Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı.
Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.
İran'dan ilk açıklama
İran Meclisi Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Ebrahim Rezaei, hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Suudiler, Türkiye ve Pakistan ile kağıt üzerinde yapılan bir anlaşmanın, tıpkı onlarca yıldır Amerikalılara olan tek taraflı bağımlılığın başaramadığı gibi, kendilerine güvenlik getirmeyeceğini anlamalıdır. Güvenlik için başkalarına yalvarmak zorunda kalmamak için politikalarınızı değiştirin."
Üçlü ittifak dünya medyasında nasıl yankı buldu?
CNN International'ın haberinde söz konusu ittifakın İran savaşının şimdilik dışında kalan Türkiye ve Pakistan’ı doğrudan savaşın içine çekme potansiyeli taşıdığı savunuldu. İttifakına Suudi Arabistan’ın caydırıcılığını artırdığı belirtilen değerlendirmede şu ifadelere yer verildi:
"Söz konusu adım ayrıca İsrail’in bölgedeki askeri nüfuzunu genişlettiği ve Riyad’ın komşusu Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkilerinin gerildiği son derece hassas bir konjonktürde atıldı.
Hem Pakistan hem de Türkiye, İran ile doğrudan kara sınırını paylaşıyor ve çatışmanın kontrolden çıkmasını engellemek için güçlü gerekçelere sahip.
Pakistan kendi bünyesindeki kalabalık Şii nüfusu ve Tahran ile olan hassas dengeleri gözetmek zorundayken Türkiye ve İran, bölgesel rekabete rağmen Kürt ayrılıkçılığı konusunda ortak endişeleri paylaşıyor. Savaş boyunca Tahran, Suudi Arabistan içindeki sivil altyapıları, enerji tesislerini ve ABD hedeflerini defalarca vurdu. 8 Nisan’da sağlanan ateşkesin ardından İran’ın doğrudan saldırıları büyük oranda azalsa da; Yemen ve Irak’taki İran destekli gruplar krallığı hedef almaya devam etti."
Perşembe günü CNN’e konuşan Suudi bir yetkili, krallığın İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından desteklenen, Irak ve Yemen’deki İran yanlısı milislerin büyük ve koordineli bir saldırısına karşı teyakkuza geçtiğini söyledi. Bu çerçevede bugün Mekke’de imzalanan anlaşma Tahran’a doğrudan bir gözdağı niteliği taşıyor.
CNN International'e konuşan bir Türk yetkili, anlaşmanın "tamamen savunma amaçlı" olduğunu ve belirli bir ülkeyi ya da aktörü hedef almadığını vurguladı.
Siyasi sembolizm vurgusu
Reuters'ın haberinde ise Suudi Arabistan merkezli bir düşünce kuruluşu olan Körfez Araştırma Merkezi Başkanı Abdulaziz Sager'in açıklamasına yer verildi. Sager "Zirvenin siyasi sembolizmi son derece önemli. Müslüman dünyasının en etkili üç devleti, belirsizliğin tavan yaptığı bir anda bir araya gelerek bölgesel ve orta ölçekli güçlerin güvenlik konularında daha yakın koordinasyon kurma konusundaki artan iradesini sergiliyor" dedi.
'Nükleer detay içermeyebilir'
Reuters'a konuşan Avustralya Ulusal Üniversitesi Stratejik ve Savunma Çalışmaları Merkezi’nden Mansoor Ahmed, Pakistan ve Türkiye’nin masaya güçlü savunma sanayileri getirdiğini, Suudi Arabistan'ın ise teknoloji sağlayabileceğini söyledi.
Ahmed, Pakistan’ın nükleer caydırıcılığının Hindistan tehdidine odaklanması nedeniyle anlaşmanın muhtemelen nükleer bir bileşen içermeyeceğini de ekledi.
AP'nin haberinde konuyla ilgili 'Petrol zengini Suudi Arabistan, nükleer güç Pakistan ve NATO’nun en büyük ikinci ordusu ile hızla büyüyen bir savunma sanayisine sahip olan Türkiye, cuma günü tarihi bir karşılıklı savunma anlaşması imzaladı' ifadesi kullanıldı.
'Bölgedeki istikrar ve güven artabilir'
Middle East Eye'ın haberinde Ankara merkezli bir kaynağın ifadelerine yer verildi. Söz konusu değerlendirme şöyle:
"Bu anlaşma bölgedeki güç dengesini değiştirecektir. Başarıyla uygulanması halinde, dünyanın bu bölgesinde yaşayan insanların istikrarını ve güvenliğini artıracaktır"
BBC'nin haberinde "Üç ülke ABD ile İran arasında patlak veren savaşın Suudi Arabistan’ı içine çekmesi, kritik petrol geçiş güzergahı olan Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki deniz trafiğini felç etmesi üzerine güvenlik bağlarını en üst seviyeye çıkarma kararı aldı" değerlendirmesi yapıldı.
Kaynak: Gazete Oksijen


