Almanya’nın markı, Fransa’nın frangı ve Finlandiya’nın markkası gibi İsveç kronunun da geçmişe karışabileceği ihtimali gündeme geliyor.
İsveç uzun süredir Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen neredeyse 13 yıldır kullanılan ortak para birimi euroya katılmayı reddediyor. Ancak artan jeopolitik belirsizlik ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump döneminde transatlantik ilişkilerin soğuması karşısında ülkenin daha sıkı entegrasyon politikasına başvurmasına olası gözle bakılıyor.
Kamuoyu desteği son yıllarda Nordik bölgesinin en büyük ekonomisi olan İsveç’te euro benimsenmesi yönünde artış gösterse de konu hala tartışmalı ve para birimi değişikliğinin tamamlanmasının muhtemelen yıllar alması bekleniyor. İsveç’in pozisyonundaki olası bir değişimin Avrupa Birliği için önemli bir dönüm noktası olacağı ve dolar karşısında güvenin sarsıldığı bir dönemde euroya olan kredibiliteyi artıracağı düşünülüyor.
Halk euroyu istiyor mu?
İsveç, 1995’te Avrupa Birliği'ne katıldı ve belirli ekonomik kriterler karşılandığında euroyu benimseme yükümlülüğünü hukuken üstlendi. Ancak blok içinde tek para birimi 1999’da hayata geçirildikten sonra İsveç siyasi ve ekonomik nedenlerle katılmamayı tercih etti; bunlar arasında egemenlik endişeleri ve kronanın ekonomiyi dengelemedeki rolünün kaybedilmesi korkusu vardı. 2003’te yapılan bağlayıcı olmayan bir referandumda, seçmenlerin yaklaşık yüzde 56’sı euroyu reddetti ve sonraki hükümetler bu sonucu saygıyla karşıladı.
Ekonomik açıdan İsveç, para politikası üzerinde kontrolünü korumayı ve dalgalı döviz kuru sistemini sürdürmeyi tercih etti. Ülke, euroyla diğer para birimleri arasındaki döviz kurunu yöneten Avrupa Birliği ERM II mekanizmasına katılmadı. ERM II’ye katılım, euroyu benimsemenin ön koşullarından biri.
İsveç, 27 üyeli birlik içinde hala kendi para birimini kullanan altı ülkeden biri. Çekya, Danimarka, Macaristan, Polonya ve Romanya da kendi para birimini kullanıyor. Danimarka, euroya geçiş konusunda resmi bir muafiyet müzakere etmiş durumda.
İsveç, euroyu benimseme konusunu neden gözden geçiriyor?
Hükümet, İsveç’in tek para birimine katılmayı en son ciddi şekilde değerlendirdiği zamandan bu yana jeopolitik ve ekonomik ortamın önemli ölçüde değiştiğini ve bunun da Avrupa Birliği'nin geri kalanıyla daha yakın entegrasyonu desteklediğini savunuyor. Son yıllardaki büyük değişimler arasında Rusya’nın Ukrayna’yı işgali de yer alıyor. Bu savaş, İsveç’in uzun süredir izlediği askeri tarafsızlık politikasından dönüp Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne katılmasına yol açarken Çin’in küresel etkisinin artması da hükümeti entegrasyon konusunda sıkı bir değişiklik yapmaya itiyor.
Bloomberg'e göre Trump döneminde transatlantik ilişkilerin kötüleşmesi, serbest dalgalı kronun uzun vadeli sürdürülebilirliği konusunda da şüpheler yaratıyor. Bu endişeler, kronun jeopolitik bir kriz sırasında potansiyel olarak yoğun piyasa dalgalanmalarına karşı savunmasız kalabileceği bir durumda, daha büyük bir para birliği dışında olmanın getirdiği kırılganlık üzerine odaklanıyor.
İsveç euroyu benimserse ne olur?
Ekonomist Lars Calmfors ve diğer gözlemciler, euro bölgesindeki 21 ülke ile aynı para birimini paylaşmanın ticareti daha kolay ve öngörülebilir hale getireceğini ve bunun İsveç’in genel ekonomisine fayda sağlayacağını söylüyor. İskandinav ülkesinin mal ticaretinin yüzde 60’ından fazlası Avrupa Birliği'nin geri kalanıyla yapılıyor. Döviz kuru dalgalanmalarının ortadan kalkmasının ithalatçılar ve ihracatçılar için maliyetleri ve belirsizliği azaltma ihtimali üzerinde duruluyor. Euroyu benimsemenin İsveç’in Avrupa’daki komşularına daha sıkı bağlanmasını sağlayabileceği de ifade ediliyor.
İsveç kronu terk ederse ne olur?
Kronu kaybetmek, bağımsız para politikasından vazgeçmek anlamına geliyor; bu politika şu anda İsveç’in faiz oranlarını ülke içi koşullara göre belirlemesine olanak tanıyor. Serbest dalgalı döviz kuru, aynı zamanda İsveç’in ihracata dayalı ekonomisi için bir “hava yastığı” görevi görüyor. Bu kriz zamanlarında kronun genellikle değer kaybetmesi ve böylece İsveç mallarını yurt dışında daha ucuz hale getirerek ekonomik büyüme üzerindeki etkiyi hafifletmesi anlamına geliyor. Euro bölgesi borcuna maruz kalma konusunda endişeler öne çıkıyor; Eurostat’a göre bu borç, gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 80’inden fazla. İsveç’in borç/gayri safi yurt içi hasıla oranı ise yaklaşık yüzde 33.
Kaynak: Gazete Oksijen

