İBB davasının 101. gününde, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun savunması ve çapraz sorgusu tamamlandı. Hakimlik sorgusunda "İETT’de para havuzu oluşturulduğu ve villa devri" iddialarını reddeden İmamoğlu, “Ben namusumla ticaret yaptım. İki villa alacağım diye 35 yıllık ticaret hayatımı yere gömemem” dedi. Mahkeme Başkanı'nın “Aziz İhsan Aktaş’la tanışıyor musun” sorusuna ise “Allah korusun” diye karşılık verdi.
Ekrem İmamoğlu, Cebeci maden sahasına ilişkin iddiaların açıklığa kavuşması için MAPEG Genel Müdürü ile İstanbul Valisi’nin dinlenmesini istedi. “Niye MAPEG Genel Müdürü burada değil? Niye Vali Bey burada değil” diye soran İmamoğlu savcıya hitaben “Hemen size tavsiyede bulunuyorum, Sultangazi Belediyesi hakkında yazılar üzerinden suç duyurusunda bulunun. Suç duyurusu adresi veriyorum size sorumlu olarak” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu'nun hakim ve savcı sorgusunun tam metni
"Hakim: Öncelikle size bu Adem Soytekin ile ilgili soracağım. Adem Soytekin'le tanışıklığınız ne zamana dayanıyor? Siz daha önce Adem Soytekin beyanı alınırken kendisine soru sormuştunuz zaten ticaret yaptığınızdan. Bir alacağı kalmış şeklinde soru sormuştunuz kendisine. Adem Soytekin'le ilk tanışıklığınız ne zamana dayanıyor?
Ekrem İmamoğlu: Esasen sadece Adem Bey'in buraya çıktığında değil Sayın Başkan dün ya da evvelsi gün “örgüt yöneticileri” diye tariflendiği için Adem Soytekin'i orada da anlattım. Aslında sorunuzun cevabı içerisinde var. Ama Adem Bey, yanılmıyorsam 2007 ya da 2008 yılında benim firmamın, ortak olduğum firmamın, henüz siyasette değilken taşeronluğunu yaptığı projelerimiz oldu. O günden beri tanırız. Yine ifade ettiğim gibi, işini iyi yapar, pratik bir yüklenicidir. İyi ekipleri vardır. Hızlı iş yapar, kaliteli iş yapar. Zaten hem taşeronluk yapar, hem kendisi müteahhitlik yapar, yap-sat işi yapar, hem de kamu işleri de yaptığını biliyordum. Sonra Beylikdüzü Belediyesi döneminde hem Büyükşehir Belediyesi döneminde kurumlara da iş yaptığını da biliyorum.
Aynı zamanda muhtelif bir takım sahada üretilen işleri, konusu geçen kreşler gibi ibadethaneler gibi içinde cami var cemevi var, birtakım yapıları da yaptığını da biliyorum. Tabii ki size detay verecek durumda değilim. Ama hani bütün bu işlerin detayları zaten kurumların arşivlerinde mevcuttur. İstediğinizi de alabilirsiniz. Gizlisi saklısı olmayan bir sürecin içerisinde iş yüklenen birisidir. Şu konuştuğumuz diyalog kadar bir iş için Adem Bey'le sohbetim de olmamıştır bu arada. Ama şantiye ziyaretlerimde karşılaşmışımdır. Yüklenicim iken dahi böyle bir teknik sohbetimiz olmamıştır. O zaman da firmamın yöneticileri, mühendisleriyle konuşuyor idi. Ama selamlaşırız, otururuz, şaka da yaparız şantiyelerde şurada burada. İlişki gayet insanidir, iş insanı ve iş insanı kimliğiyle olan bir irtibat. Bir de kuruma yüklenici pozisyonunda olan şahsiyet olarak tanıdığım, bildiğim kişidir.
