaki cazip değerlemeler olarak öne çıkıyor. Geçtiğimiz hafta 10 yıllık ABD Hazine tahvili faizlerinin %4'ün altına gerilemesiyle birlikte yatırımcılar, belirsiz makroekonomik ortamda sermayelerini nereye tahsis edeceklerini yeniden değerlendirmeye başladı.
Küresel finansal sistemin istikrarı ve kredi piyasalarına dair endişelerin arttığı bu dönemde, tahvil piyasası altın karşısında alternatif bir güvenli liman olarak güç kazanıyor. Uzmanlar, spekülatörlerin ve tahvil yatırımcılarının, altından ziyade tahvilleri bir "emniyet ağı" olarak görmeye başlayabileceği bir döneme girildiğini ifade ediyor.
Yatırımcıların ABD hükümetinin borç yüküne dair endişeleri nedeniyle tahvillerden uzaklaşması ve bu durumun getirileri yükseltmesi söz konusu olsa da bu korku ikliminin bir sınırı bulunuyor. Finansal sistemin istikrarını korumak adına Fed'in her zaman "son alıcı" olarak devreye girme potansiyeli, piyasalar için önemli bir denge unsuru teşkil ediyor. Bu durum, hükümetlerin enflasyonla mücadele yerine finansal istikrarı önceliklendirebileceği beklentisini de beraberinde getiriyor.
Altın gümüş rasyosu ve piyasa beklentisi
Kıymetli metal yatırımcıları için takip edilmesi gereken en kritik gösterge altın/gümüş rasyosu olmaya devam ediyor. Boğa piyasasının erken aşamalarında 100 seviyesinin üzerine çıkan rasyo, gümüşün üç haneli rakamlara ulaşmasıyla sert bir düşüş yaşamıştı.
Mevcut durumda 61 seviyesinde dengelenen rasyonun 55'in altına inmesi gümüş için güçlü bir "alım" sinyali olarak kabul edilirken, 65'in üzerine çıkması durumunda yatırımcıların farklı varlık sınıflarına yönelmesi öneriliyor. Rasyonun orta 60'lı seviyelere tırmanması, kıymetli metal kompleksindeki genel yükseliş ivmesinin zayıfladığı anlamına gelebilir.
Jeopolitik gerilimler, tedarik zinciri riskleri ve yapısal ekonomik belirsizlikler nedeniyle uzun vadeli görünüm kıymetli metaller lehine kalmaya devam ediyor. Bakırdan petrole kadar birçok emtiada güçlenme gözlenirken, küresel ticaret savaşları ve öngörülemez siyasi gelişmeler piyasaları baskılamayı sürdürüyor.
Analistler, geçtiğimiz yıl yaşanan güçlü kazançların ardından yatırımcıların sabırlı olması ve piyasadan gelen sinyalleri dikkatle izlemesi gerektiğini belirtiyor. Altın ve gümüş, çeşitlendirilmiş bir portföyün temel bileşenleri olma özelliğini korurken, piyasanın yönünü netleştirmek için makroekonomik verilerin ve rasyo hareketlerinin takip edilmesi kritik önem taşıyor.