Christopher F. Schuetze, Patricia Cohen / New York Times
Avrupa bu yaz kavurucu sıcak hava dalgaları, orman yangınları ve alışılmadık şiddetteki fırtınalarla mücadele ediyor. İklim değişikliğinin etkisiyle daha da ağırlaşan kuraklıklar ise şimdi kıtanın en önemli su yollarını felç ederek, zaten durgun büyüme ve sert küresel rekabetle mücadele eden Avrupa ekonomisi üzerinde yeni bir baskı oluşturuyor.
Krizin merkezlerinden biri, Lord Byron'ın "geniş ve kıvrılarak akan Ren" olarak tanımladığı Ren Nehri. İsviçre Alpleri'nden doğarak yaklaşık 1.300 kilometrelik yolculuğunun ardından Kuzey Denizi'ne ulaşan nehir, altı ülkeden geçiyor.
Avrupa ekonomisinin hayati damarlarından biri olan Ren Nehri, her yıl binlerce gemiye ve milyonlarca ton yüke ev sahipliği yaparak kıta genelindeki ticaret ve sanayiyi besliyor.
ING Makro Araştırmalar Küresel Başkanı ve aynı zamanda tutkulu bir kürekçi olan Carsten Brzeski, "Ren, Alman ekonomisinin en önemli kalp odacıklarından biri" değerlendirmesinde bulundu.
Bu hafta nehirdeki su seviyesi, resmi kayıtların tutulmaya başlandığı 1880 yılından bu yana görülen en düşük seviyeye geriledi. Bu durum tedarik zincirlerini aksatıyor, taşımacılık maliyetlerini artırıyor ve şirketleri üretimi kısmaya zorlayabilecek riskler yaratıyor.
Aşırı hava koşulları Avrupa'nın ikinci en uzun nehri olan Tuna'yı da etkiliyor. Nehirde su seviyesinin rekor düzeyde düşmesi, İkinci Dünya Savaşı sırasında batan savaş gemilerinin yıllardır su altında kalan enkazlarını yeniden ortaya çıkardı.
Su krizi, Tuna Nehri'ni nükleer reaktörlerin soğutulmasında kullanan Macaristan ve Romanya'da elektrik üretiminin sürdürülebilmesi için yoğun çaba gösterilmesine neden oluyor. Her iki ülkenin hükümetleri de hane halkı ve işletmelere elektrik tüketimini azaltmaları çağrısında bulundu.
Düşük su seviyelerinin ekonomi üzerindeki etkisi Almanya'nın Duisburg kentinde açıkça görülüyor. Burada yükler büyük gemilerden daha küçük teknelere, tren vagonlarına veya kamyonlara aktarılıyor. Bazı gemiler ise nehirde güvenli şekilde ilerleyebilmek için yüklerinin üçte ikisini boşaltmak zorunda kalıyor. Çünkü nehrin bazı kesimlerinde su derinliği yalnızca yaklaşık 1,2 metreye kadar düşmüş durumda.
Hollandalı bir karı-koca ekibinin kullandığı, Rotterdam'dan demir cevheri taşıyan 172 metrelik itmeli yük gemisi W. De Beijer Sr.'ın mürettebatından Wilma van Ingen, "Şimdi kimin iyi kaptan, kimin kötü kaptan olduğu ortaya çıkıyor" dedi.
Normalde 5 bin ton yük taşıyabilen gemi artık yalnızca 1.200 ton yük taşıyabiliyor.
Gemilerin daha az yük taşıması ise nehir trafiğini artırıyor.
Duisburg Limanı CEO'su Markus Bangen, yılda yaklaşık 100 milyon ton yük ve 20 binden fazla gemiye hizmet veren limanın kapasitesinin sınırına geldiğini belirterek, "Sınırlarımızda çalışıyoruz" dedi.
Ren Nehri, Almanya'nın sanayi gücünün şekillenmesinde önemli rol oynadı. BASF, Mercedes-Benz, Bayer ve ThyssenKrupp gibi Alman sanayi devleri fabrikalarını ve ticaret ağlarını nehir boyunca kurdu.
