Yeni Parti, sermaye piyasasında manipülasyon iddiaları ve bazı fonların tasfiyesiyle ilgili hazırlanan kanun teklifini bu hafta içinde Meclis'e sunmayı planlıyor. Konuyla ilgili açıklama Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'den geldi.
Emre, "Ekonomi Eş Güdüm Konseyimiz toplandı. Bir kanun teklifi hazırladı. Ve tıpkı yurt dışındaki örneklerde olduğu gibi, bu tip durumlarda çıkan zararların, zarara sebebiyet verenlerin mal varlıkları tespit edilerek oradan karşılanmasına yönelik bir kanun teklifi hazırladık. Bu hafta içerisinde bu kanun teklifi Sayın Ümit Özlale tarafından Meclis’e sunulacak. Önerdiğimiz teklifte bu zararların hangi yöntemlerle nasıl tespit edilebileceği ve nasıl finanse edileceğine ilişkin bir hazırlık gerçekleştirdik" dedi.
Zeynel Emre'nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"Çeyrek yüzyıllık AK Parti iktidarında, adeta görmediğimiz yolsuzluk tipi, vurgun, soygun, talan düzeni kalmadığı gibi, yaşamadığımız kötülük de kalmadı. Son günlerde medyada sıklıkla tartışıldığı üzere, bir fon soygunundan ve ortaya çıkan kamu zararından bahsedilmekte. Sermaye piyasalarında yaşanan olayda vatandaşın 20 milyar doları buhar olmuş durumda. İnanın, böyle bir olay başka herhangi bir demokratik ülkede yaşanmış olsa o hükümeti götürür. Çünkü AK Parti iktidarı, kendilerine yandaş portföy şirketlerine, dünya çapında bir dolandırıcı olan Charles Ponzi adını alan ponzi sistemi kurup milyonlarca vatandaşın dolandırılmasına sebep olmuştur. Kendi vatandaşını dolandıran partinin adı AK Parti'dir. Biz bu olayın peşini bırakmayacağız. Ekonomi uzmanlarımızla birlikte sürekli değerlendiriyoruz, takip ediyoruz. Burada bu fonlardan zarar görenler, hissedarlar, işlem yapanlar sayıya baktığımız zaman milyonları geçen insanın mağduriyeti söz konusu. Hele hele bu milyonlarca insanın mağduriyeti bir de kamu tarafından toplanan paralarla karşılanmaya çalışılırsa bu ikinci bir mağduriyet doğuracaktır.
"Bu düzenin büyümesine imkan veren kararların ortaya çıkarılmasını bekliyoruz"
Türkiye'nin sermaye piyasalarında göz yumulan kara düzenin sonuçlarına biz bugün ülke olarak maruz kalıyoruz. Birkaç aracı şirket, birkaç kurum, birkaç portföy yönetim şirketi ve fonlar üzerinden ekonomik gerçeklikle bağdaşmayacak şekilde hisse değerleri oluşturulmuştur. Bu şişirilmiş değerler, kurumsal görünüm ve yüksek getiri vaadiyle tasarruf sahiplerini adeta pusuya düşürmüştür. Sermaye piyasalarında yıllardır büyümesine göz yumulan yapılar vardır. İktidarın verdiği izinlerin, geciken denetimin ve siyasi sorumluluğunun açığa kavuşturulması lazımdır. Aradan geçen günler içerisinde suç duyurusunda bulunduğunu, 131 fon ve yedi portföy yönetim şirketinin tasfiyesinin gündeme geldiğini, bu konuda açıklamalar yapıldığını değerlendirdik. Bu tasfiye sürecini yürütmek üzere de Türkiye İş Bankası ve Ziraat Bankası görevlendirdi. Elbette şu anda yapılması gereken en hızlı şekilde bu tasfiye sürecini teknik olarak tamamlamak ancak kimlerin zamanında müdahale etmediğini, kamunun hangi kararının bu düzenin büyümesine imkan verdiğinin ortaya çıkarılmasını bekliyoruz.
"Bakan Şimşek'in uyarısından sonra neden 10 ay beklendi?"
