Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, New York'ta Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen '100. Yıla Girerken Türkiye-ABD İlişkileri' panelinde konuştu. ABD-Türkiye diplomatik ilişkileri 100. yılına yaklaşırken, iki ülke arasındaki ortaklığın bugüne kadar neler başardığını ve gelecekte neler başarabileceğini değerlendirme fırsatı doğduğunu belirten Fidan, “İlişkimiz, zaman içinde sınanmış ve kalıcı değerini ortaya koymuştur. Coğrafi olarak birbirinden uzak iki ülke, sınırlarımızın çok ötesinde etkisi olan ortaklar ve müttefikler haline gelmiştir. İlişkimiz; ihtilaflara, krizlere ve uluslararası sistemdeki dramatik değişimlere rağmen varlığını sürdürmüştür” mesajını verdi.
Türkiye-ABD ilişkilerinin güçlü ve yenilenmiş bir ivme yakaladığını dile getiren Fidan, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Donald Trump arasındaki istisnai ilişki, mevcut atılımda merkezi bir rol oynamaktadır” değerlendirmesinde bulundu. Dışişleri Bakanı Fidan, bu ivmenin yalnızca iki ülke için değil bölge barış ve istikrarının korunması için somut kazanımlara dönüştürme ve işbirliğini kurumsallaştırmanın da gerekli olduğunu ifade etti.
Fidan, “Diplomatik ilişkilerimizin 2'nci yüzyılına girerken, işbirliğimizin tam potansiyelini hayata geçirmeye ve önünde engel teşkil eden meseleleri çözmeye kararlıyız. Bunun için bulunduğumuz noktayı değerlendirmemiz ve birlikte neler başarabileceğimize ilişkin net hedefler belirlememiz gerekiyor” diye konuştu.
"Türkiye ve ABD, tüm bu krizlere birlikte yanıt verebilmek için siyasi iradeye sahip"
Uluslararası sistemin en derin dönüşümlerinden birini geçirdiğine işaret eden Fidan, dünya genelinde güç dengesinin değiştiğini, ekonomik rekabetin yoğunlaştığını ve teknolojinin bilinen dünyayı yeniden şekillendirdiğini kaydetti. Fidan, küresel güvenlik ve yönetişim kurumlarının bu gelişmelere yanıt vermekte zorlandığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çözülmemiş çatışmalar, enerji fiyatları, göç, ticaret, terörizm ve gıda güvenliği yoluyla diğer bölgeleri etkiliyor. Bu zorluklarla mücadele etmek, etkin ortaklık ve ortak sorumluluk gerektiriyor. Türkiye ve ABD, tüm bu krizlere birlikte yanıt verebilmek için deneyime, kapasiteye, diplomatik erişime ve en önemlisi siyasi iradeye sahip.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2025’te Washington'a ve Başkan Trump'ın bu yıl temmuzda Ankara'ya gerçekleştirdiği ziyaretin, ikili ilişkileri her alanda ilerletme konusundaki ortak kararlılığı ortaya koyduğunu vurgulayan Fidan, “Bu, uzun süredir devam eden meselelerde ilerleme kaydetmemize yardımcı oluyor” dedi.
"100 milyar dolar hedefine ulaşabilmek için engelleri kaldırmamız gerekiyor"
Fidan, iki ülkenin ekonomik ortaklığını büyütmek için önemli bir alanı bulunduğunu belirterek, “Ekonomik ilişkimiz, hem ticaret hem de yatırımlar bakımından istikrarlı şekilde genişliyor ve ikili ticaret hacmi yaklaşık 40 milyar dolara ulaştı. 2025 yılında ABD, Türkiye'nin 3. büyük ihracat pazarı ve 4. büyük ithalat kaynağı oldu. Dengeli ticaretimiz, genişleme için sağlam bir temel oluşturuyor” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 100 milyar dolarlık bir hedef belirlediğini anımsatan Fidan, “Hedefimiz; yüksek katma değerli üretimi ve ekonomik güvenliği ilerleten daha geniş kapsamlı bir ekonomik ortaklıktır. Bu hedefe ulaşmak için özellikle ilave tarifeler olmak üzere engelleri kaldırmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
"Bu kısıtlamaların, iki müttefik arasında yeri olmamalı"
Fidan, Türkiye-ABD ilişkilerinin uzun süredir güçlü bir diğer ayağının savunma işbirliği olduğunu belirterek, “Devam eden sorunları çözmeli ve işbirliğini sınırlayan kısıtlamaları kaldırmalıyız. Bu kısıtlamaların, iki müttefik arasında yeri olmamalıdır. Cumhurbaşkanlarımız, ortak anlayışlarını somut sonuçlara dönüştürme konusunda güçlü bir siyasi irade ortaya koymuştur” diye konuştu.