Her yıl yaklaşık 300 milyon ton yük Ren Nehri üzerinden taşınıyor. Nehir, Kuzey Denizi'ndeki Rotterdam Limanı'nı Almanya'nın en büyük üç sanayi bölgesine bağlıyor; yol boyunca petrol rafinerileri, çelik ve kimya tesisleri ile kömür santrallerini birbirine bağlıyor.
Brzeski'ye göre tek bir nehir mavnasının taşıdığı yükü karayoluyla taşımak yaklaşık 100 kamyon veya tam kapasite bir yük trenini gerektiriyor. Ancak alternatifler de kolay değil.
"Demiryolları da tam anlamıyla felaket durumda" diyen Brzeski, nehir boyunca uzanan demiryolu hatlarından birinin de devam eden inşaat çalışmaları nedeniyle kullanılamadığını söyledi.
2018 yılında yaşanan şiddetli kuraklık, fabrikaların faaliyetlerini durma noktasına getirmiş ve Almanya'nın ekonomik üretiminden yaklaşık yüzde 0,3'lük bir kayba yol açmıştı.
Ancak bu deneyim, sanayi kuruluşları ile kamu kurumlarını daha hazırlıklı hale getirdi. Alman İç Su Yolu Taşımacılığı Federal Birliği Direktörü Jens Schwanen, "Suyu sihirli bir şekilde ortaya çıkaramayız" dedi.
Şirketler ise uyum sağlamaya başladı. Düşük su seviyelerine karşı daha iyi planlama yapılıyor. Derin su limanlarında daha fazla depolama alanı oluşturularak, nehirlerde su seviyesi düştüğünde bile ürünlerin teslimatı sürdürülebiliyor. Demiryolu veya karayoluyla taşınması mümkün olmayan 300 tonluk türbinler üreten Siemens Energy de bu yöntemi uygulayan şirketlerden biri.
Ayrıca daha hafif malzemeler kullanılan ve daha geniş gövdeli, suyun üzerinde daha yüksek seyreden gemilerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar da hız kazandı.
Ancak bu dönüşüm yavaş ilerliyor. Ren Nehri'nde faaliyet gösteren yaklaşık 8 bin yük gemisinden yalnızca yaklaşık bir düzinesi düşük su seviyelerinde çalışabilecek şekilde tasarlanmış durumda.
Almanya merkezli Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü'nün analizinde, "Düşük su seviyeleri iç su yolu taşımacılığında ciddi aksamalara yol açıyor ve ekonomik faaliyette anlamlı ölçüde düşüşe neden oluyor" değerlendirmesi yapıldı.
Enstitüye göre bir ay boyunca düşük su seviyelerinin devam etmesi halinde Almanya'nın sanayi üretimi yaklaşık yüzde 1 geriliyor.
Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü Araştırma Direktörü Stefan Kooths, bunun uzun süredir anlamlı bir büyüme yerine durgunluk yaşayan Almanya ekonomisi açısından oldukça önemli bir kayıp olduğunu söyledi.
Avrupa ekonomisi yalnızca kıta içindeki sorunlardan etkilenmiyor. İran'daki savaş ile Hürmüz Boğazı ve Babülmendep Boğazı üzerinden enerji ve ticaret akışında yaşanan aksamalar da petrol fiyatlarını yükselterek enflasyonu besledi.
Jeopolitik gelişmeler ile coğrafi koşulların yarattığı baskı giderek artıyor. Kış aylarında Alpler'de beklenenden az kar yağması, yaz aylarında nehirlerin su seviyelerinin düşmesine neden oldu. Kuraklık nedeniyle nehirleri besleyen yağışlar da azaldı. Aşırı sıcaklar ise yüzey sularının daha hızlı buharlaşmasına yol açarak su seviyelerinin mevsimin çok erken döneminde gerilemesine neden oldu.
Meteorolojik tahminler, önümüzdeki haftalarda yağış görülmeden sıcak havanın etkisini sürdürmeye devam edeceğine işaret ediyor.
© 2026 The New York Times Company
