15 Mayıs 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 06.05.2026 11:13 | Son Güncelleme: 06.05.2026 18:47
18:00
"1 milyon sanık olabilir mi?"
17:25
"Müvekkilimin savunma hakkını açıkça kısıtladınız"
16:45
"Etkin pişmanlık için sözleşme imzalatmak istediler"
16:30
İmamoğlu'nun avukatından 'MAPEG' itirazı
16:20
"Proje bakanlığın, kontrol valilikte"
16:09
İmamoğlu: Şablon metin üzerinden örgüt iddiasının çöktüğünü, bir balon gibi patladığının altını çizmek isterim
15:27
İmamoğlu: İnsan haklarını çiğneyen durumlar olunca geriliyorum
15:21
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Bir iş yerinde SGK’lı olarak çalışmak, bir örgüte üye olmak ya da örgütün varlığından haberdar olmak anlamına gelir mi?
13:50
Duruşmaya ara verildi
13:48
Ateş'in avukatı Bahar: "Ağzında dişi yok, çocuklarının eğitimi yarıda kaldı"
11:38
İmamoğlu: Bu masum insanları bir an önce evine yollayın
11:33
Gülibrahimoğlu'nun çalışanı Ateş: Kaçak işlem yapılacağını hiç düşünmedim
11:19
İmamoğlu: Zülfü abi hoş geldin, ey özgürlük

İBB davasının 33. gününde neler yaşandı?

Tutuklandıktan sonra görevinden uzaklaştırılan eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 77'si tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davası dokuzuncu haftasında
İBB davasının 33. gününde neler yaşandı?
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Tutuklandıktan sonra görevinden uzaklaştırılan eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 77'si tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının dokuzuncu haftası davanın 33. celsesiyle devam etti.

İlk duruşma 9 Mart Pazartesi günü görüldü. Davanın ilk duruşmasından bugüne kadar 37 kişinin savunması alındı. Cuma günü duruşma görülmezken duruşmalara haftanın 4 günü devam ediliyor.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, son olarak tutuklu sanıklar Emrah Yüksel, İsmet Korkmaz, Mehmet Çağlar Kuru, Ulaş Yılmaz, Yusuf Utku Şahin, Çağlar Türkmen, Adem Soytekin, Seyhan Özcan, Nuri Cem Ceylan, Esma Bayrak, Murat Keleş, Fatih Özçelik, İsmail Akkaya, Harun Cengiz Beğenmez, Mehmet Kaya hakkında tahliye kararı verdi.

Bugün duruşma 33. celseyle sürdü.

Sanatçı ve Oksijen yazarı Zülfü Livaneli de duruşmayı takip etti.

18:00 06 Mayıs 2026

"1 milyon sanık olabilir mi?"

İddianamedeki baz istasyonu kayıtlarına da değinen avukat Çetinbaş, "Şişli'de gelen geçen hareketi en az 1 milyon kişi. Baz istasyonu verisi bütün Şişli'de gösterildiğine göre 1 milyon sanık olabilir mi?" diye konuştu. Çetinbaş ayrıca, Cebeci maden sahasının bulunduğu Sultangazi ilçesinin nüfusunun 530 bin olduğunu ifade ederek, "Tesadüfen gelip geçenleri saydığımızda bu sayı 1 milyonu bulur" dedi.

Avukat Metin Çetinbaş'ın savunması devam ederken mahkeme başkanı araya girdi ve duruşmayı bitirdi. İBB Davası 34. gününde tutuklu Yağmur Cansu Yeşilyurt'un avukatı Metin Çetinbaş'ın savunmasıyla devam edecek.

17:25 06 Mayıs 2026

"Müvekkilimin savunma hakkını açıkça kısıtladınız"

Müvekkiline 2 defa keyfi gözaltı işlemi yapıldığını söyleyen Çetinbaş, "Yağmur Cansu Yeşilyurt hakkında itirafçıların bir beyanı yok. Tanık beyanı, sanıkların aleyhte beyanı yok, rapor yok. Bu rağmen müvekkilim keyfen 7 aydır tutuklu" dedi. "Bu iddianame ve soruşturmanın savunulacak bir yanı olmadığı bellidir" diyen avukat Çetinbaş, "Müvekkilimin savunma hakkını açıkça kısıtladınız" ifadelerini kullandı.

Avukat Çetinbaş, 26 yıl hakimlik yaptığını ifade ederek, "Bu salonlarda kasılarak hakimlik, savcılık taslayan, herkese tepeden bakan, kendini dokunulmaz sanan kumpas davasının hakim ve savcılarının başına gelen sonları size hatırlatmak isterim" ifadelerini de kullandı

16:45 06 Mayıs 2026

"Etkin pişmanlık için sözleşme imzalatmak istediler"

Yağmur Cansu Yeşilyurt'un sorgusu sona erdi. Avukat Metin Çetinbaş'ın savunması başladı. Müvekkili Yeşilyurt'un İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanı olmadığını, sanıklardan neredeyse hiçbirini tanımadığını ifade eden avukat Çetinbaş, "SGK'lı olarak Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketinde harita mühendisi olarak çalışmaktadır" dedi. Davada, anayasadaki ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini söyleyen Çetinbaş, avukat Selcen Akar'ın müvekkiline etkin pişmanlık için sözleşme imzalatmak istediğini de sözlerine ekledi.

Müvekkilinin savcılıkta tehdit edildiğini, bir gün sonra da kayyum tarafından işten çıkartıldığını ifade eden avukat Çetinbaş, "Tekrar gözaltına alındığında 'Savcı daha kaç kere geleceksin buraya' diyerek bağırıyor. Her çağrıldığında giden genç bir kadına karşı savcının hitap şekli yasalara ve meslek etiğine ne kadar uygun?" diye konuştu. Çetinbaş, "Amaçlarının ne olduğu bellidir. Müvekkili itirafçı olmaya zorlamaktır" dedi.

16:30 06 Mayıs 2026

İmamoğlu'nun avukatından 'MAPEG' itirazı

MAPEG'in avukatı Esra Zorlu Ekşi'nin soruları sırasında, Ekrem imamoğlu'nun avukatı Tora Pekin, mahkeme başkanına "Kurumla ilgili bir katılım kararı verildi mi?" diye sordu. Mahkeme başkanı "Karar vermedik henüz" dedi. Bunun üzerine Pekin, MAPEG avukatının soru sormasının usule aykırı olduğunu ifade etti.

Avukat Onur Büyükhatipoğlu, Yağmur Cansu Yeşilyurt'a 'itirafçılık teklifi' nedeniyle azlettiği avukat Selcen Akar'ın kendisine kimin tavsiye ettiğini sordu. Yeşilyurt, itirafçı Semih Bilgin'in avukatı olan Akar'ın, Kuzey İstanbul'a atanan kayyum tarafından yönlendirildiğini anlattı.

16:20 06 Mayıs 2026

"Proje bakanlığın, kontrol valilikte"

İmamoğlu'nun ardından Fatih Keleş söz aldı. Keleş'in, "Herhangi bir belge için oğlum Mustafa Keleş'i yönlendirdim mi?" sorusuna Yeşilyurt, "Bizzat ben sizinle ilgileniyordum" yanıtını verdi.

Keleş, Yeşilyurt'a itirafçılardan Sarp Yalçınkaya'yla kendisini hiç beraber görüp görmediğini de sordu. Yeşilyurt, "Sizinle hiç yan yana geldiğini hatırlamıyorum" ifadelerini kullandı. Keleş ayrıca, üzerine toprak döküldüğü için 80 milyar lira değerindeki madenin yok olduğu iddiasını da Yeşilyurt'a sordu. Yeşilyurt, "Toprak dökülüyor diye maden yok olmaz. Ben maden çukurlarına hafriyat döküldüğünü de görmedim" dedi.

Murat Gülibrahimoğlu'nun avukatı Abdullah Kaya "Bölgede kontrol hangi kurumda?" diye sordu. Tutuklu sanık Yağmur Cansu Yeşilyurt ise "Proje Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın. Kontrol süreci İstanbul Valiliği'nde" yanıtını verdi.

