CHP Sözcüsü Müslim Sarı, Parti Meclisi (PM) toplantısı öncesi Özgür Özel’e yakın 28 ismin PM’den istifa etmesine ilişkin “Bu istifalar karşısında Parti Meclisi’nin çalışmaması, düşmüş sayılması, bu yoldan da bir kurultaya doğru gidilmesi konusu hukuken mümkün değildir. Ama bu hiçbir şekilde kurultay yapılamayacağı anlamına da gelmiyor” dedi. Sarı, istifaların 36’ncı Bölge Adliye Mahkemesi’ne sunulması gerektiğini söyledi.
CHP Sözcüsü Müslim Sarı, bugün 13.00'te toplanan ve yaklaşık iki buçuk saat süren PM'nin ardından Genel Merkez’de basın toplantısı yaptı. Sarı, CHP MYK’nın dokuz milletvekilini, kesin ihraç istemiyle tedbirli olarak YDK’ya sevkinin ardından, bugün toplanan PM toplantısı öncesi Özgür Özel’e yakın 28 isim PM’den istifa ettiğini açıklamasına ilişkin şunları söyledi:
"Parti Meclisi eksik toplandı. İstifa eden ve istifa ettiğini belirten arkadaşlarımız oldu. Herkesin katılımıyla bir Parti Meclisi toplantısı yapmayı umuyorduk. Çünkü bütün meselelerimizi birlikte tartışabileceğimiz bir zemindi Parti Meclisi. Ancak bu mümkün olamadı. Dolayısıyla bizim düşüncelerimizi, karşısında siyasal fikirleri olan arkadaşlarımızla aynı zeminde buluşma imkanını kullanamamış olduk. Parti Meclisi’nin gündeminde hem sürece ilişkin değerlendirmeler oldu, hem de yine güncele dair, dış politikaya ve ekonomiye dair değerlendirmeler oldu. Ancak partiyle ilgili çok sıcak günlerden geçtiğimiz bu günlerde biraz daha parti içi meseleler ve sizlerin de duymayı beklediğiniz konuyla ilgili değerlendirmeler oldu."
"CHP Genel Merkezi’nin yapacağı bir işlem yok"
Parti Meclisi'nin eksik toplandığına dikkat çeken Sarı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz, bütün arkadaşlarımızın birlikte olduğu ve tartıştığı bir Parti Meclisi olmasını isterdik ama bize ulaşan liste 27 Parti Meclisi üyesi arkadaşımızın istifa dilekçeleri oldu. 26 artı 1 arkadaşımız vardı listede. Bir arkadaşımız da sonradan eklenmiş. 57 kişilik Parti Meclisi’nde 30 arkadaşımız bugün itibarıyla Parti Meclisi üyeliğini devam ettiriyor. 27 arkadaşımız ise istifa iradelerini ortaya koydular.
Tabii istifa tek taraflı bir işlem ama birtakım usul ve esaslara uymak gerekir. İstifaların aslında muhatabı CHP Genel Merkezi değil. Biz bunu bilgi olarak değerlendirdik, arkadaşlarımız bize bilgi vermek istemişler. Çünkü biliyorsunuz, İstinaf Mahkemesi’nin, yani Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi’nin yetkilendirmesiyle göreve gelen kişiler olduğumuz için istifaların ya da görev kabul etmeme durumların da ilgili idare tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla arkadaşlarımız istifalarını 36’ncı Bölge Adliye Mahkemesi’ne sunmaları gerekiyor. O adliye mahkemesi de kendi değerlendirmesini yaparak onu kendi sisteminden ilan edecek. Şu an itibarıyla CHP Genel Merkezi’nin yapacağı bir işlem yok. Bu işlem bölge adliye mahkemesi tarafından yapılacak."
Butlan kararını yok sayıp ilgili icra dairesinden Parti Meclisi’ne katılım için tebligat alınmış olmasının bir çelişki olduğunu savunan Sarı, "Bizler, göreve icra dairesinden tebligat alarak başladık. Bu arkadaşlarımız da tebligatlarını aldılar. Aslında tebligatlarını alarak Parti Meclisi’ni tanımış oluyorlardı. Ancak ilk toplantıya katılmayarak istifalarını dile getirdiler" dedi.
