10 Ekim 2026, Cumartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 10.10.2026 15:20 | Son Güncelleme: 10.10.2026 16:09

Manchester City nasıl BAE'nin devlet stratejisi haline geldi? 18 yıl, Körfez diplomasisi ve 1,1 milyar dolar

Manchester City nasıl BAE'nin devlet stratejisi haline geldi? 18 yıl, Körfez diplomasisi ve 1,1 milyar dolar

Manchester City’ye yönelik mali usulsüzlük suçlamaları, İngiltere’yi kritik bir ikilemle karşı karşıya bıraktı

Wall Street Journal'ın haberine göre Abu Dabi kraliyet ailesinin Manchester City’yi satın alması, yalnızca bir milyarderin yurt dışında futbol kulübü edinmesinden ibaret değildi.

Söz konusu proje, küçük Körfez emirliğinin İngiltere ekonomisindeki varlığını kalıcı hale getirmeyi amaçlayan bir yumuşak güç stratejisinin parçasıydı.

Aradan 18 yıl geçtikten sonra kulübün İngiliz futbol tarihinin en büyük mali usulsüzlük soruşturmalarından birinin merkezinde yer alması, İngiltere’nin yeni Başbakanı Andy Burnham’ı da zor bir ikilemle karşı karşıya bıraktı.

Manchester City suçlamaları reddederken, kulüp hakkında benzeri görülmemiş yaptırımlar gündemde.

Burnham iki taraf arasında kaldı

Manchester City meselesi, siyasi çekiciliğinin önemli bir bölümünü sıradan bir futbol taraftarı imajı üzerine kuran Burnham açısından özellikle hassas bir durum yarattı. Burnham şimdi İngiltere ekonomisine büyük yatırımlar yapan bir ortak ile ülkenin Beatles’tan bu yana en popüler kültürel ihracatı sayılan Premier Lig’in dürüstlüğünü savunmak arasında kaldı.

Burnham, “Herkesin hemen devreye girip kendi sonuçlarını açıklamasına izin vermeden, bu meselenin dikkatli biçimde ele alınması gerekiyor” dedi.

Burnham, Manchester Belediye Başkanlığı görevini yürüttüğü dönemde, çok sevdiği Everton kulübünün benzer ancak daha küçük çaplı ihlaller nedeniyle cezalandırılmasına karşı lobi faaliyetlerinde bulunmuştu.

İngiltere, yavaş büyüyen ekonomisini canlandırmak amacıyla son on yılın büyük bölümünde Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) ülkeye yatırım yapmaya teşvik etti.

İki ülke arasında 2021’de açıklanan Egemen Yatırım Ortaklığı kapsamında, başlangıçta beş yıl içinde 10 milyar sterlinlik yatırım hedeflenmişti.

50’den fazla doğrudan yatırım üzerinden taahhüt edilen toplam tutar şimdiden yaklaşık 30 milyar sterline ulaştı.

Mubadala ve Masdar gibi devlet yatırım kuruluşları, İngiltere’deki deniz üstü rüzgâr enerjisi projelerine, temiz teknolojiye, yaşam bilimlerine ve fiber optik ağlara milyarlarca dolar aktardı.

Şeyh Mansur bin Zayid Al Nahyan’ın talimatıyla Abu Dhabi United Group’un 2008’de Manchester City’yi satın almak için harcadığı 250 milyon dolar ise bugün bu yatırımların yanında küçük bir meblağ gibi görünüyor.

Premier Lig, Manchester City’nin harcama kurallarını 100’den fazla kez ihlal ettiğinin tespit edildiğini açıkladığında Burnham’ın ilk kaygısı, BAE’nin yatırımlarını başka ülkelere yönlendirmesi oldu.

Burnham, Premier Lig kararının açıklanmasından kısa süre sonra BBC’ye verdiği demeçte, “Onları kaybetmek beni gerçekten endişelendirirdi. Modern Manchester’ın inşasında çok büyük bir ortak oldular. Elbette Manchester City’nin bugün sahip olduğu küresel güce ulaşmasında da büyük rol oynadılar” dedi.

Manchester’ın dönüşümünde BAE sermayesinin rolü

Burnham, bütün bu gelişmeler boyunca süreci yakından izledi. 2017’de Manchester Belediye Başkanı olduğunda, Kuzey İngiltere’de ender rastlanan başarılı bir kentleşme ve ekonomik dönüşüm örneğini devraldı. Kent, kısmen petrol zengini devletlerden gelen sermayenin etkisiyle hızla büyüyordu.

BAE, dünyanın en popüler spor ligindeki milyonlarca taraftara ulaşma olanağı sağlayan Manchester City üzerinden etkisini artırmakla kalmadı. Kulübün sahipleri, kentin bulunduğu bölgeye de büyük miktarda para aktardı.