Hakim: Şimdi bu Beylikdüzü döneminde de Büyükşehir Belediyesi döneminde de kurumlara iş yapar yüklenici olarak bahsediyoruz. Burada şimdi hani resmi bir işi var mı? Yani belediyelerden aldığı ihale, yüklenici olarak yaptığı iş bu bahsettiğiniz. Şimdi Adem Bey'in ifadesinden yola çıkarak sorayım, Adem Bey ifadelerinde, burada beraber dinledik, beyanları soruşturma aşamasında da aynıydı. Genel itibariyle şunu anlatıyor. Ben diyor belediye adına kreş, deprem konutu, okul gibi yapımlarında diyor kendi firmamdan bunun bütçesini karşılamak suretiyle iş yaptım. Daha sonra da diyor muhasebecilerim de beni yönlendirdikleri diyor iş adamlarından nakit, çek bazen gayrimenkul olarak aldım. Anlatımları bu yönde. Şimdi burada anlamaya çalıştığımız husus şu, yani burada resmi olarak bir iş yüklenmesi söz konusu mu Adem Bey'in? Yoksa bunları kendi kendine mi bu kişilerle irtibata geçiyor? Bu şahıslardan, iş adamlarından yani müteahhitlerden aldığı bu dairelere, çeklere nakit paralara ilişkin de o ilgili şahıslar da dinlenmiş. İşte o ilgili şahıslar da normal şartlarda Adem Soytekin'le veya onun firmasıyla herhangi bir resmi ticaretlerinin olmadığını beyan ediyorlar. Buradaki hususu nasıl açıklayacağız? Yani bunun ne...
Ekrem İmamoğlu: Çok net. Hiç öyle çok bilinmeyenli denklem değil Sayın Başkan. Yani bu Ekrem İmamoğlu-Beylikdüzü Belediyesi ya da Ekrem İmamoğlu-Büyükşehir Belediyesi diyaloğunda gökten bir yöntem indi vesaire. Böyle bir örneklem değil bu. Yani çok üzerinde düşünülecek, sizi yoracak bir mesele de değil yani. En güzel örneğini burada Babacan İnşaat verdi. Dedi ki, hatta sizin ya da iddia makamının ısrarlı sorusuyla birlikte cevap verdiğini hatırlıyorum. Burada dedi ki, ya dedi ben işte sanırım o gün Sait Çalık'ın açıklamalarından sonra bir spor salonu veya işte oradaki bir inşaatın tamamlanmasıyla ilgili öğrenci yurduydu Yaşar Acar Fen Lisesi'nde. O binanın yapımında dedi Asoy İnşaat olduğunu öğrenince dedi şüphe etmedim. Çünkü dedi zaten AK Partili Esenyurt Belediyesi döneminde de aynı şekilde ben bir caminin yapılması için de yine Asoy'a işi vermişlerdi onlara ödeme yapmıştım. Asoy'a yapmıştım. Onun için hiç tereddüt duymadım dedi.
Yani bakın burada iddiayla söylüyorum, ister Esenler'e bakın, ister Büyükşehir Belediyelerine bakın ya da ister ne bileyim başka belediyelere yani aklıma gelmiyor şu anda, sayarız yani Bahçelievler, şusu busu. Bütün belediye başkanlarına bakın, bu yöntem belediyelerde uygulanır. Siz de birkaç kez imalı şekilde, imalı derken kötü algılamayın, sordunuz. Ya bu iş böyle mi olur yani, niye böyle hani iş varken resmi kanal varken vesaire. Bunun farklı sebepleri vardır. Ya şahıs o işe o şekilde dahil olmak istemiyordur, yani birini gösterin vereyim yapsın o veya işte ben bulayım ben vereyim yapsın o gibi farklı yöntemlerle meclise girmek oradan resmi bağış yapmak inşaat şirketlerinin de işine gelmez.
Sayın Başkan ben 35 senedir iş insanıyım. Müteahhitlik yaptım. Ben 92 yılından itibaren babamla Beylikdüzü'ndeyiz. Anavatan Partili, SHP'li, MHP'li, AK Partili belediyeler dahil spor sahası yaptım. Kapalı spor salonuna destek oldum. Kültür merkezinin temel betonunu döktüm. Yani bir okulun kaba inşaatının yüzde 50'sini yaptım. Ne kadar anlatırım size biliyor musunuz yani. Sanki bir şey, bir mucit bir şey icat etmiş de Ekrem İmamoğlu'yla burada arkadaşlar bir suç işlemiş Adem de bu işin faili olmuş. Öyle bir şey yok. O kadar, o kadar basit bir olay. Sorunuzun net cevabı budur.
