Koç Üniversitesi Yayınları’nın doğuşunu ve bugünlere nasıl geldiğini anlatır mısınız?
Koç Üniversitesi Yayınları’nın ilk hazırlıkları 2008-09 yıllarında başladı ve ilk yayınını 2010’da yaptı. İlk kitabımız Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın Benlik, Aile ve İnsan Gelişimi’ydi. 2017’de aramızdan ayrılan Çiğdem Hoca, sosyal psikolojinin kurucularından, uluslararası üne sahip bir akademisyen. Bu kitabı da pek çok üniversitenin psikoloji bölümlerinde ders kitabı olarak okutuluyor. İlk yıllardaki yayınlar biraz bu çizgiyi takip ediyordu. 2014’te yayınevi daha çok okura hitap edecek şekilde yapılanmaya başladı. Sadece akademik çevrelerde değil, alana meraklı, o konuda bilgilenmek isteyen tüm kitapseverlerin okuyabileceği kitaplar da seçilmeye başlandı. Yıllık yayın sayısı arttırıldı, yeni dizilere başlandı, kapak tasarımları değişti. 2018’den itibaren dağıtım ağı genişledi, tanıtım faaliyetleri arttı. 2019’da İstiklal Caddesi’nde KÜY Kitabevi faaliyete geçti. Bu sayede tüm kitaplarımız bir arada görünür hale geldi ve okurlarımızla doğrudan ilişki kurma imkanına kavuştuk. Yine 2019’da alınan bir kararla yayın yelpazemizi genişletmeye ve okur çeşitliliğimizi arttırmaya başladık. Böylece çocuk kitapları devreye girdi. Hemen arkasından üniversiteye bağlı araştırma merkezlerinin yayınlarının KÜY çatısı altında birleştirilmesine karar verildi. Bununla beraber İngilizce yayınların sayısının arttırılmasına ve tüm dünyaya dağıtılmasına
başlandı.
KÜY olarak kendinizi sektörde nasıl bir konumda değerlendiriyorsunuz? Bir üniversite ismi taşıyor olmanın sorumlulukları neler?
KÜY’ün sektörde pek çok yönden avantajlı bir konumda olduğunu düşünüyorum. Bir üniversite yayınevinin, akademide üretilen bilginin geniş kitlelere ulaştırılmasını sağlayacak bir köprü olma misyonu vardır. Bilginin tüm toplumda yaygınlaştırılabilmesi için görev, üniversite yayınevlerine düşüyor. Bunun için kitapların mümkün olduğu kadar geniş bir okur kitlesinin ilgisini çekecek şekilde hazırlanması, dağıtılması, tanıtılması gibi adımların da doğru atılması gerekir.