21 Mayıs 2024, Salı Gazete Oksijen
Haber Giriş: 29.10.2023 15:07 | Son Güncelleme: 31.10.2023 11:35

NYT’nin ödüllü yazarı Kristof: Yakıt biterse hastaneler toplu mezara döner

New York Times’in iki Pulitzer ödüllü yazarı, bölgeden bildiriyor: Hastanelerde yakıt biterse diyalize veya ameliyata ihtiyaç duyan insanlarla birlikte kuvözdeki bebekler de ölebilir. Gazze'deki yaklaşık 50 bin hamile kadın risk altında. Yarın yakıt bittiğinde bu hastane toplu mezara dönüşecek
İnsanlar 26 Ekim'de İsrail'in Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısının ardından enkazda hayatta kalanları arıyor (Fotoğraf: Yousef Masoud/The New York Times)
İnsanlar 26 Ekim'de İsrail'in Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısının ardından enkazda hayatta kalanları arıyor (Fotoğraf: Yousef Masoud/The New York Times)

Nicholas Kristof / The New York Times

İsrail'in önümüzdeki günlerde karşı karşıya kalacağı en önemli karar, Gazze Şeridi'ni vurmaya devam etmenin ne kadar zor olacağı. Aylarca süren bir kara işgaline mi girişecek? Büyük ölçekli hava bombardımanına devam mı ettirecek? Hastanelerin çalışır durumda kalması için Gazze'ye yakıt girmesine izin verecek mi?

İsrail ve Batı Şeria'da habercilik yaptığım son hafta boyunca bol bol insanları dinlemeye ve öğrenmeye çalıştım. Bu nedenle bir gün geriye dönüp baktığımızda derin bir ahlaki ve politik başarısızlık göreceğimize neden inandığımı paylaşmak isterim.

Barak: Kara operasyonu şart

Ama izninizle söze farklı bir bakış açısına sahip akıllı biriyle başlayayım. Eski İsrailli general, savunma bakanı ve başbakan Ehud Barak, Gazze'yi ele geçirmenin askeri zorlukları hakkında neredeyse herkesten daha fazla bilgi sahibi. 2009'da Hamas'a karşı düzenlenen büyük kara saldırısını o yönetti. İsrail'in Tel Aviv kentindeki evine uğradım ve ofisinde oturduk. Hamas'ı ezmenin tek yolu olarak kara işgalini savunurken odanın kendisiyle alay eden karikatür koleksiyonuyla çevrili olduğunu fark ettim. Barak'ın eleştiriye tahammülü gerçekten yüksek.

“On binlerce asker göndermekten başka çare yok” dedi ancak bunun uzun ve kanlı bir operasyon olacağını kabul ediyor. Böyle bir kara harekatının kuzeyde Hizbullah'la bir savaşa yol açma ihtimalinin yüzde 50 olduğunu, ayrıca Golan Tepeleri'nin Suriye tarafında milislerin saldırıları ve Batı Şeria'da ciddi huzursuzluk riski olduğunu öngörüyor.

Alsalar kime devredecekler?

Barak ayrıca İsrail'in Gazze'den çekilmeye hazır hale gelmesinden birkaç ay sonra bölgeyi başka birine devretme konusunda sorun yaşayabileceği konusunda da uyarıyor. Ancak İsrail'in Gazze'yi ele geçirmek için çok taraflı bir Arap gücü bulabilmesinin ve bu gücün sonunda bölgenin kontrolünü Filistin Yönetimi'ne devretmesinin mümkün olduğu görüşünde. Sonuç olarak İsrail'in Hamas'ın yeteneklerinin büyük kısmını yok etmesinin, sınır boyunca girilmez bölge oluşturmasının ve kendisini oradan kurtarmasının mümkün olduğunu düşünüyor. Kendi adıma, işgalin ya da devir teslimin iyi sonuç vereceğinden şüpheliyim. Bunun nedeni kısmen iyimser başlayan ve kanlı bir bataklıkla sonuçlanan pek çok askeri operasyonu gözlemlemiş olmam.

İsrail artık Hamas’a para akışına izin veremez

Ancak Barak başka bir önemli noktaya daha değindi: İsrail artık Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Hamas'ı destekleme politikasına nihayet son verecek. Ne yani? İsrail Hamas'ı mı destekledi?

