13 Mayıs 2026, Çarşamba
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 12.05.2026 19:39 | Son Güncelleme: 12.05.2026 20:11

Nurdan Bernard Cannes'dan bildiriyor: Oksijen, dünya sinemasının kalbinin attığı festivalde

Dünyanın en önemli sinema etkinliklerinden birisi olan Cannes Film Festivali başladı. Nurdan Bernard, 79'uncu kez düzenlenen festivali Gazete Oksijen için takip ediyor
Nurdan Bernard
Nurdan Bernard
Nurdan Bernard Cannes'dan bildiriyor: Oksijen, dünya sinemasının kalbinin attığı festivalde
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Cannes Film Festivali açılış töreni sadece Güney Fransa’nın dünyaca ünlü şehrinde yaşanılan bir heyecan değil çünkü sinema belki futboldan bile daha fazla paylaşılan bir heyecan. 12 Mayıs akşamı saat 19’da Kırmızı Halı’daki ünlüler geçidi ile başlayan açılış töreni, dünyada en çok izlenen tören olma özelliğini hala koruyor. Fransa Sinema Federasyonu bu yıl, açılışı Fransa’da naklen tam 950 sinemadan yayınlıyor.

Cannes, film festivali olmanın ötesinde, etkisi küresel olan yerel bir şenlik gibi yaşanır. Mayıs geldi mi, şehrin ay şeklindeki sahili La Croisette film seti gibi, dünyanın her yanından ünlü olma hayali ile gelip paparazzilere pozlar veren 'starlet'lerin istilasına uğrar. Lokantalar “festival menüsü” hazırlar ama sanmayın ki fiyatları yükseltir. Yerli halk daha da bir şıklaşır. Yabacıların kuzeylisi tek renk benimseyen rahat bir şıklık üniforması içindeyken, güneylisi şatafatlı ve renkli, hatta kimileri gerçekten moda mecmualarından fırlamışçasına tepeden tırnağa marka ve pahalı olma yarışındadır. Bir de yaşa başa bakmayan, seksi olma iddiasından vaz geçmeyenler şirinler vardır. Her durumda kimse kimseyi yargılamaz, şenliği kimse bozamaz, sessiz bir festival anlaşması hüküm sürer.

Normalde de sakinlerinin güvenliğini sağlamak için özel dikkat sarfeden ve Cote d’Azur’ün “polis devlet” Monaco ile en güvenli yerleşim yeri olan Cannes, festival zamanı güvenlik efektifini iyice artırır ve sokağa dökülen varlık sergilerine rağmen, tatsız olay pek yaşanmaz.

Festival zamanı buraya akın edenler ya da sakinlerin filmleri izlemesi pek mümkün olmadığından, sahilde ve lüks otellerde kimi gösteriler düzenlenir. Biletsiz, herkese açık ya da davetiyeli, ama her durumda kuyruklarda beklemek gerektiren aktiviteler. Zaten yer kaldığında, Festival dahlindeki salonlara da sinemaseverler alınır ama önceden 'festivalci' olmak için organizasyona, sonra da kuyrukta beklemeyi göze almak gerekir.

Jüride Fransız yok

Festival sarayının ilk basın toplantısını bu yılki jüri üyeleri ile yaptık. Hepsi Cannes ile geçmişte yakın bağlar kurmuş isimler. Jüriye başkanlık edecek Güney Koreli yönetmen-senarist-yapımcı Park Chan-wook’a, Amerikalı oyuncu-yapımcı Demi Moore, İrlandalı-Etiyopyalı oyuncu-yapımcı Ruth Negga, Belçikalı yönetmen-senarist Laura Wandel, Çinli yönetmen-senarist Chloé Zhao, Şilili yönetmen-senarist Diego Céspedes, Fildişi Sahili-Amerikalı oyuncu Isaach De Bankolé, İskoç senarist Paul Laverty ve İsveçli oyuncu Stellan Skarsgård eşlik ediyor. Yarışmadaki 22 film arasından festival ödüllerini onlar belirleyecek.
Festival seçkisini bu yıl fazla Fransız ağırlıklı diye eleştirenlere cevap olarak, jüride tek bir Fransız ismi bulunmuyor.