Kısıtlamaların kaldırılmasının şirketlerin dünyanın farklı bölgelerinde ortaklıklarını daha da geliştirmesine yardımcı olacağına işaret eden Fidan, enerjinin de yakın işbirliğinin somut ve önemli kazanımlar sağlayabileceği diğer bir alan olduğuna dikkati çekti. Dışişleri Bakanı Fidan, ABD’nin artık Türkiye’nin önde gelen enerji tedarikçisi konumunda olduğunu belirterek, uzun vadeli anlaşmaların bu ilişkiyi güçlendirdiğini kaydetti.
"Terörizmden arınmış ve toprak bütünlüğü korunmuş Suriye önemli ilerleme olacak"
Fidan, “Bu sağlam ikili zemin ve ortak stratejik vizyon, aynı zamanda bölgesel barış ve güvenlik üretmemiz için bize daha güçlü bir temel sağlıyor. Orta Doğu'dan Kafkasya'ya ve Balkanlar'a kadar bölgesel ve küresel meselelerde zaten işbirliği yapıyoruz. Orta Doğu'da ortak çıkarımız, bölgemizde güvenlik ve refah sağlayabilecek kapasiteye sahip egemen ve istikrarlı devletlerin bulunmasında yatıyor” diye konuştu.
Bunun Suriye ve Irak'tan başladığına işaret eden Fidan, şöyle devam etti:
"Ulusal kurumları güçlendirmeyi, böylece etkin şekilde yönetebilmelerini ve terör örgütlerinin faaliyet göstermesine herhangi bir imkan tanımamalarını hedefliyoruz. Terörizmden arındırılmış ve toprak bütünlüğü korunmuş bir Suriye, bölgesel güvenlik ve refah açısından önemli bir ilerleme olacaktır."
"Trump'ın Mekke Anlaşması'na verdiği desteği memnuniyetle karşılıyoruz"
Fidan, daha fazla bölgesel güvenliğe yönelik ortak hedefleri ilerletirken, yerel çözümlerin hayata geçme şansının daha yüksek olduğunu akılda tutmak gerektiğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:
"Bu nedenle bölge ülkelerinin kendi coğrafyalarının güvenlik ve istikrarı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle bölgesel sahiplenmeyi benimsememiz ve ilerletmemiz gerekiyor. Bu anlayışla Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı kurduk. Bu ittifak, bölgesel sahiplenme ve güvenlik işbirliği ile bölgesel barış ve güvenliği desteklemek için kurumsal bir temel sağlıyor. Başkan Trump'ın bu girişime verdiği desteği memnuniyetle karşılıyoruz."
"ABD'nin İsrail üzerinde nüfuzunu daha fazla kullanmasını bekliyoruz"
Fidan, Orta Doğu'da güçlü bölgesel güvenliğin aynı zamanda askeri güvenlik ayağını ve Avrupa'nın güvenlik mimarisini de güçlendirdiğini belirterek, diğer taraftan birbirine bağlı tehditlerin ortak çabaları sekteye uğratabileceği uyarısında bulundu.
İran Savaşı, Yemen'deki çatışma ve İsrail'in bölge genelindeki istikrarsızlaştırıcı politikaları ve eylemlerini sıralayan Fidan, “Bu tehditler, birbirini güçlendiriyor ve diplomasinin önünü tıkıyor. Bunlarla mücadele etmek etkin bölgesel sorumluluk ve ABD ile yakın işbirliği gerektiriyor. Özellikle ABD'nin, hem bölgesel hem de küresel barış ve istikrarı zedeleyen politikalarına son vermesi için İsrail üzerinde nüfuzunu daha fazla kullanmasını bekliyoruz” diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Fidan, Gazze’nin bölgede ve ötesinde güvenlik, işbirliği ve refah tesis etme konusundaki ortak kapasitenin merkezi bir sınaması olmaya devam ettiğini söyledi.
