27 Mart 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 27.03.2026 13:24 | Son Güncelleme: 27.03.2026 16:00

Deutsche Bank raporu: Orta Doğu'daki savaş petrodolar sisteminin sonunu getirebilir

Deutsche Bank raporuna göre; ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşı, doların küresel hakimiyetinin temel taşı olan "petrodolar" sisteminin sonunu getirebilir. Körfez'deki güvenlik krizinin ABD'ye güveni sarsmasıyla birlikte, enerji ticaretinde "petroyuan" döneminin başlayabileceği vurgulandı
Deutsche Bank raporu: Orta Doğu'daki savaş petrodolar sisteminin sonunu getirebilir
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Deutsche Bank tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre, ABD ve İsrail'in İran'a açtığı savaş, ABD'nin dünyadaki finansal gücünün temel direklerinden biri olan petrodolar sisteminin sonunu getirebilir.

Deutsche Bank araştırmacısı Mallika Sachdeva bu hafta yayımladığı özel raporda, "Orta Doğu'nun, doların küresel rezerv para birimi rolündeki muazzam stratejik önemi hafife alınmamalıdır. Mevcut çatışma, petrodolar rejiminin temellerini test edebilir" ifadelerini kullandı.

1974'ten bugüne petrodolar çarkı

Middle East Eye'ın haberine göre petrodolar, ABD ile Körfez ülkeleri arasındaki stratejik bir anlaşmadan doğdu. Bu anlaşma kapsamında Körfez ülkeleri, petrollerini dünya genelindeki müşterilerine ABD doları üzerinden satıyor ve elde ettikleri gelirleri ABD'ye yeniden yatırım olarak yönlendiriyor.

Körfez devletlerinin bunu yapmasının en yaygın yolu ABD Hazine tahvilleri satın almaktır. Bu durum faiz oranlarının daha düşük kalmasına yardımcı oluyor ve Amerikan halkı ile ABD hükümetinin diğer ülkelere kıyasla daha ucuza borçlanmasını sağlıyor.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), aralarında paylaştıkları yaklaşık 250 milyar dolarlık varlıkla ABD Hazine tahvillerini elinde tutan en büyük 20 ülke arasında yer alıyor.

Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Katar ve Bahreyn para birimlerini ABD dolarına sabitliyor. Bu durum, söz konusu ülkelerin büyük miktarda ABD doları rezervi tutmasını gerektiriyor ve bu da doları güçlü kılıyor. Merkez bankaları, ulusal para birimleri zayıfladığında sabitlemeyi korumak için kendi para birimlerini ABD doları karşılığında geri alıyor.

Sistem, 1974 yılında Suudi Arabistan'ın Amerikan güvenlik garantileri karşılığında petrolünü dolar üzerinden fiyatlandırmayı ve bu fonları ABD tahvillerine yatırmayı kabul etmesiyle başladı. Raporda, "Dünya, büyük ölçüde dolarla ödeme yaptığı için birikimlerini de dolar cinsinden yapıyor" denildi.

Petroyuan dönemi mi başlıyor?

ABD Başkanı Richard Nixon'ın 1971'de doların altına dönüştürülebilirliğini iptal etmesinin ardından ABD, doları desteklemek için Körfez ülkelerine yönelmişti. Bu bağlamda, ABD'nin sağladığı bölgesel güvenlik petrodolar sisteminin kilit bir ayağını oluşturuyor.

ABD'nin İran'a yönelik savaşı şiddetlenirken, Suudi Arabistan ve BAE operasyonları desteklemeye bir adım daha yaklaştı.

Örneğin, Suudi Arabistan'ın Kral Fahd Hava Üssü'nü ABD güçlerine açtığı basına yansımıştı. Ancak bölgesel yetkililer ve analistler, uzun vadede ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşının, ABD'nin bölgenin güvenlik garantörü rolü hakkında ciddi şüpheler uyandırdığını belirtiyor.

Hürmüz Boğazı düğümü ve ABD'nin imajı

İran'ın Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü fiilen ele geçirdiği ve su yolundan hangi gemilerin geçeceğine karar verdiği ifade ediliyor. Kritik deniz yollarının denetimi, ABD'nin dünyanın baskın süper gücü olma iddiasının en temel parçasını oluşturuyor.

Deutsche Bank'tan Sachdeva, ABD'nin Körfez'de güvenliği sağlama konusundaki başarısızlıklarının petrodoların üzerine inşa edildiği temeli yıkabileceğini yazdı. Sachdeva, "Mevcut çatışma, ABD'nin Körfez altyapısına yönelik güvenlik şemsiyesini ve küresel petrol ticareti için deniz güvenliğini zorlayarak daha büyük fay hatlarını ortaya çıkarabilir. Körfez ekonomilerinin göreceği zarar, büyük ölçüde dolar cinsinden tutulan yabancı varlık birikimlerinin elden çıkarılmasını teşvik edebilir" değerlendirmesinde bulundu.

Sınırları aşan enerji piyasaları ve Trump

Bu denklem iki yönlü işliyor. 1970'lerde ABD, Körfez enerjisine büyük ölçüde bağımlıydı; ancak o zamandan beri enerjide bağımsız hale geldi ve Körfez'den çok az ithalat yapıyor. Enerji piyasaları sınırları aşıyor; savaş nedeniyle ABD'de benzin fiyatları artsa bile, Asya ve Avrupa çok daha yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalıyor.

Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump Hürmüz Boğazı'nın sorumluluğunun neden ABD'de olması gerektiği konusunda şikayetlerini dile getirdi. Trump geçen hafta yaptığı açıklamada, "Biliyorsunuz, biz o boğazı kullanmıyoruz... Bizim buna ihtiyacımız yok. Avrupa'nın ihtiyacı var. Kore, Japonya, Çin ve diğer birçok kişinin ihtiyacı var. Bu yüzden bu işe biraz onların da dahil olması gerekecek" dedi.

Çin etkisi ve petrodoların zayıflaması

Petrodoların çöküşüne dair senaryolar yıllardır tartışılıyor. Bu süreç, ABD'nin Ukrayna'yı işgali nedeniyle Rusya'ya uyguladığı ağır yaptırımların ardından büyük bir ivme kazandı. Çin, ödemelerini Çin yuanı ve Rus rublesi karışımıyla yaptığı Rus petrol ve gazının önemli bir alıcısı olarak öne çıktı.

Bugün İran petrolünün yüzde doksanı Çin'e ihraç ediliyor. Çin aynı zamanda Suudi Arabistan ham petrolünün de en büyük müşterisi konumunda. Deutsche Bank raporu, ABD'nin İran savaşının "petrodolar hakimiyetinin erozyona uğramasında bir katalizör ve petroyuanın başlangıcı" olarak tarihe geçebileceği uyarısıyla son buldu.

Kaynak: Gazete Oksijen