Demi Moore, 2024’te büyük ses getiren The Substance filmiyle öne çıkmıştı. Stellan Skarsgård, geçen yıl Grand Prix alan Valeur sentimentale filminde başroldeydi. Diego Céspedes, 2025’te Un Certain Regard ödülü kazandı. Chloé Zhao, Oscar başarısı sonrası yeniden Cannes’ın dikkat çeken yönetmenlerinden biri oldu. Paul Laverty ise Ken Loach’un uzun yıllardır birlikte çalıştığı, iki Altın Palmiye kazanmış filmlerin senaristi.

Oyuncu, yönetmen, senarist yani 'hikaye anlatıcılarından' oluşan jüri, Cannes’da farklı bir duruş sergiler. Basın toplantısında, 7. sanatın bu en önemli isimlerinin alçak gönüllü, çocuksu heyecanlar içinde, birbirlerine hayran, duygusal, hümanist, insanlığın ve iyiliğin savunucusu olduklarını görmek hayli iyi hissettiren bir durum oldu. Stellan Skarsgård’ın 'sistematik şiddete karşı duran sinema' söylemi başta olmak üzere, siyasi duruşlar basından alkış aldı. Yargılanma, hedef olma, rahatsız etme, risk alma, ne pahasına olursa olsun mesaj verme gibi temalar sıklıkla dile getirildi. Cannes bu yıl her zamankinden fazla siyasi olacağının sinyalini verdi.

Açılış filmi 'Elektrikli Venüs'

Sunuculuğunu tiyatrodan gelen 43 yaşındaki Fransız aktris Eye Haïdara’nın yaptığı açılış töreninde, vizyoner yönetmen Sir Peter Jackson'a Onur Ödülü verildi. Grand Théâtre Lumière'de yönetmen Pierre Salvadori imzalı 'La Vénus électrique' filminin dünya prömiyeri ile festival resmen başladı. 'La Vénus électrique', 1928 yılının Paris'inde geçiyor. Genç bir ressam olan Antoine Balestro, eşi öldüğünden beri galeri sahibi Armand'ı umutsuzluğa düşürecek şekilde resim yapamıyor. Antoine'nin bir akşam bir medyum aracılığıyla eşiyle iletişime geçmesiyle başlayan olaylar zinciri onu Suzanne ile yeni bir maceraya sürüklüyor. Salvadori'nin filmi 'nefis gülünç bir romantik komedi' olarak tanımlanıyor şu anda Cannes’da. Pio Marmaï başrolde yer alırken ona Anaïs Demoustier ve Gilles Lellouche eşlik ediyor. Prömiyeri Cannes’da yapılan film Oscar’a Fransa adına gidecek.

Festival sarayında ışıklar sönünce, filmin başlamasını beklemek büyük heyecan! Sanki çocukluğumun Konak Sinemasındayım... Nedense orada hep harika filmler olurdu. Festivalin basın toplantıları, açılış ve kapanış konuşmaları, duygular ve yaratıcılık üzerine paha biçilmez dersler alınan ortamlar. Burada olmanın ayrıcalığını hisseder herkes ve bu yüzden de olan bitenler samimidir.

22 film yarışacak Altın Palmiye için, diğer bölümlerle birlikte film sayısı herhalde 6 katını bulur. Jüri ve izleyiciler 12-23 Mayıs arası filmden filme koşacağız. Ne mutluluk. Mitik 'Kırmızı Halı'da eğlence dünyasının, teknolojinin, medyanın aktörleri, birkaç kraliyet ailesi üyesi kıvançla boy gösterdikten sonra, koridorlarda sanki birlikte büyümüş gibi samimi gülümseme ve selamlaşmalarla salonlara yollanır.