"Yargının verdiği karara da karşı bir duruş"
Sarı, PM'nin toplanmasıyla birlikte gelen soru işaretlerinden bahsederek, şunları söyledi:
"Bugün itibarıyla kafalarda şöyle soru işaretleri var: ‘40 sayısının altına inildiği için bir Parti Meclisi yok sayılıp ya da düşmüş sayılıp buradan bir kurultay mümkün sayılabilir mi’ tartışması var. İkinci olarak, ‘Parti Meclisi karar alabilir mi’ tartışması var. Her iki tartışmaya da açıklık getirmek lazım. Elbette bunlar biraz hukuki konular ama hukukla siyasetin birbirine en yaklaştığı anlar açısından, biraz daha siyasi çerçeveden hukuki argümanlarımızı şöyle özetleyebilirim: Burada verilmiş bir tedbir kararıyla beraber ‘yok sayma’ durumu söz konusu. Tedbir kararıyla beraber eski organlar, yani önceki organlar da göreve gelmiş oluyor. Karar kesinleşmeden kurultay yapılamayacağı da hüküm altına alınmış oluyor kararlarla. Bu süreçle ilgili bir ceza davası yürütülüyor. 1 Temmuz’da bunun duruşması yapılacak. Parti Meclisi’nin istifalarla işlevsiz hale getirilmesi aslında yargının vermiş olduğu karara da karşı bir duruş anlamına geliyor. O kararın uygulanmasını ortadan kaldırmaya dönük bir yaklaşım."
"Kaç kişi kaldığının bir önemi yok"
Parti Meclisi’nin katılanlarla yoluna devam edeceğinin yargı kararında olduğunu belirten Sarı, şunları kaydetti:
"Parti Meclisi üyesi sayısının kaç kişi kaldığının bir önemi yok. Tüzüğümüzdeki amir hüküm, 40 sayısının altına düşüldüğünde yedekler geldikten sonra bile üçte iki çoğunluğun altına düşülmesi hükmünün burada uygulanamayacağı çok açık. Dolayısıyla Parti Meclisi, görevine devam ediyor ve Parti Meclisi katılanların salt çoğunluğuyla karar almaya devam edecek. Bu konuyla ilgili bir hukuki beis yok. Arkadaşlarımız farklı değerlendiriyorlar. Haklarıdır, bununla ilgili itirazlarını dile getirebilirler. Yetkili makamlar bu konuya hukuki düzenlemeler sonrasında açıklık getirecektir.
Tartışma konularından birisi de, CHP MYK’sının aslında sadece belli işleri yapabileceği şeklinde. Bu konuyla ilgili de siyasal partiler kanunu amir hükmü var. Olağanüstü durumlarda siyasi partinin karar organlarının, partinin tüzel kişiliğini ortadan kaldırmak ve tüzük ve program değişikliği yapmak dışında bütün iş ve eylemler yapabileceğini hükmetmiştir. Dolayısıyla hem ilgili mahkeme kararı bakımından hem de siyasal partiler kanunu bakımından konu son derece açıktır. Dolayısıyla bu istifalar karşısında Parti Meclisi’nin çalışmaması, düşmüş sayılması, bu yoldan da bir kurultaya doğru gidilmesi konusu hukuken mümkün değildir. Ama bu hiçbir şekilde kurultay yapılamayacağı anlamına da gelmiyor.
Biz de zaten yeni yönetimin duruşu olarak bu süreçten çıkmanın tek yolunun aslında buraya bir siyasal müdahale olduğunu ve bu siyasal müdahalenin de ancak ve ancak bir kurultayla mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Arkadaşlarımızla da bunları paylaşıyorduk. Aslında biz bugün bu konuları konuşacaktık PM’de."
