Yeni çıkan diziler ve izlenmesi gereken en iyi filmler hangileri? IMDb puanı yüksek filmler, ters köşe senaryolarıyla şaşırtan diziler ve ödül sezonuna damga vuran yapımlarla dolu bir izleme listesiyle karşınızdayız!
Oksijen Dijital Platformlar Editörü Elçin Yahşi; her hafta Netflix, Disney+, Amazon Prime Video ve BluTV gibi popüler platformlarda öne çıkan yapımları, gerçek olaylardan uyarlanan filmleri ve hafta sonu bir solukta izleyebileceğiniz dizileri derliyor ve 'Ne İzleyelim?' bülteniyle her cumartesi sabah 09.00'da mail olarak okurlarımıza iletiyor. Eğer "Bugün ne izlesem?" diye düşünüyorsanız, Mayıs 2026'nın en çok konuşulan dizileri ve en iyi yeni çıkan filmleri bu listede!
Elçin Yahşi'nin Ne İzleyelim? bülteni her cumartesi saat 09.00'da posta kutunuzda olsun istiyorsanız bu adresten ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
9 - 15 Mayıs
HBO Max’te Palu Ailesi belgeseli Karanlık Sarmal
Her şey, Aralık 2018’de Havva Palu’nun oğulları İsa ve Fatih ile birlikte Müge Anlı’ya başvurmasıyla başladı. Amaç, 2008 yılında kaybolan kızı Meryem Tahnal ile 2009’da kaybolan torunu Melike Tahnal’ı bulmaktı. Ancak bu başvuru, kısa sürede Türkiye’nin en karanlık aile hikâyelerinden birinin kapısını araladı.
Araştırmalar derinleştikçe yıllarca gizli kalan iddialar bir bir ortaya döküldü: çocuk istismarı, aile içi şiddet, dini manipülasyon ve cinayet… Bu karanlık yapının merkezinde ise ailenin damadı Tuncer Ustael vardı. Soruşturma kapsamında Ustael başta olmak üzere Palu ailesi üyeleri gözaltına alındı.
2021 yılında sonuçlanan davada Tuncer Ustael’e ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilirken, diğer aile üyeleri de çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. Ancak dava kapanmış olsa da geride hâlâ cevaplanmamış sorular, karanlıkta kalan detaylar ve akıbeti netleşmeyen kayıplar bulunuyor.
Üç bölümden oluşan yeni belgesel serisi Palu Ailesi: Karanlık Sarmal, bu ürkütücü dosyayı tüm yönleriyle ele alarak izleyiciyi yeniden bu karanlığın içine çekmeye hazır. Gerçeklerin rahatsız edici olduğu bu hikâye, bütün bölümleriyle HBO Max’te izleyiciyle buluşuyor.
Ve yine HBO Max’te
U.S. Against the World: Four Years with the Men's National Soccer Team (2026)
11 Haziran – 19 Temmuz arasında düzenlenecek 2026 Dünya Kupası için heyecan günden güne yükselirken, ABD erkek milli futbol takımının yıldız oyuncuları Christian Pulisic, Tyler Adams, Tim Weah ve Weston McKennie’nin hazırlık sürecindeki performanslarını takip eden bu belgesel serisi; Katar’da düzenlenen 2022 FIFA Dünya Kupası’ndan günümüze takımın dört yıllık yolculuğunu ekranlara taşıyor.
Futbolseverler, 13 Mayıs Çarşamba gününden itibaren bu belgesel serisini HBO Max üzerinden izleyebilecek.
Fatih Akın’ın son filmi Amrum, TV+’ta
Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın, Duvara Karşı, Yaşamın Kıyısında, In the Fade, In July gibi başarılı filmlerinin ardından, İkinci Dünya Savaşı’nın son günlerinde Kuzey Almanya’daki Amrum Adası’nda geçen bir dramla sinemasına güçlü bir dönüş yaptı.
Filmin eş senaristlerinden Hark Bohm'un kendi çocukluk anılarına dayanan film, 1945 baharında 12 yaşındaki Nanning’in ailesini geçindirmek için zorlu koşullarda çalışmasını ve savaşın bitmesiyle birlikte değişen hayatını konu alıyor. Nanning, geceleri fok ve balık avlamaya, gündüzleri de annesiyle tarlada çalışmaya gider. Savaş bittiğinde her şeyin düzelmesi beklenirken, annesinin ani çöküşü ve ideolojik çatışmalar süreci daha da zorlaştırır. Nanning hem çatışmalarla yüzleşmek hem de kendi yolunu bulmak zorunda kalır. Savaşın gölgesinde büyüyen bir çocuğun hikâyesini sunan Amrum (2025), TV+’ta!
