08 Ağustos 2022, Pazartesi
Haber Giriş: 19.11.2021 04:30 | Son Güncelleme: 16.02.2022 15:17

Vahdettin’in büyük aşkının hikâyesi

Şaziye Karlıklı, Son Kadın – Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Gelini, Vahdettin’in Büyük Aşkı Nimet Hanım’da, imparatorluğun son gelini Nimet Hanım’ın hayatının yanı sıra imparatorlukla birlikte yıkılan Harem’in öyküsünü de anlatıyor
Vahdettin’in büyük aşkının hikâyesi
Editör Editör
Şaziye Karlıklı’yı kadınları odağına alan roman tadında yaşam öyküleriyle tanıyoruz. Daha önce Türk Mata Hari Emine Adalet’i, devrinin güzellik efsanesi Belkıs Kemali Söylemezoğlu’nu anlatmıştı. Şimdi sırada Osmanlı Hanedanı’nın son gelini Nimet Hanım’ın hikâyesi var. Saray bahçıvanlarından olan babası öldükten sonra kendini kız kardeşiyle beraber Sultan Reşat’ın hareminde bulan, basamakları birer birer tırmanan, yıkılışın en genç tanıklarından, Vahdettin’in büyük aşkı, son Osmanlı Sultanı’nın eşi, kimi zaman saflığı kimi zaman acımasızlığıyla şaşırtıcı bir karakter Nimet Hanım... Harem’in ihtişamlı zamanlarından Vahdettin’in San Remo’daki son günlerine, imparatorlukla beraber yıkılan duvarların ardında ve altında kalanlara dair müthiş bir hikâyeyle karşı karşıyayız: Son Kadın – Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Gelini, Vahdettin’in Büyük Aşkı Nimet Hanım’da (Doğan Kitap). Karlıklı ile yalnızca Nimet Hanım’ın hayatını değil imparatorlukla birlikte yıkılan Harem’in öyküsünü ve tarihi kadınlar üzerinden okumak meselesini de konuştuk… Son Kadın’da okuru neler bekliyor?  Osmanlı Devleti yıkılırken, dönemin önemli aktörlerinin hayatlarını bilhassa ilgi duymasak bile az çok biliriz. Eğer ilgiliysek yığınla kitap ya da araştırma bulabiliriz. Devletin son günlerinde haremdeki isimsiz kadınlara ilişkin ise bilgimiz de merakımız da çok az. Tabii bir nebze güçlü figürler olan Vahdettin’in kızları Ulviye, Sabiha Sultan’ları biliriz. Ama ya onların anneleri ve babalarına eş olan diğer kadınlar kimlerdir? Dahası babalarına hizmet eden harem dolusu kadınlar nerededir? Onlar hafızamızda da meraklarımızda da yoktur. Ben bu kitapla, ‘kıymet verilmeyenleri’ anlatmak istedim. “Son Kadın Nimet” üstünden diğer kadınların hikâyesini ve dönemin kadınlar üzerindeki etkisini de gözler önüne sermek istedim.  Vahdettin’in son karısı Nimet Hanım kimi zaman çok masum, çok çocuksu; kimi zamansa sarayın görkeminden vazgeçmemek için her şeyi yapabilecek, her şeyi yakabilecek cesaret ve ihtirasa sahip... Sizce Nimet Hanım nasıl biriydi?   Araştırma ve yazma süreci boyunca bu soruya yanıt bulmak benim için oldukça güç oldu. Nimet doğup büyüdüğü sistem içinde gelişme imkânı bulamadığı için hayatı boyunca en azından şahitlik ettiğimiz süre boyunca kendi iradesi dışında savrulup durmuş. Girdiği her ortamda da ayakta kalmasına yardımcı olacak kişisel özellikler geliştirmiş. Bence onun güçlü tarafı yaşama arzusuna sahip olması. Harem’in ortalık hizmetindeki küçük bir kızken sessizliği masumluğu işe yararken, padişah eşi olarak tırnaklarını göstermesi adeta bir zorunluluk olmuş. Tek sabit noktasının dindarlığı olduğunu söyleyebiliriz.  Peki Nimet Hanım bunca iniş çıkışa rağmen ayakta kalmayı nasıl başardı ve sonunda ona ne oldu?  Okuyucular da kitap ilerledikçe fark edeceklerdir, tek bir Nimet yok. Osmanlı’nın son yıllarında bir saray bahçıvanının kızı olarak görece rahat bir çocukluk geçirirken kendisini yetim Nimet olarak buluyor. Yetimliğe alışmışken, Sultan Reşat’ın oğlunun hareminde küçük bir cariye oluveriyor. Sonra saray dışında yeni bir hayat. Bu da olmuyor. Yeniden harem hayatı ve sonunda Vahdettin’in dördüncü ve son karısı olmak var kaderinde. Bu geliş gidiş ve savrulmalar karşısında kendisini her seferinde yeniden inşa etmesi gereken bir küçük kız, bir genç kız ve bir kadın var karşımızda. Etrafındaki değişkenler karşısında sürekli pozisyon almayı öğrenmiş. Onun saraydaki hayatında beni en çok etkileyen ise yeşil elbise meselesi oldu. Sakarya Savaşı’nın kazanılmasından sonra giydiği yeşil tuvaleti, saraya karşı millicilerin yanında duruşu simgeliyor, elbette. Bunu akıl etmesi ise müthiş! Nimet Hanım’ın Cumhuriyet sonrası hayatı ise göz önünde olmamış. Zaten olamazdı da… Her ne kadar başka bir evlilik yapsa da hele de o günlerde en nefret edilen adamın Vahdettin’in karısı olduğu her daim yüzüne vurulacaktı. O da evine, mahallesine, ailesine kapanmayı tercih etmiş. Bundan muzdarip olduğunu da düşünmüyorum. Zaten hayatının önemli bir bölümünü ‘kapalı’ geçirmiş, bir kadın o.