Kurultay sürecine ilişkin de açıklamalarda bulunan Sarı, şöyle konuştu:
"Bildiğiniz üzere Sayın Genel Başkanımız bundan 3 gün önce bir sosyal medya paylaşımıyla kurultay takviminin açıklanacağını, kurultay takvimiyle ilgili bir çalışmanın bu Parti Meclisi’nde gündeme geleceğini ve partinin önüne yeni bir yol haritası konulacağını söylemişti. Bizim hiçbir şekilde önyargısız biçimde, verili hukuk düzeni içinde ama kendi siyasal müdahalelerimizle ve siyasal bakış açılarımızda partinin önüne nasıl bir yol koyacağımız konusunu arkadaşlarımızla konuşmayı ve paylaşmayı düşünüyorduk. Ancak bu mümkün olmadı. Fakat biz mevcut olan arkadaşlarımızla beraber bir yol haritası konuştuk. Sayın Genel Başkanın çizmiş olduğu yolda, sosyal medya paylaşımdaki iradenin arkasında durduğumuzu, partinin önüne bir kurultay takvimi koyacağımızı, koymak istediğimizi bugünkü Parti Meclisi’nde tartıştık.
Tabii burada hukuki bazı değerlendirmeler var. Onun dışında siyasi bir takım değerlendirmeler de var. Partinin bu konudaki yetkili organı elbette MYK'dır, elbette Parti Meclisi’dir. Ama bizim partimizin başka organları da var. Daha doğrusu başka birimleri de var. Mesela il başkanlıklarımız var, Cumhuriyet Halk Partisi örgütü var, belediye başkanlarımız var, parlamento grubumuz var. Dolayısıyla bu yetkili organlarda da bir siyasal görüş alışverişi yapılacak önümüzdeki sürece ilişkin.
"Olağan kurultay sürecini başlatmak üzere çalışma yapılacak"
Bugün Parti Meclisi’nde olağan kurultay takvimini başlatmak üzere, olağan kurultay sürecini başlatmak üzere bir kurultay takvimi açıklanması ve bununla ilgili bir çalışma yapılması konusunda kararlaştırmış durumdayız. Tabii şöyle sorular gelebilir: Neden olağanüstü kurultay değil de olağan kurultay? Çünkü şöyle bir durum var: Olağanüstü kurultayla ilgili bir tarih belirlemeniz gerekiyor. Ancak bu tarihi mevcut mahkeme kararı çerçevesinde belirleyemiyoruz. Çünkü kesinleşmemiş bir yargı kararı var ve bu yargı kararının ne zaman kesinleşeceğini de öngöremiyoruz. Dolayısıyla ‘bugünden şu tarihte bir kurultay yapalım’ diyemiyoruz. Bu hukuki olarak mümkün değil. Ancak biz partiyi kurultaysız bırakmamak üzere arkadaşlarımızın taleplerini de göz önünde bulundurarak, parti tabanımızın da taleplerini göz önünde bulundurarak en azından bir olağan takvim sürecinin başlatılması konusunu kararlaştırmış durumdayız. Dolayısıyla bu şu açıdan önemli: Süreç başlar, en azından beklememiş oluruz. Mahkemenin verdiği karara göre de bir kurultay tarihi belirlenir. Bu konuyla ilgili ilgili arkadaşlarımız başta MYK’miz olmak üzere bir takvim çalışmasını başlatacak ve partinin içinde bulunduğu bu cendereden çıkartılması konusunda bir siyasal müdahaleyi gerçekleştirmiş olacağız.”
"Olağanüstü kurultayla ilgili bir takvim belirleme zorunluluğu var"
Basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sarı, "Parti Meclisi'nde tarafsız olan isimler, daha önce olağanüstü kurultay talep eden isimler vardı. Onların başında Gürsel Erol ve Ali Öztunç geliyordu. Onlar da bugün Parti Meclisi'ne katıldılar. Olağanüstü kurultay talebinde bulundular mı? Bundan sonraki yol haritasına ilişkin bir şeyler söylediler mi" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Arkadaşlarımızın ortak görüşü, bir kurultay sürecinin başlatılması yönünde. Yani olağan ya da olağanüstü ayrımı olmaksızın bir an önce bir kurultay yaparak parti örgütüne danışılması konusunda Parti Meclisi üyelerinin hemen hemen tamamı aynı fikirde. MYK üyeleri olarak biz de zaten böyle düşünüyorduk. Ancak hukuki bir durumla karşı karşıya olduğumuz için bunun olağan mı, olağanüstü mü olacağını tartıştık, tartışacağız ve daha da tartışacağız. Dediğim gibi olağanüstü kurultayla ilgili bir takvim belirleme zorunluluğu var. Ancak mevcut karar kesinleşmediği için bu tarihi öngöremiyoruz. Öngöremediğimiz bir tarih için kurultay tarihi belirleyemeyiz. Ancak partiyi kurultaysız bırakmamak üzere süreci başlatmak gibi bir aciliyetimiz vardı. Bu konuda da bir fikir birliği oluştu. Arkadaşlarımız bu konuyu çalışacak. Bu konu MYK'nın gündeminde olacak. Bir takvim açıklanacak. O takvim çerçevesinde ilerlenecek ve bir yol haritası ortaya konulacak."