Hakim: Yani yapılan işlemin hukuki gayri hukuki olduğu kısmı değil de uygulanan usul bu mu diyorsunuz zaten?
Ekrem İmamoğlu: Uygulanan usul bu Sayın Başkan. Çok net, Türkiye'nin gerçeği bu. Az önce size manşet gösterdim burada. Kimin manşeti? Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın manşeti. Daha kötüsünü yapmış. Ne diyor? Ruhsatsız ve kaçak binalardan bağış alıyoruz diye kendi demeci var. Ben kimsenin ruhsatsız inşaatından ya da temelsiz inşaatından bir bağış almadım. İnsanlarla, arkadaşlarımla konuştuğumu biliyorum. Kimseyle de birebir muhatap olmadım. Ama arkadaşlarımın kamu yararına, kamu faydasına konuştuğunu adım kadar iyi biliyorum çünkü bunların neredeyse tamamının açılışını yaptık. Yani bunun başka türlüsünü burada üretmeye çalışan insanların nasıl 2019 öncesi örnekler gittiğinde kovuşturmaya gerek yoktur ya da dosyaya almadıklarını da gördük. O bakımdan çok net. Adem'le olan ilişki çok net.
Burada yapılan iş 2 türlüdür. Evet resmi işleri de vardır, ihaleye girmiştir, almıştır, yapmıştır hem Beylikdüzü döneminde hem Büyükşehir Belediyesi döneminde. Yani şirazesi kaymışsa 8 tane 12 tane ifade vermişse o beni ilgilendirmez yani. O kendi bileceği iş. Ama evet resmi işler de yapmıştır. Kurumdaki insanların görüşmeleri esnasında bu pratikliği ve bu hızlı iş yapma karakteriyle, açıkçası daha Türkçesini söyleyeyim bazen gözü kara, yapmamı istiyorsunuz yapayım girer yapar. Sonradan bazı şeyleri de kendisine yine bu bağış yapan insanların buluşturulmasıyla ödenmiştir. Bunun adında ne irtikap vardır, ne rüşvet vardır. Bunu söyleyen, bunu yazan kesinlikle kasıtlı ve kesinlikle siyasi bir saikle bunu buraya yazmıştır. Burada gelen insanların bile önemli bir kısmı yaptık dedi, örnek verdi.
Savcı: Bu Cebeci maden sahası bölümünden başlayacağım. Sorulara geçmeden kısa bir girizgah yapacağım konuyla ilgili. 3213 sayılı Maden Kanunu yarınca atık rezerv barındıran maden sahalarına döküm yapılması kesinlikle yasak olmasına karşın bölgede bulunan 260 milyon tonluk agrega rezervi göz ardı edildi. Alanın resmi döküm sahası izni bulunmadı. İBB Çevre Koruma Daire Başkanlığı yazısı sabitken Mapeg’ten sınırlı güvenlik gerekçesiyle alınarak küçük çaplı döküm izni kötüye kullanıldığı. Sahaya inşaat ve yol söküm döküm kılıfıyla kaçak döküm yapıldığı, bu yolla sahaya 185 milyon tonu aşkın inşaat atığı beton ve dip çamuru dökülerek Alibeyköy su koruma havzası tahrip edildi. 80 milyar TL stratejik maden rezervi imha edilmiş olup 31 milyar TL yasal gelir elde etme iddiası var. Bu kapsamda sorularım olacak. Şimdi savunmanızda Murat Gülibrahimoğlu ile birkaç toplantıda denk geldiğinizi fakat kendisi kendinizle ilişkisiniz olmadığını beyan ettiniz. Fakat 2018-20 yılları arasında konkordato ilan eden bir iş adamı ve iddianame…
Ekrem İmamoğlu: Ne dediğinizi orayı anlayamadım sayın savcı.