Fatih Keleş'in avukatı Baran Kaya, "Kuzey İstanbul şirketi, İstanbul Valisi Davut Gül'ün akrabalarının şirketi Gül Hafriyat'la iş yapar mıydı?" diye sordu. Yağmur Cansu Yeşilyurt'un yanıtı, "İş makinaları vardı, iş yapıyorlardı" şeklinde oldu.

16:09 06 Mayıs 2026

İmamoğlu: Şablon metin üzerinden örgüt iddiasının çöktüğünü, bir balon gibi patladığının altını çizmek isterim

İmamoğlu, tutuklu sanık Yağmur Cansu Yeşilyurt'a soru yöneltti. 

İmamoğlu: Ben size yine dün bahsettiğim bir konuya ilave bir soru soracağım. O da şu: Kuzey İstanbul Modern firmasına dair hazırlanan denetim raporlarına ben bakıyorum, vergi denetim raporlarına. Ve orada dün de ifade ettim, bir basın kuruluşuyla ilgili, Akit ile ilgili… 5.700.000 lira bir para gönderildiğini orada tespit ettim. Yine bir alış listesinde de görülen ilave bir 5.000.000 liralık gönderi var. Yani burada Kuzey Modern listesinde 10.170.000 lira gibi bir rakama ulaştım.

Aynı zamanda bana ulaşan bir başka bilgi de ve bunun tarihine kadar sahibim. Güney Cebeci Madencilik A.Ş. firmasından da operasyon sonrası, yani 19 Mart operasyonundan sonra, 5.000.000.000 daha gönderildiği konusunda -Akit'e- bilgi ve belgesiyle bana ulaşmış durumda. Bu konuda sizin bilginiz var mı?

Yeşilyurt: Maalesef yok bu konuyla ilgili.

Ekrem İmamoğlu: Tamam. Yani ben aslında belgeleriyle Kuzey Madencilik'te 10.700.000 lira, yine Güney Cebeci Madencilik'ten de 5.000.000 lira Ak-İt gazetesine ve medya kuruluşuna para gönderildiğinin altını burada çizmek istiyorum. Sayın Başkan, bunu özellikle ifade ediyorum. Çünkü burada bana, eşime, aileme, çocuklarıma en galiz, en ağır küfürleri, haysiyet cellatlığı yapan bir medya kuruluşundan bahsediyorum. Hem operasyondan önce hem operasyondan sonra 15.700.000 lira… Ki bunun 5.700.000 lirası 2024'te artı 5.000.000 lirası. Dolayısıyla liderine düşmanlık yapanları besleyen, yani bir örgüt yöneticisi varsa, bu nasıl bir örgüttür? Ben de nasıl bir örgüt lideriyim? Açıkçası dikkatinize sunmak istiyorum. Bu bir şablon metin üzerinden örgüt iddiasının bana göre çöktüğünü, yani bir balon gibi patladığını, bu şekilde ifade edilen örgüt- örgüt yönetici ilişkilerinin de bu şekilde patladığının altını çizmek isterim.

Bir soru daha soracağım. Yine tekrar özür diliyorum Yağmur Cansu Hanım sizden ama sormak zorundayım. Çünkü iddianame öyle sizi tanımladı, birçok insanı yanlış tanımladığı gibi. Yine bu vergi denetim raporlarında muhtelif zamanlarda defalarca AK Partili, -özellikle ne hikmetse CHP’li belediye göremedim içlerinde- Esenler, Sultangazi, Eyüpsultan, Fatih, Gaziosmanpaşa ki burada Sultangazi biraz daha öne geçiyor. Defalarca milyonlarca liralık para havaleleri görünüyor. Bu ilçe belediyelerine bu tip paralar niçin gönderilir ya da gönderildi bir bilginiz var mı?

Yağmur Cansu Yeşilyurt: Ben aslında teknik personel olduğumu belirttim. Bunun dışında da dediğim gibi Murat Gülibrahimoğlu’nun resmi bakanlıklar kurum ve kuruluşlarıyla çalışmaları mevcut. Yani bu kapsamda nasıl bir görüşme oldu ne istinaden gönderildi bilemem. Dediğim gibi faturalardan da hiç haberim yok.

Ekrem İmamoğlu: Tamam. Tekrar özür dileyerek sormak zorundayım, kusura bakmayın. Çünkü öyle tanımlandınız ona istinaden soruyorum. Sayın Başkan, Sayın Heyet bu soruyu sormamdaki gerekçe de yani sonuçta şu anda hemen arkadaki hapishanede seçimden önce Avcılar Belediyesi’ne birisi seçim için araba kiraladı diye hapis yatan bir belediye başkanı arkadaşım var ve burada da 5-6 tane belediyeye bu kadar para gönderildi ve bu paralar o denetim raporunda, ben bir yerden bunu çıkartmadım bu arada denetim raporu hepsi tek tek sayfa sayfa burada işaretledim. Siz de ulaşabilirsiniz. Bu denetim raporlarındaki bu paralar acaba bir tane CHP’li belediyeye gitseydi yarın sabah evinden sabah baskınıyla bu savcılık, bu iddia makamı onu alıp hapse atmaz mıydı diye kamuoyunun vicdanına bu soruyu sorarak bırakıyorum. Ama siz de bunun lütfen muhatabı olun ve bunu anlamaya çalışın. Eğer bir işlem yapılması gerekiyorsa bu belediyeler hakkında işlem niçin yapılmamıştır, ne zaman yapılacaktırı da yine kamuoyu vicdanına sormak istiyorum. İlişkili sorular. Tekrar özür dilerim. Yine Yağmur Hanım, Trabzon Büyükşehir Belediyesi’ne yine toplamda 53 milyon liralık ödeme yapılmış. Bu ödemeye dair bilginiz var mı?

Yağmur Cansu Yeşilyurt: Bahsettiğiniz ödemelerin hangi firmadan nasıl yapıldığına ilişkin hiçbir bilgim yok.

Ekrem İmamoğlu: Tamam. Bunu da niye sordum Sayın Başkan, Sayın Heyet? Ne için olduğunun önemi yok. Bir şey satın almış olabilir, bağış yapmış olabilir, başka bir husus olabilir. Biz, sizin de dosyada gördüğünüz üzere Sayın Başkan, Sayın Heyet, bir firma, Torunlar firması, bir şartlı bağışla, Meclis kararıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi kadim bir belediyeye bir tarihi yapıyı canlandırmak üzere yapılması için yaptığı bir bağış üzerinde birtakım suçlamalar üretilmeye çalışılıyor ve çalışılıyordu. İddia olarak önünüzde var. Dolayısıyla bu kurumlar niçin sorgulanmıyor? Para, 2024 yılında, 53 milyon lira büyük bir rakam. Bunu da dikkatinize sunmak isterim. Bunun da niçin sorgulanmadığını AK Partili bir belediye değil de bir başka CHP’li Büyükşehir Belediye olsaydı yine hem de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı atıyorum X şehrimizin Büyükşehir Belediye Başkanını sabah yollar, evinden alıp, İstanbul’a getirmez miydi diye kamuoyunun vicdanına bir soruyu bırakıyorum. Sizin de muhatap almanızı, muhatap olmanızı diliyorum.

