13 Mayıs 2026, Çarşamba
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 12.05.2026 21:44 | Son Güncelleme: 12.05.2026 21:49

İşçilere kötü muamele iddiaları sonrası BYD'nin Macaristan'daki üssü tepkilerin odağında

Çin’in Avrupa’daki ilk elektrikli otomobil fabrikası olan Macaristan’ın Szeged kentindeki BYD tesisinin inşaatı, işçilere kötü muamele iddiaları nedeniyle inceleme altına alındı
Fotoğraf: ShutterStock
Fotoğraf: ShutterStock
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

AB’deki havalimanlarının çoğunda çok dilli tabelalarda İngilizce tercih edilirken, Macaristan’da buna Çince de eklenmiş durumda. Bu durum, 2027’de açılması planlanan ve Çin’in Avrupa’daki ilk elektrikli otomobil fabrikasında çalışacak göçmen işçilerin ülkeye girişini kolaylaştırıyor.

Üçüncü dil uygulaması 2019’da, kısa süre önce görevden ayrılan lider Viktor Orbán’ın Çin ile “kapsamlı stratejik ortaklık” sürecini başlatmasıyla devreye alınmıştı. Orbán, bu süreçte kendisini Avrupa’daki en güvenilir Çin dostu olarak konumlandırdı.

Bu yaklaşım, 2024’te Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Macaristan ziyaretiyle birlikte Çin otomotiv sektöründen milyarlarca euroluk yatırımın önünü açtı.

Ancak Budapeşte’nin güneyindeki Szeged kentinde kurulan ve Avrupa’daki ilk Çinli elektrikli araç fabrikası olması planlanan BYD tesisinin hızla faaliyete geçirilme süreci, işçi hakları ihlali iddialarıyla gölgelenmiş durumda.

Guardian'ın bildirdiğine göre, New York merkezli hak örgütü Çin İşçi Hakları İzleme Örgütü (CLW), 50’den fazla göçmen işçiyle yaptığı görüşmelerde AB iş yasalarının potansiyel olarak ihlal edildiğine işaret eden çok sayıda iddia ortaya koydu. Raporda, yedi günlük çalışma haftaları, işe alım kaynaklı borç yükü, aşırı mesai ve taşeron şirketler üzerinden işe alınan Çinli çalışanların vize ihlalleri yer aldı.

BYD’nin Szeged şantiyesine yakın bir otoparkta sigara içerken konuşan ve ismini vermek istemeyen Çinli bir işçi, “Bazı çalışanlar haftanın yedi günü çalışmayı seçiyor ama bu zorunlu değil. Bunu sadece Çin’den gelenler yapıyor” dedi.

Şantiyedeki koşullar sorulduğunda ise bir başka çalışan, “Göçmen işçiyseniz olağan dışı hiçbir şey yok” ifadelerini kullandı. Aynı çalışan, yöneticilerin çok katı olduğunu ve yaşam koşullarının “oldukça sert” olduğunu söyledi.

Avrupa Komisyonu, iddialardan haberdar olduğunu ve “devam eden bir dosya” bulunduğunun bildirildiğini söyledi.

Raporun yayımlanmasının ardından ve BYD tarafından doğrulanan Şubat ayındaki ölümcül olay sonrasında, şantiyedeki koşullara ilişkin söylentiler Szeged’de hızla yayılmaya başladı. Şehirde ayrıca, bir hastane doktorunun gayriresmi olarak doğruladığı şekilde, bazı göçmen işçilerin verem tedavisi gördüğüne dair iddialar da gündeme geldi.

Çinli otomobil üreticisinin Londra’daki sözcüsü, 14 Şubat’ta taşeron şirketlerden birinin yürüttüğü “yükleme ve vinç operasyonu” sırasında bir ölüm meydana geldiğini doğruladı.

Sözcü, “Kazanın koşulları şu anda soruşturuluyor ve kesin neden henüz belirlenmedi” dedi.

Szeged’de yaşayan bazı kişiler, fabrikanın faaliyetlerine ilişkin çok fazla cevapsız soru olduğunu düşünüyor. Birçok kişi ayrıca sağlık risklerinden endişe ediyor.

55 yaşındaki Zita, Guardian’a yaptığı açıklamada, “Aklıma gelen ilk şey altyapı değişiklikleri oluyor; çevresel faktörlere ne ölçüde saygı gösterilecek, bu bizi nasıl etkileyecek? Bir Szeged sakini olarak yeterince bilgilendirme yapılmadığını hissediyorum” şeklinde konuştu.

Orbán geçen ay yapılan genel seçimleri kaybetti. Yerine gelen Péter Magyar ise Macaristan’daki bir diğer büyük Çin yatırımını, Debrecen kentinde tamamlanmak üzere olan batarya fabrikasını “gözden geçirme” sözü verdi.