Gazze'deki soykırım ve Filistin'deki sivillere yönelik devam eden mezalimin küresel vicdanı derinden yaraladığını ve uluslararası sisteme duyulan güveni onarılamayacak şekilde sarstığını ifade eden Fidan, Filistin meselesine kalıcı bir çözüm bulunmasının Orta Doğu ve ötesinin istikrarı açısından önemini koruduğunun altını çizdi.
Fidan, Türkiye’nin, Başkan Trump'ın Gazze krizini sona erdirmeye yönelik çabalarını desteklediğini, barış planında ortaya konulan taahhütlerin artık tam olarak uygulanması gerektiğini kaydetti.
“100. yıla yaklaşırken tarihimiz, birlikte neler başarabileceğimizi kanıtlıyor"
Türkiye-ABD işbirliğinin barış ve istikrarı ilerletmenin komşu bölgelerde de birlikte hareket edebileceğine işaret eden Fidan, Kafkasya'da Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecini desteklediklerini, Karadeniz'de gerilim tırmanması risklerini azaltmayı, seyrüsefer güvenliğini sağlamayı ve Karadeniz'i bir sorun kaynağı değil, işbirliği kaynağı haline getirmeyi hedeflediklerini belirtti.
Fidan, Ukrayna'da kalıcı barışa ulaşmak için diyaloğu ve diplomasiyi de desteklediklerini belirterek, bu amaçla hem Kiev hem de Moskova’yla iletişim kanallarının sürdüğünü bildirdi.
Balkanlar'da ise Bosna-Hersek'teki ve Sırbistan ile Kosova arasındaki gerilimleri derinleşmeden ele alınması gerektiğine dikkati çeken Fidan, “Yakın koordinasyon ve önleyici diplomasi, bu bölgelerdeki kırılgan istikrarın korunmasına ve güçlendirilmesine yardımcı olabilir. Aynı ilkeyle hareket ediyoruz; meşru kurumları güçlendirmek, bölgesel sahiplenmeyi desteklemek ve güvenlik ile ekonomik fırsat arasında güçlü bir bağ kurmak” dedi.
Uluslararası düzende yaşanan dönüşümün daha fazla bölgesel sahiplenmeyi gerektirdiğini yineleyen Fidan, küresel güçler ile kapasitesi bulunan bölgesel aktörler arasında etkin ortaklık kurulmasını da gerektirdiğini dile getirdi.
Dışişleri Bakanı Fidan, “100. yıla yaklaşırken tarihimiz, birlikte neler başarabileceğimizi kanıtlıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump arasındaki kimyanın güçlendirdiği bu güçlü ivmenin, farklı bölgelerde ve farklı meselelerde işbirliğimizi kurumsallaştırmamıza ve derinleştirmemize yardımcı olacağına kesinlikle inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Libya, Sudan veya Afrika genelindeki krizler gibi bazı zorlu alanlarda ABD-Türkiye işbirliğinin uzun süreli çatışmalarda gerçek bir fark yarattığını belirten Fidan, “ABD ile diplomatik ilişkilerimizin 2'nci yüzyılında hedefimiz; Türk-Amerikan ortaklığını küresel barış ve istikrarın daha büyük yararı için kullanmaktır” dedi.
"Mekke İttifakı, ABD’nin küresel politikasının ne olacağını hesap ederek yaptığımız bir şey değil"
Türkiye’nin öncülük ettiği Mekke İttifakı üzerinden yürüttüğü “bölgesel sahiplenme” politikasına değinen Fidan, “ABD, kendisini yeni bir döneme doğru dönüştürüyor. Bizler bunu ABD’nin küresel politikasının ne olacağını hesap ederek yaptığımız bir şey değil. Bu, bizim uzunca süredir inandığımız bir süreçti” ifadesini kullandı.
