Bu yıl kasım ayında Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı COP31’in başkanlığını Türkiye, ‘Müzakere Başkanlığı’nı ise Avustralya’nın üstleneceği kritik bir küresel buluşma olacak. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum COP31’in başkanlığını, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen de Müzakereler Başkanlığını üstlenecek. Zirve, Antalya Expo Center’da gerçekleştirilecek ve 196 ülkeden 80 binin üzerinde katılımcının gelmesi bekleniyor.
Bu ölçekte bir organizasyon yalnızca diplomatik değil, ekonomik, lojistik ve itibar açısından da büyük bir sınav. Çünkü yıllardır dünya liderleri ve dünyanın önde gelen şirketlerinin temsilcileri iklim krizi gerçeğine yönelik politikalarını bu zirvede belirliyorlar.
Son 4 zirveyi hatırlatırsak, COP27 Kahire, COP28 Dubai, COP 29 Azerbaycan ve COP30 Brezilya’da gerçekleştirildi. Dubai’deki zirveye 100 bin civarında rekor katılım oldu, Brezilya uzak bir coğrafya olduğu için katılım neredeyse yarı yarıya düştü. Bu yıl Antalya’daki zirveye 80 bini aşan katılım bekleniyor.
Dubai’deki zirveye katılmıştım. Ağzına kadar dolu otellerden Expo-City’e gitmek için farklı alternatifler geliştirilmişti. Otopark alanından zirve alanına shuttle’larla ulaşım sağlanıyordu. Geçtiğimiz hafta FSummit için Antalya’daydım, otellerden şehre ulaşım hafta içi hiç kolay değildi, Antalya trafiği de yorucuydu. Ve ister istemez aklıma Expo alanı, şehir merkezi ve oteller arasındaki ulaşım sorunu geldi. Çünkü kasım ayında binlerce -ki bunlar “her şey dahil” turisti değil- katılımcı bu otelleri dolduracak ve her gün Expo’ya gidecekler. Boş kaldıkları her anda hem otellerinde hem de şehir merkezinde restoranları, kafeleri deneyimleyecekler…
Asla atlamamız gereken bir nokta da şu: COP31’in Antalya’da yapılması, medya görünürlüğünün Türkiye’ye yönelmesi anlamına geliyor. Bu durum iklim diplomasisi, yeşil dönüşüm, sürdürülebilir turizm ve uluslararası iş birlikleri açısından stratejik bir fırsat sunuyor. FSummit’e katılan tüm otelciler de gastronomi uzmanları da bu konunun altını çizdiler.
80 bin kişi gelecek
Zirveye 80 bin kişinin üzerinde katılım bekleniyor, Antalya’da 20 otel COP31 için devlet yetkilileri tarafından gezilmiş. Ama bu 80 bin kişi yalnızca konaklamayacak, her gün hareket halinde olacak, Antalya’nın alıştığı gibi otelin içinde zaman geçirmeyecek. Deniz, kum, güneş tatili, otel keyfi için gelmiyorlar. Bu, Antalya’nın alışık olmadığı bir profil demek. Dışarıda ya da Expo alanında yiyecek içecek gün boyu, akşamları gastronomi duraklarını ziyaret edecekler. Bunun için de Antalya’da çok daha fazla belli standartları sağlayan restoran olması ya da varolan restoranların hızla bu vizyona sahip olması gerekiyor. Restoranların, kültürel mekanların, şehir estetiğinin ve hizmet kalitesinin bu yeni profile göre hazırlanması bekleniyor. Kasım ayında tedarik zincirlerinden KOBİ’lere yeni iş alanlarının açılacağı da öngörülüyor. Günde minimum 8 bin aracın Expo alanına giriş-çıkış yapması da bekleniyor. Geçtiğimiz haftaki Antalya ziyaretimdeki izlenimlerime dayanarak şunu söyleyebilirim, Antalya’nın çok konforlu otelleri var fakat Antalya-Serik hattında sabah ve akşam saatlerinde ciddi trafik yükü olacak COP31 döneminde. O yolun yenilenmesi, yol üzerindeki tabelaların düzenlenmesi, Antalya şehir içinin ise tabela kirliliğinden arınması, COP31 hafızalarında Antalya’nın iyi bir sınav vermesi için şart.
Hatırlatmak gerekirse, 2016’da inşa edilen Antalya Expo alanı güçlü bir fiziksel altyapıya sahip. COP31 için Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyon görevi üstlendi ve ilgili bakan yardımcıları sahada incelemelerde de bulunmuş. FSummit’te de farklı oturumlarda ve sohbetlerde bu görüşmeler gündeme geldi, Antalya’da tramvay hatlarının kapasite artırımına gitmesine ve alternatif toplu ulaşım modellerine ihtiyaç var.