Sarı, disipline sevklerin hangi tüzük hükmüne göre verildiği ve Yüksek Disiplin Kurulu toplantı tarihine ilişkin soruya, "Yüksek Disiplin Kurulu kendi gündemini ve toplantı zamanlarını kendisi belirliyor. Dolayısıyla bizim onunla ilgili herhangi bir yönlendirme yapma şansımız yok. Dünkü disiplin uygulamasından sonra bugün disipline sevk yazısı yazıldı. O yazıda bütün hukuki argümanlar yer alıyor. Özetle şunu söyleyebilirim; CHP Tüzüğü'nün 68. maddesinin birinci fıkrasının B, C ve G bentleri ile TBMM Grup İç Yönetmeliği'nin 24. maddesi bizim temel dayanaklarımızdır. Bu hukuki argümanların tamamı ilgili yazıda yer alıyor. Bizim hukuki değerlendirmemiz bu şekildedir. Şu an burada hukuki bir tartışma yürütmüyoruz. Politik ve siyasi açıdan bakış açımız da budur. Bundan sonra buna ilişkin itiraz yolları açıktır. Bunun ne kadar yasal ya da hukuki olduğuna ilişkin itirazlar yapılabilir. Yetkili kurullar bunları değerlendirir" yanıtını verdi.
Sarı, "Kararın kesinleşmesi için Yargıtay'a yapılan temyiz başvurusunun geri çekilmesi taraflar arasında hiç değerlendirildi mi? Bugünkü Parti Meclisi'nde gündeme geldi mi" sorusu üzerine "Bizim konuşmak istediğimiz konulardan biri buydu. Yaklaşık 10 gündür, iki haftaya yakın süredir bu konuyu gündeme getiriyoruz. Oturalım, konuşalım, bir yol bulalım, bir diyalog oluşturalım, hukuki zemini birlikte değerlendirelim diyoruz. Ancak bu mümkün olmadı. Dolayısıyla konu o noktada kaldı. Önümüzdeki dönemde böyle bir iş birliği zemini oluşursa bu da değerlendirilir" açıklamasını yaptı.
"Partinin seçime girmemesiyle ilgili bir durum söz konusu değil"
Sarı, "Biz 2018 tarihli tüzüğü mü yoksa 2025 tarihli tüzüğü mü dikkate almalıyız? Hukuki çerçeve açısından bunu merak ediyoruz. Ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçime girip girmeyeceği konusunda yeni atadığınız YSK temsilcisi aracılığıyla Yüksek Seçim Kurulu'na bir başvurunuz olacak mı?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Bir defa arkadaşlar, mahkemenin vermiş olduğu karar çerçevesinde bütün kurultay kararları iptal edildiği için tüzük kurultayı da buna dahildir. Son düzenleme de iptal edilmiş, yani mutlak butlan kapsamında değerlendirilmiş oluyor. Dolayısıyla son düzenlemeden önceki düzenlemeye dönüyoruz. Burası açık. Partinin seçime girmemesiyle ilgili bir durum söz konusu değil. Çünkü burada hukuken mücbir bir sebep var. Mücbir sebep söz konusu olduğu sürece bir kurultay yapmamız zaten mümkün değil. Hem ‘Kurultay yapmak zorundasınız’ deyip hem de ‘Kurultay yapamıyorsunuz’ diyerek partiye herhangi bir yaptırım uygulamak hukuken mümkün değildir. Bu kaygıları anlamakla birlikte, bunu daha çok ucuz bir polemik konusu olarak değerlendiriyorum. İhraçlarla ilgili süreçte ise şunu söyleyeyim arkadaşlar; biz en başından beri iş birliğine ve diyaloğa açık olduğumuzu ifade ettik. ‘Konuşalım, burada bir hukuki durum oluştu, nasıl bir yol bulacağımızı birlikte değerlendirelim’ dedik. Parti içindeki hukuki mücadeleye evet, siyasi mücadeleye evet, itiraza evet. Farklı siyasi düşüncelerde olabiliriz, buna da evet. Ancak bizim de kırmızı çizgilerimizin olduğunu söyledik. Bu kırmızı çizgilerimizin başında partinin kurumsal kimliği geliyor.
