05 Temmuz 2022, Salı
Haber Giriş: 12.11.2021 04:30 | Son Güncelleme: 23.02.2022 17:30

Muhalefet birleşti, Orban’ı yenip sistemi değiştirmeyi vaat ediyor

Ülkenin başına geçmeye aday olan Marki-Zay yeşillerin, sosyalistlerin ve sağcıların da dahil olduğu altı partiyi 16 yıldır iktidarda olan Orban’a karşı birleştirdi. Muhalefet bloku, seçimden sonra kuvvetler ayrılığını geri getirmeyi hedefliyor
Muhalefet birleşti, Orban’ı yenip sistemi değiştirmeyi vaat ediyor
Editör Editör
Marton DunaI & Ben Hall
Macar siyasetçi Peter Marki-Zay önümüzdeki yıl yapılacak genel seçimlerden sonra referandum yoluyla anayasa değişikliği planlıyor. Muhalefet liderine göre, Başbakan Viktor Orban’ın iktidar araçları üzerindeki hakimiyetini kırmak için bu hamle hayati önem taşıyor.  Peter Marki-Zay, göreve gelmesi halde 60 gün içinde demokratik kuvvetler ayrılığını yeniden tesis etmek adına gereken reformlar için referanduma gideceğini belirtti. Öte yandan bu hamlenin anayasayı ihlal edeceği ve hem hukuki hem de siyasi bir krizin fitilini ateşleyeceği yönünde kaygılar var. Nisan ayındaki seçimlerde muhalefete liderlik edecek kişiyi belirlemek için yapılan önseçimden galip çıkan Marki-Zay, Financial Times’a verdiği röportajda, “Burada rejim değişikliğinden bahsediyoruz” diye konuştu ve ekledi: “Bu alelade bir seçim değil.” Son anketlere bakılırsa, güney Macaristan’daki bir kasabanın muhafazakar belediye başkanı olan 49 yaşındaki Marki-Zay, altı partiden oluşan ittifaka liderlik ederek Orban’ın Fidesz (Macar Yurttaş Birliği) partisini iktidardan indirebilir. Öte yandan anketlere göre muhalefet mecliste üçte iki çoğunluk elde edemeyebilir. Orban’ın tüm devlet kurumları üzerinde tahakküm kurmasını sağlayan kanunları değiştirmek için üçte iki çoğunluk şart. Bu durumun bir anayasa krizi doğurmasına kesin gözüyle bakılıyor. Janos Ader’in görevde bulunduğu cumhurbaşkanlığı ve anayasa mahkemesi tamamen Fidesz destekçilerinin kontrolü altında; iki kurumun da olası değişikliğe karşı statükoyu savunması muhtemel. Hükümet ve bazı bağımsız uzmanlar, söz konusu nitelikli çoğunluk kuralının ancak meclisteki üçte iki oyla değiştirilebileceğini belirtiyor; yani Marki-Zay ve diğer muhaliflerin iddia ettiğinin aksine, bu değişiklikleri referandumla yapmak mümkün değil. 

Orban ‘derin devlet inşa ediyor’

Salzburg Üniversitesi’nden anayasa hukukçusu Andras Jakab ise Orban’ın bir derin devlet inşa etmekte olduğunu, ancak “hukuki devamlılığı bozmanın da tehlikeli bir kumar olduğunu” söylüyor. Jakab’a göre “Bu hamle devlet yapılanmasında açmaza sebep olabilir; hatta sokaklarda şiddet olaylarına ve toplumsal huzursuzluğa kadar varabilir.” Muhalefet, AB kurumları ve bazı Avrupa başkentleri ise farklı görüşte. Orban’ın bugüne kadar üçte iki çoğunluğu iktidar üzerindeki denetimi sınırlamak, yargıya, medya düzenleme kurumuna ve merkez bankasına istediği kişileri atamak ve yasamayı ele geçirmek için kullandığını söylüyorlar. Marki-Zay ve müttefikleri de itiraz ediyor ve mevcut iktidarın üçte iki çoğunluk sağlamadan da yeni hükümetin kurulmasını ve yolsuzluklara yönelik kovuşturmaları önleyebileceğini söylüyor.

