19 Nisan 2024, Cuma
Haber Giriş: 30.03.2024 11:54 | Son Güncelleme: 30.03.2024 16:55

Ortadoğu'daki çatışmaların ortak bağlantısı: İran ve savaş vekilleri

Bir izleme grubu, İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırısının birden fazla hedefi vurduğunu söyledi. Bunların içinde İran destekli Lübnanlı grup Hizbullah'a ait bir silah deposu da vardı. NYT, bölgedeki İran destekli güçleri yakın merceğine aldı
Arap Baharı ayaklanmasından sonra Husi savaşçıları 6 Şubat 2015. (Tyler Hicks/New York Times)
Arap Baharı ayaklanmasından sonra Husi savaşçıları 6 Şubat 2015. (Tyler Hicks/New York Times)

Cassandra Vinograd / New York Times

İsrail ve Gazze Şeridi. Yemen ve Kızıldeniz. Lübnan, Irak, Pakistan ve Suriye. Yaklaşık 3 bin kilometrelik bir alana yayılan ve öngörülemeyen silahlı aktörler ve çıkarların gözetildiği çatışmaların parlayan bir ortak noktası var: İran. Tahran, bölgedeki savaşçılara perde arkasından verdiği destekle iz bıraktı. Cuma günü, Suriye'deki savaşı takip eden İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, İsrail saldırısında en az 36 askerin öldüğünü ve aralarında Suriye'de de varlık gösteren İran destekli Lübnanlı grup Hizbullah'a ait bir silah deposunun da bulunduğu çok sayıda hedefin vurulduğunu açıkladı. İsrail bu iddia hakkında yorum yapmadı.

Arka planda ne var?

İran'ı Şii Müslüman bir teokrasi haline getiren 1979 devriminden bu yana ülke izole helde ve kendisini kuşatılmış olarak görüyor. 40 yılı aşkın bir süredir ABD ve İsrail'i en büyük düşmanı olrak gören İran'ın lideri, İsrail'i yok etme yemini etmişti. İran ayrıca, en büyük rakibinin ABD müttefiki Suudi Arabistan olduğu Basra Körfezi bölgesinde kendisini en güçlü ülke olarak konumlandırmak istiyor. Kendine ait çok az müttefiki olan İran, uzun zamandır aynı düşmanı paylaştığı hareketleri silahlandırıyor, eğitiyor, finanse ediyor, danışmanlık yapıyor ve hatta yönetiyor. İran kendisini ve bu güçleri ABD ve İsrail gücüne karşı "Direniş Ekseni" olarak adlandırıyor.

İran çatışmalarını neden dışarıdan destekliyor?

İran güçleri Suriye ve Irak'taki savaşlara doğrudan katılmış olsa da, Tahran yurt dışındaki düşmanlarıyla çoğunlukla vekaleten savaştı. Lübnan, Irak ve Yemen'deki Şii dostları ve Gazze Şeridi'ndeki Sünni Hamas gibi vekil güçlere yatırım yapmak, İran'ın düşmanlarına sorun çıkarmasına ve saldırıya uğraması halinde daha fazla karmaşa yaratma ihtimalini yükseltmesine olanak tanıyor. Bu da İran'ın büyük bir misilleme ya da topyekûn bir savaşa gerek duymadan gücünü ve etkisini yansıtmasına yardımcı oluyor.

Politika analiz grubu Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nde Orta Doğu Politikası kıdemli uzmanı olan Hasan Alhasan, "Amerikalılar ve İsraillilerle İran topraklarında savaşmaktan kaçınmak istiyorlarsa, bunu başka bir yerde yapmak zorunda kalacaklar. Bu da Irak, Suriye, Yemen, Filistin ve Afganistan'da olacak" dedi. Ancak bu stratejinin ne kadar işe yaradığı tartışmaya açık. Terörist gruplar İran topraklarında saldırılar düzenledi ve İsrail yıllarca İran'ın nükleer programını hedef alan saldırılar gerçekleştirdi.

İranlı yetkililer Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'e düzenlediği ve yaklaşık 1.200 kişinin ölümüne yol açan saldırıya karıştıklarını ya da saldırı emrini verdiklerini açıkça reddettiler. Ancak aynı zamanda saldırıyı önemli bir başarı olarak övdüler ve İsrail'in Gazze'de Hamas'a karşı misilleme savaşını sürdürmesi halinde bölgesel kaynaklarının İsrail'e karşı birden fazla cephe açacağı uyarısında bulundular. Bu vekillerden bazıları İsrail'e yönelik saldırılarını artırdı ancak tam teşekküllü bir savaştan kaçındı.

İran'ın savaş vekilleri kimler?

İran'ın müttefiki olan güçlerin en güçlü ve gelişmiş olanı olarak kabul edilen Lübnan'daki Hizbullah, 1980'lerde İran'ın desteğiyle, özellikle İsrail'in güney Lübnan'ı işgaline karşı savaşmak için kuruldu. Aynı zamanda Lübnan'da siyasi bir parti olan grup, İsrail ile çok sayıda savaş ve sınır çatışması yaşadı. Hizbullah, 7 Ekim'de Hamas öncülüğünde düzenlenen saldırılardan bu yana neredeyse her gün İsrail ordusuyla sınırda karşılıklı ateş açıyor ancak savaşa tam olarak katılmaktan kaçınıyor.

Yemen'deki Husi hareketi yirmi yıl önce hükümete karşı bir isyan başlattı. ABD'li ve Ortadoğulu yetkililer ve analistlere göre bir zamanlar ayak takımı olan isyancı güç, en azından kısmen İran'dan aldığı gizli askeri yardım sayesinde güç kazandı. Gazze'deki savaşın başlamasından bu yana Husiler İsrail bombardımanı altındaki Filistinlilerle dayanışma kampanyası yürütüyor. İsrail'e füzeler ve insansız hava araçları fırlattılar ve Süveyş Kanalı'na giden ya da kanaldan gelen onlarca gemiye saldırarak dünya deniz taşımacılığının önemli bir bölümünü sekteye uğrattılar.

Filistin topraklarındaki Hamas da İran'dan silah ve eğitim aldı ve İsrail ile defalarca savaştı. Bu hafta Hamas'ın siyasi lideri İsmail Haniye, aralarında Ayetullah Ali Hamaney ve İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Hüseyin Bagheri'nin de bulunduğu üst düzey İranlı liderlerle görüşmek üzere Tahran'daydı.

©️ 2024 The New York Times Company