Partinin kurumsal kimliğini zedeleyen iş, eylem ve açıklamaları not ettiğimizi daha önce de belirtmiştik. Dolayısıyla bu hepimizin sorumluluğudur. Bizim de diğer arkadaşlarımızın da sorumluluğudur. Partide iki başlılık oluşmasına asla izin vermeyeceğiz. Böyle bir yaklaşımımız yok. Kırmızı çizgilerimizden biri de budur. Bir tarafta parti sözcüsü var, öbür tarafta parti sözcüsü kimliğini kullanarak konuşan başka bir arkadaşımız var. Burada MYK var ama öbür tarafta farklı MYK toplantıları yapılıyor. Biz bir bayramlaşma programı düzenliyoruz, aynı gün ve aynı saatte başka bir bayramlaşma programı konuluyor. Grup toplantısı yapmaya karar veriyoruz. İlk başta grup toplantısı yapmayacaklarını söylerken daha sonra 'Biz de geleceğiz, grup toplantısı yapacağız, genel başkanı konuşturmayacağız' noktasına geliniyor. Bu iki başlı yapıyı hiçbir kurum kabul etmez. Dolayısıyla partinin kurumsal işleyişine aykırılık teşkil eden bu çift başlı görüntüyü hiçbir kurum kabul etmeyeceği gibi, yüz yılı aşkın bir tarihe sahip olan Cumhuriyet Halk Partisi de kabul etmez. Bu konudaki düşüncelerimiz nettir.
"Rövanşist ya da tasfiyeci bir anlayış içerisinde değiliz"
Öte yandan ‘arınma’ söylemimiz var. Sayın Genel Başkan bu konuyla ilgili bu hafta açıklamalarda bulundu. Biz de arınma süreciyle ilgili olarak önümüzdeki dönemde parti içi kurulları çalıştıracağız. Şunun yanlış anlaşılmasını istemem; rövanşist ya da tasfiyeci bir anlayış içerisinde değiliz. ‘Biz geldik ve disiplin sopasını gösteriyoruz’ şeklinde bir yaklaşımımız hiçbir zaman olmadı. Tolerans gösterdik, izledik, takip ettik. Ancak maalesef yol alamadık. El uzattığımız zaman yumrukla karşılık gördük. Dolayısıyla bunu daha fazla sürdürme şansımız kalmamıştı. Bu adımı atmak zorunda kaldık. Kimse böyle bir şey yapmak istemez. Ben de dün bu konuyla ilgili değerlendirme yaparken ne kadar üzüntülü olduğumu görmüş olmanız gerekir. Bunlar zor kararlar. Zor günlerden geçiyoruz ve zor kararlar alıyoruz.
Ancak bir şekilde partinin kurumsallığını korumak zorundayız. Bununla ilgili bize çok sayıda bilgilendirme geldi. Biliyorsunuz ben aynı zamanda Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıyım. Özellikle tutuklu durumda bulunan arkadaşlarımızın ve bürokratların aileleri kendi mağduriyetlerini dile getirdiler. Bu konuyla ilgili bir raporlama çalışması yapıyoruz. İstanbul'dan bununla ilgili bir rapor geldi, şu anda onu değerlendiriyoruz. Önümüzdeki günlerde bu konularla ilgili daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağız. Bir bilgi akışı mevcut ve bununla ilgili raporlama çalışmaları devam ediyor. Yüksek Seçim Kurulu ile ilgili böyle bir girişimde bulunduğumuzu ben bilmiyorum. Bende böyle bir bilgi yok. Ancak bu doğru bir uyarı. Bence bunu yapmalıyız. Önümüzdeki günlerde yetkili kurullarda arkadaşlarımızla paylaşacağım."