Debrecen’de de fabrikanın etkilerine ilişkin huzursuzluk yaşanıyor. Çinli batarya devi CATL’nin arazi alımını kolaylaştırmak için bir demiryolu hattının kapatılması tepki çekmiş durumda.

Varşova merkezli düşünce kuruluşu Centre for Eastern Studies’e (OSW) göre, BYD’nin Szeged’de gerçekleştirdiği 4,5 milyar dolarlık yatırım, Orbán yönetimi altında büyüme potansiyelini tüketen ve ekonomisi durgunlaşan ülke için şehri dönüştürecek ölçekte.

BYD, yılda 300 bin araç üretmesi hedeflenen fabrikada yaklaşık 10 bin çalışan istihdam etmeyi planlıyor. Ancak Çinli göçmen işçilerin yoğun şekilde kullanıldığı inşaat modeli, Avrupa’nın diğer bölgelerinde de yakından takip ediliyor.

BYD, Manisa’da yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırımla yıllık 150 bin araç üretim kapasitesine sahip bir fabrika ve AR-GE merkezi kurmayı planlıyor. Türkiye ile 2024’te imzalanan anlaşmaya göre tesisin 2026 sonunda üretime başlaması ve yaklaşık 5 bin kişiye istihdam sağlaması hedefleniyor.

İspanya’nın Zaragoza kentinde CATL ile çok uluslu otomobil üreticisi Stellantis’in ortak girişimi kapsamında kurulacak fabrikada da 2 bin Çinli işçinin çalıştırılması planı yerel yöneticilerle anlaşmazlığa yol açtı.

CATL Başkan Yardımcısı Meng Xiangfeng geçen yıl yaptığı açıklamada, şirketin yerel çalışanları işe almamak gibi bir politikası olmadığını, ancak üretim hatlarının kurulumu ve ince ayarları için deneyimli teknisyenlere ihtiyaç duyduklarını söyledi.

Bununla birlikte, konut baskısı ve göçmen işçilere sağlanan barınma koşullarının kalitesiyle ilgili soru işaretleri sürüyor.

Szeged’deki işçiler, CLW’ye BYD sahasında çok sayıda yatakhane bulunduğunu söyledi. Bunlardan altısının tamamen dolu olduğu ve her birinde yaklaşık 450 kişinin kaldığı belirtildi. Buna ek olarak saha dışında çalışan yaklaşık bin personelle birlikte toplam çalışan sayısının 4 bine ulaştığı ifade edildi.

Bazı çalışanlar, “şiddetli yağış nedeniyle inşaatın geçici olarak durduğu dönemler dışında tüm ay boyunca haftanın yedi günü çalıştıklarını” anlattı. CLW ise bunun, fazla mesai sınırları belirleyen Macaristan iş kanununu ihlal edebileceğini belirtti.

Taşeron şirketler aracılığıyla işe alınan çalışanlar ayrıca iş için 860 ila 2 bin 100 sterlin arasında ücret ödemek zorunda kaldıklarını söyledi. Rapora göre doğrudan BYD tarafından işe alınan çalışanlardan ise ücret talep edilmedi.

CLW, “Çin’in düşük gelirli bölgelerinden gelen işçiler için bu ücretler ciddi bir borç esareti anlamına gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Kuruluş, Macaristan’a çağrı yaparak fabrikada iş ve göç yasalarının denetimini güçlendirmesini istedi.

Ayrıca BYD’den işe alım ücretlerini kaldırması, ücretlerde şeffaflık sağlaması ve yasal çalışma saatlerine uyması talep edildi. Taşeron şirketlerin yalnızca 52 yaş altındaki adaylara iş vermesi nedeniyle yaş ayrımcılığı ihtimali de gündeme geldi.

Magyar’ın göreve gelecek hükümetinden henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak konu, Fransa’dan Raphaël Glucksmann, Belçika’dan Kathleen Van Brempt ve Macaristan’dan Klára Dobrev olmak üzere üç sosyalist ve demokrat Avrupa Parlamentosu üyesi tarafından Avrupa Komisyonu’na taşındı.

Komisyon sözcüsü, BYD sahasındaki işçi hakları ihlali iddialarından haberdar olduklarını söyledi. Sözcü ayrıca, Avrupa Birliği’nin “Avrupa’da üretildi” yasası kapsamında elektrikli araç üretiminde çalışanların yüzde 50’sinin AB vatandaşı olması gerekeceğini ifade etti.

BYD sözcüsü ise şirketin “işçi haklarının korunmasına ve Macaristan ile Avrupa yasalarına sıkı şekilde uyulmasına en yüksek önceliği verdiğini” söyledi.

Sözcü, şirketin tüm yükleniciler, taşeronlar ve iş gücü sağlayıcıları dahil olmak üzere ilgili tüm taraflardan yasalara “katı uyum” beklediğini de sözlerine ekledi.