Yine benzer bir soruyu soracağım kusura bakmayın. Dediğim gibi dökümün, şunun bunun muhatabı siz değilsiniz. Bana göre MAPEG’dir, Enerji Bakanlığı’dır, Validir. Onunla ilgili de Sayın Başkan, Sayın Heyet çağrımı yaptım. Bunu tekrar tekrar edeceğim. Çünkü burada söz konusu olan 110 milyar liralık kamu zararı. Sadece kamu zararı değil zenginleşme vesaire kişi kendinden bilir işi misali sayfalarca yazılmış bir iddia makamının duygusu üzerinden bu kadar önemli bir hususta bunları lütfen dikkate alın. Yağmur hanım gerçekten bu soru benim için çok önemli elbette bilginiz olursa cevap vereceğinize de inanıyorum Yağmur Cansu Hanım. Şimdi yine Kuzey İstanbul Modern Şirketi hesabında özellikle denk düşüyor. 2024’te yerel seçim öncesi, o dönem Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Başkanı olduğu AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olan Sayın Murat Kurum’un seçim kampanyasını yürüten Kalyon Reklam Prodüksiyon Organizasyon Şirketi’ne, dediğim gibi seçime haftalar kala, seçim takviminden önce 41 milyon 666 bin lira bir para gönderiyor yine bu bahsettiğim firma. Kuzey Madencilik, yani Kuzey İstanbul Modern Şirketi. Murat Gülibrahimoğlu’nun sahibi olduğu şirket ve o dönemde de aktif olarak sadece bu işi yapan bir firma. Bu anlamda sizin bu konuyla ilgili bir bilginiz var mı? Yani bizim bilebileceğimiz hani olur ya sizin Kuzey İstanbul bu kadar devasa rakamla yapılan bir kampanyası mı var acaba? Bir tanıtım kampanyası mı var diye merak ettim. Ben biliyorum da sizin bilginiz var mı?

Yağmur Cansu Yeşilyurt: Şöyle. Zaten iddianamede de yanlış yazılmış. Ben, Kuzey İstanbul isimli şirketin genel müdürü değilim. Kuzey İstanbul’da sadece harita mühendisliği yaptım. O yüzden faturalara ilişkin herhangi bir bilgim olamaz. Güney Cebeci’de de son 8-9 ay gibi kısa bir süre genel müdürlük yaptım. O konuda da faturalara hakim değilim.

Ekrem İmamoğlu: Evet, 2024 yerel seçim öncesi az önce ifade ettiğim gibi bana irtikap, rüşvet suçlaması yapan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Genel Başkanı olduğu AK Parti'nin adayı Murat Kurum'un kampanyasını yapan Kanyon Reklam Prodüksiyon şirketine ve çok tesadüf, yine seçimden haftalar önce ama İstanbul mitinginde de çok yakın bir zaman öncesinde bu firma 41.666.000 lira yolluyor. Benim ajansımın sahibi bugün burada yok ama her gün burada. Her işi resmi, faturalı, rakam belli, aldığı paralar belli, aldığı kurumlar belli. Yani benim seçimimde, rakibimin kampanyasına 41 milyon, 42 milyona yakın ödeme yapan kişiyi benim örgüt yöneticim yaptılar. Bunun bu şekilde yapılmasını talep eden kişiyle ilgili şüphem vardı, daha da netleşti. Kesinlikle bana göre AK Parti Genel Başkanı'dır. Ve o dönem Sayın Adalet Bakanı, o dönemin başsavcısı koordinasyonunda ödüllendirilen savcılar da bunu birebir iddia olarak yazdılar Sayın Başkan ve Sayın Heyet. Üzüntüyle söylüyorum; Türk adaletini bu duruma düşürüyorlar, bizi dünyaya da rezil ediyorlar. Rakibimi destekleyen biri benim örgüt yöneticim olarak nasıl ifade edilebilir? Ben o rüşvet, irtikap, yağma gibi, "ahtapotun kolları" gibi sözleri söyleyenlere, o sözleri aynen geriye kendilerine iade ediyorum Sayın Başkanım.

Son sorum. Yine mesela benim de çok değer verdiğim bir vakıf var: İstanbul Vakfı. Biz de orada Büyükşehir Belediyesi'nin vakfı olarak Sayın Başkan, Sayın Heyet, o vakfa yardım edenlere dikkat ederiz. Edenlerle görüşmeler yapılır, ona göre kabul edilir ve o rakamlar üzerinden de kız öğrencilerini okutuyoruz 5 yıldır. Ve çok da faydalı işler oldu. Binlerce genç kızımız hem yurtlarımızdan faydalandı hem de bu burslardan faydalandı. Anadolu'dan İstanbul'a gelemeyen kız öğrencilerimize katkı sunduk. Dolayısıyla vakıf işi kolay değildir. Bu ister Polis Güçlendirme Vakfı olsun, ister valiliğe bağlı örneğin Çocuklar Vakfı olsun… Mesela işte birine 40 milyon; Çocuklar Vakfı'na 10 milyon, yine bunlar 2023-2024 yıllarında... Yine Bilal Erdoğan'ın Mütevelli Heyeti Başkanı olduğu İlim Yayma Cemiyeti'ne 2 milyon... Yine birçok böyle, burada sıralamama gerek yok; iktidara yakın, hükümetin, kişilerinin yöneticisi veya başkanı olduğu kurum, kuruluş ve vakıflara inanın sayfalarca rakamları göndermiş bir firmadan bahsediyoruz.

Ben tekrar söylüyorum; hepsi burada ve bu listelerin içerisinde, zaten denetim raporunu açtığınızda göreceksiniz. Araştırmalarım sürüyor bu ara; buldukça, fırsatını buldukça muhataplarına da sormaya devam edeceğim. Böylesi bağışlar yapılmış. Bu muhtelif vakıf ve derneklere niçin böyle bağış yapmış? Bu bağışların nedenini biliyor musunuz? Duydunuz mu? Ya da bir zoraki bağış mı yapıldı acaba? Zorlandı mı? İrtikap hissi hissedildi mi bu insanlarca acaba? Niçin yaptı? Yani bu insanın acaba onlardan ne menfaati olabilir? Yani bu kurum ve yöneticilerin, valinin, masanın başında olan insanların bu döküm yeri ile ilgili acaba ilişkileri var diye mi bunları yaptılar? Niye burada bir tane İBB'ye ait vakıf, dernek vesaire yok ama Sultangazi Belediyes ve diğerleri var? Bunlarla ilgili bir duyumunuz oldu mu Yağmur Cansu Hanım?

Yeşilyurt: Öyle bir duyumum olmadı. Olması da imkansız Başkanım.

Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, Sayın Heyet; ben, dediğim gibi bu sayfalardan onlarca diyalog ve ilişki kurdum. Dün bir arkadaşın savunmasında, neredeyse dakikalarca bir karşılıklı borç alışverişini nasıl kapattığı, "1 milyon 2 milyon eksik mi?" soru-cevabı yapıldı iddia makamıyla muhatabı arasında. Ama iddia makamı sanıyorum bu tarafları görmeye hiç niyeti yok. Gözü o tarafa bakmıyor, kulağı duymuyor. Ama ben tekrar size, saygıdeğer Başkan ve Heyet’e; lütfen buraya vali, ilgili valiler, ilgili vali yardımcılarını çağırın. Onlardan övgü dolu cümleler dinledim bu kulaklarla, o dediğim insanlardan. Yıllar içerisinde bu firmayla ve bu şahısla, yani bu firmanın sahibi olan kişiyle ilgili övgü dolu cümleler dinledim. Bunları kendi savunmamda anlatacağım ama tekrar ifade ediyorum: Valiler, ilgili vali yardımcıları, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Sultangazi Belediye Başkanı, Sultangazi Kaymakamı, emniyet, MAPEG Genel Müdürü, TEUAŞ Genel Müdürü, hatta milyarlarca liralık kamu bankasından kredi veren Vakıfbank'ın yönetim kurulu... Çünkü ben, İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına 1 milyon liralık bile kredi alamadım 7 senedir Vakıfbank'tan. Ama milyarlarca kredi alabildiler. Bütün bunları hassasiyetle dikkatinize sunuyorum. Bunlar somut, ispatlı, ilişkileri iyi tarifleyen belgelerdir. Yani tekrar iddiamı söylüyorum: Örgüt, Adem Bey'in burada “Bir şablonu önüme koydular" dedikleri anda çöktüğü bir belgeyi açıkladı. Bu da Cebeci meselesinin İBB ve Ekrem İmamoğlu meselesi olmadığı yönündeki çöküş belgeleridir. Dikkatinize sunarım. Saygılarımla". 