MUBI’de haftanın filmleri
A Poet (2025)
Cannes Film Festivali bu yılın yeni filmleriyle gündemdeyken, MUBI’ye 78. Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünden Jüri Ödülü ile dönen A Poet filmi de nihayet eklendi.
Kolombiyalı sinemacı Simón Mesa Soto’nun yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği bu trajikomedi, şiir tutkusunun karşılığını bir türlü bulamamış, yıllardır “başarılı” olmayı bekleyen ama bu beklentisi hiçbir zaman gerçekleşmeyen Oscar Restrepo adlı bir şairin hayatına odaklanıyor.
Yaşı ilerledikçe Oscar, klişeleşmiş bir şair yaşamına sürüklenir: alkol, toplumdan kopuş ve derin bir hayal kırıklığı. Yurlady adında yetenekli bir genç kızla tanışması ise hayatında yeni bir kırılma noktası yaratır. Oscar, Yurlady’ye şiir konusunda rehberlik etmeye başlar. Ancak kendi yazdıklarıyla başarı elde edememiş bir sanatçının, gerçekten bir başkasına yol gösterebilmesi mümkün müdür? Cevabı, çökmüş baş kahramanına hem ironiyle hem de insani bir dikkatle bakan bu ödüllü filmin içinde.
Abouna (2002)
Yine MUBI’deki Lingui, the Sacred Bonds ile ses getiren Çadlı yönetmen Mahamat-Saleh Haroun’un erken dönem filmlerinden bu drama, Çad’ın N’Djamena kentinde yaşayan iki kardeşin, bir sabah babalarının aileyi terk ettiğini öğrenmeleriyle altüst olan hayatlarını merkezine alıyor.
Tanıştığıma Memnun Oldum (2025)
Kahramanmaraş depreminin ardından evlerini kaybeden SMA hastası iki kardeş (Deniz ile Can) ve anneleri Aysel’in, Alaçatı’daki bir akrabalarının evinde yaşamaya başlamasını anlatan; Jehan Barbur ve Güneş Kazdal imzalı güçlü bir belgesel. Beş güne yayılan röportajlar aracılığıyla ailenin hayatına yakından bir bakış sunuluyor. Filmle ilgili bir sohbet burada.
The Braves (2021)
Fransa yapımı bu dramada, çok yakın arkadaş olan Alma ve Margot, oyunculuk hayalleriyle Paris sokaklarında yollarını ararken, karşılarına çıkan beklenmedik bir engelin hem planlarını hem de aralarındaki kız kardeşlik bağını sarsmasıyla yüzleşmek zorunda kalır. (Pazartesi yayında)
Tenere (2020)
Nijer’den yola çıkan, önce Libya’ya ardından da Avrupa’ya ulaşma umuduyla hareket eden Afrikalı bir grubun, son derece sert doğa koşullarına rağmen verdiği zorlu yaşam mücadelesi, belgesel sinemacı Hasan Söylemez tarafından ekranlara taşınıyor. (Çarşamba yayında)
Marie Antoinette (2006)
‘Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler’ sözüyle anılan eski Fransa Kraliçesi Marie Antoinette’nin yükseliş, baskı ve talihsizliklerle örülü hikâyesini anlatan bu unutulmaz biyografinin yönetmenliğini Sofia Coppola (Lost in Translation, Priscilla) üstlenirken, başrolde Kirsten Dunst (Melancholia, Eternal Sunshine of the Spotless Mind) yer alıyor. (Perşembe yayında)
Stanley Tucci ile İtalya lezzetleri Disney+’ta
Usta oyuncu Stanley Tucci, şu sıralar The Devil Wears Prada 2 filmiyle yeniden gündemdeyken; kendisine Emmy Ödülü kazandıran Stanley Tucci: Searching for Italy (2021-2022) programının ardından İtalya’ya tekrar döndüğü yeni projesi Tucci in Italy ise ikinci sezonuyla 12 Mayıs’ta Disney+’ta izleyiciyle buluşmaya hazır.
Tıpkı ilk sezon gibi beş bölümden oluşan bu yeni sezonda da Tucci, Marche, Sicilya, Veneto, Campania ve Sardinya üzerinden İtalya'nın birbirinden farklı bölgelerinde lezzet ve kültür haritasını keşfetmeye devam ediyor.
Netflix’te haftanın yapımları
Kimler Geldi Kimler Geçti (2026)
Netflix’in yerli yapımları arasında en çok konuşulan, sadece hikâyesiyle değil yarattığı görsel estetikle de TikTok’tan sokağa bir Leyla Taylan (Serenay Sarıkaya) rüzgarı estiren Kimler Geldi Kimler Geçti, 8 Mayıs’ta üçüncü sezonuyla geri dönüyor.