Evet, Netanyahu döneminde İsrail, maaşlar ve enerji maliyetleri gibi masrafları karşılamak üzere Katar'dan Gazze'ye 1 milyar dolardan fazla para transferini onayladı Ancak Ha'aretz'in haberine göre bazı fonlar Hamas'ın askeri kanadına ulaştı. (Katar, bu paranın kötüye kullanıldığını reddediyor.) Barak ve onun gibi düşünenlere göre Netanyahu'nun amacı, rakip Filistin Yönetimini zayıflatmak ve iki devletli çözüm olasılığını baltalamak için Hamas'ı desteklemekti. Netanyahu'nun 2019'da “Filistin devleti olasılığını engellemek isteyenler Hamas'ın güçlendirilmesini ve Hamas'a para transferini desteklemesi gerekiyor” dediği bildirildi.

Hamas'a giden cankurtaran halatı para artık mutlaka kesilecek ve bu, örgüte bombalar kadar zarar verebilir. İsrail'in kendisini savunma ve Gazze'deki askeri hedefleri vurma hakkı var ve rehineleri serbest bırakması için Hamas üzerinde güçlü bir uluslararası baskı olmalı.

Hamas’tan bıkan Filistinliler

Yıllardır Gazze'de yaptığım haberler, Hamas'ın ortadan kaldırılması durumunda Filistinlilerin durumunun çok daha iyi olacağına beni ikna etmiş durumda. Bazı Amerikalı liberaller Hamas'ın Gazze'de ne kadar baskıcı, kadın düşmanı, homofobik ve ekonomik açıdan beceriksiz olduğunu kabul etmiyor, İsrail'e yönelik uzun terör saldırıları geçmişi hakkında konuşmuyor. Oysa bütün bunlar Filistinlilerin çoğunun Hamas'tan neden bıktığını açıklıyor.

Filistinli bir kadın bana “Hamas parayı insanlara yatırım yapmak için değil, tünel inşa etmek için harcıyor” dedi. Küçük oğlunun bir Filistin hastanesinde kanser tedavisi gördüğü Kudüs'te mahsur kalan bir kadındı bu. Gazze'de öyle bir umutsuzluk var ki bazı genç erkekler yıllardır sadece şehit olmayı ve İsraillileri öldürerek onur kazanmayı hayal ediyor. Hastanedeki kadın da bana “Gazze'de umut yok. Hayat yok. İnsanların yapabileceği tek şey şehit olmak” diye konuştu.

Hamas'ın kendisine bir şey yapması korkusuyla ismini vermediğim kadın, her iki tarafta da sivillerin öldürülmesine karşı olduğunu ve artık Gazze'deki bombalamayı takip ederken her gün ağladığını, kocasının ve diğer çocuklarının hayatından endişe ettiğini anlattı. Kanserli oğlu birkaç metre ötede oturmuş annesinin telefonunda video izliyordu. Ben de ne izlediğini görmek için baktım. TikTok'ta bombalanan mahallesinin videolarını izliyordu.

Evinin yakınındaki futbol sahası büyüklüğündeki alanların moloz yığınına dönüştüğünü gösteren videolarda bakarken donup kaldı. Uydu görüntüleri başkaca geniş alanların da toz haline geldiğini gösteriyor. Enkaz altında kaç kişinin bulunduğunu kimse bilmiyor ama bazı Filistinliler bana çöken binaların içinden çığlıklar duyduklarını anlattı. İnsanları kurtarmak için uygun ekipmanları yok. Bu yüzden bir süre sonra çığlıklar kesiliyor ve bir koku yükseliyor.

Kadın, Hamas'a karşı olmasına rağmen, İsrail saldırılarına duyulan öfkenin muhtemelen bölgede Hamas'a verilen desteği artıracağını düşünüyor. Gazze'den iyi eğitimli genç bir kadın olan Amal da WhatsApp üzerinden bana tanıdığı kurbanların çoğunun sivil olduğunu söyledi. Umutsuzluğu sesine yansımıştı.
“Sürekli bombardıman bana artık insan değilmişim, sanki ruhlarımız hiçbir şey ifade etmiyormuş gibi hissettiriyor. Katliama uğruyoruz” diye konuştu.