15:27 06 Mayıs 2026

İmamoğlu: İnsan haklarını çiğneyen durumlar olunca geriliyorum

Duruşma savcısının tutuklu sanık Yağmur Cansu Yeşilyurt'a sorularından sonra İmamoğlu söz aldı. İmamoğlu, "İnsanların ifadelerinin bana göre tehditle alındığının altını çizmek zorundayım. İnsan haklarını çiğneyen durumlar olunca geriliyorum. Ben de insanım" ifadelerini kullandı.

15:21 06 Mayıs 2026

Yağmur Cansu Yeşilyurt: Bir iş yerinde SGK’lı olarak çalışmak, bir örgüte üye olmak ya da örgütün varlığından haberdar olmak anlamına gelir mi?

Güney Cebeci Madencilik Sanayi Ticaret AŞ'nin sahibi Murat Gülibrahimoğlu'nun çalışanı Yağmur Cansu Yeşilyurt savunma yaptı. Yeşilyurt savunmasında şöyle konuştu: 

"İddianameye bakıldığı takdirde benimle ilgili HTS, BDDK, MASAK raporları ve soyut beyan deliline dayalı iddialar yazılmışsa da benim herhangi bir para transferim ya da elden para alışverişim olmadığı gibi BDDK ve MASAK raporlarında da bununla ilgili herhangi bir delil sunulmamış ve benimle ilişkilendirilmemiştir. Beni salt SGK'lı çalışanı olduğum için Kuzey İstanbul ve Güney Cebeci şirketlerine isnat edilen suçlamalara iştirak ettiğim varsayımıyla dahil etmişler; ancak bununla ilgili de herhangi bir delil sunmamışlardır. Ben daha önce yazılı savunmalarımda da defaatle beyan ettiğim üzere bu şirketlerde SGK'lı olarak çalıştım, harita mühendisliği görevi yaptım. Bu şirketlerin faaliyet konusu olan madencilik faaliyetleri kapsamında görevli harita mühendisiydim. Maden ocaklarında maden ocaklarının ölçülmesi, takip denetim ve hesaplamalarının yapılması, madencilik faaliyetleri için kurulacak tesisler ve ofislerin inşasında görev aldım. Bu şirketlerin muhtevası gereği de harita mühendisi bulundurması gerekir.

Yine NEORAY şirketiyle Kuzey İstanbul’un alt taşeronu olduğu proje bazlı bir çalışma yapıldı. Proje kapsamında NEORAY bünyesinde harita mühendisi bulundurulması gerekiyordu, bu sebeple Neoray bünyesinde proje kapsamında görevli harita mühendisi olarak geçici süreli görev aldım. Bu görevlendirme tamamen Murat Gülibrahimoğlu’nun beni harita mühendisi olmam sebebiyle görevlendirmesi üzerine oldu. İşçi-işveren ilişkisi ve mesleki faaliyet dışında herhangi bir suç teşkil edebilecek ya da suça delalet edebilecek bir eylemim olmadı. Yine ilaveten 11 yıldır Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketinde çalıştığım için çok hisseli ve yönetim ihtiyacı olan Güney Cebeci şirketinde beni ve bir iş arkadaşımı kıdemimizden ötürü Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcısı olarak tayin etti. Maaşlarımıza da öyle çok büyük zamlar yapılmadı. Bu yeni görevde de sınırsız ve tek imza yetkilisi değildik. Şimdi benim Güney Cebeci’ye Genel Müdür oluşum 2024 Haziran ayında oldu fakat bunun Ticaret Sicil Gazetesi ile ilanı 30 Ekim 2024 tarihinde yapıldı; Ticaret Sicil Gazetesi'nin eklerini dosyada size sundum Başkan.

Güney Cebeci şirketine bu arada 2025 yılı Mayıs ayında da kayyum atandı. Yani 8-9 ay gibi kısa bir süre Genel Müdür sıfatı aldım; bu süre zarfında herhangi bir imza yetkisi kullanmadım, maaşımın dışında herhangi bir para almadım, para transferi yapmadım, şirketi toplantılarda temsil gibi görevler almadım. Zaten bunları da gerektirebilecek herhangi bir durum olmadan şirketin hesaplarına bloke gelerek şirkete kayyum atandı. Tüm çalışma hayatım boyunca edindiğim izlenim; Murat Gülibrahimoğlu’nun tüm bakanlıklar, valilikler, kamu kurum ve kuruluşlarıyla koordineli bir şekilde çalışıp tüm çalışanlarına da bilmeleri gerektiği kadar ve mesleki uzmanlık alanlarında bilgi verip bunun dışındaki konularda diyalog kurmamasıydı. Nitekim bütün çalışanlar da bu iş bölümlerine riayet ederek kendi mesleki faaliyetleri dışında herhangi bir konuda bilgi sahibi dahi olmazlardı.

İddianamenin 697. sayfasında bakıldığı takdirde HTS, BDDK, MASAK raporları, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün raporları birleştirilerek benim Kuzey İstanbul isimli şirketin Genel Müdürü olduğum yazılmış. Bunun sehven yazılmış bir hata olduğunu düşünüyorum çünkü ben Kuzey İstanbul’da çalıştığım 10 küsur yıl boyunca harita mühendisliği dışında herhangi bir sıfat almadım. Zaten iddianamenin benimle ilgili SGK kayıtlarına bakıldığı takdirde bunun da böyle olduğu çok açık bir şekilde gözükecektir. Bu sebeple aslında iddianamenin 697 ve 3363. sayfasında yazan bilgilerin ne benimle ne de görevimle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Aslında bu suretle hakkımdaki iddiaların tamamına yakını çökmektedir. Yine iddianamenin 55. sayfasında çevre kirliliğine yol açan kaçak döküm saha görevlisi olduğum iddia edilmişse de döküm sahalarının benim çalışma alanım ve görev kapsamımda olmadığını defaatle bütün savunmalarımda bildirdim. Harita mühendisliği dışında herhangi bir işe dahil olmadım. Şimdi burada sürekli bir Cebeci maden bölgesi, "kaçak döküm sahası" adı altında ibareler geçtiği için Cebeci’nin size ufak bir tanıtımını yapmak istiyorum.

Cebeci dediğiniz bölge, yaklaşık 40 yıldır 15-16 adet maden firmasının dip dibe ve vahşice madencilik yaptığı bir bölgeydi. Yani öyle ki 200-250 metrelere varan yüksekliklere ulaşmış, can ve mal güvenliği açısından tehlike arz eden maden çukurlarından oluşuyordu. Bunlar geçmiş yıllarda yapılan madencilik faaliyetleri sonucu oluşturulmuş ocaklardır. Bölge, İstanbul'un en kaliteli taşına sahip olduğu ve çok göz önünde bulunduğu için, dönemin hükümeti tarafından bu bölgedeki taşın İstanbul'a hizmet edebilmesi ve bölgede madenciliğin güvenli bir şekilde yapılabilmesi amacıyla emsal teşkil edecek bir projenin temelleri atılıyor. Bu projenin temelleri 2014-2015 yıllarına dayanıyor fakat projenin imzalanması 2018'de bitiyor. Bu projeyi kim yaptırıyor? Bölge madenlerden oluştuğu için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve bağlı kuruluşu olan Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılıyor. Kime yaptırılıyor? İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa akademisyenlerinden Profesör Doktor Atiye Tuğrul ve yine aynı üniversitede birçok akademisyenin içinde bulunduğu bir ekibe hazırlatılıyor. Profesör Doktor Atiye Tuğrul projenin sahibi, aynı zamanda hem proje koordinatörü hem de sahada ve proje üzerinde gerekli denetim ve raporları yapmak üzere Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nde danışman oluyor. İşte bu şekilde hazırlanan proje, Türkiye'nin ilk maden bölgesi projesi olarak Resmi Gazete'de ilan ediliyor. Ek olarak size bu gazeteyi de sunuyorum başkanım. Bunun dışında başka bir maden bölgesi ilan edilmediği için şu an hala Türkiye'nin ilk ve tek maden bölgesi niteliğinde, yani emsal teşkil eden bir projedir.

