06 Temmuz 2022, Çarşamba
Haber Giriş: 26.04.2022 13:15 | Son Güncelleme: 26.04.2022 15:36

Elon Musk, ifade özgürlüğünün gerçekliğiyle yüzleşecek

Elon Musk Twitter’ı satın almasıyla dijital medya patronlarına katıldı. Anlaşma öncesi ifade özgürlüğü üzerindeki denetlemeleri sert bir dille eleştiren Musk, artık sahibi olduğu sosyal medyada şirketinde işlerin göründüğü gibi siyah ve beyaz olmadığı gerçeğiyle yüzleşecek
Elon Musk, ifade özgürlüğünün gerçekliğiyle yüzleşecek

Shira Ovide / The New York Times

On yıl önceki Twitter yöneticileri ve CEO Dick Costolo, sosyal medya sitesinin ifade özgürlüğü partisinin özgür konuşma kanadı olduğunu ilan etmişti. Bu duruş, Twitter'ın insanların dilediklerini yayınlamalarını ve dünya tarafından duyulmalarını savunacağı anlamına geliyordu.

İfade özgürlüğünü sağlamak neden zor?

Twitter o zamandan beri dezenformasyon satıcıları, hükümetlerin etnik şiddeti kışkırtmak için sosyal medyayı kötüye kullanmaları ve seçilmiş yetkililerin beğenmedikleri tweet'ler yüzünden çalışanları hapse atma tehditleri ile bataklığa sürüklendi. Facebook, YouTube ve diğer internet şirketleri gibi Twitter'da ifade özgürlüğü konusunda katı bir çizgiden uzaklaşarak içerikleri denetlemek zorunda kaldı.

Bugün Twitter çocukların cinsel istismarını teşvik eden paylaşımlar, koordineli hükümet propagandaları, sahte ürün teklifleri ve birinin ciddi bir kazaya kurban gitmesini dileyen tweet'ler gibi içerikleri yasaklayan sayfalarca kurala sahip.

İfade özgürlüğünün öznel yorumlamaları

Geçtiğimiz 10 yıl, ifade özgürlüğünden farklı şeyler anlayan iki taraf arasında tekrarlanan çatışmalara tanık oldu: Bir yanda Silikon Vadisi'nin kurucu neslinin idealist prensipleri, diğer yanda ise dünyanın karmaşık hakikati içinde ifade özgürlüğünü farklı yorumlayan insanlar. Pazartesi günü Twitter'ı yaklaşık 44 milyar dolara satın almak için bir anlaşma yapan Elon Musk, doğrudan bu yüklü tarihin içine giriyor. 2006'da kuruluşundan bu yana Twitter'ın birbirini izleyen liderleri, Mark Zuckerberg ve diğer internet yöneticilerinin çoğunun keşfettiği şeyi öğrendi.

Twitter’ın kurucularından Biz Stone'un 2011'de yazdığı gibi "Tweet'lerin akması gerekir”;veya Zuckerberg’in 2019’daki konuşmasında dediği gibi “İnsanların seslerini duyurmaya inanıyorum.”  Ancak bunu demek, gerçekleştirmekten çok daha kolay. 

Musk merkezde konuşlandı

Musk'ın Twitter'ı satın alma anlaşması, aynı zamanda Tesla ve SpaceX'in CEO'su olan hırçın milyarderi küresel ifade özgürlüğü tartışmasının en sıcak merkezine koyuyor. Musk, Twitter'ın sahibi olduktan sonraki planları hakkında net değil. Ancak şirket belli gönderileri kaldırıp kullanıcıları engellediğinde sert bir tavır takındı ve Twitter'ın yasaların sınırları içinde bir ifade özgürlüğü cenneti olması gerektiğini söyledi.

Twitter dijital bir kent meydanı

Anlaşmayı duyuran Musk, "İfade özgürlüğü, işleyen bir demokrasinin temel taşıdır. Twitter, insanlığın geleceği için hayati önem taşıyan konuların tartışıldığı dijital kent meydanıdır" diye konuştu. Musk bu konuda göreceli bir amatör. Henüz, birine ses vermenin diğerlerini susturabileceği; her şeyin serbest olduğu bir platformun olası spam, çıplaklık, otoriter propagandaları, çocuklara zorbalık ve şiddet içeren kışkırtmalarla dolabileceği zor takasların içine girmedi. 

İfadenin gri alanı

Columbia Üniversitesi'ndeki Knight First Amendment Enstitüsü'nün yönetici direktörü Jameel Jaffer, “Demokrasimizin işlemesi için ifade özgürlüğünü korumamız gerekiyor. Ancak bu öncülden sosyal medya şirketlerinin her gün almak zorunda olduğu karar türlerine kadar kat edilmesi gereken çok mesafe var” diye konuştu. İnternette veya fiziksel dünyada neredeyse hiçbir yer mutlak ifade özgürlük alanı değildir. Çevrimiçi ifadenin zorluğu, ifadenin sorunlarıyla aynı: Daha fazla konuşma ne zaman daha iyidir, ne zaman daha kötüdür? Kim karar verecek? Bu tarz soruların basit cevapları pek az.

