Batuhan Herdem
Liverpool'un Arsenal karşısında yaşadığı çaresizliğin en çarpıcı göstergesi, herhalde Virgil van Dijk'ın maçın son bölümünde santrfor olarak oynamasıydı. Andoni Iraola'nın takımı, Premier League'in son şampiyonuna karşı hücumda bütün çözümlerini tüketmişti. Arsenal ise Kai Havertz'in erken golüyle Anfield'da 14 yıl sonra ilk lig galibiyetine ulaştı.
Karşılaşmanın bitiş düdüğüyle Liverpool cephesindeki hayal kırıklığı öfkeye dönüştü. Özellikle Jurrien Timber'ın ceza sahasında Alexander Isak'ın formasını çekmesine rağmen penaltı verilmemesi, büyük tepkiye neden oldu. Ancak İngiliz basınına göre Liverpool'un kaybetmesinin tek nedeni hakem kararları değildi.
The Athletic yazarı James Pearce, karşılaşmanın ardından kaleme aldığı yazıya “Liverpool çok yol katetti. Ama bu maç, önünde daha ne kadar uzun bir yol olduğunu gösterdi” başlığını attı. Pearce'a göre Liverpool, Iraola yönetiminde ilerleme kaydetse de Arsenal karşısındaki performans, takımın henüz ligin en güçlü ekipleriyle aynı seviyeye ulaşamadığını ortaya koyuyor.
Slot'un ardından yeniden bir kimlik arayışı
Aslında Arsenal maçına kadar Liverpool'da hava oldukça olumluydu. Takım bütün kulvarlarda üst üste beş galibiyet almış, Şampiyonlar Ligi'ndeki üç karşılaşmasını kazanmış ve Lig Kupası'nda Chelsea'yi penaltılarla eleyerek çeyrek finale yükselmişti.
Üstelik bu sonuçlardan daha önemlisi, Liverpool'un yeniden taraftarlarını heyecanlandıran bir takım haline gelmesiydi. The Times gazetesinden Paul Joyce, Arsenal karşılaşması öncesinde yayımladığı yazıda bu dönüşümün perde arkasını anlatmıştı.
Joyce'un aktardığına göre Liverpool yönetimi, geçen sezonun sonunda kadroyu, yapılması planlanan transferleri ve takımın nasıl oynaması gerektiğini değerlendirerek Arne Slot'la devam etmeme kararı aldı. Kulüp içinde, takımı 2024-25 sezonunda Premier League şampiyonluğuna taşıyan Slot'la yolların ayrılmasını ağır bir karar olarak görenler de vardı. Ancak Iraola'yla çalışma fırsatı, yönetim açısından kaçırılmayacak kadar önemliydi. Bournemouth'tan ayrılan Iraola da kariyerinde yeni bir meydan okumaya hazırdı.
İspanyol teknik adamla Liverpool, Jürgen Klopp döneminde taraftarlarıyla kurduğu ve son dönemde zayıflayan bağı yeniden oluşturmak istiyordu. Kulübün aradığı şey, Anfield tribünlerinin benimseyebileceği yüksek tempolu, mücadeleci ve rakip üzerinde sürekli baskı kuran bir futboldu.
Yoğunluk, mücadele ve biraz kaos
Kaptan Van Dijk, takımın geçirdiği değişimi şöyle özetliyor: “Bu kelimeyi artık çok sık kullanıyoruz: Yoğunluk. Bazen biraz kaos yaratıyoruz. Artık risk almakla bunun karşılığını elde etmek arasında bir denge kurmaya çalışıyoruz.”
Iraola'nın Rayo Vallecano ve Bournemouth dönemlerinde benimsediği oyun anlayışı, top rakipteyken yoğun baskıya, kazanıldığında ise mümkün olduğunca hızlı hücuma çıkmaya dayanıyordu. Liverpool'da da bu değişimin izleri görülmeye başladı.
The Times'ın aktardığı verilere göre Liverpool, topu rakip kaleye doğru saniyede ortalama 1,98 metre taşıyor. Bu, Premier League'deki en yüksek dördüncü hız. Slot döneminde yüzde 9 olan uzun pas oranı ise yüzde 11'e yükseldi.
Liverpool, ayrıca geçen sezon zayıf kaldığı ikili mücadelelerde de gelişme kaydetti. Brighton karşısında elde edilen yüzde 57,6'lık ikili mücadele kazanma oranı, takımın bu sezonki en yüksek seviyesiydi.
Geçen sezon Premier League'de 53 gol yiyen Liverpool'un son altı maçında rakiplerinin toplam beklenen gol (xG) değeri 5,7'de kaldı.
Joyce'un dikkat çektiği bir başka gelişme ise takımın direnç göstermesi. Liverpool bu sezon yedi kez geriye düşmesine rağmen bu karşılaşmaların yalnızca birini kaybetti.
Milyonluk hücum hattında büyük sorun
Ancak Liverpool'un yeniden kazandığı coşku, hücumdaki bütün sorunları çözmüş değil. The Independent gazetesinden Richard Jolly, Arsenal yenilgisinin ardından yayımladığı yazıda özellikle takımın pahalı hücum hattına dikkat çekiyor.
Liverpool, Arsenal karşısında yüzde 56 topa sahip oldu ve rakip kaleye 17 şut gönderdi. Buna rağmen karşılaşmayı tek bir isabetli şut çekemeden tamamladı. Böylece kayıtların tutulmaya başlandığı 2003-04 sezonundan bu yana ilk kez Anfield'daki bir Premier League maçında kaleyi bulamadılar.
Jolly'ye göre Liverpool'un sorunu yalnızca gol atamaması değil, yeterince kaliteli gol fırsatı da üretememesi. Arsenal karşısındaki 17 şutun toplam beklenen gol değeri yalnızca 1,15'ti. Sezon genelinde de takımın Premier League'de ürettiği net gol fırsatlarının sayısı yedide kalmıştı.
Bu tablo, büyük bonservis bedelleriyle alınan oyuncular üzerindeki baskıyı artırıyor. Florian Wirtz, Premier League'de henüz gol atamadı. Arsenal karşısında frikikten direği bulmasına rağmen maçın sonucunu değiştiremedi. Yaz transfer döneminde kadroya katılan Bradley Barcola'nın Liverpool formasıyla attığı goller ise Şampiyonlar Ligi'ndeki LASK karşılaşmasıyla sınırlı.
Alexander Isak'ın durumu biraz daha farklı. İsveçli forvet, Premier League'deki son yedi maçında altı gol kaydetti. Ancak Liverpool'un büyük rakiplerle oynadığı karşılaşmalarda belirleyici olmakta zorlanıyor.
Jolly, Liverpool'un kadrosunda 100 milyon sterlinin üzerinde bonservis bedeli ödenen üç hücum oyuncusu bulunduğunu hatırlatırken bu isimlerin özellikle büyük maçlarda fark