Greg Jaffe, Helene Cooper, Eric Schmitt and Julian E. Barnes / The New York Times
İki mürettebat, savaş uçakları İran ateşiyle vurulduktan sadece saniyeler sonra kendilerini fırlatma koltuğuyla dışarı attı. İran'da düşman ateşiyle kaybedilen ilk savaş uçağı olan F-15E Strike Eagle, yere şiddetle çakıldı.
Hava Kuvvetleri subayları cuma sabahı düşman bölgesinin derinliklerinde, yalnız ve sadece tabancalarla donanmış haldeydi. Uçağın pilotu birliğiyle “sürekli iletişim” halindeydi ve askeri yetkililere göre yaklaşık altı saat sonra, yoğun ateş altına giren saldırı uçakları ve helikopterlerin de yer aldığı bir operasyonla kurtarıldı.
Ancak uçağın silah sistemleri subayı kayıptı. Fırlatma anındaki kaos sırasında pilottan ayrılmıştı. Bu durum, ABD ordusu ve CIA görevlilerinin iki gün boyunca tüm bölgede yürüttüğü geniş çaplı bir arama operasyonunun ana odağı haline geldi.
Silah subayının hayatta kalma mücadelesi ve kurtarılmasına dair bu anlatım, hassas operasyon hakkında konuşmak için isimlerinin gizli kalması şartıyla konuşan yaklaşık bir düzine mevcut ve eski askeri ve yönetim yetkilisiyle yapılan görüşmelere dayanıyor.
Kurtarma süreci hakkında bilgilendirilen bir askeri yetkili, keşif uçakları ve insansız hava araçlarının uçağın düştüğü yerin yakınlarını taradığını ancak silah subayını ya da hayatta olduğuna dair herhangi bir iz bulamadığını söyledi.
Yetkiliye göre ordu, durumunu “bilinmiyor” olarak nitelendirdi.
İran’da yerde olan subayın görevi iki kelimeye indirgenmişti: kaçınma ve hayatta kalma. Olası düşmanlarla çevriliyken 7.000 feet (yaklaşık 2.130 metre) yüksekliğinde bir sırt hattına tırmandı ve ABD güçleri onu bulana kadar güvende kalmayı umduğu bir kaya yarığına saklandı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, uçağın düştüğünü ve pilotun kurtarıldığını açıklayan bir bildiri hazırlıyordu.
Silah subayından sinyal alındı
Ancak tam açıklamayı yayımlamak üzereyken — savaş uçağının vurulmasından yaklaşık 14 saat sonra — ABD’li yetkililer, silah subayının taşıdığı bir sinyal cihazı sayesinde konumunu tespit etti. Hava Kuvvetleri pilotları ve silah sistemleri subayları, kurtarma ekipleriyle koordinasyon sağlamak için bu tür sinyal vericiler ve güvenli iletişim cihazlarıyla donatılır. Ancak askeri yetkililerin belirttiğine göre, düşman tarafından tespit edilebileceği için bu cihazları sürekli kullanmamaları ve kullanımını sınırlamaları konusunda eğitim alırlar.
Merkez Kuvvetler Komutanlığı yetkilileri hazırladıkları açıklamayı derhal geri çekti. Savunma Bakanı Pete Hegseth, Başkan Donald Trump’ı arayarak, silah subayını bulma ihtimali olduğu sürece pilotun kurtarıldığı bilgisinin gizli tutulması gerektiğini söyledi.
İran, arama için birkaç ekip göndermişti; bunlardan biri silah subayının saklandığı dağın eteklerinde toplanmıştı. İran açısından düşürülen Hava Kuvvetleri albayı, ABD ile yapılabilecek yüksek riskli müzakerelerde kullanılabilecek önemli bir kozdu.
“Kimseyi geride bırakmama” ilkesini benimseyen ABD ordusu için ise düşen subayı bulmak ahlaki bir zorunluluktu.
Fırlatma anının şiddetiyle sarsılan silah subayı beklemeye başladı. Hem ABD hem de İran güçlerinin kendisini bulmak için yarıştığını biliyordu.
Bir askeri yetkili, silah sistemleri subayının gönderdiği sinyallerin aralıklı (kesik kesik) olduğunu söyledi. Ordunun ilk görevi ise, sinyal gönderen kişinin gerçekten silah subayı olduğundan emin olmaktı çünkü İran’da birinin onun ekipmanını bulup bu cihazı kullanıyor olma ihtimali de vardı.
CIA'in aldatmaca hamlesi
Virginia eyaletinin Langley kentindeki yerleşkesinde CIA, ABD ordusuna ve havacıya zaman kazandırmak amacıyla bir aldatma planı geliştiriyordu.
İran’da, havacının bulunduğu ve kara konvoyuyla ülke dışına çıkarıldığı yönünde söylentiler yaydılar. Amaç, İranlıların arama faaliyetlerini havacının olduğu düşünülen bölgeden uzaklaştırıp, bunun yerine bölgeden çıkan yollara yönlendirmeleriydi.
Üst düzey bir yönetim yetkilisine göre, bu CIA operasyonu havacıyı arayan İran güçleri arasında kafa karışıklığı yarattı.
Ancak İran tarafı aramayı daha da yoğunlaştırdı. Devletin ana yayın organı aracılığıyla halka çağrı yaparak “düşman pilotu ya da pilotlarını” yakalayıp güvenlik güçlerine canlı olarak teslim edenlere ödül verileceğini duyurdu.