Kulüp sahipleri, genç futbolcuların yetiştirilmesi için 200 milyon sterlin harcayarak bir futbol akademisi kurdu. Ayrıca Manchester’ın doğusundaki büyük bir gayrimenkul geliştirme projesine milyonlarca sterlin yatırdı.

City Football Group, takımın Etihad Stadyumu’na yürüme mesafesinde bulunan ve İngiltere’nin en büyük kapalı etkinlik alanı olan Co-op Live arenasına da yatırım yaptı. Etihad Stadyumu’nun isim sponsoru ise tesadüf olmayacak biçimde Abu Dabi’nin önde gelen hava yolu şirketiydi.

Bu yatırımların merkezinde BAE’nin en güçlü iki isminden ikisi bulunuyordu.

Bunlardan ilki, Mubadala’yı kontrol eden ve BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid’in küçük kardeşi olan Şeyh Mansur’du. Diğeri ise iki kardeşin yakın çalışma arkadaşı Haldoon el Mübarek’ti.

Tufts Üniversitesinde eğitim almış, zarif ve diplomatik bir profil çizen Mübarek, Abu Dabi’nin güçlü Yürütme Konseyinde yer alıyor. Ülkenin devasa devlet varlık fonlarının ve en büyük kamu işletmelerinden bazılarının denetimine de yardımcı oluyor.

Mübarek aynı zamanda Manchester City’nin yönetim kurulu başkanlığını yürütüyor.

Premier Lig soruşturması: 1,1 milyar dolardan fazla finansmanın kaynağı gizlendi

Mübarek’in yönetimindeki yaklaşık on yıllık dönemde Manchester City, sponsorluk anlaşmalarının değerini olduğundan yüksek göstermek için “sahte sözleşmeler” düzenlemekle ve kulüp sahiplerinden gelen parayı gizlice kulübe aktararak futbolculara ve teknik ekibe Premier Lig kurallarının izin verdiğinin çok üzerinde harcama yapmakla suçlandı.

Söz konusu kurallar, son derece varlıklı yatırımcıların kulüplere sınırsız kaynak aktarmasını engellemek amacıyla hazırlanmıştı.

Soruşturmanın bulgularına göre Manchester City, toplamda 1,1 milyar dolardan fazla finansmanın gerçek kaynağını gizledi; ayrıca lig yönetimine ve soruşturmacılara yanlış bilgi verdi.

Olası yaptırımlar para cezasından puan silmeye, hatta kulübün ligden ihraç edilmesine kadar uzanıyor. Manchester City ise karara itiraz etti.

Premier Lig Üst Yöneticisi Richard Masters, “Bu disiplin soruşturması ve verilen karar, Premier Lig tarihindeki en önemli gelişmelerdir” dedi.

İngiliz hükümeti yatırım ilişkilerinin zarar görmesinden endişeli

Kritik Premier Lig kararının ilan edilmesine günler kala, İngiltere İş Dünyasından Sorumlu Bakanı’nın Haldoon el-Mübarek’i Başbakanlık Konutu 10 Downing Street’te ağırlaması dikkat çekti.

İngiliz hükümetinden bir sözcü, görüşmede yatırımların ele alındığını, Manchester City ile ilgili konuların ise gündeme gelmediğini söyledi.

İngiliz hükümet yetkilileri, Manchester City’ye yönelik mevcut yaklaşımın Abu Dabi’nin İngiltere’ye karşı tutumunu değiştirmesinden ve ülkeye akan yatırım kaynaklarını kesmesinden endişe ediyor.

Hükümetin hafızasında, BAE’nin 2013’te İngiltere’ye Müslüman Kardeşler’i terör örgütü olarak tanıması yönünde baskı yaptığı ancak sonuç alamadığı süreç de bulunuyor. Bu gelişmenin ardından Abu Dabi, İngiltere’de üretilen bir savaş uçağı için verdiği milyarlarca dolarlık siparişleri geri çekmişti.

BAE kraliyet ailesi üzerine kapsamlı çalışmalar yapan akademisyen Christopher Davidson, “Bu tür olayları daha önce de yaşadık. Birçok açıdan bakıldığında, bu gelişme yerleşik bir örüntünün parçası” dedi.

Yakın bir dönemde Şeyh Mansur’un desteklediği bir ortak girişim, Daily Telegraph gazetesini ve The Spectator dergisini kontrolü altına almaya çalıştı.

İngiliz haber kuruluşlarının yabancı devletlerin kontrolüne geçebileceği yönündeki kaygılar, hükümetin yabancı devletlerin İngiltere’deki gazete varlıklarına sahip olmasını kısıtlayan bir yasa çıkarmasına yol açtı. Bunun sonucunda satın alma girişimi başarısız oldu.

Kaynak: Gazete Oksijen