17 Ağustos’ta hakkımda yayımladığınız “Dünyanın en etkili ekonomisti tuhaf biçimde ikna edici değil” başlıklı son yazınız, çalışmalarıma yönelik düşmanlığından çok, ileri sürdüğü iddiaların zayıflığıyla dikkat çekiciydi.
Araştırmalarıma ve temel fikirlerime yönelik eleştirel değerlendirmeleri memnuniyetle karşılıyorum. Kurumlar ve sömürgeciliğin mirasından otomasyona ve yapay zekânın sonuçlarına kadar çalışmalarımda meşru biçimde itiraz edilebilecek pek çok nokta var. Bilimin ilerlemesi için bu tür eleştiriler şarttır. Ancak söz konusu yazı, bunun yerine birbiriyle gevşek biçimde bağlantılı birtakım şikâyetleri bir araya getirerek çalışmalarımın güvenilir olmadığı yönünde bir ima oluşturuyor.
Üç örnek vereyim.
Birincisi, benim “tuhaf biçimde ikna edici olmadığım” yönündeki temel hükmünüz, isimleri açıklanmayan ekonomistlerin birkaç kadeh içkinin ardından benim hakkımdaki gerçek düşüncelerini dile getirdikleri iddiasına dayanıyor. Bu gerçeği ortaya çıkarmak için içki ısmarlanan kişilerden hiçbirinin adı verilmiyor. Ben de bir mektup gönderip “birkaç kadehten sonra çoğu insan bana artık gazetenize abone olmaya değmediğini söylüyor” desem bunu yayımlar mıydınız? Bu görüşlere sahip olduğu adıyla belirtilen tek kişi blog yazarı Noah Smith. Bir ömürlük akademik çalışmayı değerlendirmek için oldukça zayıf bir dayanak.
İkincisi, yazı yakın tarihli “Baby busts and growth booms” başlıklı makalemiz hakkında Jesús Fernández-Villaverde’nin sosyal medyada yaptığı bir gözlemi eleştirinin merkezine yerleştiriyor. Fernández-Villaverde, düşük doğum oranlarının etkilerine ilişkin tahminlerimizin geleceğe doğrudan uygulanamayabileceğini söylüyor. Oysa makalenin sonuç bölümünde biz de tam olarak bu noktayı vurguluyoruz. Siz ise bunu bir kenara itip bu tür çekincelerin “Acemoğlu’nun sayfalar dolusu matematiği karşısında kaybolabileceğini ve fazla incelikli görünmeyebileceğini” yazıyorsunuz. Anladığım kadarıyla Profesör Fernández-Villaverde ile de görüşmediniz.
Üçüncüsü, eleştiriler gelişigüzel biçimde seçilip ayıklanmış. Örneğin Tyler Cowen ya da Francis Fukuyama’dan aktarılan bazı eleştiriler, verimli tartışmaların başlangıç noktası olabilirdi — nitekim geçmişte de öyle oldu. Bu tür tartışmaları memnuniyetle karşılıyorum ve yazarlarınızın da akademik yaşamda bu tür fikir ayrılıklarının sağlıklı bir tartışmanın parçası olduğunu bildiğini düşünüyorum.
Yazının zamanlaması da ilginç: Yeni kitabım “What Happened to Liberal Democracy?” ile aynı dönemde yayımlandı. Kitap; liberal düşüncenin bazı yönlerini, liberal demokrasinin geçmişteki başarılarının kökenlerini, bugün içinde bulunduğu krizi ve liberalizmi yeniden canlandırabilecek yeni bir yönetim felsefesinin nasıl olabileceğini inceliyor.
The Economist’in kitapla aynı anda yayımladığı değerlendirme ise küçümseyici bir ton taşıyor ve kitabın “yapay zekânın geleceği nasıl şekillendireceği sorusuyla boğuştuğunu” söylüyor (“Man’s best frenemy”, 17 Ağustos). Oysa kitabın yalnızca yarım bölümü yapay zekâ ve demokrasiyle ilgili. Bunu, kitabımın esas mesajını bulanıklaştırmayı ve konuyu The Economist’in en sevdiği meseleye, yani yapay zekâyı savunup yüceltmeye çekmeyi amaçlayan stratejik bir çerçeveleme olarak görmemek zor.
33 yıla yayılan bir çalışma birikimine karşı ortaya koyabildiğiniz en iyi eleştiri buysa, “tuhaf biçimde ikna edici olmayan” asıl şey sizin eleştirinizdir.
Daron Acemoğlu
Enstitü Profesörü
Ekonomi Bölümü
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)
Cambridge, Massachusetts
The Economist’ten alınmış, Oksijen tarafından çevrilerek lisanslı olarak yayınlanmıştır. Orijinal metne www.economist.com adresinden ulaşabilirsiniz.

