Bir filmle etkileyici bir hikaye anlatmak başlı başına bir başarı olsa da bazı yönetmenler daha büyük anlatılar kurmayı tercih ediyor. Üçlemeler, yönetmenlerin karakterleri ve temaları farklı filmler boyunca geliştirerek bütünün parçalarından daha güçlü bir etki yaratmasını sağlıyor.
Ancak bir hikayeyi üç film boyunca sürdürmek her zaman kolay değil. İlk filmde ilgi çekici bulunan unsurlar devam filmlerinde etkisini kaybedebiliyor. Özellikle zayıf bir ikinci veya üçüncü film, önceki yapımların başarısını da gölgeleyebiliyor.
İşte Entertainment Weekly'e göre en iyi 10 film üçlemesi:
1. Living Dead Üçlemesi: Night of the Living Dead (1968), Dawn of the Dead (1978), Day of the Dead (1985)

George A. Romero'nun zombi üçlemesi, felaketler karşısında insanlığın kendi bencil davranışlarının en büyük tehdide dönüşmesini anlatıyor. İlk filmde ölülerin yeniden canlanmasıyla başlayan hikaye, ikinci filmde toplum düzeninin çöküşüne ve hayatta kalanların bir alışveriş merkezine sığınmasına uzanıyor. Üçüncü filmde ise küçük bir bilim insanı ve asker grubu, yeraltındaki askeri bir tesiste insanlığın son temsilcileri olabilecekleri düşüncesiyle yaşam mücadelesi veriyor.
Romero, üç film boyunca insanların sahip oldukları imkanlara rağmen iş birliği yapamamasını ve bencil içgüdülerini aşamamasını işliyor. Entertainment Weekly, özellikle toplumsal eleştirisiyle öne çıkan Dawn of the Dead filmini üçlemenin en başarılı yapımı olarak değerlendiriyor.
2. Mad Max Üçlemesi: Mad Max (1979), The Road Warrior (1981), Mad Max: Beyond Thunderdome (1985)

George Miller'ın yönettiği üçleme, Avustralya'da uygarlığın çöküşünü ve Max karakterinin bu değişen dünyada hayatta kalma mücadelesini konu alıyor. İlk filmde enerji krizi ve şiddet olaylarıyla sarsılan bir toplum anlatılırken ikinci filmde düzen tamamen çökmüş, çeteler kalan yerleşim yerlerine saldırmaya başlamıştır. Üçüncü film ise kıyamet sonrası dünyada ortaya çıkan yeni toplumsal düzeni ele alıyor.
Mel Gibson'ın canlandırdığı Max, yaşadığı kayıpların ardından giderek yalnızlaşsa da yardıma ihtiyaç duyan insanlarla karşılaştığında yeniden mücadeleye katılıyor. Listeye göre üçlemenin en güçlü filmi The Road Warrior. George Miller, yıllar sonra 2015'te Mad Max: Fury Road ve 2024'te Furiosa: A Mad Max Saga ile aynı evrene geri döndü.
3. Evil Dead Üçlemesi: The Evil Dead (1981), Evil Dead II (1987), Army of Darkness (1992)

Sam Raimi'nin düşük bütçeyle çektiği ilk filmi The Evil Dead, yönetmenin kendine özgü korku ve mizah anlayışını ortaya koydu. Bruce Campbell'ın canlandırdığı Ash karakteri, ikinci filmde yeniden doğaüstü varlıklarla karşı karşıya gelirken üçüncü filmde korku ve komedi unsurları daha da belirginleşiyor.
Üçleme, pratik efektleri, hareketli anlatımı ve kara mizahıyla öne çıkıyor. Entertainment Weekly, serinin en başarılı filmi olarak Evil Dead II'yi gösteriyor. İlk film döneminin yaratıcı korku yapımları arasında yer alırken Army of Darkness ise slapstick komedi unsurlarıyla serinin tonunu farklı bir noktaya taşıyor.
4. Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi: The Fellowship of the Ring (2001), The Two Towers (2002), The Return of the King (2003)

Peter Jackson'ın J.R.R. Tolkien'in fantastik eserinden uyarladığı üçleme, üç filmden oluşan dokuz saati aşkın bir sinema deneyimi sunuyor. Başından itibaren tek bir büyük proje olarak tasarlanan yapım, oyuncu kadrosu, görsel efektleri ve prodüksiyon tasarımıyla sinema tarihinde önemli bir yere sahip oldu.
Jackson, Fran Walsh ve Philippa Boyens ile birlikte kaynak eseri sinemaya uyarlarken özgün hikayenin ruhunu koruyan bir anlatım kurdu. Üç filmin de aynı büyük yapım sürecinin parçası olarak çekilmesi, aralarında belirgin bir kalite farkı oluşmasını engelledi. Liste, serinin uzun finaline yönelik esprilere rağmen bu büyük sinema başarısının hakkını teslim ediyor.
5. Apu Üçlemesi: Pather Panchali (1955), Aparajito (1956), The World of Apu (1959)

Yönetmen Satyajit Ray'in üçlemesi, yoksul bir köyde büyüyen Apu'nun çocukluktan yetişkinliğe uzanan hayatını anlatıyor. Eğitim, evlilik ve kişisel kayıplar üzerinden ilerleyen hikaye, aynı zamanda Hindistan'daki toplumsal değişimi de yansıtıyor.
Ray, büyük ölçüde profesyonel olmayan oyuncularla çektiği ilk filminden itibaren karakterinin iç dünyasını ve ailesiyle ilişkisini incelikli bir anlatımla ele alıyor. İtalyan Yeni Gerçekçilik akımından etkilenen yönetmen, gündelik hayatın zorlukları ile kısa süreli mutluluk anlarını bir araya getiriyor. Entertainment Weekly, özellikle çocukluk dönemini anlatan Pather Panchali filmini üçlemenin öne çıkan yapımı olarak değerlendiriyor.
6. Before Üçlemesi: Before Sunrise (1995), Before Sunset (2004), Before Midnight (2013)