Ay Yapım imzalı, Ece Yörenç’in kalemi ve Bertan Başaran’ın rejisiyle ekrana gelen sekiz bölümlük dizi; bu sezon odağını modern flörtleşme pratiklerinden çıkarıp, merkezine Cem Murathan’ın (Hakan Kurtaş) etrafındaki karanlık suç ağını ve bu karmaşada kenetlenen arkadaş grubunu alıyor.
Defne Akman’ın Ece Yörenç’e de sorular yönelttiği tanıtım yazısı burada.
Remarkably Bright Creatures (2026)
Film, küçük bir kasaba akvaryumunda çalışan dul bir kadının; zeki bir ahtapot ve hayatına yön verememiş genç bir adamla kurduğu bağ üzerinden etkileyici bir drama sunuyor. Birlikte geçirdikleri zaman, değeri ilk başta fark edilmese de unutulmayacak bir dostluğa dönüşür.
1960’lardan günümüze Norma Rae, Forrest Gump, Mrs. Doubtfire, Brothers & Sisters ve daha birçok yapımda yer almış Oscar ve Emmy ödüllü Sally Field, ‘Tova’ rolüyle filmin başrolünü üstleniyor. Kendisine ‘Cameron’ rolünde Emmy adayı Lewis Pullman (Lessons in Chemistry, Thunderbolts*) ve ahtapot Marcellus’u seslendiren Emmy adayı Alfred Molina (Feud, Spider-Man 2) eşlik ediyor. Olağanüstü Akıllı Yaratıklar artık Netflix’te!
No Hard Feelings (2023)
Silver Linings Playbook, Joy ve The Hunger Games gibi güçlü dramalarla tanınan Jennifer Lawrence, bu kez sivri mizahını merkezine alan bir komediyle karşımızda. Film, çaresiz bir zengin çiftin, sosyal becerileri zayıf oğullarıyla flört etmesi için tuttuğu parasız bir kadının bu tuhaf teklifi kabul etmesiyle gelişen olayları konu alıyor.
The Staircase (2022)
The Staircase gerçekten yaşanmış, yıllara yayılan ilginç bir hikâye anlatıyor. Geçtiğimiz haftalarda Netflix’e de gelen, zengin kadrolu (Colin Firth, Toni Collette, Patrick Schwarzenegger, Juliet Binoche) ünlü mini dizi şu an üç ayrı platformda da (Netflix, HBO Max, TV+) ilgiyle izlenmekte.
Burak Göral tanıtım yazısında diyor ki: “Bu başından sonuna ilgiyle izlenen dizi sadece adalet mekanizmasının işleyişindeki kimi aksaklıklara değinmiyor; neredeyse bütün karakterlerinin iç dünyalarına girip çıkıyor, onların hatalarına, çelişkilerine de dikkat çekiyor ve uyarlandığı belgesele göre daha ortadan bakıyor bütün vakaya. Üstelik birinci sınıf oyuncu kadrosuyla ve üç ayrı zaman dilimini iç içe geçirerek kurduğu yapısıyla da izleyenlerde sinemasal bir lezzet bırakmayı başarıyor.” Yazısı burada.
Jennifer’s Body (2009)
Megan Fox’un ikonik iblis Jennifer rolüyle, Amanda Seyfried’in (Mean Girls, The Housemaid) ise kurtarıcı en yakın arkadaşı Needy karakteriyle akıllara kazındığı korku filmi artık Netflix’te. Okulun popüler genç kızının bedeninin bir iblis tarafından ele geçirilmesiyle başlayan kanlı olaylar, nereye varabilir?
Pop Culture Jeopardy! (2026)
Emmy ödüllü komedyen Colin Jost’un sunduğu popüler kültür bilgi yarışması, ikinci sezonuyla ilk kez Netflix’te! Yarışmada takımlar, 300 bin dolarlık büyük ödül için müzik, televizyon ve sinema gibi kategorilerde mücadele edecek. Yeni bölümler hafta içi her gün yayınlanacak. (Pazartesi yayında)
Devil May Cry (2025)
İyilikle kötülüğün iç içe geçtiği büyük bir hesaplaşmada, kaderin yönünü belirleyen şeytani cazibeye sahip bir iblis avcısını konu alan sevilen animasyon dizisi, ikinci sezonuyla dönüyor! Ancak bu kez iblis avcısını, ayrı düştüğü ikiz kardeşiyle karşı karşıya getiren kişisel bir savaş bekliyor. (Salı yayında)
Nemesis (2026)
Yepyeni bir Los Angeles suç draması izlemeye hazır mısınız? Kararlı bir polis ile kusursuz soygunlara imza atan usta bir hırsızın karşı karşıya geldiği bu sekiz bölümlük dizi, sonunda kimin ayakta kalacağını merak ettiriyor. (Perşembe yayında)
GAİN’de 10 Bin Adım’ın yeni sezonu
Devin Özgür Çınar ve Engin Günaydın’ı, sağlıklı bir yaşam için önerilen her gün 10 bin adım atma fikrini uygulamaya karar veren iki eski sevgili Ezgi ve Memet olarak izlediğimiz dizide, iki sezon boyunca hem komik hem de sürprizlerle dolu olaylara sahne olan bir yolculuk ekranlara gelmişti.