Bu arada zirve döneminde Expo alanında çalışanlar dahil 100 bine yakın insanın aynı anda bulunabileceği ve 10 binin üzerinde de çalışanın olacağı öngörülüyor.
Ya “başardık” diyeceğiz ya da …
COP31 yalnızca bir konferans değil, küresel bir vitrin.
Antalya, 9–20 Kasım 2026 arasında dünyanın diplomatik, ekonomik ve medya merkezlerinden biri olacak. 20 Kasım 2026’da zirve bittiğinde Antalya için iki ihtimal var. Ya “Başardık. Büyük bir organizasyonu başarıyla yönettik” diyeceğiz, ya da “Elimize yüzümüze bulaştırdık. Ulaşım ve organizasyon nedeniyle zorlandık” diyeceğiz.
Mavi ve Yeşil alanlar
Blue Zone Mavi Alan ve Green Zone Yeşil Alan. COP’larda toplantılar bu iki alanda gerçekleştiriliyor. Blue Zone devlet yetkililerin ve liderlerin toplantılarının yapıldığı bölge. Green Zone ise sivil toplum örgütleri ve bu alanda projeler üreten şirketlerin bulunduğu alan. Sivil toplum, sadece Yeşil Alan'da değil, Mavi Alan'da da müzakereleri ve eylem gündemini yakından takip edebiliyor, ancak bunun için toplantılara önceden akredite olmak gerekiyor.
Her yıl ayrı bir kıtada
Bir hatırlatma yapalım; Antalya aslında COP tarihinde özel bir yere sahip olma şansına da sahip. Hava ulaşımı açısından uygun bir yerde. Seneye Afrika COP’u olacak, çünkü COP 5 yılda bir bölgeler arasında dolaşıyor.
Afrika COP’u Etiyopya'da yapılacak, Asya Pasifik COP’u 2028'de Hindistan’da, 2029 COP’u Doğu Avrupa'ya gelecek ve 2030 COP’u da Latin Amerika'da gerçekleşecek.
Lobicilerin COP’u
COP’lara en çok eleştiri fosil yakıt endüstrilerinin temsilcileri ve lobiciler nedeniyle yapılıyor. Fosil yakıt endüstrisinin binlerce lobicisi, devletlerin resmi delegasyonlarının bir parçası olarak gönderilen endüstri lobicilerine ve petrokimya alanında çıkarı olan diğer endüstrilerin lobicilerine ek olarak COP konferanslarına 2021'den 2024'e kadar dört yılda 5 bin 350’den fazla lobici katıldı.
Medyanın ilgisi büyük
COP 30’daki medya katılımıyla ilgili bir notu da yazmak isterim. COP 30’a, 3 bin 920 medya mensubu katıldı. Sky News (31 kişi), BBC (20), Financial Times (16), Deutsche Welle (10), The Guardian (10) ve The New York Times (9) kişiyle zirveyi geniş ekiplerle takip etti.
Halkların iklim zirvesi
COP’lara karşı uzun zamandan beri yükselen sesler de Antalya’da duyulacak. COP süreçlerinin küresel iklim felaketine çözüm üretmekten çok, devletler ve şirketler arasında pazarlık alanlarına dönüştüğünü savunan Halkların İklim Zirvesi temsilcileri de COP31 ile eşzamanlı olarak Antalya’da seslerini duyuracak.
COP31’de yeni model
COP31 klasik “tek başkanlı” COP modelinden farklı olarak ikili bir yönetişim yapısıyla gerçekleştirilecek. Yeni modele göre Türkiye, konferansın siyasi liderliğini, organizasyonunu ve COP31 Eylem Gündemi’ni üstlenirken; Avustralya müzakere sürecini yönetme, taslak metinleri hazırlama ve yıl boyunca yapılacak istişare toplantılarını organize edecek.
COP31 kapsamında Dünya Liderler Zirvesi Antalya’da ama zirve öncesi gerçekleştirilecek Pre-COP toplantısı Pasifik ada ülkelerinden birinde, Avustralya’nın desteğiyle yapılacak. Bu toplantının, Pasifik bölgesinin iklim değişikliğinden kaynaklanan etkilerini ve finansman ihtiyaçlarını doğrudan müzakere gündemine taşıması amaçlanıyor.
COP31 gündeminde, özellikle küçük ada devletlerinin iklim finansmanı ihtiyacına odaklanan özel bir oturum yer alacak. Bu oturumda Pasifik Dayanıklılık Fonu için uluslararası bağış taahhütlerinin toplanması hedefleniyor.
Taraflar arasında görüş ayrılığı oluşması durumunda kararların karşılıklı istişare yoluyla alınacağı bir eşgüdüm mekanizması işletilecek.