Savcı: 2018'e 20 yılları arasında konkordato ilan eden bir iş adamı olarak iddianamede tanımlıyor Murat Bey. Ve yine aynı şekilde iddianamede örgüt yöneticisi olduğu iddia ediliyor. Sanık Gülibrahimoğlu ile telefonlarınız 2020-25 yılları arasında yüzlerce kez sıfır metre baz veya sıfır-elli metre arasında ortak baz vermesi konusunu nasıl açıklıyorsunuz? Yine aynı zamanda 2024 yılında Bodrum'da bir baz birliğiniz var. Bu konu hakkında bir diyeceğiniz var mı?
Ekrem İmamoğlu: Onu telekoma sorun ya da o işten sorumlu bakanlığa sorun. Ben o işten anlamam. Ben görüştüğüm hiç kimseyle olan görüşmemi gizleyecek kadar görünmeyen, bilinmeyen bir adam değilim. Boyum, posum yerinde.
Savcı: (Anlaşılmadı)
Ekrem İmamoğlu: Müsaade edin, sayın savcım, müsaade edin. Soru sordunuz bekleyin. Birincisi; ben hiç kimseyle gizlemem. Orada niye sıfır baz, niye bilmem ne? Onu gidin kurumlara sorun, benim işim değil. O konuda bir sürü teknik inceleme var, dosyada da var. Bunlara itibar edilmeyeceği de var. Artı, 2018-19-20 yıllarında konkordatosu varmış veya iflastaymış. Onu da gidin bir önceki dönem AK Parti İl Başkanına sorun, Osman Nuri Kabaktepe o dönemde ortağı olduğunu kendi de gazetelerde açıkladı. Ben ortaklığımı 2019 itibariyle ayrıldım diye kendi açıklaması var. Onu gidin ona sorun, bana sormayın. Ben gerçekten tanımıyorum. Yani gerçekten tanımıyorum. Tanıdığım şey, ilk tanıdığım toplantıyı hafızamı zorluyorum. Neydi hanımefendinin? Atiye Hanım, Atiye Hanım yani size bir sunum yapacaktı, yani görevlendirdikten sonra arkadaşlarımı buranın yürümesi için, kamu zararının giderilmesi için size bir sunum yapacak Atiye Hoca, bir de orada iş yapan bir iş adamı var, birlikte gelecekler diye gelip yanlış hatırlamıyorsam Saraçhane'de bana…
Savcı: Kaç yılıydı?
Ekrem İmamoğlu: Hatırlamıyorum. 2020 olabilir, 21 olabilir, yani tam hatırlamıyorum. 19 kesin değil de yani 20 ya da 21 olabilir. Bana burada, yani milyarlarca liralık, ki bana ilk toplantıda vali davet ettiğinde 2019'un sonunda burayı anlattığında ki bu nedir diye valiyi aradım. Toplantı yapacağız dedi Ali Yerlikaya. Beni davet etti, arkadaşlarımla gittim. Bana ilk söylendiğindeki buradaki kamulaştırma bedeli için o gün yine Atiye Hanım 12 milyar lira civarında bir kamulaştırmadan bahsetti. Ve bunu Büyükşehir Belediyesi'nin ödemesi gerektiğinden bahsetti. Yani böyle bir yük yüklenmiş İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne İSFALT’ın oradaki yapacağı o sütreyle ilgili. Ben de dedim ki ya ne diyorsunuz? Bu İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bütçesinin yarısı. Böyle bir kamulaştırma mümkün mü? Yani buraya da İSFALT’ın bir sözü var, aldığı ortaklığı karşılığı, o da ne? Sütre yapacak, yolları yapacak ve orayı ihya edecek. Konu bu kadar. Ama bunun karşılığında, ki daha önce 2018 yılında bunlarda ben o tarihlerini bilmiyorum bu arada. Yani burada yaptığım incelemelerle mecburen Cebeci uzmanı oldum yani. O zaman 750 milyon lira gibi bir kamulaştırmadan bahsediyor toplantıda Mevlüt Uysal. Halbuki 12 milyar. Dolayısıyla bunu nasıl bertaraf ederek, kamulaştırmadan kurtularak, binlerce ağaç kesilmesinden kurtularak, yeni bir proje ve projenin sonrasında hatta buranın böyle bir doğa müzesine dönüşmesi vesaire diye bana çok süslü bir proje anlattı
Savcı: Atiye’nin kendisi mi? Murat Gülibrahimoğlu mu anlattı?