AB ile gerginlik 

Marki-Zay, memleketi Hodmezovasarhely’de verdiği bir röportajda, “Orban darbe yaptı” diye konuştu. “Kendi anayasasını çiğnedi. Kendisini tek yetkili kılan ve pratikte neredeyse değiştirilemez ve yenilmez hale getiren bir sistem kurdu.” Marki-Zay muhalefetin önerdiği anayasa değişikliklerinin meşru olduğunu savunuyor; zira Orban’ın kamu kurumlarını siyasallaştırması yüzünden anayasa ile güvence altına alınmış ilkeler zaten ihlal edilmiş, yolsuzluk her yere yayılmış durumda. Son aylarda Fidesz hükümetinin haklara ve hukukun üstünlüğüne riayet etmediği iddiaları yüzünden AB ile Macaristan arasındaki ipler gerilmiş durumda. Brüksel Macaristan’a ayrılmış 7 milyar euro’luk AB kurtarma fonu için vereceği onayı bekletiyor. Ek olarak, AB’nin Budapeşte’ye mali transferlerini askıya alacak yeni bir mekanizmanın devreye sokulması için Avrupa Parlamentosu üyelerinden baskı var. Kendi yerleştirdiği liberal olmayan demokrasinin savunucusu ve gerek Moskova gerekse Pekin’in dostu olan Orban’ın yenilmesi, birçok Avrupa başkentinde sevinçle karşılanacak. Ancak yeni hükümetin Macaristan’da anayasa krizini tetiklemesi halinde, prosedürlere uyulması gerektiğinde her zaman ısrarcı olan AB kendini güç bir durumda bulabilir.  Ne var ki Marki-Zay’a göre AB artık Macaristan liderini müttefik olarak görmemeli çünkü “Oyunu onun kurallarına göre oynamak çok saçma.” 

Eski Orbancı 

Toplam 16 yıl başbakanlık yapan Orban’a kıyasla Marki-Zay henüz acemi bir siyasetçi. Muhalefet adayı yıllarca özel sektörde çalıştı; ABD ve Kanada’da farklı pozisyonlarda görev aldı. Siyasete ise 2017 yılında atıldı. İngilizce, Fransızca ve Almanca biliyor. Marki-Zay düzenli olarak kiliseye giden  7 çocuklu bir aile babası. Kendisini “kasaba muhafazakarı” olarak tanımlıyor. Bu profili sayesinde Budapeşte dışındaki Macarlara hitap etme konusunda daha liberal muhalif figürlere üstünlük sağladı. Küçük bireysel bağışlarla finanse edilen mütevazı bir kampanyanın ardından muhalefetin adayı olmayı başardı. Tanınmış rakipleri az farkla geride bıraktıktan sonra Budapeşte Belediye Başkanı Gergely Karacsony’yi de adaylıktan çekilmeye ikna etti. Devamında, merkez soldan Klara Dobrev karşısında net bir zafer kazandı. Bir zamanlar kendisi de Fidesz seçmeni olan  Marki-Zay, 2018’de Fidesz’in kalesi olarak görülen memleketindeki ara seçimi kazanarak muhalefeti iktidar partisine karşı birleştirmeyi başaran ilk siyasetçi oldu. Yerel yolsuzluklar yüzünden Orban’ın karşı safına geçtiğini belirtiyor. Şimdi ülkenin başına geçmeye aday olan Marki-Zay yeşilleri, sosyalistleri ve sağ seçmeni kapsayan muhalefet koalisyonunu bir arada tutmak gibi zorlu bir görevle karşı karşıya. Ancak altı partinin Macaristan’da demokrasiyi yeniden tesis etmek üzere siyasi farklılıkları kenara bırakıp güçlerini birleştirdiğini söylüyor.   “Ülkeniz gitgide diktatörlüğe doğru ilerliyorsa, özgürlükten daha acil bir sorun yoktur” diyor. ©️ The Financial Times