Altın, son 13 yılın en sert aylık düşüşünü yaşarken bazı merkez bankalarının alıcı konumdan satıcıya geçmesi dikkat çekti. Ancak uzmanlara göre bu tablo, altının cazibesini yitirdiğini değil, aksine kriz dönemlerinde ne kadar kritik bir rol oynadığını gösteriyor.
Market Watch'da yer alan habere göre, Birleşik Krallık merkezli değerli metaller şirketi GoldCore’un pazarlama direktörü Jan Skoyles, merkez bankalarının altından uzaklaştığı yönündeki söylemlerin verilerle örtüşmediğini belirtiyor. Skoyles’a göre yaşananlar, yapısal bir değişimden ziyade, ciddi kur baskısı altındaki bazı ülkelerin kriz kaynaklı satışlarından ibaret. “Altın, değerini koruduğu için satılabiliyor. Bu bir zayıflık değil, tam olarak altının varlık sebebi” diyen Skoyles, altının kriz anlarında likidite sağlayan temel araçlardan biri olduğuna dikkat çekiyor.
Merkez bankalarının talebi yükselişi destekledi
Nitekim son yıllarda merkez bankalarının güçlü altın talebi, fiyatlardaki yükselişin başlıca dayanaklarından biri oldu. Dünya Altın Konseyi verilerine göre 2022, 2023 ve 2024’te merkez bankaları her yıl 1000 metrik tonun üzerinde altın alımı gerçekleştirdi. Bu rakam, önceki on yılın ortalamasının yaklaşık iki katına denk geliyor. 2025’te alımlar bir miktar yavaşlasa da 863 tonla yüksek seviyesini korudu.
Ancak Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle dengeler değişti. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılar başlatmasının ardından altın fiyatları sert geriledi. En aktif altın vadeli kontratları mart ayında yaklaşık yüzde 11 düşerek Haziran 2013’ten bu yana en kötü aylık performansını kaydetti. Haziran vadeli altın 2 Nisan’da 4.679,70 dolardan kapanırken, ocak ayındaki zirvesine göre yaklaşık yüzde 17 değer kaybetti.
"Güvenli liman" performansı sergilemedi
Bu süreçte altın, yükselen petrol fiyatları, enflasyon kaygıları ve küresel belirsizliklere rağmen klasik bir “güvenli liman” performansı sergilemedi. Bunun yerine yatırımcılara belki de daha kritik bir işlev sundu: likidite.
Skoyles’a göre petrol fiyatlarının yükselmesi, enerji ithalatçısı ülkelerin daha fazla dolara ihtiyaç duymasına yol açıyor. Avrupa, Türkiye, Japonya ve Hindistan gibi ekonomiler aynı anda dolar likiditesi arayışına giriyor.
Bu baskı altında euro savaşın başlamasından bu yana dolar karşısında yüzde 7 değer kaybederken, Türk lirası da art arda rekor düşük seviyelere geriledi. Böyle bir tabloda ülkeler, acil nakit ihtiyacını karşılamak için ellerindeki en likit ve dolar dışı rezerv varlık olan altını satmayı tercih ediyor.
Skoyles bu durumu, “Bu altına olan güvenin kaybolduğu anlamına gelmiyor; sadece nakde ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor” sözleriyle özetliyor.
Merkez bankalarının altın satışları
ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Darphane’nin eski direktörü Edmund Moy, merkez bankalarının altın satışlarından yola çıkarak uzun vadeli bir eğilim çıkarmanın yanıltıcı olabileceğini söylüyor. Moy’a göre her ülkenin satış gerekçesi farklı ve bu nedenle genelleme yapmak doğru değil.
Ayrıca altın satan ya da kısa vadede satış planlayan merkez bankalarının sayısı oldukça sınırlı. Değerli metaller şirketi U.S. Money Reserve’de stratejist olarak da görev yapan Moy, “Bu olağan dışı bir durum değil. Genel tabloya bakıldığında merkez bankaları altının net alıcısı olmaya devam ediyor ve edecek” diyor.