Gazze'den 16 yaşındaki bir kız çocuğu Save the Children adlı sivil toplum örgütü aracılığıyla şu mesajı verdi: “Sanki işlemediğimiz bir günahın bedelini fazlasıyla ödüyoruz. Biz her zaman barışın yanındaydık ve her zaman da öyle olacağız”

İnanmayan Taliban’dan ders alsın

İsrail savaşı tırmandırmaya hazırlanırken üzerinde düşünülmesi gereken iki argüman var. Birincisi pragmatik: Kuşatma ve geniş çaplı bir kara saldırısı Hamas'ı silmeyi başarabilir mi?

Bundan şüpheliyim ve işgali destekleyenlerin Hamas'ın ortadan kaldırılmasından bahsettiğini duyduğumda, 2002 ve 2003'te şahinlerin neşeyle Irak'ı özgürleştirmeye söz verdiklerini duyduğuma benzer kötümser bir hisse kapılıyorum. Acımasız bir rejimi ortadan kaldırmanın iyi olması, bunun hemen başarılabileceği anlamına gelmez. Taliban örneği bunu doğruluyor.

Ahlaki başarısızlık

Aylar süren savaşlardan sonra yıpranmış Gazze'yi kimin devralacağı sorusunun yanıtları da bana çok belirsiz geliyor. Mısır'ın eski Dışişleri Bakanı Nabil Fahmy, bu ülkenin Mısır olmayacağını söyledi. Fahmy “Herhangi bir uluslararası gücün orada kalanları ele geçirmeye hazır olduğunu hayal edemiyorum” diyor.

İsrail işgalinin Hamas'ı yok etme olasılığının düşük olduğunu ve Gazze'de radikalizmi alevlendirme olasılığının daha yüksek olduğunu düşünüyor ve ABD Başkanı Joe Biden'ın, Filistinlilerin hayatına karşı kayıtsız görünmesi nedeniyle Amerika'nın bölgedeki duruşuna zarar verdiği konusunda uyarıyor.
İsrail ile Hamas arasındaki son çatışmayı değerlendirmenin ikinci açısı ahlaki. Çünkü çıkarlarımızın yanı sıra değerlerimiz de var. Bundan onlarca yıl sonra, geriye dönüp baktığımızda, en çok pişman olabileceğimiz şeyin ahlaki başarısızlıklar olduğunu düşünüyorum: Sol cenahtan bazılarının (ve Arap dünyasındaki pek çok kişinin) İsraillilere yönelik barbarca 7 Ekim saldırılarını kınayamaması ve Netanyahu'nun İsrail'in “güçlü intikamı” olarak tanımladığı şeyin, sayısız çocuk ve sivilin hayatlarıyla ödemek zorunda olduğunun pek çok Amerikalı ve İsrailli tarafından kabul edilmesi bu başarısızlıklar.

Filistinlinin canı can değil mi?

İsrailli Yahudilere yapılan bir ankette Gazze'deki savaşın planlanmasında Filistinli sivillerin acılarının dikkate alınıp alınmayacağı sorulan katılımcıların yüzde 83'ü "hiç" ya da "o kadar da değil" yanıtını verdi. Biz tüm herkesin hayatının eşit derecede değerli olduğunu söylerken Biden'ın da aynı şekilde İsrailli çocuklara Filistinli çocuklardan daha fazla öncelik verdiğini hissetmeden edemiyorum.

Hizbullah'ı veya diğerlerini savaşa katılmaktan caydırmaya yardımcı olmak için iki uçak gemisi grubunu derhal bölgeye sevk ettiği için Biden'ın hakkını teslim ediyorum. Beyaz Saray, bazı üniversite kampüslerindeki “grotesk” ve “Yahudi karşıtı” mesajları kınamakta da haklıydı.

Biden'ın Hamas saldırılarının kurbanlarına duyduğu şefkat o kadar içtendi ki İsrail'de bir siyasi sermaye oluşturdu. Ancak şu ana kadar bunu Gazze'ye hatrı sayılır bir yardım sağlamak için kullanmadı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres “Gazze'de tanık olduğumuz uluslararası insancıl hukukun açık ihlallerini” kınadı. Ukrayna bağlamında sürekli olarak uluslararası hukuktan bahseden Biden yönetimi, BM Güvenlik Konseyi'nin yardım dağıtımı için savaşa insani ara verilmesi çağrısında bulunan bir kararını veto etti.