Ekrem İmamoğlu: Atiye Hoca. Murat Gülibrahimoğlu orada, onu destekler bir şekilde biz bununla ilgili kamuyla yani Mapeg'le, Enerji Bakanlığı'yla, valilikle görüşmeler yaptıklarını, bunu hızla ilerleteceklerini ifade ettiler ve toplantıdaki kulağımdaki hafızamdaki kısmını anlattım.
Savcı: Toplantı Saraçhane’de mi oldu? Yoksa maden sahasında mı?
Ekrem İmamoğlu: Yok Saraçhane diye hatırlıyorum. Yani Saraçhane, maden sahasında değil. Saraçhane'de diye hatırlıyorum. Hafızam beni yanıltmıyorsa bu toplantıdan sonra ben de arkadaşlarıma dedim ki bir bakın bakalım yürüyün bakalım yani sonuçta ben neden kurtulmak istiyorum? O dönemin 230 milyon liralık İSFALT’ın teminat mektubunun yakılmamasında, orayı en ucuz şekilde mal etmeden yani İSFALT olarak bunu mal etmenin peşindeyim ve oranın ihya olmasının peşindeyim. Neden ihya olmasını istiyorum? Çünkü Cebeci'nin çevresindeki herkes oradan şikayetçi. Toz, toprak, pislik, ölenler, mafya, içindeki bir sürü işletmeler, gecekondular vesaire. İşin özeti budur. Tanışmamız budur. Bundan sonra da görüşmelerimi hatırlamıyorum tek tek ama tekrar söylüyorum bir iki tane daha sunum olabilir. Sahayı gezdim iki defa. O saha gezinde Murat Bey de oradaydı, o da kendisi ile ilgili konuları anlattığını hatırlıyorum. Yani ben oraya iki ayda bir giden Mapeg'in denetçisi değilim. Bir kere söylediniz iddianame ile ilgili girişte yazılan iddianamede yazılan tümüyle yanlış olduğunu söylüyorum. Tümüyle. Uydurmuşlar yani. Cebeci nedir bilmiyorlar. Yani Çevre Koruma Müdürlüğü'nün İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Çevre Koruma Daire Başkanlığı'nın orayla ilgili yetkisini de bilmiyorlar. Yani Sultangazi Belediyesi'nin yetkili olduğu alanları da bilmiyorlar. Tümüyle Ekrem İmamoğlu'na göre yazılmış bir iddianame bölümüdür. Tümüyle reddediyorum Sayın Savcı.
Savcı: Murat Bey'in bu toplantı haricinde kendisiyle bir sosyal ilişkiniz oldu mu? Ortak çevre veya görüş tarzı?
Ekrem İmamoğlu: Yok, benim hiçbir sosyal ilişkim olmadı.
Savcı: Yine bu savunmanızda Cebeci sahasının Enerji Bakanlığı ve Mapeg'in yetkisinde olduğunu, komisyon başkanının vali olduğunu, bu tablodaki İBB'nin yetkisi bulunmadığını beyan ettiniz. Doğru değil mi buraya kadar?
Ekrem İmamoğlu: Tabii ki.
Savcı: Fakat 5216 sayılı kanuna göre ise Harfiyat Toplama Yönetmeliği yasal içeriğine göre bu yerce İstanbul Sınırları İçerisinde Harfiyat döküm sahası belirleme, döküm izni verme, taşıma koruma düzenleme yetkisi İBB'ye aittir. Nitekim İBB meclis kararı olmaksızın yasal hafriyat sahası yapılamaz. Dosyaya giren çevre koruma daire başkanı…
Ekrem İmamoğlu: Çok özür dilerim Sayın Savcı. Şurada bir ara verseniz.
