03 Ekim 2022, Pazartesi
Haber Giriş: 19.11.2021 04:29 | Son Güncelleme: 25.02.2022 10:02

İleri dönüşümün tınısı bir başka

Plastik bidonlar, vitrin mankenleri, tencereler, tavalar... İstanbullu müzik grubu için bunların hepsi birer enstrüman. Bestelerini iklim değişikliğine, tükenen doğal kaynaklara ithaf ediyorlar, amaçları doğa farkındalığı yaratmak
İleri dönüşümün tınısı bir başka
Editör Editör
Kullanılmış tencere, plastik vitrin mankeni veya mavi bidonlar, aslında bulundukları köşelerde atık olarak durabilir, gezegenin atık çöplüğüne eklenebilir, yıllarca öylece bekleyebilirlerdi. Ancak üç kişiden oluşan İstanbullu bir müzik grubunun, bu el değmiş objeler için daha başka, yaratıcı planları vardı: Onları değerlendirerek, yeni müzik enstrümanları yaratmak. Davulda Herman Artuç, basta Serhat Ayebe ve sazda Roni Aran’ın yer aldığı Fungistanbul, 2014 yılında İstanbul’da doğa ve ekolojik muhafaza konusunda genel bir farkındalık yaratmak niyetiyle etnik-enstrümental müzik yapmak adına bir araya gelmişler. 2019 yılında ahşap, cam, metal gibi tekrar değerlendirilebilecek malzemeleri kullanıp bir beste yapan grup, şarkıya Trash Oriental - Çer Çöp Havası adını vermiş ve ilk videolarını yayınlamışlar. 

İzini sürdüler

“Plastik vitrin mankenlerinden çıkan sesleri çok seviyorduk. Her gittiğimiz yerde mutlaka dokunur, çalardık. Özellikle yarım mankenlerden çıkan sesleri seviyorduk. Dolapdere’de plastik atık mankenler vardı kullanılmayan, gidip onları bulduk. Onları üçlü perküsyon şeklinde kullanarak çaldım ben ilk videoda” diye anlatıyor Herman Artuç, mahallesi Şişli’de bir akşamüzeri buluşmamızda. “Bir arkadaşımız şişe çaldı, düdük dedik ona; Aşkın Nur Yengi’nin meşhur videosunda çıkardığı bir ses vardır, onun gibi. Roni de plastik bidondan bir saz yaptı. Müzikal olarak bir tını yaratmak için çalışmak gerekiyor sazda; perküsyon gibi değil o. Tellerde de atık kullanmaya çalıştık. Ya bizim kullanmadığımız teller ya da imalatta atılan teller ile” diyor. Enstrümanları profesyonel enstrümanlar kadar hassas olmadığı için ekstra efor sarf ettiklerini söyleyen Artuç, konsere giderken enstrümanların ayarlarının kayıp yerinden oynayabildiğini, iplerin ıslanmaması için özen göstermeleri gerektiğini anlatıyor. Serhat Ayebe, kontrbasın atasını andıran, tek telle çalınan devasa hacimde bir enstrüman kullanıyor. Artuç, bu enstrüman için “hem çok efektif bir sesi var hem de kullanması hiç kolay değil” diyor.  Şişli’de doğup büyümüş 43 yaşındaki müzisyen Herman Artuç, ileri dönüşüm kavramının Türkiye’de epey yeni olduğuna dikkat çekiyor ve “Geri dönüşüm var olan bir malzemeyi parçalara ayırıp yeniden bir üretim yapmak demekken; ileri dönüşüm, var olanı yeni ve kıymetli bir hale getirmek. Bununla ilgili restoranlar da çalışmalar yapıyorlar; gıdayla ilgili de bu kavram mevcut” diye açıklıyor kavramı.  “Bu projenin amacı en baştan beri doğaydı aslında. Besteler küresel ısınma, doğal kaynakların kirlenmesine ithafen. Bizi birleştiren tema ekoloji oldu. Gerçekten büyük sorunlarla baş ediyoruz şu anda. Artık doğal kaynakların yok olması, biyoçeşitliliğin azalması, atıklar artık hepimizin gündemi olmak zorunda” diyor Artuç.
Fungistanbul için her şey bir enstrümana dönüşebilir... (Fotoğraf: Muzaffer Zortaş)
Fungistanbul için her şey bir enstrümana dönüşebilir... (Fotoğraf: Muzaffer Zortaş)

Şikayet yerine...

Artuç, 2016 yılında ilk albümleri olan “Fenoloji”yi çıkardıklarını ve şikayet etmek yerine daha çok çözüm üretme dürtüsüyle böyle bir örnek girişimde bulunduklarını aktarıyor. “Türkiye’de atık malzemeden enstrüman yapan arkadaşlar var ama müzik grubu yoktu. Dünyada da örnekleri az. Çevre kirliliğinin oldukça majör bir sorun olduğu bölgelerden olan Hindistan’da ve Uzak Doğu’da takip ettiğim, bu işi yıllardır yapan gruplar var. Bu, deneysel müzik olarak geçiyor” diyor. Sazcı Roni Aran, bir mantar araştırmacısı olduğu için “Grubun ismi de biraz ondan Fungistanbul” diyor Artuç. “Fungi, mantar alemi anlamına geliyor. Mantarların ölü hücrelerin dönüşümünde, toprakların mineral olarak geri dönüşmesinde çok önemli bir rolü var; çürüme diyoruz ona. Bir yandan da doğada bitkilerin, ağaçların birbiriyle iletişim kurmasına vesile oluyor mantarlar. Yani bir anten görevi görüyor; İstanbul bizim için biraz böyle.”

Çocuklar hayran

Artuç “İlk başta biz de ne çıkar bilemiyorduk. Her şeyin bir ritmi var ancak müzikal yaratım başka bir şey. Zor olan onu yakalamaktı, bunu yakalayabildikçe bize devam etme enerjisi geldi” diyor.  Şimdiden çocukların ilgisini çektiklerini, iş dünyasından da etkileşimler olduğunu ve çevreci belediyecilik, atık yönetimi gibi programlar yürüten şirketler ve belediyelerle ortak projeler yapmayı düşündüklerini aktarıyor.