Şimdi ise dizi üçüncü sezonuyla geri dönüyor. Ama bu kez hikâyeye yeni bir yön veriliyor: Ezgi’ye artık Memet değil ablası Süreyya eşlik ediyor. Süreyya’yı ise usta oyuncu Binnur Kaya canlandırıyor! Böylece 10 bin adımlık yürüyüşler, iki kız kardeşin ilişkisi üzerinden ilerleyen eğlenceli bir komediye dönüşüyor yeni sezonda. Erdem Şenocak, Gürgen Öz, Timur Acar, Gümeç Alpay Aslan ve Sevda Baş gibi birçok konuk oyuncu da yer alıyor. Hatta ufak bir sürpriz: Engin Günaydın'ı da tekrar göreceğiz!
Blue Moon, vizyondan sonra Apple Tv’de
Boyhood, Before üçlemesi, School of Rock ve Dazed and Confused gibi filmlerle kendine özgü bir sinema dili kurmuş Richard Linklater’ın yönetmenliğini üstlendiği film, My Funny Valentine, Blue Moon, The Lady is a Tramp ve daha birçok unutulmaz şarkının söz yazarı Lorenz Hart’ın artık rağbet görmeyen başarılı kariyeri ve özel hayatıyla yüzleştiği zorlu bir geceye doğru gerçek bir yolculuğa çıkarıyor.
31 Mart 1943 akşamı… Ünlü söz yazarı Lorenz Hart, eski iş ortağı Richard Rodgers’ın büyük başarı yakalayan yeni gösterisi Oklahoma!’nın açılış gecesi partisine katılır. Ancak bu parlak gecede Hart, sahnenin merkezinde değil; kendi kariyerinin gölgesinde kalmıştır. Artık etkisini yitirdiğini hisseden sanatçı, yalnızlığı, geçmişi ve içsel kırılmalarıyla yüzleşmeye başlar. Tek bir geceye sığan bu hikâye; dostluk, sanat ve aşk üzerine incelikli gözlemler sunarken, aynı zamanda Hart’ın özgüveniyle verdiği en büyük mücadeleyi gözler önüne seriyor.
Güçlü performansıyla bu yılki Oscar Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu dalına aday gösterilen Ethan Hawke (Boyhood, Dead Poets Society, Before üçlemesi), filmin başrolü. Hawke’a; Emmy ödüllü Bobby Cannavale (Scarpetta, Man on Fire), Emmy adayı Margaret Qualley (The Substance, Maid) ve filmdeki performansıyla 75. Berlin Uluslararası Film Festivali’nden Gümüş Ayı – En İyi Yardımcı Performans ödülüyle dönen Andrew Scott (All of Us Strangers, Ripley, Fleabag) eşlik ediyor. Yıldız oyuncu kadrosu ve Lorenz Hart gibi efsane bir sanatçının dünyasına duyarlı yaklaşımıyla öne çıkan Blue Moon (2025), artık Apple TV üzerinden kiralanarak veya satın alınarak izlenebilir.
MetGala resmi geçidinin tamamı Vogue youtube kanalında
Biliyorum salı sabahından bu yana neredeyse bütün fotoğrafları gördünüz ama bütün organizasyonu, müzikal numaraları, dekoru, siperlerin ardındaki smokinli gazeteciler ordusunu, ünlülerin o giysiler içinde nasıl hareket ettiklerini, Lauren Sanchez’in kollarını, Anna Wintour’un boynunu, Nicole Kidman’ın kızı Sunday Rose’un ilk ‘Met’indeki giysisini nasıl seçtiğini, Amanda Seyfried’in eşek beslediğini, hatta o sabah nasıl eşeğin kulaklarını okşadığını ve daha bir çok şeyi burada izleyebilirsiniz.
Belki sonra da Ece Sükan’ın değerlendirmesini okursunuz, o da burada.