Fidan, dışarıdan aktörlerin “iyi, kötü ve başka sebeplerle” bölgeye müdahale ettiğini ancak aradan geçen sürenin ardından bölge ülkelerinin olgunlaştığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Bölge ülkeleri, Türkiye olarak bizim dile getirdiğimiz ‘hakimiyet, boyun eğme yok bilakis işbirliği var’ düsturunu öğrendiler. Bu, bölgesel siyasetimiz için temel unsur. Bizler, Mekke Anlaşması ile eş zamanlı olarak ‘bölgesel sahiplenme’ düsturuna bir başlangıç teklif ediyoruz. Çünkü bölgemizde uzunca bir süredir bölgesel ülkeler arasındaki güven eksikliğini görüyoruz.”
Bölgedeki savaşların, dış güçlerin buraya çekilmesinin, “hatta bazı ülkelerin başkalarının ajandasını yürütmek adına birbirleriyle savaşmasının” güvensizlikten kaynaklandığına dikkati çeken Fidan, “Şimdi burada ihtiyacımız olan sadece güvenlik için bir araya gelmek için değil, her birimizin güvenliği, toprak bütünlüğü ve egemenliği için bir bağlılık ortaya koymak. Bu, bizim bölgemizden uzunca bir süredir eksik olan bir durum.” değerlendirmesinde bulundu.
"Birbirimizin güvenlik, egemenlik ve toprak bütünlüğüne bağlılık ortaya koymalıyız"
Fidan, “Türkiye, uzunca bir süredir bu bölgede devlet olarak var ama bölgemizdeki bazı ülkeler henüz genç. Modern çağda ulus devletlerin daha iyi işbirliği yaptığını anlamaları biraz zaman aldı. Avrupa ve diğer yerlerde benzerini gördük neden burada öğrenilen dersleri burada uygulamayalım” dedi.
Birleşmiş Milletler (BM) üyesi, sınırları belirli ve başkalarının sınırlarıyla sorunu olmayan ve egemenliğe sahip ülkelerin “işbirliği” ve “bu işbirliğini kurumsallaştırmak” dışında seçeneği olmadığına dikkati çeken Fidan, bölgede önce ekonomik işbirliğinin bunun güvenlikle devam edeceği yönünde bir inanç olduğunu ancak güven eksikliğinde bunun zorlaştığını vurguladı.
Fidan, “Her şeyden önce birbirimizin güvenlik, egemenlik ve toprak bütünlüğüne bağlılık ortaya koymalıyız. Bu tür konularda uyumluluk da önemli, ne tür bir bürokrasinizin olduğu da önemli. Bunu bölgemize iyi bir örnek olması için çalıştırmalıyız. Aksi takdirde karşılaştığımız her sorun bizi etkiliyor. Bu etkinin de küresel sonuçları oluyor” diye konuştu.
"Mekke İttifakı’nı kurumsallaştırdığımızda, başka ülkelere katılım için davet açık olacak"
Mekke İttifakı’nın kurulmasında neyin etkili olduğunun sorulması üzerine Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliği döneminde yakın geçmişten ders çıkarıldığını, yapılması gerekenlerin tespit edildiğini dile getirerek, şunları kaydetti:
"(Mekke İttifakı) Bunu son 5-6 yıldır düşünüyoruz ancak ülkeleri buna ikna etmek zaman aldı. Sanırım bu süreçte, bu ülkeler de ders çıkardı. Şimdi onlar da bölgesel işbirliği ve dayanışmanın önemini anladı. Bölgede bir sorunu gideriyoruz sonra yenisi başlıyor. Bölge, birçok soruna gebe. Böylece bu yapısal sorunun derin bir analizini yapmamız gerekiyor…Ortaklarımız Suudi Arabistan, Pakistan ile bir yol haritamız var. Bu bölgesel yapının parçası olmak isteyen ülkeler var. Bizim fikrimiz, bunu kurumsallaştırdığımızda, başka ülkelere katılım için davet açık olacak."
"NATO 5. Madde sadece bir kez uygulandı"
Fidan, Yemen’deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının Mekke Anlaşması’nın ilk sınavı olduğu, Anlaşma'nın nasıl sınav verdiği sorusu üzerine, salondaki ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey’e işaret ederek, “Orduya ne zaman katıldığını” sordu.