Akabinde maden bölgelerinin yönetimi ve denetimi gibi birçok usule ilişkin detayları içeren bir yönetmelik yine Resmi Gazete'de yayınlanıyor. Bu yönetmeliğe göre maden bölgelerinde, bağlı olduğun ilin valiliği tarafından bir komisyon kuruluyor. Bu komisyonun başkanlığını büyükşehirlerde Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı yapıyor; diğer üyeleri de yine vali tarafından atanıyor. İşte bu komisyonun görev, yetki ve sorumlulukları da bahsettiğim yönetmelik içerisinde mevcuttur. Yani aslında maden bölgesi olması sebebiyle buradaki en yetkili amir Maden Kanunu'nda belirtilen Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, ardından da yönetmelikle belirlenen valilik makamıdır. Burada Kuzey Cebeci ve Güney Cebeci ayrımı nasıl oluşuyor? Cebeci maden bölgesi de kendi içerisinde taş kalitesi açısından ikiye ayrılıyor. Bunlardan biri Kuzey Cebeci, diğeri de Güney Cebeci olarak adlandırılıyor. Bunların ruhsatlarını da yine Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü veriyor. O ruhsatları da size ek 3 olarak sunuyorum başkanım. İçeriğine bakacak olursanız Kuzey Cebeci'nin kum taşı, Güney Cebeci'nin de kalker olduğunu göreceksiniz. Biraz önce Cebeci maden bölgesi projelerinden bahsettim. Bu projede neler var? Kuzey Cebeci ve Güney Cebeci'ye ait maden ocaklarının planlanması, bu maden ocaklarından çıkan maden cevherinin zenginleştirilmesi amacıyla kurulacak tesislerle bunların yerlerinin belirlenmesi, bu tesis ve madenlere hizmet edecek çevre koruma ve altyapı yatırımları projeleri mevcuttur.

Bu çevre koruma ve altyapı yatırımları nelerdir? Yol projeleri, dere ıslahları, içme suyu, yağmur suyu, kanalizasyon gibi altyapı projeleri ile çevre düzenlemelerini içeren peyzaj amaçlı rehabilitasyon projeleridir. İşte bu çevre koruma ve altyapı yatırımları projesi için 2018 yılının sonunda, projenin yapım işinin kontrolörlüğüne ilişkin olarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında bir protokol imzalanıyor. Bunu da ek 4 olarak size sundum. İBB, kontrolörlüğünü aldığı projenin yapım işini de kendi iştiraki olan İSFALT'a protokollüyor; bunu da ek 5 olarak sunuyorum. Bu protokoller 2018 yılının sonunda ve 2019 yılının başında, yani aslında İstanbul Büyükşehir Belediyesi henüz el değiştirmeden imzalanıyor. Bu protokoller imzalandıktan sonra Cebeci Maden Bölgesi'nin işleyişiyle alakalı olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile valiliğin organize ettiği birçok koordinasyon toplantısı düzenleniyor. Bu toplantı tutanaklarından birkaç örneği ek 6 olarak size sunuyorum. Bu tutanaklarda dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Şeref Kalaycı, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü Cevat Genç ve diğer resmi kurumlardan yetkilileri, aynı zamanda proje koordinatörü Profesör Doktor Atiye Tuğrul gibi isimleri göreceksiniz. Bunun dışında bölgede yapılacak olan işleri ve bunları kimlerin üstleneceğiyle alakalı maddeler sırasıyla yer almaktadır. Aslında bu da yetkililere sorumluluğun kimlerde olduğunun ufak bir özetidir.

Çalıştığım şirkette Güney Cebeci istihdamı olduktan sonra valiliğin koordine ettiği birçok toplantı oldu. Katılmam istenenlere ben de katıldım; harita mühendisi olarak görsel sunumlara yardımcı olmak açısından orada bulundum. Benim katıldığım toplantılarda şu isimler vardı: Sayın İstanbul Valimiz Davut Gül, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı'ndan sorumlu Vali Yardımcısı Ahmet Süheyl Üçer, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü Arslan Narin, Agrega Daire Başkanı Serkan Gökmen, Sultangazi Kaymakamımız Mahmut Kaşıkçı, Sultangazi Belediye Başkan Yardımcımız Mustafa Birinci, diğer resmi kurum yetkilileri, proje koordinatörü Profesör Doktor Atiye Tuğrul, İbrahim Bülbül ve Murat Gül İbrahimoğlu bulunurdu. Bu toplantıların hiçbirinde Ekrem İmamoğlu yoktu. Ben Ekrem İmamoğlu'yla resmi veya resmi olmayan hiçbir toplantıya katılmadım. Ben Ekrem Bey'i ilk defa 19 Mart sabahı sivil polis aracının içinde, önce nezarethanede ardından da mahkeme salonunda kanlı canlı gördüm. İddianamede baz kayıtlarına madem bu kadar değer veriliyor; bahsettiğim isimlerle baz kaydıma bakıldığı takdirde birçok kez 0 metre baz kaydını göreceksiniz. Ama iddianamede benim Ekrem İmamoğlu'yla 5 yılda 5 kez bölge bazında baz kaydımın olduğu gözüküyor. Eğer bu baz kayıtları il bazında alınsaydı muhtemelen daha çok örnek çıkardı ama bölge bazında almak iddianame için yeterli görülmüş belli ki.

Bölge bazındaki bu 5 baz kaydından 4 adedi Şişli bölgesiydi. Benim o dönem çalıştığım şirketin ofisi Şişli'de, Kanyon'un hemen yanındaki sokaktaydı. Adres kayıtlarına bakıldığı takdirde zaten bu görülecektir. Ben muhtemelen ofisteydim ama Ekrem Bey neredeydi bilmiyorum. 1 adet de Sultangazi Cebeci gözüküyor. Ben muhtemelen sahadaydım ama Ekrem İmamoğlu ile hiç karşılaşmadım. Sahada Güney Cebeci için 208 hektarlık bir araziden bahsediyoruz; ben Sultangazi Belediyesi'nde de olabilirim, sahada da olabilirim. Bunun dışında Ekrem İmamoğlu neredeydi bilmiyorum. Bu arada Cebeci maden sahasının hemen girişinde İBB'ye ait bir lojistik merkezi var, kendisi orada da olabilir. Dediğim gibi karşılaşmadım; bölge bazındaki baz kayıtlarını başka nasıl açıklayabilirim bilmiyorum. Bu şekilde değindikten sonra tekrar yazışmalara döneceğim. Bir yönetmelikle Cebeci Maden Bölgesi Komisyon kuruluşundan bahsetmiştim. Bu komisyonun başkanlığına da Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı'ndan sorumlu Vali Yardımcımız Ahmet Süheyl Üçer'in başkanlık yaptığını söylemiştim. İşte vali yardımcımız koordinatörlüğünde bu komisyon her ay düzenli bir şekilde toplanır ve bir defter tutulur. Bu defterde Cebeci Maden Bölgesi'nde yapılan veya yapılacak olan işler sırasıyla yazılır, imzalanır ve bu defter valilikte durur. Bunun defterin birkaç örneğini de ek 7 içerisinde size sundum.

Bölge özel bir bölge olması ve emsal teşkil eden başka örneğinin olmadığı bölge olması sebebiyle buradaki yazışmaların çoğunu Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü de yine bizzat kendi yapmıştır. Bunlardan birkaç örneğini de ek 8 içerisinde size sundum. Şimdi bu bilgiler ışığında Cebeci Maden Bölgesi'nde nitelikli malzemeyle dolgu yapılmasında sakınca bulunmadığını belirten Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün yazısını ve yine aynı yazıya atıfta bulunarak belediyeler açısından da hiçbir sakınca olmadığını belirten Sultangazi Belediye Başkanlığı'nın yazısını da size ek 9 olarak sundum. Yine aynı bölgede TEİAŞ'a ait büyük bir trafo merkezi var. Ruhsat sahasının hemen yanında bölge, bunun ruhsat sahası içinde kalan kısmında başta belirttiğim 200-250 metrelere varan yüksekliklerine ulaşmış eski madencilik faaliyetler sonucu oluşmuş, rezervi bitmiş, can ve mal güvenliği açısından tehlikeli bir maden çukuru mevcut. Bu maden çukuru sebebiyle trafo merkezi hemen yanında heyelan riski gibi bir alan oluşuyor. Bu alanla ilgili olarak TEİAŞ, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne bu heyelan riskinin ivedilikle ortadan kaldırılmasına ilişkin bir yazı yazıyor. Bu yazıya istinaden Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü Cebeci Maden Bölgesi olması sebebiyle proje koordinatörü olan Profesör Doktor Atiye Tuğrul'dan bölgenin durumu ve alınabilecek önlemlerle alakalı teknik bir görüş yazısı istiyor.