TRT 2’de haftanın filmleri
If Only I Could Hibernate (2023)
Moğolistan’ın başkenti Ulanbatur’da yoksul bir mahallesinde yaşayan genç Ulzii, burs kazanabilmek için bir fen ve fizik yarışmasını kazanmaya kararlıdır. Ancak yarışmaya hazırlanırken, bir yandan da kardeşleriyle birlikte kışı atlatabilmek için zorlu bir yaşam mücadelesi vermek zorunda kalır. (Pazartesi, 21.30)
Tyson’s Run (2022)
Otizmli 15 yaşındaki Tyson, hayatına yeni bir amaç edinerek ilk maratonuna hazırlanır. Çevresinin desteği ve kendi inancıyla güçlenerek adım adım hedefine yaklaşır. Kim Bass imzalı bu ABD yapımı drama, azim ve kendini keşfetme hikâyesi sunuyor. (Salı, 21.30)
Good Day's Work (2018)
TRT’nin de yapımcıları arasında yer aldığı drama, bir ailenin ayakta kalma çabasını konu alıyor. Uzun süredir işsiz kalan Armin, hamile eşi Jasmina ve okulda sorunlar yaşayan oğlu Edin’le birlikte zorlu bir hayat mücadelesine sürüklenir. (Çarşamba, 21.30)
Asako I & II (2018)
Drive My Car ile Oscar’a aday olan ve All of a Sudden ile bu yıl Cannes’da yer alacak Japonya sinemasının yükselen yönetmeni Ryūsuke Hamaguchi’nin bu filmi, tutkulu bir ilişkinin ardından ortadan kaybolan sevgilisinin birebir benzerine rastlayan Asako’nun yaşadığı duygusal karmaşayı konu alıyor. (Perşembe, 21.30)
2 - 8 Mayıs
Netflix kütüphanesine yeni diziler eklendi
Sezonlar boyunca geniş izleyici kitlelerine ulaşan sevilen diziler 30 Rock, Parenthood ve Resident Alien, 1 Mayıs itibarıyla Netflix’te.
Altı sezonluk drama Parenthood (2010), Braverman ailesinin bir çift, dört çocuk ve geniş aileleriyle birlikte şekillenen hayatını konu alıyor.
Bilimkurgu ve mizahı harmanlayan Resident Alien da (2021) küçük bir kasabada doktor olarak yaşayan, aslında kayıp gemisini arayan gizemli bir uzaylının hikâyesini anlatıyor.
Tüm zamanların en sevilen komedi dizilerinden biri olan, Emmy ödüllü 30 Rock (2006) ise Tina Fey’in yaratıcılığında, kaotik bir tv programını ve eksantrik ekibini yönetmeye çalışırken kendi hayatını da düzene sokmaya çalışan bir kadına odaklanıyor.
Halihazırda Prime Video’da da yer alan 30 Rock ve Parenthood, Resident Alien dizisiyle birlikte artık Netflix’te.
Ağzı bozuk Ted’in geri dönüşü
Oscar adayı Mark Wahlberg’in başrolünde bulunduğu ve Seth MacFarlane’in hem yaratıcısı olduğu hem de Ted karakterini seslendirdiği Ted film evreninin dizisi (2024) Netflix’te.
Filmlerin öncesini konu alan yapım, lise çağındaki John ile küfürbaz ve sınır tanımaz en yakın arkadaşı oyuncak ayı Ted’in gündelik yaşamına odaklanıyor. 90’lı yılların atmosferinde büyümeye çalışan bu ikili; ergenliğin getirdiği kafa karışıklığı, aile beklentileri ve arkadaş çevresine uyum sağlama çabası arasında kendilerini sık sık tuhaf ve eğlenceli olayların içinde buluyor.
Ted’in patavatsız tavırları, John’un daha sakin ve uyumlu yapısıyla çelişirken, bu karşıtlık dizinin mizahını ayakta tutan temel unsurlardan biri oluyor. İlk sezonu yedi, ikinci sezonu ise sekiz bölümden oluşan Ted dizisi de, artık Netflix üzerinden izlenebiliyor.
1941 tarihli bir Succession: Little Foxes, TOD’da
Bette Davis’in unutulmaz klasiklerinden biri. Burak Göral yazısında filmi şöyle özetlemiş: “Amerikan İç Savaşı sonunda ülkenin güneyinde Alabama’da geçiyor hikâye. Zenginleşmek adına her yolu mubah gören Hubbard kardeşler (Regina ile erkek kardeşleri Ben ve Oscar) Chicagolu bir iş adamıyla bir pamuk fabrikası kurmak için ortak olmaya hazırlanıyorlardır. Ancak 75 bin dolar eksikleri vardır. Bu eksiği kapatmak için Regina’nın kalp hastası kocası Horace’ı ikna etmesi gerekmektedir. Ancak Horace bu açgözlü ve etik dışı ortaklık planını duyar duymaz reddeder. Kardeşler Horace’ı ikna edemeyince hırsızlığa ve başka entrikalara başvuracaklardır. Ancak Regina’nın hırsı kimsenin tahmin etmediği bir boyuttadır.”
Yanlış beden, doğru macera: Swapped
Sinners ile Oscar’ı kucaklayan Michael B. Jordan ve Ted Lasso’nun Keeley’si Juno Temple, çılgın animasyon macerası Swapped’de (2026) bir arada.
