30 Nisan 2026, Perşembe
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 30.04.2026 20:11 | Son Güncelleme: 30.04.2026 20:13

İran'ın iki yüzü: Sokaklarda hayat akıyor, içeride umutsuzluk ve çaresizlik var

İran’da hayat dışarıdan normal görünse de savaş, protestolar ve ekonomik kriz toplumun ruh halini derinden sarstı. Umutsuzluk ve çaresizlik yayılırken, birçok kişi geleceğe dair umutlarını kaybetmiş durumda; yaşam ise tüm zorluklara rağmen sürüyor
Fotoğraf: Kiana Hayeri/New York Times
Fotoğraf: Kiana Hayeri/New York Times
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Yeganeh Torbati / New York Times

İran toplumu, haftalar önce ağır bombardıman altında kalmış bir ülke için bile en azından normal işliyor gibi görünüyor.

Başkent Tahran’da şık gençler sokak kafelerinin dışında toplanıyor, sigara içiyor ve arkadaşlarıyla sohbet ediyor. Kentte düzenlenen yüksek profilli bir rock konserinin biletleri dakikalar içinde tükendi. İnsanlar hâlâ eğlence ve iş için İran dışına seyahat ediyor.

Ancak birçok İranlıya göre bunların hepsi bir vitrin; yaşadıkları acı dolu ve kırılgan koşulları gizleyen bir örtü. Dört ay süren travmatik, dünyayı sarsan olaylar geleceğe dair umutları yok etti ve toplumun büyük kesimlerini yas içinde ve zayıf halde bıraktı.

Türkiye’de yaşayan, 40’lı yaşlarında İranlı bir kadın olan ve kış aylarında Tahran’a gidip nisan sonlarında Türkiye’ye dönen Sara, “İnsanlar hayatlarını yaşıyor” dedi. Ancak görünürdeki sakinliğin yanıltıcı olduğunu belirterek “Herkesin morali çok kötü” şeklinde konuştu.

Bu haber için görüşülen onlarca İranlının çoğu gibi Sara da hükümetten gelebilecek misillemelerden korktuğu için tam adını vermek istemedi. Bazıları ise tamamen kimliklerini gizlemeyi tercih etti.

Sara, savaşın en kötü haftalarının bir bölümünde İran’daydı ve ülke dışında yaşayan İranlıların içeride olup bitenler konusunda içeride yaşayanlardan daha kaygılı olduğunu söyledi; çünkü içeridekiler duruma daha fazla boyun eğmiş olabilir. Sara, “Herkes umutsuz ya da bazıları hayali bir şeye umut bağlıyor” dedi.

Rejime karşı olanların umut dolu bekleyişi kısa sürdü

Ülkenin İslami otoriter yönetimine karşı olanlar için ocak ayında gerçekleşen kitlesel protestolar, siyasi değişim açısından heyecan verici umutlar doğurmuştu, ancak güvenlik güçlerinin binlerce göstericiyi öldürmesiyle bu umutlar kısa sürede yas, öfke ve şoka dönüştü.

O zamandan bu yana, farklı siyasi görüşlerden İranlılar, ABD-İsrail hava saldırılarının yol açtığı yıkım ve ölümlerden etkilendi. Temel gıda ürünleri orta sınıf için bile giderek daha zor erişilir hale gelirken, hükümetin sürdürdüğü internet kesintisi ülkeyi büyük ölçüde dış dünyadan izole etti. Çok yakın zamana kadar İran hava sahası sivil uçuşlara kapalıydı.

Buna rağmen insanlar büyük engellere rağmen tutkularının ve kariyerlerinin peşinden gitmeye devam ediyor.

Bu durum, nisan ayı sonlarında Türkiye’nin doğusundaki bir kara sınır kapısı ve tren istasyonunda yapılan röportajlarda açıkça görülüyordu. Bir tiyatro topluluğu, yeni bir oyunun provasını yapmak üzere Avrupa’ya gitmek için otobüsle gelmişti. Saçlarını eflatun renge boyayan genç bir kadın, İstanbul’da sevdiği bir müzik grubunu görmek için sınırı geçti. 30’lu yaşlarında bir adam ise İtalya’da eğitimine devam etmek için gerekli önemli bir adımı tamamlamak üzere Türkiye’ye gelmişti.

Nisan sonunda bir arkadaşı ve kız kardeşiyle birlikte sınav için Türkiye’yi ziyaret eden 28 yaşındaki Melika, “İranlılar neden böyle bilmiyorum ama ne olursa olsun, fiyatlar yüksek olsa bile hayat devam ediyor” dedi. Üçlü, Tahran’dan Türkiye’nin doğusundaki Van’a 23 saatlik bir tren yolculuğunun ardından yeni inmişti ve İstanbul’a devam etmeyi planlıyordu.

Melika şöyle devam etti: “İranlılar çok esnek, kendilerini adapte ediyorlar”

"Savaşın ortasında restoranlarda boş koltuk yok"

Melika, savaş sırasında ekonominin büyük ölçüde durmasına rağmen restoranların dolu olduğunu söyledi. İnsanların paralarını bir araba, ev ya da diğer yaşam hedefleri için biriktirmek yerine harcamayı tercih ettiğini düşündüğünü belirtti.

“Artık bu şeyler toplumun büyük bir kesimi için ulaşılmaz durumda” diyen Melika, “Bu yüzden ‘Neden kendimizi zorlayalım? En azından güzel bir yemek yiyelim’ diyorlar” şeklinde konuştu.

Buna karşılık, Van’da İran’a dönmek üzere trene binen 57 yaşındaki Şehrzad, kendisini varlıklı saymasına rağmen parasını biriktirmeyi tercih ettiğini ve gereksiz harcamaları kıstığını söyledi.

Şehrzad, savaş sırasında bombaların günün ve gecenin her saatinde, günde 20 ila 30 kez düştüğünü anlattı. Buna rağmen sakin olan Şehrzad, “Alıştık” dedi ve sırada bekleyen bir erkek ve bir kadınla sohbet edip şakalaştı.

1979 devriminin istikrarsızlıklarını yaşayan ve 1980’lerdeki İran-Irak savaşını gören kendi kuşağının yıllar içinde zorluklara dayanmayı öğrendiğini söyledi.

Ancak ona göre İran’ın gençleri yaşadıkları zorluklara karşı çok daha az sabırlı ve büyük çoğunluğu hükümete karşı.

Şehrzad, “Z kuşağı, kimse onları kontrol edemiyor. Biz daha barış yanlısıyız. Gençler daha radikal” dedi.

Sınırdaki bazı İranlılar, hayatlarındaki gelişmeler üzerinde söz sahibi olamadıklarını, dünya güçleri ve kendi hükümetlerinin insafına kaldıklarını hissettiklerini söyledi.

Türkiye’ye internet kullanarak çalışmak için gelen ve ardından İran’a dönmeyi planlayan günlük al-sat yapan bir yatırımcı, insanların gelişmeleri takip edip ne olacağını beklerken adeta yerinde saydığını söyledi. Kendisi ise ülkede durumun iyiye gideceğine dair pek umutlu değildi.

40’lı yaşlarındaki Sara, ABD ile İran arasındaki ateşkese ilişkin soruya “Bence her şey bir oyun. Bizimle oynanıyor” dedi.

© 2026 The New York Times Company