Profesör Doktor Atiye Tuğrul da sahada gerekli denetimleri yaparak dışarıdan gelen malzemeyle bölgenin doldurulup heyelan riskinin ortadan kaldırılmasına ilişkin bir yazıyı, bir görüş yazısını Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne iletiyor. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü de bu yazıyı içerik alarak bir yazı yazıyor ve dağıtım olarak gönderiyor; bunu da ek 10 içerisinde size sundum başkanım. Şimdi bu sahayı en az yani en az 3 ayda bir denetleyen Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün hiçbir şekilde kaçak döküm ibaresi veya iddiası olmayan denetim tutanaklarını da ek 11 içerisinde sundum Başkanım. Kaldı ki söz konusu şirkete kayyum atandıktan sonra da aynı faaliyetlere devam edildi. Yani kaçak döküm şüphesi olsaydı bu faaliyetlere devam edilmezdi diye düşünüyorum Başkanım, anında kayyum vasıtasıyla durdurulurdu. Ama ne oldu? Kayyum tarafından da Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne yönetimin değiştiği ve faaliyetlere aynı şekilde devam edilebilmesi için bir yazı yazıldı. Şimdi bu yazıya istinaden Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü size biraz önce ek 10 içerisinde sundum, daha önce şirkete verilmiş olan 02.02.2023 tarihli yazıyı referans alarak, bu yazıya atıfta bulunarak bölgede faaliyetlere aynı şekilde devam edilebileceğine ilişkin kayyuma bir onay yazısı veriyor. Bunu da ek 12 olarak size sundum başkanım. Biraz önce bir flaş bellek vermiştim kadarıyla ekler vardı, ek 12'yi bir açabilir miyiz lütfen?

Şimdi Başkanım ikinci sayfasına geçebilirseniz 11.07.2025 tarihli bu arada, şirkete kayyum 5. ayda atandı, bu yedinci ayda alınan bir yazı. Son paragrafında az çok görülecektir, son iki paragrafında. 02.02.2023 tarihli yazının yine Cebeci'de... Biraz daha büyütürseniz çok net bir şekilde faaliyetlere aynı şekilde devam edilebileceğine ilişkin yazılar yazılmış. Şimdi yazıyı veren kurum aynı kurum, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü. Yazıyı alan şirket aynı şirket, sadece yönetimi değişmiş, kayyum olmuş. Söz konusu faaliyet aynı faaliyet. Zaten izin yazısı daha önce şirkete verilen izin yazısına dayandırılıyor. Yani her nasıl ki benim bu belgeye herhangi bir tesir etme ya da yorum yapma yetkim yoksa size sundum veya bundan sonra sunacağım hiçbir belgeyi de aynı şekilde tesir etme, yorum yapma yetkim yok. Sadece şirkette var olduğunu bildiğim için bildiğim bir yazı ve ben bu yazıyı biliyorum diye beni bu işin yöneticisi ya da sorumlusu yapmıyor Başkanım. Bu arada iddianamede bu dolgu faaliyetlerinin İSTAÇ'a verilmeyerek kamu zararına yol açıldığı söyleniyor. Ya inanır mısınız kayyum da İSTAÇ'a vermiyor bizzat kendi yapıyor.

Şimdi dolgu döküm konusu tabi benim uzmanlık alanım değil, daha önce de belirttim benim çalışma kapsamımda değil ama iddianamede bazı hesaplamalar var; bunun teknikleriyle ilgili olarak dışarıdan bakan bir gözle değerlendirmek gereği duydum. İddianamenin 644. sayfasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü'nün 22.09.2025 tarihli raporunda şöyle bir cümle var: Hafriyat dökümü sonucunda 2018 yılında verilere yer alan ortofoto görüntülerle kıyaslandığında belli bir ton hafriyat dökümü yapıldığı tespit edilmiş. Şimdi belli ki bir kübaj hesabı yapılmış. Kübaj hesabı dediğiniz şey nedir? Arazide hiçbir şey yapamadan doğal halinin kodlarının ölçümünün yapılarak ardından sahada kazı, dolgu ne işlem varsa yapıldıktan sonra son ölçümünün yapılarak iki ölçüm arasındaki farkın hesabı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 22.09.2025 tarihinde, yani kayyumun da faaliyetleri devam ettiği tarihte belli ki bir son ölçüm almış ama ilk ölçüm alamadığı için 7 yıl öncesinin ortofoto görüntülerini kullanma gereği duymuş, bununla kıyaslama yapmış. Bu ortofoto görüntülerinin doğruluğu ne kadardır önce onu bir incelemek lazım. Kaldı ki ağaçlıklı arazilerde ortofoto görüntülerinde büyük sapmalar yaşanabilir. Yine bunun dışında iddianamenin 697. sayfasında 2021-2025 yılları arasında yapılan bir döküm faaliyetinden bahsediyor. 2018-2021 yılında da herhangi bir faaliyetin olmadığını, 2021-2025 yılları arasında da herhangi bir faaliyetin olmadığını düşünüyor. Kaldı ki burada madencilik faaliyetleri yapıldı; madencilik faaliyetleri kapsamında maden ocaklarında maden cevherinin üzerindeki pasalar alınır, sahalara ya da yollara serilebilir ya da bazı bölgelerde stok olarak durabilir, yer değiştirebilir, satılabilir. Bu işlemlerin hiçbiri bu hesaba katılmamış. Yani aslında demek istediğim şu başkanım: bu verilerin bu şekilde değerlendirilmesi doğru bir sonuç ortaya koymaz, aksine mahkeme heyetini yanıltıcı ve yönlendirici bir duruma sebebiyet verir. Gerek yok yani. 2021-2025 yılları arasında yapılacak bir hesap için 2018 verilerinin kullanılması doğru olmaz. Bu hesap tekniğine de bu şekilde değindikten sonra, yazışmalarla devam edeceğim Başkanım.

Cebeci Maden Bölgesi sahasında ve etrafında Sultangazi Belediyesi tarafından yapılması talep edilen bazı yollar mevcuttur. Bu yollarla ilgili talepleri Sultangazi Belediyesi, Sultangazi Kaymakamlığı’na iletmiştir. Sultangazi Kaymakamlığı da bölge Cebeci Maden Bölgesi olduğu için, buranın komisyon başkanı olan Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına bu talepleri iletmiştir. Kaldı ki son tutuklandığım gün verdiğim savunmada savcı bana "Yollar nasıl yapılıyor?" diye sordu, hatta bir yoldan bahsederek sordu. Beyanlarımı aynı şekilde ilettim; bu yazışmaların kayyumda olduğunu söyledim. Onun dışında o gün de Sultangazi Belediyesi tarafından kayyumdan bir yol talep edilmişti. Kayyum da o yolu yapıyordu ama sözlü talimatla yapıyordu; herhangi bir belge var mıydı bilmiyorum. Bunun dışında; Cebeci Maden Bölgesi projesinin başından beri sahibi ve koordinatörü olan, projenin başından sonuna kadar hem sahada hem de proje üzerinde gerekli denetimleri ve raporlamaları yapmak üzere Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün danışmanlığını üstlenmiş olan Profesör Doktor Atiye Tuğrul’un, Güney Cebeci şirketiyle de bir danışmanlık sözleşmesi vardır. Bu danışmanlık sözleşmesini ek 14 olarak sundum. Bunlara ek olarak, her yıl Nisan ayının sonunda bütün maden ruhsat sahipleri; sahalarının son topografik ölçümlerini içeren ham datalarıyla beraber imalat haritalarını ve maden cevheri bilgilerini içeren işletme faaliyet raporlarını Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne sunmak zorundadır. Bunlar sunulur ve Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, sırf bu evrakların kontrolünü yapmak için denetçi tayin eder.