Ormanın derinliklerinde yaşayan minik bir canlı ile gökyüzünün görkemli kuşu, gizemli bir bitkinin etkisiyle bir anda bedenlerini değiştirir. Kendi hallerine geri dönebilmek için, bu değişimin kaynağı olan bitkinin peşine düşer ve sıra dışı bir yolculuğa çıkarlar. Yol boyunca alışık olmadıkları dünyalara adım atarken, karşılaştıkları tehlikeleri aşabilmek için birbirlerine güvenmeyi öğrenirler. Çünkü bu yolculukta başarıya ulaşmanın tek yolu, birlikte hareket etmektir.
Sinners filmindeki performansıyla bu sene Oscar Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü kazanan Michael B. Jordan ile Ted Lasso dizisindeki Keeley Jones rolüyle ünlenen ve Emmy Ödülleri’ne üç kez aday gösterilen Juno Temple, bu keyifli animasyonun başrollerini seslendiriyor. Filmin yönetmen koltuğunda ise Disney’in sevilen animasyonlarından Tangled’ın (Rapunzel) yönetmenlerinden Nathan Greno yer alıyor. Swapped, Netflix’te.
The Secret Agent yönetmeninin filmleri MUBI’de!
Günümüz Brezilya sinemasının en özgün ve cesur seslerinden Kleber Mendonça Filho’nun filmografisinden birçok yapım bir arada.
Geçtiğimiz ödül sezonunda adı sıkça anılan Oscar adayı The Secret Agent, uluslararası ölçekte büyük yankı uyandırdı. Yönetmen Kleber Mendonça Filho’nun hem politik hem de kişisel anlatılarını en güçlü şekilde yansıtan filmografisinden birçok yapım artık MUBI kütüphanesinde izlenebiliyor.
Çok sevdiği evinin lüks bir konut projesine dönüştürülmesine karşı çıkan bir kadının mücadelesini anlatan Aquarius (2016), liderlerinin ölümüyle sarsılan bir topluluğun tuhaf olaylar silsilesiyle yüzleşmesini konu alan Bacurau (2019), yönetmenin sinemasında kendine has dilini kurmasında önemli yer tutan kısa filmleri Green Vinyl, Friday Night, Saturday Morning ve Eletrodoméstica, ayrıca bir kentin sinema salonları üzerinden hafızasını izleyen Pictures of Ghosts ile iklim değişikliğini odağına alan Cold Tropics belgeselleri artık MUBI’de.
1994 Dünya Kupası’nda Brezilya'nın zaferi Netflix’te
Dünya Kupası’nı en çok kazanan ülke olan Brezilya’nın futbol tarihine damga vurduğu 1994 yılına geri dönüyoruz.
USA 94: Brazil's Return to Glory (2026) belgeseli, 1994 FIFA Dünya Kupası yolculuğunu oyuncularla yapılan röportajlar ve daha önce hiç yayınlanmamış görüntüleriyle yeniden canlandırıyor. Brezilya'nın 24 yıllık şampiyonluk hasretine o dönem son verme şansı yakalayan futbolcular, yaşadıkları baskıyı, sahadaki mücadeleyi ve final anlarının heyecanını yıllar sonra yeniden anlatıyor. Bu büyük zaferin hikâyesi, 7 Mayıs Perşembe günü Netflix’te yayında.
Citadel’in ikinci sezonu Prime Video’da
Küresel bağımsız gizli servis Citadel’in, acımasız örgüt Manticore tarafından yok edilmesinin ardından hafızaları silinen ajanlar Mason Kane ve Nadia Sinh’in geçmişlerini hatırlayıp yeniden bir araya gelerek dünyayı kurtarma mücadelesini anlatan aksiyon dizisi Citadel, ikinci sezonuyla hikayesine kaldığı yerden devam ediyor.
İkili, eski meslektaşları Bernard Orlick’in de desteğiyle giderek büyüyen yeni bir tehdidin izini sürerken, aynı zamanda insanlığın kaderini değiştirebilecek devasa bir komployu durdurmak zorundadır. Tempo hiç düşmezken ihanet ise her an kapıda beklemektedir; bu dünyada kimin müttefik kimin düşman olduğu asla netleşmez.
Altı bölümden oluşan ilk sezonun ardından, yedi bölümden oluşan yeni sezonunda da başrolleri Richard Madden (Game of Thrones, Bodyguard), Priyanka Chopra Jonas (The Bluff, Heads of State) ve Oscar adayı Stanley Tucci (The Devil Wears Prada, Conclave) paylaşıyor. Citadel (2023), ikinci sezonuyla 6 Mayıs’ta Prime Video’da izleyiciyle buluşmaya hazır.
Kendine doğru bir yolculuk: My Dearest Senorita
“Kim olursan ol, hayat senin hayatın” hissini güçlü bir şekilde yansıtan İspanya yapımı bir dram.