Jeffrey, yaklaşık 50 yıl önce katıldığını belirtmesi üzerine Fidan, “NATO’nun 5. Maddesi’nin devreye alınmasına kaç kere tanık olduğunu” sordu. Salondan “sadece 1 kez” cevabı geldi.
Fidan, “Bu hiç adil değil. Kimse NATO'yu 'kağıttan kaplan' olmakla eleştirmiyor ancak konu, yeni kurulmuş bir savunma ittifakı olunca, 10 yıllık bir krizi, Yemen krizini örnek gösterip 'Bakın, bu işe yaramıyor' diyorlar. Daha yeni başladık.” ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanı Fidan’ın yanıtı, salonda alkışla karşılandı.
Salondan gelen soruda, Türkiye’nin arabulucu rol oynadığı krizlerde, ABD’li muhataplarıyla ilişkileri sorulması üzerine Fidan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Danışmanı Jared Kushner ile iletişim içinde olduklarını, birlikte çalıştıklarını belirtti.
Türkiye ve ABD’nin “Rusya-Ukrayna Savaşı, Gazze barış planı, Libya, Afrika Boynuzu ve Güney Kafkasya'daki gelişmeler gibi” çalışmaları, adımları eşgüdümlü hale getirmek adına sürekli birlikte çalıştıkları ve istişare ettikleri alanlar olarak tanımlayan Fidan, Rusya-Ukrayna Savaşı, Soğuk Savaş’ın geri dönmesi gibi sorunların çözümünün arabulucular için zor olduğunu söyledi.
Fidan, ABD’nin Körfez, Gazze, Rusya-Ukrayna savaşlarını bitirmeye yönelik girişimlerinin Türkiye’nin de çıkarına olduğunun altını çizdi.
"Süreç, beklediğimizden biraz daha uzun sürüyor"
Türkiye ve ABD arasında F-35 programına geri dönülmesine ilişkin durum sorulması üzerine Fidan, şunları söyledi:
"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Beyaz Saray'a gerçekleştirdiği 2025 yılındaki ziyaret sırasında, iki liderin tutumu gayet netti; siyasi düzeyde, bu sorunun -yani CAATSA meselesinin- bir an önce ortadan kaldırılmasını istiyorlar. Ayrıca her iki taraf da savunma işbirliği platformumuzun önündeki bu engeli kaldırmak için gereken her şeyi yapma konusunda mutabık kaldı. O tarihten bu yana konu üzerinde çalışıyoruz ve atılması gereken bazı adımlar var; bu durum kamuoyunun da malumu. Yani çalışmalarımız sürüyor. İşin sevindirici yanı, siyasi iradenin mevcut olması ve herkesin yoğun bir çaba göstermesidir. Sadece süreç, beklediğimizden biraz daha uzun sürüyor."
"Ukrayna'daki savaş sona ermeli"
Fidan, Rusya-Ukrayna Savaşı'na ilişkin soruya verdiği yanıtta, "Başından beri bizim pozisyonumuz, bu savaşı bir an önce sonlandırmak. Her şeyden önce çok uzun bir savaş, başından beri jeopolitik, retorik olsun tırmanışa çok açık bir savaş. Son birkaç yılda görüyoruz ki; çatışma tırmanıyor ve daha da tırmanacağı bir alan var. Trump'ın bu savaşı durdurma yönünde bir tutum ortaya koymasını memnuniyetle karşılıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Ukrayna'nın işgal edildiğinde buna karşı koyması gerektiğini anladıklarını ancak bunun artık iki ülkenin savaşından çok daha büyük bir boyuta erdiğini belirten Fidan, taraflar arasındaki "yıpratma savaşının" şimdi "yıkım savaşına" dönüştüğünü, karşılıklı saldırılarda hedeflerde sınır kalmadığını, "altyapı, enerji, iletişim hatları, taşıma rotaları, sivil yapıların" hedef alındığını bu nedenle Karadeniz'de gemi taşımacılığının düştüğünü vurguladı.
Fidan, Türkiye olarak Ukrayna'nın toprak bütünlüğünden yana olduklarını, bu savaşın yürütülmesi, barış çabalarındaysa NATO üyesi olmasına rağmen farklı düşünceler benimsediklerini kaydetti.
Kaynak: AA