Silah subayının kimliği doğrulandıktan sonra operasyon başladı
Cumartesi sabahı Donald Trump, İran’a yönelik tehditlerini artırarak, ülkenin liderleri Strait of Hormuz’u tüm gemi trafiğine açmadığı takdirde elektrik altyapısını yok edeceğini söyledi. Sosyal medyada “Zaman daralıyor, 48 saat içinde üzerlerine cehennem çökecek” diye yazdı.
Tam o sırada ABD’li askeri yetkililer, son derece geniş kapsamlı ve karmaşık bir kurtarma operasyonunun son hazırlıklarını yapıyordu. Operasyonda, SEAL Team 6 unsurlarının liderliğinde yaklaşık 100 Özel Kuvvet personeli yer alıyor, gerektiğinde Delta Force komandoları ve Army Rangers hazır bekletiliyordu. Ayrıca helikopterler, keşif uçakları, savaş uçakları ve havadan yakıt ikmal uçaklarından oluşan çok daha büyük bir konvansiyonel güç destek için hazırlanmıştı.
Bir ABD’li askeri yetkiliye göre, silah sistemleri subayının konumunu belirlemek ve gerçekten o olduğundan emin olmak saatler sürdü. Bu süreçte CIA da devreye girerek, ajansa özgü özel bir teknolojiyle dağdaki kaya yarığında saklanan havacının yerini tespit etti ve kimliğini doğruladı. ABD ve İsrail yetkilileri ayrıca, havacının yalnız olup olmadığını, İran güçleri tarafından çevrilip çevrilmediğini ya da yakalanıp yakalanmadığını anlamak için istihbarat topladı.
Havacının yalnız olduğu kesinleşince, üst düzey askeri yetkililer kurtarma operasyonunu başlatmak için hava kararana kadar bekledi. Komandolarla dolu Özel Kuvvet helikopterleri, onun beklediği ücra dağlık bölgeye doğru hızla harekete geçti.
Üst düzey bir ABD’li yetkili, bu operasyonu ABD Özel Kuvvetler tarihindeki en zorlu ve en karmaşık görevlerden biri olarak tanımladı. Komandolar; sarp dağlık arazi, kendilerine saldırması muhtemel İran güçleri ve durumu belirsiz olan yaralı havacının sağlık durumu gibi ciddi zorluklarla karşı karşıyaydı.
Kurtarma uçakları kum piste saplandı
Komandolar hedef noktaya indiği sırada, ABD savaş uçakları bombalar bıraktı; patlamaların parlak turuncu ışığı çevredeki dağların silüetlerini aydınlattı. Üst düzey bir askeri yetkiliye göre, silah sistemleri subayı saklandığı yerden kurtarma ekibine, İranlı unsurların ilerlediğini gördüğü ve vurulması gereken noktaları bildirdi. Komandolar da bölgede olabilecek İran güçlerinin kendilerine yaklaşmasını engellemek için yoğun şekilde ateş açtı.
Ancak doğrudan bir çatışmaya girilmedi. ABD’li yetkililer, havacının saklandığı bölgenin İran rejimine güçlü şekilde karşı olduğunu ve İran güçlerinin bölgeye ne kadar yaklaştığının net olmadığını belirtti.
Subay hızla bir helikoptere bindirildi ve İran içinde, Özel Kuvvetler tarafından daha önce olası kurtarma operasyonları için hazırlanmış, kumluk ve oldukça ilkel bir piste götürüldü.
Plan, havacıyı ve kurtarma timini derhal iki adet C-130 uçağına yükleyerek Kuveyt’teki bir havaalanına taşımaktı. Ancak son anda beklenmedik bir sorun yaşandı: askeri yetkililere göre bu uçaklardan en az birinin, muhtemelen her ikisinin de burun iniş takımı kumlu zemine saplandı.
Saatler geçti. Sıkışan iniş takımlarını kurtarma çabaları başarısız olunca komandolar üç yedek uçak çağırdı.
Pentagon’da ve Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nda yetkililer endişeyle bekliyordu. Neredeyse tamamlanmış gibi görünen bu tehlikeli görevin başarısı bir anda yeniden belirsizliğe sürüklendi.
ABD güçleri kendi uçaklarını imha etti
Sonunda komandolar ve yaralı silah sistemleri subayı, yeni gelen üç yedek uçağa yeniden bindirildi. Kurtarma ekibi bölgeden ayrıldıktan sonra, Amerikan savaş uçakları, İran’ın eline geçmelerini önlemek için arızalanan iki uçağı bombalayarak imha etti.
Güneş doğarken, üç uçak uzak pistten art arda havalandı. Kurtarılan havacıyı taşıyan uçak ilk kalktı, diğerleri onu takip etti.
Uçakların İran hava sahasından çıktığı haberi Beyaz Saray’a ulaştığında, Donald Trump operasyonun başarıyla tamamlandığını duyurdu.
Trump, Washington’da gece yarısından birkaç dakika sonra sosyal medyada “ONU ALDIK!” diye yazdı: “Bu cesur savaşçı, İran’ın tehlikeli dağlarında düşman hatlarının gerisindeydi ve düşmanlarımız tarafından saatler geçtikçe daha da yakından takip ediliyordu.”
Trump, kurtarılan subayın “yaralandığını” ancak “gayet iyi olacağını” belirtti.
Tüm komandoların güvende olduğu açıklandı. ABD tarafında can kaybı yaşanmadı.
© 2026 The New York Times Company