Sadece 10 ay önce, Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, yanında dönemin SPK Başkanı ile birlikte ‘Fonlarda manipülasyon var. İzin vermeyeceğiz’ dedi. Şimşek'e sormak lazım: Kapsamlı müdahale için neden beklendi ve neden bu süre içerisinde şu anda işlem yapılan portföy şirketlerinin dört-beş kat kadar daha büyümesine izin verildi? Neden yüz binlerce yeni yatırımcının mağdur olmasına izin verildi? Neden zamanında müdahale edilmedi? SPK'nın kendini savunmak için yayınladığı düzenleme takvimi, aslında itiraf metni gibi. 131 fon tasfiye sürecine alınmışsa gecikmenin sorumlularının ortaya çıkarılması lazım. Yeni Parti Genel Merkezi’nden soruyorum: Hangi üst düzey siyasetçi ve kamu görevlisi, bu yüksek getirili kazanç sisteminden kazanç sağlamıştır? Hangi kamu görevlilerini denetlemekle görevli yapılarda, yatırımı veya çıkar ilişkisi bulunmaktadır? Hazine ve Maliye Bakanı'nın uyarısından sonra 10 ay neden beklenmiştir, zarar ne oranda katlanmıştır, kimler servetine servet katmıştır? Bu operasyonun ve el koymaların hemen öncesinde, kimlerin parasına para katarak çıkışı tamamlansın diye beklenmiştir? Siz manipülasyondan yararlananın varlıklarını, şimdi oradaki mağdurları, vatandaşın vergisiyle mi kurtaracaksınız?
Suç duyuruları yeterli gelmez. Denetim zinciri oluşturulmalıdır. Geçmişte verilen izinler, düzenin büyümesine imkan veren izinlerin tamamı kamu otoritesi tarafından verilmiştir. SPK'nın önceki başkan ve yönetim kurulu üyelerinin zamanında verilmiş olan tüm bu izinleri geriye dönük incelenmek durumundadır. BBDK’nın çevresinde yer alan bazı finans kuruluşu sahiplerinin aynı zamanda banka ortağı olduğu gözlerden kaçmamalıdır. Bu bankalara ilişkin kuruluş, pay devri ve ortaklık izinleri hangi tarihlerde, hangi değerlendirme sonucunda verilmiştir? Mesela 250 çalışanı olan ufak bir finans şirketi, bugün borsada Türkiye'nin en büyük sanayi holdinglerinden daha değerli hale nasıl gelebilmiştir? Bu süre içerisinde MASAK ne yapmıştır, şüpheli işlemlerle bağlantısı tespit edilen kişiler hakkında ne gibi kararlar almıştır? Tasfiye sonucunda elde edilecek varlığın yatırımcının alacaklarını ne oranda karşılayacağı, daha önce kimlerin ne kadar para çıkardığı da araştırılmalıdır. Asla ve asla kamu kaynağıyla özel zararlar kurtarılmamalıdır.
"131 fonun tasfiyesine yol açan sürecin kronolojisi ve gecikmenin nedenleri açıklanmalı"
Yeni Parti olarak Ekonomi Eş Güdüm Konseyimiz toplandı. Bir kanun teklifi hazırladı. Ve tıpkı yurt dışındaki örneklerde olduğu gibi, bu tip durumlarda çıkan zararların, zarara sebebiyet verenlerin mal varlıkları tespit edilerek oradan karşılanmasına yönelik bir kanun teklifi hazırladık. Bu hafta içerisinde bu kanun teklifi Sayın Ümit Özlale tarafından Meclis’e sunulacak. Önerdiğimiz teklifte bu zararların hangi yöntemlerle nasıl tespit edilebileceği ve nasıl finanse edileceğine ilişkin bir hazırlık gerçekleştirdik. Yeni Parti olarak talebimiz açık: 131 fonun tasfiyesine yol açan sürecin kronolojisi ve buradaki gecikmenin nedenleri açıklanmalıdır. Şüpheli işlemler hakkında yürütülen suç duyurularının kapsamı da açıklanmalı. SPK içerisinde olası ihmal ve kusurları olanlar da bağımsız bir şekilde soruşturulmalıdır. Geçmiş SPK yönetimi denetiminde verilen fon, TEFAS ve diğer izinler geriye dönük olarak incelenmelidir. İlgili finans kuruluşlarına verilen banka kuruluş izinleri ve bu izinleri veren dönemin karar organlarının sorumluluğu, başta BDDK olmak üzere, araştırılmalıdır. Hakkında somut dolandırıcılık şüphesi bulunan hiç kimsenin finans kuruluşunda yönetimde kalmasına izin verilmemelidir. Geçmiş zararların kamuya yüklenmesine de asla izin verilmemelidir. Kamu otoritesinin görevi özel zararları kamulaştırmak değildir. Küçük yatırımcının ve tasarruf sahibinin hakkını koymak, sorunları ortaya çıkarmak ve bu yapının büyümesine imkan veren karar zincirini bütün açıklığıyla hesap vermeye zorlamaktır."
Kaynak: ANKA