İmparatorlukla birlikte yıkılan Harem’in öyküsü

Önsözde de söylediğiniz gibi, Son Kadın’ın hikâyesi bize, imparatorlukla birlikte Harem’in de yıkılışını anlatıyor. İmparatorluğun yıkımı ardından Vahdettin’in kadınları dört bir yana dağılıyor. Aralarında en çok ilginizi çeken hangisinin hikâyesi oldu?  Hiç duraksamadan, Vahdettin’in İnşirah Hanım’dan boşandıktan sonra evlendiği, yani sıralamada adı ikinci kadın olarak geçen Müveddet Hanım’ı anabilirim. Vahdettin’e bir şehzade doğurmasına rağmen, geleneklerin öngördüğü üzere hak ettiği itibarı göremeyen bir kadın. Sürekli iteleniyor, hatta kocası yalvarmalarına aldırmadan kadıncağızın en sevdiği kuzeni ile evlenmekte beis görmüyor. Harem dağıldıktan sonra, nihayet mutluluğu yakalama fırsatını buluyor. Fakat bunun için de gelenekleri yıkması gerekiyor. Padişah’tan erkek evladı olan kadınların yapmaması gereken bir şeyi yapıp aşık olup yeniden evleniyor. Fakat bu yüzden de bilhassa evladı tarafından yalnızlaştırılarak büyük acılar çekiyor. 
Şaziye Karlıklı
Şaziye Karlıklı
Peki bu kadınların kendi aralarındaki ilişkileri nasıldı? Birbirlerine ne ölçüde destek veriyorlardı, kıskançlık zaman içinde yerini yoldaşlığa bırakıyor muydu?  Ne denli kurallar ve gelenekler olsa da ortak bir kocayı paylaşmak kadınlar arası saygıyı tabii ki zafiyete uğratıyor. Üstelik Vahdettin dönemi yıkılışın son demleri olduğu için kadınlar kendilerinden önceki dönemin saltanatını süremediklerinden biraz hırçınlar zaten. Aralarında bugün anladığımız manada bir dayanışmaya şahitlik etmedim.  Vahdettin’in birinci karısı Nazikeda Hanım ile sonuncu karısı Nimet Hanım, içgüdüsel olarak gidişata ilişkin kocalarını uyarmışlar. Tabii dinleyen olmamış... Tarihin gidişatı, sizce erkekler kadınlara daha çok kulak verse değişebilir miydi?  Muhtemelen değişmezdi. Kadınlar bilhassa Damat Ferit’in hatalı olduğunu hissediyorlar. O konuda da kocalarını uyarıyorlar. Yani Damat Ferit’le devam etmese Vahdettin daha onurlu bir son yaşayabilirdi, diye düşünüyorum. Sadece yıkılışın değil, kuruluşun da bir parçası olabilirdi, bunu seçmedi.

Kadınlar üzerinden tarihi okumak

Kadınlar üzerinden tarihi okumak gibi bir meseleniz var...  Bugün de olduğu gibi siyasi, ekonomik, sosyal alanlardaki güçlü değişimler insan hayatlarında da ciddi kırılmalara neden oluyor. Tarihten genellikle negatif ya da pozitif anlamıyla kahramanları hatırlarız. Mesela, Çanakkale Savaşı’nda, doğrudan muharebede ölen 60 bine yakın askerimiz var. Ama geride 60 bin kadın da var. Ya anne, ya eş, ya nişanlı… O savaş onların da hayatlarına feci darbe vuruyor ama onların hikâyelerini hiç bilmiyoruz. Savaşı ve askerleri anlatan temel kaynak bulmak kolay ama kadınların hikâyelerini anlatan, döneminde yazılmış tarih kitabı bulmanız nerede ise imkânsız. Tarihi erkekler yapıyor, erkekler yazıyor. Kadınlar hep cephe gerisinin figürleri. Ben bunu merak ediyorum. Çünkü tarihsel kırılmaların en çok kadınları savurduğunu düşünüyorum. Savrulan kadınlar içinde de mağduriyet hikâyelerinden çok etkilensem de ‘üstesinden gelen’ kadınları merak ediyorum. Yine altını çizeyim, her türlü değişim kadınların hayatını derinden etkiliyor. Mesela, Nimet Hanım aslında kendi halinde bir Osmanlı genç kızı olarak büyüyüp giderdi. Ondan haberimiz bile olmazdı. İttihat ve Terakki tarihine baktığımızda, saraydaki ve dolayısıyla Harem’deki Kafkas hakimiyetini Türkler lehine değiştirme kararlılıklarını görürüz. İşte bu kararlılık, halasının köşkünde büyüyen bir kız çocuğunun hayatını değiştiriyor. Ben bu izleri takip etmeyi epeyce seviyorum.

Hatıralar eşsiz bir kaynak

Kaynak taraması yoğun bir kitap Son Kadın  Her ne kadar üzerinde Şaziye Karlıklı yazsa da Son Kadın çok yazarlı bir proje oldu! Bir tür kolektif çalışma diyebiliriz. Konu Osmanlı’nın son yıllarını kapsıyordu ve bilhassa haremin son yıllarında Sultan Reşat ve Vahdettin’in sarayında bulunan az sayıdaki kadın bir şekilde hatıralarını kaleme almışlar. Bunlar yola çıkmak için eşsiz bir kaynaktı benim için. 
  • Son Kadın - Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Gelini, Vahdettin’in Büyük Aşkı Nimet Hanım / Şaziye Karlıklı / Doğan Kitap / Kurmaca Biyografi / 304 Sayfa