Sosyal medya silah olabilir

Güçlü mahkemelerin, sivil grupların ve haber medyasının politikacıları sorumlu tuttuğu ülkelerdeki seçilmiş liderler, rakiplerine çevrimiçi platformlarda sataştıklarında nispeten iyi huylu olabilirler. Ancak Myanmar, Suudi Arabistan ve Somali gibi ülkelerdeki hükümet liderleri eleştiri niyetine amansız sözlü tacizlerde bulunarak, çoğunlukla kontrolsüz yalanları yayarak ve etnik şiddeti kışkırtarak sosyal medyayı silah haline getirdi. Twitter sitesindeki ifade denetiminden geri çekilirse, insanlar kendileriyle aynı fikirde olmayanlar tarafından taciz edilebileceği; kripto para, sahte Gucci çantalar veya pornografi ile dolup taşabilecek yerlerde vakit geçirmeye daha az istekli olacak mı?

2016 ABD başkanlık seçimleri ve aynı yılki Brexit oylaması, sosyal medya şirketleri sitelerindeki denetimi bıraktığında nelerin yanlış gidebileceğini Silikon Vadisi yöneticilerine, ABD'nin seçilmiş yetkililerine ve halka gösterdi. Sosyal medya Rus propagandacıların, derinden bölünmüş Amerikalıların ve Britanyalıların görüşlerini güçlendirerek seçmenleri daha da kutuplaştırdı.

Trump’ın sosyal medyaya etkisi

Donald Trump'ın başkanlığında, Covid-19 pandemisinin ilk aylarında ve Trump ile destekçilerinin 2020 seçimlerinde yanlış iddiaları yayıldığında; Twitter, Facebook ve YouTube bazı insanları çevrelerindeki dünya hakkında bitkin ve sinik hissettiren öfke, yalanlar, çarpıtmalar ile bölünmeyi körüklemede oynadıkları rolle ilgili görüşlerini değiştirdi.

Zaman zaman çalışanları tarafından baskı gören Twitter ve Facebook, yanlış bilgilere karşı kurallarını çiğneyebilecek gönderileri kaldırmak veya etiketlemek için daha büyük adımlar attı. Viral yalanların çok hızlı yayılmasını önlemek için bilgisayar sistemleriyle uğraştı. Facebook, Twitter ve YouTube 6 Ocak 2021'de Amerikan Kongre Binası’ndaki isyanından sonra Trump'ı platformlarından attı.

Denge önemli

Twitter'dan ve benzerlerinden gelen bazı kararlar konuşma denetimini aşmış olabilir. Dünya çapında daha fazla hükümet, sosyal medya şirketlerini kendi özel denetimlerinden ülkelerinin yasalarına geçmeye zorluyor. Avrupa Birliği'ndeki Dijital Hizmetler Yasası da dahil olmak üzere yeni yasalar, Twitter ve benzerlerinin sitelerini yanlış bilgi ve kötüye kullanımdan arındırmak için daha fazlasını yapmasını gerektiriyor. Vietnam gibi diğer ülkelerde insanlar hükümetin hoşuna gitmeyen paylaşımlar yapınca, sosyal medya şirketleri yasal tehlikeler ile karşılaşıyor.

Twitter ve diğer sosyal medya şirketleri insanların çevrimiçi paylaşımlarına çok az veya çok fazla müdahale ettiğinde, ifade özgürlüğü ve demokrasiye potansiyel olarak zarar verebiliyor.

Silikon Vadisi devrim mi evrim mi

St. John's Üniversitesi Hukuk Fakültesi yardımcı doçenti Kate Klonick çevrimiçi ifade üzerindeki artan yasaların teorik olarak, seçilmemiş Silikon Vadisi yöneticilerinin konuşma üzerindeki gücünü ellerinden kısmen aldığını söyledi. Musk'ın Zuckerberg'e, Google'dan Sundar Pichai'ye, TikTok'tan Shouzi Chew'e ve Apple'dan Tim Cook'a katılacağı gerçeğinden kaçmak mümkün değil. Artık o da küresel söylemin etkili platformlarında erişime izni verme veya reddetme konusunda muazzam bir söz sahibi. Silikon Vadisi devriminin paradokslarından biri, medya patronları ve siyasi liderler gibi eski bilgi bekçilerini yetkisiz hale getirirken yenilerini yaratmasıdır. Musk'ın Twitter'ı satın alması bunu değiştirmeyecek. Dijital medya patronlarının çok fazla güce sahip olmasını istemeyebiliriz. Ancak gerçek şu ki, bu güce sahipler.

© 2022 The New York Times Company