Muhafazakâr bir ailenin tek çocuğu olan Adela, ailesi ve çevresinin sessiz baskısı altında hayatını yalnız sürdürürken, zamanla kurduğu yeni dostluklar sayesinde kendini daha yakından tanıyacağı bir sürece adım atar; genç bir kadın olarak interseks olduğunu keşfetmesiyle birlikte beklenmedik yerlerde sevgiyle karşılaşacağı derin bir yolculuğa çıkar.
The Black Ball filmiyle bu ay Cannes’da prömiyer yapmaya hazırlanan ve son dönemde kuir sinemadaki çalışmalarıyla öne çıkan Javier Ambrossi ve Javier Calvo’nun yapımcılığında hayata geçirilen My Dearest Señorita (2026), artık Netflix’te!
Meksika rüyasının gerçek yüzü: Son-in-Law
Büyük hırsları, sorunlu içgüdüleri ve dikkat çekici bıyığıyla öne çıkan Sánchez, yaptığı bir dizi hatalı anlaşmanın ardından kendini beklenmedik şekilde ülkenin korkulan siyasi figürlerinden biri olarak bulur, ancak bu yeni ve tehlikeli konumda ne sivri dili ne de yıllardır ona avantaj sağlayan karizması onu kurtarmaya yeter. Hayatta kalabilmek için artık tek bir seçeneği kalmıştır: kritik bir anlaşmayı kabul etmek.
Brokeback Mountain, Crouching Tiger, Hidden Dragon ve The Wedding Banquet gibi önemli yapımların arkasındaki isim James Schamus’un yapımcılığını üstlendiği Son-In-Law (2026), trajikomik anlatımıyla Netflix’te izleyiciyle buluşuyor.
Chelsea’nin ışıltısından ebeveynliğin kaosuna
Londra’nın seçkin semtlerindeki varlıklı gençlerin yaşamlarını konu alan Made in Chelsea reality şovunun yıldızları bu kez ebeveyn olarak ekranda.
Jamie Laing ve Sophie Habboo, hayatlarının bambaşka bir dönemini izleyiciyle paylaşıyor. Ebeveyn olmanın karmaşık, zaman zaman korkutucu ama bir o kadar da komik gerçekliğini ele alan üç bölümlük reality dizisi, Jamie’nin henüz tam anlamıyla benimseyemediği “baba” rolünü ve Sophie’nin kariyeriyle anneliği dengeleme çabasını merkeze alıyor. Ev tadilatı, bitmeyen panikler ve inişli çıkışlı duygular arasında çiftin yaşadığı çiftin bebekleriyle buluşacağı ana kadar uzanan bu kaotik süreç, samimi ve eğlenceli bir dille ekrana taşınıyor. Raising Chelsea (2026), Disney+’ta!
ABD’den bir suç belgeseli: Gilgo Plajı seri cinayetleri
Geçtiğimiz 8 Nisan’da sekiz cinayet işlediğini itiraf eden katilin karanlık vakasında, 17 Haziran’da açıklanacak ceza kararına doğru ilerlerken biraz geçmişe gitmeye hazır mısınız?
Dört bölümlük belgesel serisi, Long Island’da kayıp bir kadını arayan polisin beklenmedik bir şekilde gizli bir mezarlığa ulaşmasıyla başlıyor; bu keşif, yıllardır fark edilmeden faaliyet göstermiş olabilecek bir seri katil ihtimalini gündeme taşıdı. Zamanla çözülemeyen ipuçları, eksik kalan dosyalar ve sistemdeki aksaklıklar nedeniyle rafa kaldırılan soruşturma yıllar sonra yeniden açıldı; oluşturulan özel görev gücü telefon kayıtları, tanık ifadeleri ve araç izleri üzerinden ilerleyerek herkesin gözünün önünde saklanan bir isme ulaştı: Rex Heuermann.
Dijital izleri ortaya çıkan belgeler, planlı cinayetlere dair ürpertici detayları gün yüzüne çıkardı. Tutuklamayla birlikte soruşturma derinleşti, yeni kurbanlar ortaya çıktı ve olayın yalnızca Long Island ile sınırlı olmadığı, çok daha geniş bir ağa uzandığı anlaşıldı. Bu karanlık seri cinayetlerin hikâyesi Killing Grounds: The Gilgo Beach Murders (2026), şimdi Prime Video’da, karar duruşması ise 17 Haziran’da.
