06 Aralık 2022, Salı
Haber Giriş: 29.07.2022 04:30 | Son Güncelleme: 29.07.2022 11:50

Hak mücadelesinin en güçlü çıkan sesi

Yeni albümü Renaissance 29 Temmuz’da çıkan Beyoncé çağımızın en büyük siyah şarkıcısı olmakla kalmıyor, aynı zamanda en etkili cümleleri de kuruyor
Hak mücadelesinin en güçlü çıkan sesi

Ludovıc Hunter - Tılney / Financıal Times

Beyoncé’nin geçen ay yayınlanan yeni teklisi Break My Soul’un verdiği mesaj, sanki yeni bir kutsal kitap inmiş gibi muhtelif yorumları beraberinde getirmişti. Tefsir çalışmaları, pandemi sonrası dokuz-beş çalışmanın angarya olduğunu herkesin fark ettiğini anlatan sözlere ve Amerikalı müzik sitesi Pitchfork’un tabiriyle “1970 ve 80’lerdeki kuir siyah ve melez kulüplerine” gönderme yapan eski usul house müzik sound’una odaklanmıştı.

 Bu arada Beyhive (Beyoncé’nin hayran kitlesini betimlemek için kullanılan tabir - “kovan” anlamındaki “beehive” sözcüğünden bozularak yaratıldı) da şarkının nasıl çözümlenmesi gerektiğine dair sorularla uğuldamıştı. “Yeni bıraktım işi” derken Amerika’daki çalışanların ücret durgunluğu ve Covid sebebiyle başlattığı ‘Büyük İstifa’ dalgasına mı arka çıkıyordu? Yoksa “Lanet olsun, çok çalıştırıyorlar beni” derken doğrudan kapitalizmi, emek ve zaman hırsızlığını mı hedef alıyordu? Wall Street nefesini tuttu, gerginlik içinde önümüzdeki ayın maaş bordrolarını bekledi.

Ne DiCaprio onun kadar etkili ne de Lady Gaga

Tamam, belki biraz abartılı yorumlar bunlar. Ama eğlence dünyasının fikir beyan eden figürleri arasında Beyoncé’den daha etkili birini bulamazsınız. Leonardo DiCaprio’nun iklim değişikliği hakkındaki uyarıları veya Lady Gaga’nın LGBTQ+ haklarını savunması hiçbir zaman Beyoncé’nin ırkçı politikalara ve toplumsal kargaşaya dair sözleri kadar dikkat çekmedi. Kanye West de fena değil ancak ünlü rapçinin özgürlükçü negatif söylemi Queen Bey lakaplı Beyoncé’nin yarattığı saygı ve ilhamın aksine genellikle öfkeyle karşılanıyor.

Bunun iki açıklaması olabilir. Birincisi Beyoncé’nin ifade aracı. Pop şarkıcılarının parçaları müthiş bir detaycılık ve özenle kaydediliyor, hayranları tarafından da çok dikkatle dinleniyor. Eğlence dünyasında pop şarkıcılar kadar yakından dinlediğimiz kimse yok. Beyoncé ise Garbo’yu andıran bir şekilde dinleyicileriyle çoğu zaman röportajlardan ziyade müzik aracılığıyla iletişim kurarak etkisini artırıyor. Şarkıları hariç sesi pek çıkmıyor.


Diğer faktör ise ırk ve cinsiyetle ilgili. Houston doğumlu şarkıcı din, pop ve siyaseti harmanlayan siyahi müzik geleneğinden geliyor. Bu tarzın temelindeki gospel müziği 1950 ve 60’larda ABD’deki sivil hak mücadelesiyle paralel ilerleyerek dini karakterinden sıyrılıp soul’a evrilmişti.

Beyoncé de güçlü sesinin nerelere ulaştığının ve parçası olduğu onurlu tarihin bilincinde. Şarkıları siyah Amerikalılara özgü farklı pop tarzlarına referanslar taşıyor. Break My Soul boyunca duyulan house müziği tınıları da bu örneklerden biri.

Feminist bir özgürleşme eylemi yürütüyor

Bağımsızlık Beyoncé’de sürekli tekrarlanan motiflerden. Beklenmedik albümler çıkarma alışkanlığı da müzik sektörünün geleneksel takvimini çok umursamadığının kanıtı. Queen Bey kraliyet tınılı lakapların içinde saklı gücün Amerikalı siyah kadın şarkıcılara verilmesini istiyor. Bu bir ırksal ve feminist özgürleşme eylemi; üstelik modern bir tarafı da var.

Franklin’in döneminden bu yana baskı anlayışı çok çeşitlendi. Şimdilerde Black Lives Matter, #MeToo, LGBTQ+ ve diğer aktivist hareketler arasındaki örtüşen derece farklılıklarına ince dikkat gösteriliyor. Aralarındaki kesişme her insanın eşsiz olduğu kabulüne dayanıyor. Beyoncé’nin Break My Soul şarkısında dediği gibi: “İçimde yaşayan bir şeyi arıyorum.”

Sözlerinin karşılık bulması bu yüzden: Çağımızın en büyük siyah Amerikalı pop şarkıcısı aynı zamanda kimlik siyasetinin, yani bugünkü sivil hak mücadelesini biçimlendiren bireyci öğretinin en gür çıkan sesi. •