BM personeli, gazeteciler öldürülüyor

Geçen hafta Gazze'den duyduğum her şey, oradaki sivil kayıplarının korkunç olduğunu gösteriyor. Bu ifadelerin bir kısmı Hamas'ı hakir görenlere ait. Şu ana kadar aralarında öğretmenler, bir mühendis, bir psikolog ve bir jinekologun da bulunduğu en az 53 BM personelinin öldürülmüş olması da bunu gösteriyor. Ayrıca 20'den fazla gazeteci öldürüldü ve bir Al Jazeera muhabiri, hava saldırısında karısını, oğlunu, kızını ve torununu kaybetti. Şimdi ise Gazze'deki acılar daha da kötüleşecek.

Küvezdeki bebekler ölmemeli

Bunun nedeni kısmen hastanelerde yakıtın bitmesi ve İsrail'in bölgeye yakıt girmesine izin vermemesi. Sebebini anlıyorum: Hamas, İsraillilere yönelik saldırılarında dizel yakıt kullanabilir ve bir İsrail askeri sözcüsü de bana, BM'yi alarma geçirenlerin bu eksikliği abartıyor olabileceğini söyledi. Ancak hastanelerde yakıt yoksa ve jeneratör çalıştırılamazsa, diyalize veya ameliyata ihtiyaç duyan insanlarla birlikte kuvözdeki bebekler de ölebilir. Gazze'deki yaklaşık 50 bin hamile kadın, hastanelerin kapasitesi yetmemesi durumunda daha büyük risklerle karşı karşıya kalacak.

Gazze'deki en büyük yardım kuruluşu olan BM'nin Filistinli mültecilere yönelik kuruluşunun yöneticisi Philippe Lazzarini "Çöküşün eşiğindeyiz" diyor. MedGlobal yardım grubunun Gazze'deki baş hekimi Dr. Hussam Abu Safiya bu çöküşü şu şekilde ifade ediyor: Yarın yakıt bittiğinde bu hastane anında toplu mezara dönüşecek.

Dünya Sağlık Örgütü genel müdürü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus'a göre kuşatma nedeniyle Gazze'de insülin ve anestezi de tükeniyor. Just Vision adlı sivil toplum kuruluşuyla Gazze'de çalışan Fadi Abu Shammalah, muhtemelen kültürler arasında potansiyel bir köprü olarak görüldüğü için bu yıl Dışişleri Bakanlığı'nın daveti üzerine ABD'yi ziyaret etti. Telefonda bana Amerikalılar için "Sizi seviyorum. Bana karşı çok naziksin” dedi.

Size atılan bombaları ABD verdi

Kendisine teşekkür ettim ama onun yanına atılan bombaların bir kısmını da bizim tedarik ettiğimizi hatırlattım. Hayranlık duyduğu Amerikalıların savaşın gerçekte sivillere karşı nasıl sonuçlandığını anladığından emin olmadığını söyledi. "Bu gerçekten Hamas'a karşı bir savaş mı? Yoksa çocuklarıma karşı mı?” diye soruyor.

İsrail acılı bir zorlukla karşı karşıya: Komşu bir bölge, hayal bile edilemeyecek zulümler gerçekleştiren, daha fazlasını gerçekleştirmeyi amaçlayan ve şimdi 2 milyonu aşkın nüfusun altındaki tünellere sığınan iyi silahlanmış teröristler tarafından yönetiliyor. Bu bir kabus. Ancak asıl soru şu olmalı: Hangi politikalar, İsraillilerin hayatının yanı sıra Filistin hayatının da içsel değerini onurlandırırken, riski alevlendirmek yerine azaltacak?

İnsanlar bu soruyu farklı şekillerde yanıtlayacaklar. Ben tüm yanıtları bildiğimi iddia etmiyorum. Ama sanırım bir gün geriye döndüğümüzde hem Hamas'ın İsrail'deki katliamına, hem de Gazze'de giderek kötüleşen ve suç ortağı olduğumuz acı tabloya dehşetle bakacağız. 

© 2023 The New York Times Company