Yine bunun dışında saha çok aleni bir bölgededir. Orman Genel Müdürlüğü ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı denetim yapabildiği gibi; komisyon başkanlığını yürüten Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı ekipleri de sahada ani denetimler yaparlar. Sultangazi Belediyesi’nin zabıta ekipleri her gün sahadadır. Emniyete, sırf burada kontrolü sağlamak için özel bir bölge tahsis edilmiştir. Bunların dışında, bana isnat edilen döküm konusuyla alakalı olarak; dışarıdan gelen malzemeden elde edilen gelirden Valiliğe ve İBB’ye pay verilmesine ilişkin bir protokol sundum; o da ek 15 içerisindedir. Yine bölgede yapılacak kira sözleşmelerinden Valiliğe pay verilmesine ilişkin protokolü de ek 16 olarak sundum. Valilik, sırf bu protokoller için İSTA adında bir şirket kurdu; yani aslında buradaki finansman işlerine tamamen hâkim durumdadır. Benim gibi SGK’lı bir çalışanın; bu kadar bahsettiğim kurum ve kuruluşun verdiği izinlere, belgelere ve tutanaklara yorum yapma yetkisi zaten olamaz.

Ancak bütün bunlara istinaden; bu kadar kurum ve kuruluşun verdiği izinler, belgeler, ruhsatlar ve onay yazıları hiçbir denetime veya sorgulamaya tabi tutulmazken, biz SGK personeli olarak burada tutuklu yargılanıyoruz. Ben bu resmi kurumlardan kimseyi burada görmüyorum. Yetkisiyle her şeye ulaşabilecekken Sayın Savcımız; benim bir örgüte üye olmam, suç işlemem ya da suça iştirak etmemle ilgili hiçbir delil sunmamıştır. Ben, bana dayatılan ve ailemin mağdur edildiği cezaevi koşullarında, bu yokluğun içerisinde kendi suçsuzluğumu ispat etmek için bu belgeleri sunuyor ve açıklama yapıyorum. İddianameye baktığımızda, SGK’lı olarak şirkette çalışmam dışında bana atfedilen herhangi bir eylem yoktur. "Bir iş yerinde çalışıyorum" diye bir örgüte üye olduğum iddia edilmiş ve iddianamenin 55. sayfasında "alınan beyanlardan anlaşıldığı" yazılmıştır. Ben bu alınan beyanların ne olduğunu soruyorum Başkanım. Bir iş yerinde SGK’lı olarak çalışmak, bir örgüte üye olmak ya da örgütün varlığından haberdar olmak anlamına gelir mi? Bunu kabul etmek mümkün değil. Bu kadar kamu kurumunun denetlediği bir yerde, kaçak hafriyat sisteminin kurulmasında nasıl görev almış olabilirim? Hakkımdaki iddiaları öğrenmek ve yanıtlamak istiyorum. Müdahil olmadığım bir işte, kamusal makamların bu kadar rahat bir şekilde iddia ortaya atıp, herhangi bir delile dayandırmadan beni suçlamalarını anlamlandıramıyorum. Kafanızda küçük bir soru işareti kalsın istemiyorum.

Son olarak maddi ve manevi durumumdan bahsetmek istiyorum. Ben emekli bir gazi polis memurunun evladıyım. Benim babam terör gazisidir. Burada yargılanmak onur kırıcı bir durumdur ama terör gazisi bir adamın evladı olarak terör ve örgütlü suçlar kapsamında yargılanmak benim için daha büyük bir yüktür. Cezaevi koşulları gerçekten çok zor. Ben hasta olsam da hastaneye gitmeyen biriyken, bir pazar akşamı ambulansla hastaneye kaldırıldım. Bundan aileme haber vermemiştim, sonradan avukatlarım aracılığıyla haberdar oldular. Tabii durumu benden daha ağır sanıklar olduğunun farkındayım ama benim durumum da hayati önem taşıyan bir durumdur; buna ilişkin belgeleri avukatım sundu. Bunun tutukluluk değerlendirmesinde dikkate alınmasını talep ediyorum".

13:50 06 Mayıs 2026

Duruşmaya ara verildi

Duruşmaya ara verildi. 

Duruşmaya verilen arada İmamoğlu şöyle dedi: 

"Zülfü Abi, sizi çok seviyorum. İyi ki varsınız. Ben, dünden daha güçlüyüm. “Ey özgürlük” derken kendi adıma değil, millet adına sesleniyorum. Sizi çok seviyorum. Ben hakikatim. Ben hakikatim. Yani söyleyeyim. Geçen hafta şablon çöktü. Biliyorsunuz, şablon çöktü. Şimdi 110 milyarlık kamu iddiası, kamu zararı iddiası var. O da balon çıktı. O da çöküyor. Şablonla yola çıkanların balonları tek tek patlıyor".

13:48 06 Mayıs 2026

Ateş'in avukatı Bahar: "Ağzında dişi yok, çocuklarının eğitimi yarıda kaldı"

Volkan Ateş'in avukatı Oğuzcan Bahar savunma yaptı.

Bahar, "Ergenekon'da 22 dosya birleşmişti burada da birleşmeye başladı. Burası bir çatı davası olacak sanırım. Orada bir Osmanım vardı. Alpaslan Arslan’ın azmettiricisi. Kendisi hem gizli tanık, hem sanık. Bizde de hem itirafçı hem sanıklar var. Benzer şekilde Osmanımlar devam edecek gibi duruyor" dedi.

Bahar, "Ağzında dişi yok, çocuklarının eğitimi yarıda kaldı. Evine haciz geldi. Böyle bir parayla muhatap olan bir kişinin bu ekonomik düzeyde mi olması lazım" şeklinde konuştu. 

Müvekkilinin çalıştığı yerde işçi ve işveren ilişkisi olduğunu söyleyen Bahar, tutukluluk halinin sonlanmasını talep etti.

11:38 06 Mayıs 2026

İmamoğlu: Bu masum insanları bir an önce evine yollayın

Tutuklandıktan sonra görevinden uzaklaştırılan eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ateş'e soru yöneltti. 

Ekrem İmamoğlu: Kantar sorumlusu deyince benim sahayı ziyarete geldiğimde hatırladığım kadarıyla orayı "Hangi proje nasıl yürütülüyor?" diye baktığımda, ilk girişteki bir kantar bölgesi yapılmıştı. Daha önce burada yoktu, mezbelelik bir alandı. Sonradan orada denetimli bir saha giriş çıkışının kontrol altına alınması ile ilgili bir alan organize edildi. Anladığım kadarıyla siz orada görevliydiniz. Doğru mu?

Volkan Ateş: Evet Başkanım.

Ekrem İmamoğlu: Yani dünkü sunumdan anladığım kadarıyla yaklaşık 7-8 milyon metrekarelik bir alan diye arkadaşlar belirlediler. 7-8 milyon metrekarelik bir alana giriş çıkışın tek noktadan olmasının sağlanması ile ilgili organize edilen bu alanda görevliydiniz. Doğru mu?

Volkan Ateş: Evet Başkanım.

Ekrem İmamoğlu: Başka bir giriş çıkış alanı da yoktu buranın.

Volkan Ateş: Yok.

Ekrem İmamoğlu: Peki Volkan Bey, sizi denetime gelen kurumlar ile ilgili bilginiz var mı? Yani hangi kurumlar sizi denetime gelirdi?

