08 Ağustos 2022, Pazartesi
Haber Giriş: 30.07.2021 04:30 | Son Güncelleme: 16.02.2022 15:16

Antik Smyrna Efes’in pabucunu dama atar mı?

13 yıldır devam eden Smyrna (İzmir) kazılarında bölgenin en büyük antik tiyatrolarından birinin çıkması bekleniyor. Ephesos’a (Efes) 20 bin kişilik bir rakip geliyor 
Antik Smyrna Efes’in pabucunu dama atar mı?
Editör Editör
Antik dönemlerde bir kentin kuruluşu ya bir efsaneye ya da bir kahramanlık hikayesine dayandırılırdı. Smyrna’nın, yani bugünkü İzmir’in hikayesi de M.Ö. 4. yüzyıla, Makedonya Kralı Büyük İskender’e gidiyor. İskender’in Asya seferinde ele geçen Smyrna’ya geldiğine dair arkeolojik bir kanıt yok. Ama Anadolu’da Perslere karşı zafer kazanılan ilk savaş Granykos’tan sonra Sardis’ten Ephesos’a giden yolda Smyrna’ya uğramış olduğu varsayılıyor. M.S. 2. yüzyılda yaşamış gezgin Pausanias Periegesis tes Hellados (Yunanistan’ın Tasviri) adlı eserinde İskender’in avlanmak üzere geldiği Pagos (Kadifekale) Tepesi eteklerinde, Nemesisler Tapınağı önündeki bir pınarın başında uykuya daldığını anlatır. Rüyasında gördüğü iki Nemesis (intikam tanrıçaları) ondan burada bir kent kurmasını isterler. Ve yerleşim Bayraklı’daki Tepekule Höyük’ten (Eski Smyrna) tanrıların istediği yere taşınır. Yani Kadifekale ile Kemeraltı arasındaki yamaç ve düzlüğe. Bir rüya sonucu kurulan şehrin nasıl geliştiğini de M.Ö. 1. yüzyılda yaşayan bir diğer coğrafyacı Strabon’dan öğreniyoruz. Kentin İskender’in komutanları Antigonos ve Lysimakhos tarafından imar edildiğini. Bu Helenistik kentin, konumu sayesinde geliştiğini ve Anadolu’nun önemli kentlerinden biri haline geldiğini. Tapınaklarıyla caddeleriyle ve limanıyla…
Doç. Dr. Akın Ersoy
Doç. Dr. Akın Ersoy
Binlerce yıl sonra bugün ise kentteki modern yapılaşma nedeniyle birkaç noktada kalıntılara ulaşılabiliyor. 13 yıldır Smyrna kazılarını yürüten Doç. Dr. Akın Ersoy ve ekibi,  İskender’in İzmir Körfezi’ne ilk kez baktığı noktada, o şehrin tekrar ayağa kalkması için çalışıyorlar. Antik kentin Akropol tepesi Kadifekale, agora, tiyatro gibi yapıların konumlandığı 15 hektarlık alan gün yüzüne çıkarılmış. Ekibin işi zor çünkü ‘kentsel arkeolojik’ çalışma yapıyorlar. Yani üzerinde yaşamın sürdüğü bir alanı kazıyorlar. Elektrik, kanalizasyon, su, trafik her şey var işin içinde. Cumhuriyet, Osmanlı, Beylikler, Bizans, Roma, Helenistik kentler hepsi üst üste.. Her yeni gün bulunan yeni eserler heyecan uyandırıyor. Smyrna’da Helenistik ve Roma Dönemlerinde aktif olan heykel okulunda üretildiğini düşünülen heykellerden oluşan bir sergi açıldı geçen günlerde. Hala İzmir Müzesi’nde görülebiliyor. Yine de en çok tiyatro merak ediliyor. 20 bin kişilik olduğu söylenen tiyatro, ister istemez Ephesos'taki ile kıyaslanıyor. 

İzmir’e destek aranıyor 

Doç. Dr. Akın Ersoy şöyle anlatmış bu durumu, “Antik Çağ’da da kentler arasında rekabet var. Biri diğerinden daha iyi daha büyük daha gösterişli anıtlar ve tiyatrolar yapmaya çalışıyorlar. Bu rekabet Smyrna ile Ephesos arasında da var. Sonuç olarak hemen hemen aynı büyüklükte iki tiyatrodan bahsediyoruz. Akdeniz kentlerinin en büyük tiyatrolarından biri İzmir’de ortaya çıkarılıyor.” Peki ama ne zaman? “Arkeoloji biliminin ilkelerinden taviz vermeden yoğun çalışıyoruz. Son dönemde herkesi etkileyen salgın hastalık, deprem ve benzer nedenlerin en alt seviyede olmasını diliyoruz” diyor. Doç. Dr. Akın Ersoy. 
Kadın Başı - Roma Dönemi
Kadın Başı - Roma Dönemi
Diğer bir hayal de bir gün Atina'nın Plaka'sı gibi, İzmir'in Smyrna'sını da agorasıyla, tiyatrosuyla hamamları ve caddeleri ile gezme ihtimali. Tarihi kenti gezip, çevredeki kafelerde oturup yemek yer miyiz? Çok mu zor? Bunun için ne kadarlık bir bütçe ve zaman gerekiyor?  İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteği büyük. Yine de zaman ve bütçe bu işin denklemini oluşturuyor. “Ne kadar çok desteğiniz olursa çalışmalarınızı o kadar büyütebilir ve sonuçta da hedef zamanı kısaltabilirsiniz” diyor Ersoy. Ve ekliyor, “Ülkemizin üçüncü büyük kentinin merkezindeki bir arkeolojik projede bir firmanın destek vererek yer alması onu daha görünür olmasını sağlayacağı gibi prestijini arttıracaktır.”

Smyrna Agorası’nda neler görülebilir?

  • Yüksekliği 14 m’ye ulaşan bir Roma hamamı kalıntısı
  • Dünyanın en zengin boya ve kazıma çizgilerle yapılmış graffiti koleksiyonu
  • 2 bin yıldır akmakta olan bir çeşme
  • Kadifekale surlarında kuleye çıkınca, panoramik İzmir  manzarası
  • Satyros kabartması ile çocuk ve genç kız başı gürülmeli.
(Kazılarda ortaya çıkan eserlerden oluşan geçici sergi İzmir Müzesi’nde sürüyor. Pazartesi hariç her gün görebilirsiniz)

Ephesos vs. Smyrna

  • Her iki tiyatro da Helenistik Dönem’de yamaçta inşa edildi. Roma Dönemi’nde 3 kademeli auditoriuma ve 3 katlı sahne binasına sahipti.
  • Yarım daire formundaki auditoriumun yarı çapı Ephesos’da 142 m iken Smyrna’da 152 m.
  • Ephesos 21 bin, Smyrna 20 bin kapasiteli.
  • İzleyici oturma basamaklarının eğimi her iki tiyatroda da 30 derece.
  • Her ikisi de kentin limanına ve körfezine bakar. Smyrna Tiyatrosu kuzey, Ephesos Tiyatrosu batı yönlü olarak yamaca konumlandırılmış. Smyrna’nın İzmir merkezinde olması bugün büyük avantaj.
  • Ephesos Tiyatrosu’nda İmparator Neron ve Septimus Severus zamanında yapılan müdahaleler öne çıkarken Smyrna’da İmparator Claudius, Traianus ve Hadrianus zamanında yapılan müdahaleler dikkat çeker.