Yemek seçimleri söz konusu olduğunda çoğu kişi sağlıklı olanı tercih etmesi gerektiğini bilse de, lezzetli yiyeceklerden vazgeçmek kolay olmuyor. Ancak BBC’nin haberine göre mesele sadece ne yediğimiz değil; yediklerimiz hakkında ne düşündüğümüz de vücudumuzun verdiği tepkiyi değiştiriyor.
Araştırmalar, beklentilerin ve zihinsel yaklaşımın, beynin açlık ve tokluk algısını şekillendirdiğini ortaya koyuyor.
Aynı milkshake, farklı etki
Stanford Üniversitesi’nden psikolog Alia Crum liderliğinde yapılan bir deney, bu durumu çarpıcı şekilde ortaya koydu.
Deneyde katılımcılara aslında aynı olan bir milkshake verildi. Ancak bir gruba içeceğin yüksek kalorili ve 'şımartıcı' olduğu, diğer gruba ise düşük kalorili ve sağlıklı olduğu söylendi.
Sonuçlar, katılımcıların ne içtiklerine dair inançlarının vücut tepkisini değiştirdiğini gösterdi. 'Şımartıcı' içecek tükettiğini düşünenlerde, açlık hormonu ghrelin daha hızlı düştü ve kişiler kendilerini daha tok hissetti.
'Sağlıklı' etiketi daha az doyurabilir
Araştırmalar sadece beklentinin değil, etiketlerin de önemli olduğunu ortaya koyuyor.
Aynı içeriğe sahip bir protein bar, “sağlıklı” olarak sunulduğunda katılımcılar daha az tatmin oldu ve daha çabuk acıktı. Buna karşılık “lezzetli” olarak tanımlanan ürünler daha doyurucu bulundu.
Bu durum, sağlıklı olarak etiketlenen yiyeceklerin keyif beklentisini düşürerek daha fazla yeme isteğine yol açabileceğini gösteriyor.
Kısıtlama yaklaşımı ters tepebilir
Uzmanlara göre sürekli kısıtlama hissiyle beslenmek, kilo verme sürecini zorlaştırabiliyor.
BBC’nin haberine göre, “yoksunluk” hissiyle yapılan diyetler metabolizmayı etkileyebiliyor ve daha sonra telafi edici şekilde daha fazla yemek yeme eğilimi yaratabiliyor.
Bu nedenle uzmanlar, sadece kaloriye odaklanmak yerine yeme deneyiminden keyif almanın ve dengeli beslenmenin daha sürdürülebilir bir yaklaşım olabileceğini belirtiyor.
Dengeli beslenme ve keyif birlikte mümkün
Araştırmalar, ara sıra keyif alınan yiyeceklerin tüketilmesinin sağlıklı kilo yönetimiyle çelişmediğini gösteriyor.
Uzmanlara göre önemli olan, işlenmemiş gıdalar, protein, sebze ve meyve ağırlıklı bir beslenme düzeni oluştururken, yemekle kurulan ilişkiyi de daha olumlu hale getirmek.
Yani kilo kontrolünde sadece “ne yediğimiz” değil, “nasıl düşündüğümüz” de belirleyici olabilir.
Kaynak: Gazete Oksijen