Sarı, tedbirli olarak disipline sevk edilen Grup Başkanvekilleri Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın’ın yerine bir atama yapılıp yapılmayacağına yönelik soru üzerine Sarı, “Biliyorsunuz, tedbir kararlı işlemler karar alındığı andan itibaren hüküm ifade ettiği için bu arkadaşlarımızın parti içindeki görevleri sona ermiş bulunuyor. Dolayısıyla şu an itibarıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin parlamentoda yalnızca bir grup başkanvekili bulunmaktadır. İki pozisyon boşalmış durumdadır. Boşalan koltuklarla ilgili nasıl bir değerlendirme yapılacağı ve bu görevlere kimlerin getirileceği Sayın Genel Başkan'ın takdirindedir. Ancak bunun yöntemi ve takvimi konusunda yarın bir MYK toplantısı yapacağız. Bu konuyu orada değerlendireceğiz" yanıtını verdi.
"Kurultayın yapılacağı gün mahkeme kararının kesinleşmesinden sonraki bir tarihte olmalı"
Sarı, "Bu yeni dönemle ilgili rövanşist bir anlayış içerisinde olmayacağız dediniz. Mevcut disiplin sürecinin de partideki iki başlı görüntünün ortadan kaldırılması ve tüzel kişiliğin korunması amacı taşıdığını anlıyoruz. Bir yandan da kurultay süreci başlayacak. Peki bu durumda disiplin sürecindeki kriteriniz nedir? Mutlak butlana karşı çıkanlar partiden uzaklaştırılacak mı? Böyle mi anlamalıyız? İkincisi de şu; kesin ihraç istemiyle sevk söz konusu olduğu için üyelikler bir anlamda askıya alınmıyor mu? Bu süreçte mahalleden başlayarak kurultay sürecinin başlatılması, tabandaki iradenin yukarıya doğru doğal şekilde oluşmasını ve kurultaya yansımasını zedelemez mi” sorusunu ise şöyle yanıtladı:
"Tasfiyeci bir anlayış içinde olmadığımızı söyledik. Bizim iki temel kriterimiz vardı. Birincisi, arınma siyaseti çerçevesinde kamuoyunda haklarında yoğun şaibe iddiaları bulunan arkadaşlarımızla ilgili değerlendirmelerimiz oldu. İkincisi ise partinin tüzel kişiliğiyle ilgili olarak, özellikle 21 Mayıs'tan sonra yaşanan süreçlere ilişkin değerlendirmelerimiz oldu. Bu çalışmalar da devam ediyor. Dolayısıyla bizim siyasetimize karşı çıkan, mutlak butlan kararını doğru bulmayan başka arkadaşlarımız da var. Yani mesele sadece bize tepki gösteren ya da farklı düşünen arkadaşlarımız değil. Herkes fikrini söyleyebilir. Herkes siyasi mücadele verebilir. Bunların hepsine varız. Ancak her itirazın hakaret boyutuna taşınması hâlinde bunun içinden çıkamayız. Biz partinin kırmızı çizgilerini esas alıyoruz. Partinin kurumsallığını korumak zorundayız. Böyle bir sorumluluğumuz var. Bizim siyasetimize karşı çıkan, bizim durduğumuz yerden bakmayan ya da olayları bizim gibi değerlendirmeyen bütün arkadaşlarımızı dışarıda görüyoruz ya da tasfiye ediyoruz gibi bir yaklaşımımız yok. Kurultay süreci bir süreçtir arkadaşlar. Zamana yayılacak bir süreçtir. Ancak bir yerden başlamamız gerekiyor. Kurultayın yapılacağı günün ise mahkeme kararının kesinleşmesinden sonraki bir tarihte olması gerekiyor ki kurultayı gerçekleştirebilelim. Peki biz o zamana kadar bekleyecek miyiz? İki seçeneğimiz var. Ya elimiz kolumuz bağlı şekilde hiçbir şey yapmadan bekleyeceğiz ya da talepleri görerek, anlayarak partinin önüne bir yol haritası koyacağız. Biz ikinci yolu tercih ediyoruz. Bu nedenle beklemek yerine bir takvim çalışması yapacağız ve bunu önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşacağız."
Kaynak: ANKA