Savcı: Tabii ki.
Ekrem İmamoğlu: Buraya kadar bir cevap vereyim size. Bir. İstanbul ölçeğinde hafriyat döküm sahalarından sorumludurlar bakın. Burası kanunla kurulmuş bir maden sahası. Hafriyat döküm sahası değil. Bakın kanunla kurulmuş Türkiye'de sadece Cebeci. Bakın başka yer yok biliyor musunuz? Sadece Cebeci 2018'de. Ve de İstanbul'daki herhangi bir hafriyat sahası ile ilgisi yok. Bahsettiğiniz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisinden geçirilen hafriyat döküm sahaları ya size ait olabilir, ya bana ait olabilir şahsen. Ya da Orman Bakanlığı'ndan veya muhtelif bakanlıklardan hafriyat dökmek için İBB tarafından kiralanır. Bunlar gerekli izinler bakanlıklardan aldıktan sonra meclisten geçirilerek izin verilir. Ve ne acıdır ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 2019-24 arası AK Parti'nin çoğunluk olduğu dönemde bize mesela bu tür tekliflerin hiçbirine meclisten izin büyük oranda şimdi yanlış söylemeyeyim, %90 oranında onay çıkmamıştır mesela. Ama burası meclis iznine tabi değildir. Son somut şeyi söyleyeyim sonra devam edin metninize, bu bölüme kadar. Bu bölüme kadar, bakın 2019 özür dilerim. 2025 19 Mart'tan bu yana ne meclis kararı var Sayın Savcı, ne de Büyükşehir Belediyesi'nin orada bir kontrolü var. Ama İstanbul Valiliği Başkanlığında TMSF'nin yönetimindeki Murat Gülibrahimoğlu'na ait şirket, gürül gürül döküme devam ediyor.
Savcı: Şimdi dosyaya giren veriler de bu Çevre Koruma Daire Başkanlığı resmi yazısında izin vermedi. Yine saptamış olduğunuz döküm sahasından sorumlu İSTAÇ genel müdürünün, İstanbul'daki tüm hafriyat kabul izinleri güzergah belgeleri ve kaçak dökümle mücadele yetkisinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Dairesi'nin olduğunu ifade etmiş. Ve günde binlerce kamyonun döktüğü bu alanda Çevre Koruma'nın haberinin olmasının mümkün olmadığını belirtmiş İSTAÇ Genel Müdürünüz. Buna rağmen fiyilatte yüz milyonlarca tonluk atık belgesinin İBB tarafından basılması bu yolla milyarlarca tonluk atığın dökülmesini nasıl açıklıyorsunuz?
Ekrem İmamoğlu: Az önce açıkladım ama tekrar ilave yapayım ve üstünü cilalayayım ben de.
Savcı: Atık belgesi de olsa...
Ekrem İmamoğlu: Tamam söyleyeceğim. O söylediğiniz şey yol döküm belgesi. Yol belgesini verir İBB. Yol belgesi dediğimiz şey de o kamyonların yolda gezmesiyle ilgili bir belgedir. Nereye döktüğüyle ilgili bir belge değildir. Bunu da müteahhit satın alır.
Savcı: Hatta şöyle, ek anlamında söylüyorum size, destekleyici bir antitez olarak. Bunu benim bildiğim Büyükşehir Belediyesi'nden.
Ekrem İmamoğlu: Tabii tabii, şöyle...
Savcı: Büyükşehir Belediyesi'nden de bu yazılar en son Çevre Koruma'ya kadar gider.
Ekrem İmamoğlu: Yol belgesine...
Savcı: Atık belgesinden bahsediyorum, döküm izni var ya.
Ekrem İmamoğlu: Tamam.
Savcı: İlçe belediyesine yapılsa dahi Çevre Koruma'ya bu yazılar gider, hani toplanıp döküleceği için. Oradan yine bir daha onay gelir. Onayı verdikten sonra bu sistemin isminde...
Ekrem İmamoğlu: Sayın Savcı, ne siz bu işin uzmanısınız ne ben uzmanıyım. Bakın.
