16 Nisan 2024, Salı
Haber Giriş: 08.11.2023 10:48 | Son Güncelleme: 08.11.2023 10:59

İnsanı hayata bağlayan nedir?

Kore asıllı Amerikalı Frances Cha’nın Sendeki Yüz Bende Olsa romanı, dört genç kadının modern toplumda kendilerini var etme çabalarını konu alıyor. Cha romanında Ara, Sujin, Kyuri, Miho adında dört arkadaş ve onların alt kat komşusu Nonna üzerinden Kore toplumundaki kadınların yaşamını anlatıyor
İnsanı hayata bağlayan nedir?

Ayça Dündar

“Daha iyi olabilirdi, sendeki fırsatlar bende olsaydı. Ben senin yüzüne, senin hayatına sahip olsam neler yapmazdım…”  Yüzyıllarca nice romanlara, şarkılara, şiirlere; küslüğe, hırsızlığa, kavgalara mal olmuş bir düşünce: “Sendeki yüz bende olsa, hayatı senden daha iyi yaşardım.” Karşı tarafta bizi çeken bir şey vardır, içimizde eksik olanı belki böyle tamamlayacağımıza dair inanç. Elbette karşımızdaki de başka onca kişi için benzer hisler besler, fakat bu bizi ilgilendirir mi? O haset dolu anda tek düşünebildiğimiz ne kadar kusurumuz varsa odur. Halbuki o bizim düşünü kurduğumuz hayatlar da kaçmaya çalıştığımızın ta kendisi. Kaçmaya çalıştığımız şey benliğimizden ibaret.

Frances Cha, Sendeki Yüz Bende Olsa romanında Ara, Sujin, Kyuri, Miho adında dört arkadaş ve onların alt kat komşusu Nonna üzerinden Kore toplumundaki kadınların karşılaştıklarını anlatıyor, konuları ele alışı biçimiyle oldukça evrensel. Her bölüm farklı bir karakterin ağzından anlatılıyor.

Ülkenin en ünlü gece mekanlarından birinde loca kızlığı yapan Kyuri, kuaförde çalışan ama dilsiz olan Ara, sanat dünyasında kendine bir yer bulmaya çalışan Miho, yüzünden memnun olmadığı için plastik cerrahi yaptırmak isteyen Sujin’nin gündelik yaşamlarına tanık oluyoruz. Okumaya başladığım andan itibaren diyalogları ve karakterlerin yoğun duygu dünyasından etkilendim, özellikle de Kyuri’nin gece hayatında uğraşmak zorunda kaldıklarından dolayı dalgalanan ruh hali ve Sujin’in tam aksine roman boyunca plastik cerrahiden çektiği acılara rağmen Kyuri’de gördüğü parıltılı hayata öykünmesini incelerken bu iki karakterin aslında bir hikayenin iki farklı yüzünü gösterdiği kanısına vardım. Günümüzde popülerliği giderek artan estetik ameliyatlar acaba bir çözüm mü yoksa yaldızlı paketiyle göz kamaştırsa da içi boş bir kutudan mı ibaret? Simamız değişse bile biz aynı kalıyoruz, aynı özgüvensizlikler, aynı endişeler devam ediyor. Kyuri’nin ve Sujin’in iç dünyalarında kopan fırtınayı da bu şekilde roman boyunca gözlemliyoruz.

Sesin askıya alındığı satırlar

Yetimhanede büyüyen Miho’nun anlatısında ise doğal güzelliği ve sanata olan yeteneği sayesinde sınıf atlayan genç bir kadının hayatına tanık oluyoruz. Kore’nin elitleri ile geri kalanının yaşamları arasında kalmış bir kadın olarak yeni tanıştığı lüks yaşam stili ve bu yaşamın getirdiği farklı sıkıntılar… Bir k-pop idolü olan Taein’e olan takıntısı ile Ara ise, romanda ilginç bir role sahip, zira sesini yıllar önce bir kaza sonucu kaybetmiş olmasıyla küçük deniz kızına benzetilen karakter, çoğunlukla beden diliyle, zaman zaman da tahtasına yazdığı birkaç kelime ile iletişim kuruyor. Yüzümüzün bir parçası olarak gördüğüm “ses” burada askıya alınmış, hayatı değişik bir yoldan yürümek zorunda bırakılmış birinin günlük yaşamda zaman zaman nasıl görmezden gelindiğini anlamak mümkün.

Günün sonunda bu dört arkadaş paylaştıkları apartman dairesine dönünce farklı yollar bir şekilde kesişmiş oluyor. Yaşanan olaylar, karakterler hikayelerini anlattıkça kat kat derinleşiyor. Kimi kısımlarda geçmişin kiminde ise güncel zamanda yaşanan olayların anlatılıyor olması, özellikle günü kurtarmak için yaşamak ve gelecek hakkında hayal kurabilmeye cüret edebilmek arasındaki uçurumu yer yer vurgulaması göz önünde bulundurulduğunda oldukça yerinde kullanılmış bir yazım tekniği.

Frances Cha Amerika, Hong Kong ve Güney Kore’de büyümüş, Amerika’da Darthmouth Üniversite’sinde İngilizce ve Asya edebiyatı eğitimi almış bir yazar. Cha’nın çokkültürlü yetiştirilme tarzının kalemine yansımış olması, Kore edebiyatına aşina olmayanlar için bile akıcı bir okuma deneyimi sunuyor. Kore kültürünü tanısanız da daha önce Kore edebiyatı okumamış olsanız da roman hiç yabancı kalmıyor. İthaki Yayınları’ndan çıkan ve Türkçeye Türkan Çolak tarafından kazandırılan Sendeki Yüz Bende Olsa, günümüz toplumunda, özellikle de kadınları etkileyen güzellik algısı ve insanın yüzünü kullanarak nereye kadar gelebileceğine dair akıcı ve çarpıcı bir gençlik romanı.


Sendeki Yüz Bende Olsa / Frances Cha / Çeviren: Türkan Çolak / İthaki Yayınları / Roman / 276 sayfa