Dünya Altın Konseyi’nin verilerine göre şubat ayında küresel merkez bankaları toplamda 19 metrik ton altın aldı. Bu dönemde Polonya 20 tonluk alımla öne çıkarken, Türkiye ve Rusya satış yapan ülkeler arasında yer aldı. 2025 yılı boyunca ortalama aylık alımın 26 ton olduğu düşünüldüğünde, şubat verisi görece daha düşük bir seviyeye işaret ediyor.
2022’den bu yana merkez bankalarının altın talebinde belirleyici aktörlerden biri olan Çin Merkez Bankası’nın ise alımlarını geçici olarak durdurmuş olabileceği belirtiliyor. Ancak GoldCore’dan Jan Skoyles, Çin’in rezerv verilerinin çoğu zaman şeffaf olmadığını ve gerçek alımların olduğundan düşük gösterilebildiğini hatırlatıyor.
Öte yandan Türkiye, çatışmaların başlamasından bu yana Türk lirasını desteklemek amacıyla rezervlerinden yaklaşık 60 ton (yaklaşık 8 milyar dolar) altın sattı. Skoyles’a göre bu durum, altının değerine dair bir görüş değişikliğinden değil, “acil döviz ihtiyacından kaynaklanan bir savunma hamlesi.”
Polonya cephesinde ise merkez bankası, yaklaşık 550 tonluk altın rezervinin bir kısmını nakde çevirerek savunma harcamaları için yaklaşık 13 milyar dolar kaynak yaratmayı önerdi. Henüz sadece öneri aşamasında olan bu plan, son iki yılda her yıl 100 tonun üzerinde altın alımı yapan Polonya’nın olası satış ihtimali nedeniyle piyasada dikkatle izleniyor.
Rusya ise 2025’ten bu yana altın rezervlerini azaltarak Ukrayna’daki savaşı finanse etmeye çalışıyor. Bu kapsamda yaklaşık 2,4 milyar dolarlık satış yapılırken, ülkenin altın rezervleri son 40 yılın en düşük seviyesine geriledi. Skoyles’a göre bu satışlar portföy tercihi değil, doğrudan “savaş finansmanı” niteliği taşıyor.
Money Metals Exchange CEO’su Stefan Gleason da yılın ilk çeyreğinde Türkiye, Polonya ve Rusya başta olmak üzere bazı ülkelerin finansal baskı altında altın sattığını belirtiyor. Gleason’a göre bu süreç, altının temel işlevini bir kez daha ortaya koydu:
“Bu ülkeler için altın görevini yaptı ve hızlı likidite sağlayan güvenilir bir kaynak oldu.”
Alım fırsatı
Altında son dönemde görülen zayıflığa rağmen, değerli metalin son yıllardaki performansı uzun vadede yükseliş potansiyelinin sürdüğüne işaret ediyor.
Zaner Metals’te başkan yardımcısı ve kıdemli metal stratejisti olan Peter Grant’e göre altın, son beş yılda “marjinal bir çeşitlendirme aracından, yüksek varlıklı bireyler ve kurumsal yatırımcılar için temel bir varlığa” dönüştü.
Son yıllardaki yükselişi destekleyen temel dinamiklerin ise hâlâ geçerli olduğuna dikkat çekiliyor. Bunlar arasında küresel borçların hızla artması, para birimlerinin değer kaybı, dolardan uzaklaşma eğilimi, merkez bankalarının altın talebi, jeopolitik istikrarsızlık, iç siyasi gerilimler ve politika belirsizliği öne çıkıyor.
Özel yatırımcıların davranışı da bu tabloyu destekliyor. BullionVault araştırma direktörü Adrian Ash’e göre yatırımcılar, fiyatlardaki son düşüşü bir fırsat olarak değerlendiriyor. Ash, bu geri çekilmenin, ocak ayındaki tarihi zirve öncesi seviyelere dönme imkânı sunduğunu belirtiyor.
Nitekim BullionVault’un dijital piyasasında alıcı ve satıcı oranını ölçen Gold Investor Index, mart ayında 60,7’ye yükselerek Ağustos 2020’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Bu da fiyatlar düşerken bile yatırımcı talebinin arttığını gösteriyor.
Kaynak: Gazete Oksijen