Savcı: Uzmanı olduk bu dosyada.
Ekrem İmamoğlu: Yok yok, olamadınız ben de olamam. Yani hiç de uğraşmayın olmaya. Sizin de işiniz başka benim de işim başka. Bakın tekrar ediyorum. Böyle bir yerin iznini İBB veriyorsa niçin MAPEG burayı her ay denetliyor ya da İBB denetlemiyor?
Savcı: Hatta bu döküm izni aslında baktığınızda bu atık belgesi...
Ekrem İmamoğlu: Hayır. Atık yeri değil orası.
Savcı: Döküm sahası...
Ekrem İmamoğlu: Hani atık yeri değil orası Sayın Savcı.
Savcı: Orası maden sahası. Bakın dolguyla, hafriyatla veya...
Ekrem İmamoğlu: Aynen öyle. Bakın aynen öyle. Dolayısıyla dolayısıyla oraya atık mı atılıyor? Döküm mü yapılıyor? Dolgu mu yapılıyor? Bunu denetleyen niye MAPEG? Bakın İBB yok. Ziya Gökmen tamamen konu cahili. Üzülerek söylüyorum ama konun cahiliymiş meğer İSTAÇ Genel Müdürü.
Savcı: İSTAÇ Genel Müdürü bu alan döküm sahasından sorumlu değil mi?
Ekrem İmamoğlu: Yok değil.
Savcı: Hatta sizin..... İSTAÇ Genel Müdürü.
Ekrem İmamoğlu: Yok değil. Değil. Hayır hayır, İSTAÇ kendi ait.
Savcı: Döküm sahasına... Onlara ilişkin...
Ekrem İmamoğlu: Ama değil değil değil değil değil.
Savcı: En azından döküm konusuna baktık.
Ekrem İmamoğlu: Şöyle, şöyle Sayın Savcı. Kendine ait döküm yeri varsa oradan sorumlu.
Savcı: Eyvallah, o konuda hemfikiriz. Benim demek istediğim şu. Ama sonuçta Ziya Gökmen döküm işinin ne olduğunu, izinlerin ne olduğunu, kaç tonluk olduğunu...
Ekrem İmamoğlu: Bu işi çok bilmiyormuş yani. Benim anladığım o günkü ifadesinde bu işi bilmiyormuş ya da unutmuş ya da hafızası kaymış yani.
Savcı: İkisini beraber gördüm kendisini....
Ekrem İmamoğlu: Ama dediğim gibi hani şöyle söyleyeyim. Benim nazarımdaki kısmı bunlar tabii ki benimle ilgili değil. Cebeci, tümüyle şu anda bakın buna dikkat edin. Tekrar söylüyorum Sayın Savcı. Çok önemli. Adaletin tecellisi için çok önemli. 19 Mart'tan bugüne 19 ay geçmiş, İBB hiçbir yerinde yok. Sadece Valiliğin davet ettiği toplantılara gidiyor. Bakın sadece Valiliğin ama Valinin ama Vali Yardımcısının başkanlığındaki toplantılara gidiyor İBB. Ve buradayım hapisteyim soruyorum. Onun dışında hiç yok. Ama aralıksız, nefes nefese yüz binlerce kamyon 19 aydır orada döküm yapıyor. Yine kontrolü MAPEG yapıyor. Yine 2 ayda bir kontrolleri Orman Bakanlığı yapıyor vesaire vesaire. Bakın İBB yok hiçbir yerinde. Anlattım burada dün. Sadece İBB'ye bir ihbar geliyor kaçak döküm ihbarı. O konuda zabıta bir tutanak tutuyor, yolluyor ihbara karşılık ki Sultangazi Belediyesi esasen orada o görevi yapmalı. Onunla ilgili işlem yapmış bir kere. Ve Ceza yazılmış. Yine de valilik işlemi yapmamış.