Richard Linklater'ın yönettiği üçleme, Jesse ve Céline karakterlerinin yıllara yayılan ilişkisini anlatıyor. Ethan Hawke ve Julie Delpy'nin canlandırdığı iki karakter, ilk filmde Viyana'da bir tren yolculuğu sırasında tanışıyor ve birlikte bir gece geçirmeye karar veriyor. Devam filmleri ise dokuzar yıllık aralarla karakterlerin yeniden karşılaşmasını ve ilişkilerinin zaman içindeki değişimini konu alıyor.
Üçleme, romantik bir ilişkinin yalnızca başlangıcına değil, zamanla değişen beklentilerine ve hayatın getirdiği zorluklara da odaklanıyor. Karakterlerin uzun diyalogları ve birbirleriyle kurdukları karmaşık ilişki, serinin temelini oluşturuyor. Listeye göre özellikle ikinci film Before Sunset, geçmişte kaybedildiği düşünülen bir ilişkinin yeniden canlanma ihtimalini güçlü biçimde işliyor.
7. Baba Üçlemesi: The Godfather (1972), The Godfather Part II (1974), The Godfather Part III (1990)

Francis Ford Coppola'nın Baba üçlemesi, Corleone ailesinin onlarca yıla yayılan hikayesini anlatıyor. Güç, iktidar ve açgözlülüğün insan ruhu üzerindeki etkilerini ele alan filmlerde Al Pacino, ailenin en küçük oğlu Michael Corleone'yi canlandırıyor. Michael'ın başlangıçtaki kararsızlığından acımasız bir mafya liderine dönüşmesi, serinin ana eksenini oluşturuyor.
Marlon Brando, Robert De Niro, Robert Duvall ve Diane Keaton gibi oyuncuların da yer aldığı üçleme, Mario Puzo'nun romanını Amerikan toplumuna özgü bir güç ve aile anlatısına dönüştürüyor. Coppola başlangıçta üçüncü bir film planlamamış olsa da seriye geri döndü. Entertainment Weekly, ilk filmi üçlemenin en güçlü yapımı olarak değerlendirirken üçüncü filmin ilk ikisinin gerisinde kaldığını ancak yine de izlenmeye değer olduğunu belirtiyor.
8. Star Wars Üçlemesi: Star Wars (1977), The Empire Strikes Back (1980), Return of the Jedi (1983)

George Lucas'ın orijinal Star Wars üçlemesi, bilim kurgu sinemasını ve eğlence sektörünü önemli ölçüde etkiledi. İlk film, dönemin beklentilerini aşarak kültürel bir fenomene dönüştü. Büyük ölçüde tanınmamış oyunculardan oluşan kadrosu ve geniş bir evrende geçen macera hikayesiyle yeni bir sinema anlayışının önünü açtı.
Lucas'ın yarattığı evren, teknolojik yenilikleri ve ticari sinema anlatımını bir araya getirdi. Entertainment Weekly, üçlemenin en başarılı filmi olarak The Empire Strikes Back'i gösteriyor. Return of the Jedi ise görsel açıdan etkileyici sahnelerine rağmen serinin en zayıf halkası olarak değerlendiriliyor.
9. Indiana Jones Üçlemesi: Raiders of the Lost Ark (1981), Indiana Jones and the Temple of Doom (1984), Indiana Jones and the Last Crusade (1989)

Steven Spielberg ve George Lucas'ın ortak projesi olan üçleme, Harrison Ford'un canlandırdığı arkeoloji profesörü ve maceracı Indiana Jones'un hikayesini anlatıyor. Çocukluklarında izledikleri macera dizilerinden ilham alan ikili, kırbaç kullanan ve tehlikeli düşmanlarla mücadele eden bir kahraman yarattı.
Spielberg'in yönetmenliği ve Ford'un karaktere kattığı mizah, serinin macera sinemasındaki yerini güçlendirdi. Entertainment Weekly, ilk filmi türün en başarılı örneklerinden biri olarak değerlendiriyor. İkinci filmdeki karanlık atmosfer eleştirilirken üçüncü filmde Sean Connery'nin canlandırdığı Indiana Jones'un babası hikayeye yeni bir boyut kazandırıyor.
10. İntikam Üçlemesi: Sympathy for Mr. Vengeance (2002), Oldboy (2003), Lady Vengeance (2005)

Güney Koreli yönetmen Park Chan-wook'un üç filmi başlangıçta bir üçleme olarak tasarlanmamıştı. Yapımlar arasında ortak karakterler veya devam eden bir hikaye bulunmuyor. Filmleri bir araya getiren temel unsur, intikam arzusunun insanları sürüklediği yıkıcı sonuçlar.
Sympathy for Mr. Vengeance, fidye amacıyla gerçekleştirilen bir kaçırma olayının trajik biçimde sonuçlanmasını ve ardından gelişen intikam arayışını konu alıyor. Oldboy, 15 yıl boyunca esir tutulduktan sonra serbest bırakılan bir adamın geçmişinin peşine düşmesini anlatıyor. Lady Vengeance ise haksız yere mahkum edilen bir kadının hapisten çıktıktan sonra gerçek suçludan hesap sorma çabasına odaklanıyor. Entertainment Weekly, üçlemenin en güçlü filmi olarak Oldboy'u gösteriyor.
Kaynak: Gazete Oksijen

