23 Nisan 2024, Salı Gazete Oksijen
Haber Giriş: 19.11.2021 04:30 | Son Güncelleme: 16.02.2022 15:17

Güzel anılar her an biraz daha azalırken

Seni Unutma Zamanı’nda uzun süren tutkulu ilişkinin bitişini bir nevi ölüm gibi karşılayan genç bir kadının hikayesi anlatılıyor  
Güzel anılar her an biraz daha azalırken
Burak Göral
11’er dakikalık 10 bölümden oluşan Seni Unutma Zamanı, 32 yaşında genç bir kadın olan Lina’nın uzun süreli sevgilisi Nico’dan ayrılmasıyla başlıyor. İlk bölümün bir dakikası bugünü, 10 dakikası da tanıştıkları günü gösterince başta bizim BluTV dizisi İlk ve Son’un İspanyol versiyonu gibi algılıyorsunuz. Ama Seni Unutma Zamanı’nın derdi bir ilişkinin başlangıcıyla bitişini karşılaştırmak değil. Her bölüm Lina’nın Nico’dan sonraki hayatını ve birlikteliklerinin anılarını iç içe sokarak anlatıyor. Ancak bölümler ilerledikçe Lina’nın Nico’suz günleri birer dakika artarken Nico’lu anıları birer dakika azalıyor. Dizinin odağında İlk ve Son’daki gibi toksik bir ilişki yok. Daha sakin, daha sıradan, daha olağan bir ilişki bu. İki karakterin de hayatında aile ilişkilerinde büyük travmalar yok, büyük savruluşlar yaşanmamış. Diziyi cazip hale getiren detay da bu aslında; karakterlerin sıradanlığı... Hepimiz kendi ilişkilerimizin başrolüyüz. Bunun için film kahramanları gibi ilginç özelliklere ya da aşırı renkli kişiliklere sahip olmak zorunda değiliz.

Bölümler ilerledikçe barışma ümidi eriyor

Attila İlhan’ın ünlü dizesi gibi “ayrılık da sevdaya dahil” diye düşünebilirsiniz ama tutkulu ve uzun süreli ilişkilerde ayrılık, tarafların birbirleri için ölümü gibi bir şeye de dönüşebiliyor. Ayrılık, Lina için de çok büyük bir kayıp sonrasındaki yas süreci gibi geçiyor. Lina ilişkileri sırasında, babasını kaybetmenin acısını kolay atlatamayan Nico’ya annesinin ölümünden sonra yaşadıklarını anlatırken “geçiyor, her gün bir dakika daha az üzülüyorsun” diyor. Dizinin ana fikri de buradan çıkmış belli ki. Lina’nın hatırladığı güzel anılar her bölümde birer dakika eksiliyor. Hikaye ilerledikçe iki âşık arasındaki uyuma, yaşadıkları mutluluklara ya da küçük tartışmalarına da şahit oluyoruz. Kavgalar bir şekilde tatlıya bağlanıyor ilişkinin güzel zamanlarında. Ama bir süre sonra aralarında başlayan tükenmişlik hissi tartışmaların kalıcı izler bırakmasına neden oluyor. Ayrılıktan sonra Lina’nın etrafı onu seven arkadaşlarıyla dolu olmasına rağmen neredeyse gördüğü ve yaşadığı her şey Nico’yla yaşadıklarını hatırlatıyor. Çünkü hâlâ bir gün barışma ümidi taşıyor. Ama bölümler ilerledikçe Nico’lu anıların giderek azalması gibi bu ümit de eriyor yavaş yavaş. İki oyuncu da son derece doğal ve içimizden biri gibiler. Özellikle de Lina rolünde izlediğimiz Nadia de Santiago, dizinin yaratıcı ekibinde de olduğu için karakterine daha çok kendini vermiş belli ki. Hikayede aynı süreci Nico’nun nasıl yaşadığını görmüyoruz. Belki ikinci sezonda da Nico’nun Lina’sız günlerinde neler yaşadığını izleriz.