19 Nisan 2024, Cuma
Haber Giriş: 29.03.2024 12:15 | Son Güncelleme: 29.03.2024 12:16

Tonya Görele: Tüm yaşamımı Hamit Görele eserleriyle geçiriyorum

Türk resminde 1930’lu yıllarda başlayan yenileşme hareketinin öncü ressamlarından Hamit Görele’nin Retrospektif sergisi İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde 1 Nisan’a dek devam ediyor. Sergideki tüm eserler, 1981 yılında hayata veda eden Hamit Görele’nin kızı Tonya Görele’nin özel koleksiyonuna ait
Tonya Görele: Tüm yaşamımı Hamit Görele eserleriyle geçiriyorum

Ege Işık Özatay

“Köy kalkınmasında boyaya büyük bir hisse düşüyor” sözünün sahibi Hamit Görele’nin, milli sanat kavramının ne olması gerektiğini işaret eden, çağının çok ötesinde bir sanatçı olması bir tesadüf değil. 1930’lu yıllarda Türk resminde kendini göstermeye başlayan yenileşme hareketinin önde gelen ressamlarından biri olan Görele, Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nin ardından Paris’teki Julian Akademisi ve Andre Lhote Atölyesi’nde dersler alır ve Türkiye’ye döndükten sonra Müstakil Ressamlar Grubu’na katılarak sanat görüşündeki yenilikleri diğer ressamlarla paylaşır. Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nden hocaları Hikmet Onat ve İbrahim Çallı’nın açtığı yoldan ilerleyen Hamit Görele’nin sanat anlayışı daima ileridedir.

İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde izleyiciyle buluşan Hamit Görele’nin Retrospektif sergisinde bulunan, sanatçının natürmortları, nü çalışmaları, Sivaslı Gelin, Heybeliada’da Şemsiyeli Kız, Çankırı’da Düğün, Balıkçılar, Buzağılar, Sarayburnu, Kamuran Bozkır, Parisli Kız, -babası- Mehmet Remzi Bey’in Portresi başlıklarını taşıyan eserler ve diğer geometrik tüm portreleri, 1981 yılında hayata veda eden Hamit Görele’nin kızı Tonya Görele’nin özel koleksiyonuna ait. Tonya Görele ve sergi kitabını hazırlayan Emre Zeytinoğlu ile Hamit Görele’nin Retrospektif sergisi hakkında konuştuk.

Hayatımızda en gözlemci olduğumuz dönem çocukluğumuzu kapsıyormuş. “Çekirdek belleğimizi” oluşturan kokular, görüntüler, sesler bizi bir ömür takip ediyor, kişiliğimizi şekillendiriyormuş. Siz çocukluk günlerinizi andığınızda ya da anlattığınızda babanızı nasıl hatırlıyorsunuz? Atölyesinde çalışırken, açtığı sergilerde bir “sanatçı baba” olarak onu bize anlatmak ister misiniz?

Tonya Görele: Babam Hamit Görele çok renkli bir kişilikti. Tabiat sevgisi ile büyümek, keçi yavruları, kuzular, papatyalar ve özellikle gelincikler arasında koşmak… Yaz kış her gün babamın koşuya çıkması anılarımızın başında yer alır. Bizler arkasından onu takip ederdik. Sebze tarlalarında dolaşmak ne büyük bir keyifti. Tabiat aşkını babam bize aşıladı.

Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde İbrahim Çallı ve Hikmet Onat atölyelerinde eğitim gören babanız Hamit Görele 1928 yılında mezun olup Paris’e gidiyor.  Önce Académie Julian’e, ardından Andre Lhote Atölyesi’ne devam ediyor. Resimleri Picasso, Matisse ve Bonnard’ın resimleriyle birlikte sergileniyor. Hamit Görele’nin sanat yaşamını Paris nasıl etkiliyor, sizden dinleyebilir miyiz?

T.G.: Paris’teki eğitimi sırasında (1928-1932); 1931 yılında Grand Galerie Moderne’de Matisse ve Picasso arasında L'odalisque adlı eseri yer alır ve kendisine bir takdirname gönderilir.

