Koç Holding CEO'su Levent Çakıroğlu, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin (AB) genel rekabet gücünün ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek "Türkiye olmadan AB’nin endüstriyel gücü eksik ve çok daha zayıf kalacaktır. Mevcut kazanımları korumak adına 'Made in EU' (Avrupa’da Üretilmiştir) kavramını 'Made with EU' (Avrupa ile Birlikte Üretilmiştir) olarak yeniden tanımlamak ortak sorumluluğumuzdur" dedi.
Çakıroğlu, iş dünyasının uzun vadeli yatırım kararları alabilmesi için "güven" ve "öngörülebilirlik" unsurlarının kritik önem taşıdığını vurguladı.
Gümrük Birliği'nin son 30 yılda Türkiye-AB ilişkilerinin gelişmesi için sağlam bir çerçeve sunduğunu belirten Çakıroğlu, bu süreçte belirtilen ekonomik büyümenin her iki taraftaki işletmelerin teknoloji, rekabetçilik, verimlilik ve endüstriyel kapasiteye yaptığı yatırımlarla elde edildiğini kaydetti.
"Avrupa Birliği'nin dijitalleşme ve yeşil dönüşüm hedeflerine hizmet ediyoruz"
Koç Grubu olarak AB ile olan ikili ticaret hacimlerinin 16 milyar doları ihracat, 10 milyar doları ithalat olmak üzere toplam 26 milyar dolara ulaştığını ifade eden Çakıroğlu, "İnovasyon ve verimlilik yatırımlarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Son 10 yıldır dijital teknolojileri oldukça agresif bir şekilde operasyonlarımıza entegre ettik. Bunun bir sonucu olarak, ileri imalattaki liderlikleri sayesinde 6 fabrikamız Dünya Ekonomik Forumu tarafından 'Küresel Öncü Fabrikalar Ağı' listesine kabul edildi. Bu fabrikalardan birinin Romanya'da olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Dolayısıyla bizler, Avrupa Birliği'nin dijitalleşme ve yeşil dönüşüm hedeflerine doğrudan hizmet ediyoruz" diye konuştu.
"Türkiye, AB pazarı için asla bir 'arka kapı' değildir"
Çakıroğlu, son dönemde gündeme gelen AB'nin yeni sanayi hamlelerine ve kısıtlayıcı korumacı politikalara değinerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Gümrük Birliği'nin, elde edilen kazanımlar üzerine inşa edilerek modernize edilmesini beklerken, bugün Net Sıfır Sanayi Yasası gibi düzenlemelerle yeni zorluklarla karşı karşıya kalıyoruz. Türkiye, Avrupa Birliği'nin genel rekabet gücünün ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye olmadan AB’nin endüstriyel gücü eksik ve çok daha zayıf kalacaktır. Mevcut kazanımları korumak adına 'Made in EU' (Avrupa’da Üretilmiştir) kavramını 'Made with EU' (Avrupa ile Birlikte Üretilmiştir) olarak yeniden tanımlamak tüm ilgili tarafların ortak sorumluluğudur".
Çakıroğlu, "Avrupalı iş ortaklarımızla görüştüğümüzde ana endişenin Çinli oyunculara karşı rekabet olduğunu görüyoruz. Çin'in Türkiye'deki doğrudan yabancı yatırım tutarı yaklaşık 3 milyar dolar seviyesindeyken, AB'de bu rakam 117 milyar dolardır. Dolayısıyla Türkiye, AB pazarı için asla bir 'arka kapı' rolü oynamamaktadır" diye konuştu.
AB'nin Mercosur, Hindistan ve Endonezya gibi yeni ticaret anlaşmaları arayışında olmasını olumlu bulduğunu belirten Çakıroğlu, "Ancak buradaki asıl soru şudur; Türkiye'yi dışarıda bırakarak, halihazırda çok başarılı olan Gümrük Birliği'ni zayıflatırsanız, masaya oturacağınız yeni ortaklarınıza nasıl bir mesaj vermiş olursunuz?" diyerek sözlerini tamamladı.
Kaynak: AA