Volkan Ateş: Başkanım, ayda 1 MAPEG gelirdi. Çevre Bakanlığı’ndan gelirlerdi. Orman Bakanlığı devriye ekibi sabah, öğlen, akşam devriye atardı. Sultangazi zabıta devriye atardı. Yani bu şekildeydi.

Ekrem İmamoğlu: Peki. Sorumun cevabı buydu ama Sayın Başkan, Sayın Heyet; şimdi büyük bir yalan ve iftirayla oluşturulan bir suç isnadıyla karşı karşıyayım. "560 milyarlık yolsuzluk" diye savcılık kaynaklı açıklamalar yapılarak bir operasyon düzenlendi. Bakınız tekrar ediyorum: 560 milyarlık bir yolsuzluk diyerek bir operasyon yapıldı. Sonra bu 560 milyar diye Mart ayında anons eden savcılık, dosyayı, yani iddianameyi önünüze yollarken, 160 milyar liralık bir dosyaya rakam koydu; tespit yaptı. Bu 160 milyar liralık rakamın Sayın Başkan, 110 milyarı, şu anda burada gördüğünüz Volkan Bey kardeşimizin savunma yaptığı konunun muhatabı. Volkan Bey 160 milyarın muhatabı. Ne biliyor musunuz 160 milyar? 110 milyarın, özür dilerim 110 milyarın muhatabı. 110 milyarın 80 milyarı orada yerin altındaki madenler yok edilmiş gibi yazmışlar; yani dünyanın en ucube uydurmasıdır. 30 milyar da kaçak hafriyat yapılmış; oradan uydurulmuş.

"Bu masum insanları bir an önce evine yollayın"

Şimdi Cebeci meselesi üzerinden “asrın uydurması” şeklinde organize edilen ve koordine edilen 110 milyarlık bir eylem yarattılar. Sayın Başkan, Sayın Heyet; acil talebimdir. 2018 yılında… Az önce iddia makamının sorduğu sorunun ne kadar absürt olduğunu söyleyeyim. “Neden” derseniz; 2018 yılında burası maden bölgesi diye kanunla ilan edilmişken, bunun muhatabının Volkan Ateş olarak kabul edilmesi kadar kötü bir soru olamaz. Niçin? Az önce sordum, "Sizi kim denetlerdi?" diye ve bu denetlemelerdeki kurumları saydı Volkan Bey. O da dördünü beşini saydı. Ben de sizden acil bir talep olarak; Cebeci meselesinin temel sorumluları olarak; izin belgelerini veren, denetleyen, hesap soran, meselenin sahibi olan —not aldım çünkü ıskalamak istemiyorum— dönemin valilerinin, MAPEG, yani Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü Genel Müdürü'nün, TEÜAŞ yani ilk dökümün buraya yapılmasını talep eden Türkiye Elektrik Üretim A.Ş.'nin genel müdürünün, ilgili vali yardımcılarının —yani burada bu firmanın faaliyetlerinde yüksek memnuniyetini bizzat bana anlatan vali ve vali yardımcılarının—, Sultangazi Belediye Başkanı'nın, Sultangazi Kaymakamlığı'nın, Sultangazi İlçe Emniyet Müdürü'nün, ilçe emniyet sorumlularının, Orman Bakanlığı Bölge Müdürü ya da sorumlularının, en temel sorumlu, bu kanunun sahibi ve bu alanın sahibi olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın acil dinlemek ve çağrılmak zorundasınız Sayın Başkan, sayın Heyet. Acil talebimdir. Mahkemeye niye çağırmak zorundasınız biliyor musunuz? Yoksa şu dinlediğiniz masumlarla bir adım dahi ileri atılamaz burada. Uydurmadır, saçmadır ve bu uydurmanın, bu saçma hesabın kitabın altında yatan da "Biz 560 milyar dedik, 560 kuruş bulamadık; ya şuraya bir 160 milyar yazalım, bunun 110 milyarını da Cebeci'ye yedirelim, boca edelim" anlayışıdır. Bu kötü akıl ve bu kötü zihniyete karşı sıraladığım bu makamları buraya davet etmediğiniz sürece, böyle bir eylem yok hükmündedir. Yazık etmeyin lütfen, bu masum insanları bir an önce evine yollayın".

11:33 06 Mayıs 2026

Gülibrahimoğlu'nun çalışanı Ateş: Kaçak işlem yapılacağını hiç düşünmedim

Güney Cebeci Madencilik Sanayi Ticaret AŞ'nin sahibi Murat Gülibrahimoğlu'nun çalışanı tutuklu sanık Volkan Ateş savunma yapıyor. Ateş'in savunmasından öne çıkanlar şöyle: 

"Ben kantar sorumlusuyum. Benim görevim kantara gelen hafriyat firmaları sahipleriyle görüşmek; bunların sahaya getireceği malzemenin cinsini, miktarını görüp ona göre İSTAÇ'ın da uygulamış olduğu evrak listesini temin edip hesap açmaktır. Açtığımız hesap karşılığında, firmanın şirket hesabına yatırdığı ücret karşılığında sistemin uygun gördüğü barkodu verip içeriye girişlerini sağlamaktır. Kantardan araba geçtikten sonra benim sorumluluk alanım bitiyor.

Kantarlarda zaten yaptığımız işlemler standart işlemlerdir. Bizim firmalardan istediğimiz evraklar ve uyguladığımız işlemler, daha önce savcılığa ilk gittiğim zaman verdiğim evrak listesinde de belirttiğim gibi arşiv dosyasında mevcuttur. Hepsi orada kantar sisteminde kayıtlıdır zaten. Kullandığımız sistem de 2015 öncesine dayanıp, Mod Yazılım Evi'nin İSTAÇ'ın bütün hafriyat sahalarında kullandığı sistemdir. Yani döküm sahasına araç girdikten sonra kantarlarla ilgili benim yapacağım bir iş ya da benim yönlendirebileceğim bir işlem yoktur. Oranın sorumlusu ve yetkilisi farklı kişilerdir. Kantarlarla ilgili de yapacaklarım sadece bu kadardır, başka bir şey yoktur. Zaten şöyle bir şey de var; kaçak döküm denen suçla suçlandığım için söylüyorum: Ben her gün Sultangazi zabıtanın, Sultangazi Belediye Başkan Yardımcısının, Orman Bölge Müdürünün, Çevre Şehircilik Bakanlığının, İstanbul Vali Yardımcısının ve Enerji Bakanlığının hemen hemen her ay uğradığı bir yerde kaçak işlem yapılacağını hiç düşünmedim.

FUDAŞ'la ilgili de sadece kısa bir şey söyleyebilirim: FUDAŞ bizim yemek firmamızdı. Döküm sahasındaki veya şantiyenin bütün yerlerinin yemek ve malzeme tedariğini sağlayan bir firmaydı. Her ay, her hafta düzenli olarak günlük yemekleri karşılar, günlük malzeme ihtiyaçlarını karşılar; bunun karşılığında da her hafta düzenli bir şekilde fatura keserlerdi. Aynı işlemi şu anda zaten atanan kayyum şirketi de aynı sistemle, Kuzey Servis şirketiyle devam ettirmektedir. Yani FUDAŞ'la ilgili de diyeceğim bu kadar. Başka da diyecek bir şeyim yok başkanım".

11:19 06 Mayıs 2026

İmamoğlu: Zülfü abi hoş geldin, ey özgürlük

Mahkeme heyeti salona geldi. Sanatçı ve Gazete Oksijen yazarı Zülfü Livaneli duruşmayı takip ediyor. 

Tutuklandıktan sonra görevinden uzaklaştırılan eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'na 2019'daki seçimin iptal edildiği gün olan 6 Mayıs hatırlatıldı. 

İmamoğlu da “Kollarımız hep sıvalı” dedi.

Halk TV'den Gamze Altunay'ın bildirdiğine göre izleyicilerden biri "Yusuf burada Hüseyin burada Deniz burada" diye seslendi.

İmamoğlu da “Hepinizi çok seviyorum iyi ki varsınız Zülfü abi hoş geldin ey özgürlük diyoruz” diye yanıtladı. 

Kaynak: Gazete Oksijen