Birleşik Krallık’tan gelen bir ‘Yeraltı’: Legends
1990’ların Britanya’sında uyuşturucu sokakları giderek kontrolü ele geçirirken, devletin perde arkasında son derece gizli ve tehlikeli bir operasyon başlatılır; bu süreçte bir grup devlet memuru, ülkenin en güçlü uyuşturucu çetelerine sızmakla görevlendirilir ve kimliklerini koruyarak suç dünyasının kalbinde hayatta kalmaya çalışır. Gerçek olaylardan esinlenen bu altı bölümlük suç draması, yapılan araştırmalar ve operasyonun içinden aktarılan tanıklıklarla Britanya yeraltı dünyasının karanlık yüzünü gözler önüne sererken, güvenin sürekli sarsıldığı ve dengelerin her an değiştiği bu ölümcül oyunda ajanların hem suç örgütleriyle hem de kendi iç hesaplaşmalarıyla mücadelesini anlatır. Legends (2026), 7 Mayıs’ta Netflix’te yayında.
Salonlarda film seçmenin zor olduğu bir hafta
Bu hafta birbirinden iyi, birbirinden yeni filmlerle doluyor salonlar. Bizim seçtiklerimiz şöyle:
Devil Wears Prada 2
20 yıl sonra gelen bu devam filmi bakalım modanın ve dünyanın değişimini yansıtacak mı? İlk filmi sevenlerin bu filmden de memnun ayrılacakları söyleniyor. Sosyal medyada ‘Bugün Neler İzledim’ mahlasıyla tanınan Deniz Tokgöz filmi ve magazinini O2’ye yazdı, fragman da burada.
Yaşamaya Mecbursun
“Grubun en sevilen şarkılarından birinin adını taşıyan ve Bulutsuzluk Özlemi Belgeseli alt başlıklı film, bu hafta iki özel gösterimle, İstanbullu sinema ve müzik severleri bekliyor.
Grubun 40. Yıl kutlamaları kapsamında Kalamış Parkı’nda verdiği konser filmin ana iskeletini oluşturuyor. Nejat Yavaşoğulları’nın duyduğunuz an hemen kavrayan sesiyle açılan Caner Kaya imzalı belgesel, 300 saatlik görüntülerin, 85 dakikalık bir özeti. 40 yıl boyu yaşanan politik ve sosyal gelişimler fonunda harika bir belgesel izlemek isterseniz, 2 Mayıs Kadıköy Sineması saat 19.00’da, 3 Mayıs Atlas Sineması saat 15.30’da gerçekleşecek ekip katılımlı gösterimleri kaçırmayın,” diyor Muammer Brav.
Dreams (İlişki)
İlk kez Venedik Film Festivali’nin Ana Yarışma’sında gösterilen İlişki, Meksikalı yönetmen Michel Franco’nun kendi ülkesiyle, Amerika arasında geçen bir tutku hikâyesi anlatıyor. Çok zengin Amerikalı bir ailenin kızı ve Meksikalı fakir bir dansçının aşkı olarak özetleyebileceğimiz filmde Chastain, Amerikan Sineması’nın ünlü femme fatale karakterlerine selam gönderen bir rolde karşımıza geliyor.
I Swear (Ağzımdan Kaçtı)
İlk kez 2025 Eylül’ünde Toronto Film Festivali’nde görücüye çıkan ve gösterildiği her festivalde adından övgüyle söz ettiren I Swear, nihayet bizde de gösterime giriyor. Az bilinen bir nörolojik hastalığı konu alıyor film.
Tourette Sendromu adı verilen ve kişinin istem dışı tikler yaptığı veya sesler çıkardığı, kimi kez de küfür ettiği bir rahatsızlık. Genellikle çocuklukta başlayan ve erkek çocuklarında kızlara göre çok daha yaygın olan bu hastalık, kişiyi toplumdan soyutlayıp, yalnızlaştırıyor. Film, 13 yaşında bu rahatsızlığa yakalanan John Davidson’un gerçek yaşam öyküsünü perdeye aktarıyor.
Aldığımız Nefes
“2000’lerin başında Anadolu’da bir kimya fabrikasında patlama olur. Fabrikanın yakınındaki köy de dahil olmak üzere tüm yakın çevre, yangının söndürülememesinden dolayı tehlike altındadır. Köyde yaşayan 10 yaşındaki Esma’nın yaşamını anlatır bu fonda Aldığımız Nefes.
Göremediğimiz Tüm Işıklar ve Eşik gibi kısa filmleriyle tanıdığımız Altun’un filmi ilk gösterimini Toronto Film Festivali’nde yaptı. Ardından San Sebastian Film Festivali’nde gösterilen film, bizde ilk kez Antalya Altın Portakal’da yarıştı Jüri Özel Ödülü’nün sahibi oldu.
Ulusal ve uluslararası festivallerde gösterilen ve gösterilmeye devam edecek olan film, şimdi de vizyona giriyor. Sevdiğimiz aktörlerden Hakan Karsak’a Ankara Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülü getiren filmde Esma'yı canlandıran küçük oyuncu Defne Zeynep Enci de kocaman bir alkışı hak ediyor. Yetenekli bir yönetmeni müjdeleyen Aldığımız Nefes ilginizi bekliyor,” demiş Muammer Brav.