Modern teknolojiler, günlük yaşamı kolaylaştırıyor ama odaklanma süremizi kısaltıyor, eleştirel düşünce ve duygusal zekamızı zayıflatıyor.
BBC'ye konuşan ve Bournemouth’ta yaşayan 45 yaşındaki sanatçı Stuart Semple, birkaç yıl önce telefon ve sosyal medya kullanımıyla gelen anlık hazların odaklanmasını bozduğunu fark etti ve teknolojiden uzaklaşarak yaratıcılığını yeniden keşfetti.
“Friction-maxxing” adı verilen yöntem, teknolojiyi bırakıp işleri daha zorlu ve sabır gerektiren yollarla yapmak üzerine kurulu. Bu, harita yerine yol tabelalarını kullanmak, YouTube yerine kitap okumak veya dijital mesaj yerine el yazısıyla mektup yazmak gibi uygulamaları kapsıyor. Semple, kısa süreli teknolojiden uzaklaşmalarla hem yaratıcılığının arttığını hem de daha anlamlı ilişkiler kurduğunu belirtiyor.
Uzmanlar, teknolojiyi bilinçli şekilde sınırlamanın beyin için faydalı olabileceğini, dikkati güçlendirdiğini ve özerklik duygusunu artırdığını söylüyor. UCLA’den psikolog Gloria Mark, ekran başında dikkat süresinin 2004’te ortalama 2,5 dakika iken 2016’da 47 saniyeye düştüğünü, bu durumun çoklu görev yapmanın olumsuz yan etkileriyle ilişkili olduğunu vurguluyor.
Araştırmalar, zorluk ve çaba gerektiren aktivitelerin – el yazısıyla yazmak, bir müzik aleti çalmak, puzzle çözmek veya mobilya birleştirmek – beynin ödül merkezlerini harekete geçirdiğini ve uzun vadede daha derin bir tatmin sağladığını gösteriyor. “Friction-maxxing”, günlük hayatın kolay ve hızlı hazlar sunan yönlerine karşı, anlam ve öz-farkındalık getiren bir alternatif sunuyor.
Semple, “İyi bir hayat kolay bir hayat değildir. Kolay yolu seçtiğinizde bazı zevklerden mahrum kalıyorsunuz” diyerek yöntemin günlük yaşamda değerini özetliyor.
Kaynak: Gazete Oksijen