Emre Zeytinoğlu: Osman Zeki Çakaloz, Hamit Görele’nin modern sanat üzerine geliştirdiği düşünceleri Cumhuriyet gazetesine şöyle yazmıştı: “Görele, Türk resminin modernleşme döneminde sanat savaşını dirençle sürdürmesini bilen biriydi. Matisse ve Bonnard sevgisi ile gittiği Paris’ten Picasso ve Braque hayranı olarak dönmüş, asıl Kandiski’nin resimde yaptığı devrimi benimseyerek renkleri doğa yapısına uyarak kullanma yerine, istediğimiz gibi kullanma özgürlüğünü vurgulamıştı.” Şunu defalarca tekrar etmenin hiçbir sakıncası yok: Hamit Görele, Fransa’daki eğitiminden sağladığı her bilgiyi dağarcığında korumuş, ama Fransa sonrası deneyimlerinden anbean yararlanarak onun üzerine bir yapı inşa etmiştir. Bu yapı, kendi özgün sanatıdır ki bu da düşüncesinde biçimlenen yeni milli şuur ve yeni milli sanatın apaçık, tavizsiz görüntüsüdür.

“Hamit Görele’nin yakın arkadaşı ve talebesi sayılırım”

Hamit Görele’nin vefatından sonra replikalarıyla sıkça karşılaştınız mı? Gerçek Hamit Görele eserlerini nasıl ayırıyorsunuz?

T.G.: Bu sergi benim özel koleksiyonum. Hamit Görele’nin yakın arkadaşı ve talebesi sayılırım. Herhalde tüm yaşamımı bu eserlerle geçiriyorum. Hamit Görele’nin eserlerinin ekspertizliğini öyle üstlenmiş oluyorum.

Bu retrospektif sergideki eserler nasıl seçildi?

T.G.: Sergide Hamit Görele’nin dönemlerinden örnekler izleyiciyle buluşuyor. Doğup büyüdüğümüz Kurtuluş dönemi, Ayazpaşa’dan kendi gençlik dönemim  (1932-1940), uzun yıllarını geçirdiği Ada dönemi (1928-1932), Paris dönemi ve Soyut Geometrik (1954-1980) dönemini içeriyor.

Sergi hazırlık sürecinden bahsetmek ister misiniz?

T.G.: Sergi hazırlık dönemi biraz yorucu geçti. Tatlı bir yorgunluk. Biyografik notları toplayıp derlemek…

E.Z.: Hamit Görele yaşamı boyunca bir yandan resim sanatına ait yapıtlar yarattı ve bunları sergiledi, eykel sanatı ile ilgilendi ve o alanda da kendi gücünü kanıtladı; bir yandan da gazete ve dergilerde yine sanat üzerine yazılar yayımlayarak hem kendi döneminin sanatını özgürce savundu hem de milli sanatın ne olması gerektiğini cesaretle açıkladı. Sergi boyunca böylesine çok yönlü ve cesur sanatçının çalışmalarını incelemek heyecan vericiydi.

Sergideki eserler nasıl bir hikaye anlatıyor?

E.Z.: “Köy kalkınmasında boyaya büyük bir hisse düşüyor.” Bu tümce, Hamit Görele’nin hem sanatının hem de ülke sorunlarına bakışının bir bileşkesi gibi. Buradan bir sonuç çıkartıyoruz: O, yaşamın iyileşebilmesi için, önce insanların nedensiz olarak o yaşama sarılması ve bir şeyleri başarabilmesi için kendilerini iyi hissetmesi gerektiğine inanıyor. Aynı zamanda doğanın neşeli renklerine ve sağlık veren gücüne sarılmak bu. Orta Anadolu yaylasının bir kasabasında resim öğretmenliği yaparken, belki de o Cumhuriyet projeleri kapsamında, sanatçıların niçin Anadolu’ya gönderildiğine dair en çarpıcı saptamalarından birini yapıyor ve şu sözleri söylüyor: “Penceremden bakıyorum… Dışarıda geniş ve sağır mesafeler… Dilsiz Ufuklar… Boz dağlarla çevrili bozkırlar… Bu haşin tabiat çehresi ile yarım saat baş başa kalabilir misiniz?”

Son olarak, evinizde en çok ne hakkında konuşulurdu? Kimler evinizi ziyaret ederdi, siz zamanınızı en çok nerede geçirirdiniz? Ailenizle geçirdiğiniz unutulmaz bir hikâyenizi okuyucularımızla paylaşmak ister misiniz?

T.G.: Çalışması bitince o dönemlerde, çocukluğumuzda şairler, ressamlar, edebiyatçılar 5 çayında Hilton’da toplanırlardı. Biz de masalarının altında yaramazlık yapardık. Maden fakültesinde bir konferansında kürsünün arkasında oturup kendisini dinlediğimi hatırlıyorum çocukken.

Sergi İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde 1 Nisan’a kadar izlenebilir.