Tekrar edeyim, pardon devam edeyim. Yine burada, yine burada daha önce yine CİMER'den gelen bir şikayet üzerine ben soruşturma, pardon, teftiş şeyi veriyorum, izni veriyorum. O dönemde sorumlu olan Sultangazi Belediyesine yazı yazıyor Büyükşehir Belediyesi, oradan sorumlu o çünkü. Ve Sultangazi Belediyesinin verdiği cevap da dosyanızda var. Diyor ki: Biz hiç merak etmeyin Cebeci'yi 7/24 kontrol ediyoruz. Bak ediyoruz diyor. Demiyor ki İBB sen sorumlusun. Her gün yani Sultangazi Belediyesi kaçar mı böyle bir şeyden? Ya da öyle ağır bir sorumluluğa dalar mı? Bakın cevap veriyor Sultangazi Belediyesi. Diyor ki: Ey İBB, ben 7/24 burayı kontrol ediyorum, denetliyorum. Hatta polisle birlikte denetliyorum. Polis de bana yardımcı oluyor. Şu kadar araç görevli, şu kadar ekip görevli diye cevap yazıyor.
Dolayısıyla Sayın Savcı, kıymetli Başkanım, değerli heyet, Cebeci konusundaki bizim hedefimize biz ulaştık. Nedir biliyor musunuz? Sutre yapıldı. Hem de tahminimiz bu, belki de 10'da 1'ine yaptık. Yani 7'de 8'de 1'ine yaptık. O 12 milyar dedikleri kamulaştırma bedelini ödemedik. Ağaçlar kesilecek denen yerde ağaçlar kesilmedi. Ve çevre yolları düzenlendi. Sutre bitirildi. Çevreyi tozdan, topraktan kurtardık. Yetinmedim, ben dedim ki: Şimdi buradaki geçmişte köylerin görmüş olduğu zararı da giderelim. Köyleri tertemiz yaptık. Yollarını asfaltladık yaptık. Ben de gittim Cebeci köyüne hayırlı olsun ziyareti yaptım, bir açılış gibi. Tören bile yaptım orada. Hatta bana ne dediler biliyor musunuz orada? "Şu okulu da sayın işte Murat Gülibrahimoğlu şey Sultangazi Belediyesiyle anlaştı, bağış olarak yaptı" diye orada bir de okul bile gösterdiler bana köyün içinde.
Yani daha ötesini söyleyeyim Sayın Başkan, bunu hatırlatayım yani. Bak Cebeci konusu öyle mi? 110 milyar, yani 160 milyar o dosyanın 110 milyarı burada. Hatırlatayım. 25 milyon dolar... 25 milyon dolar Sayın Başkan. Gayriresmi. Gülibrahimoğlu şirketinin buradaki muhasebecisi de söyledi: "Gayriresmi çekiliyor, Sultangazi'den bir Belediye Başkan Yardımcısı görevlendiriliyor -ismi dosyada var-, o kişiyle beraber 100 ya da 100'ün üzerindeki gecekondular - diyorsunuz ya, ya niye müteahhit oldunuz da kreş yaptırdınız, cami yaptırdınız- bakın bu daha vahim. Elden müteahhit para veriyor, Belediye Başkan Yardımcısı masada, hatta bunlar orada tutanağa geçiriliyor. Hani duruşmada, hani ortada Sultangazi Belediyesi var. Bırakın 25 milyon doları ya 250 bin dolar geçseydi İBB'de o birimde kim varsa benimle beraber yine örgüt üyesi olarak buraya dizilirdi. 25 milyon dolar! Evet, orası gecekondulardan temizlendi, ben de biliyorum. Nasıl temizlendi onu bilmiyorum mesela. Ama temizlendi. Hatta sadece evlerden de temizlenmedi Sayın Başkan. Hurdacılar vardı temizlendi, esrarcılar vardı temizlendi, eroinciler vardı temizlendi. Kimdi iş birliği yaptıkları biliyor musunuz? Sultangazi Belediyesi, Sultangazi Kaymakamlığı, Emniyet, Emniyet İl Müdürlüğü... Yani buradan suç mu çıkacak? Onu da ilave etmiş olayım Sayın Savcı.
Savcı: Yine aslında aynı yere geleceğiz de, çünkü şu an uzadı biraz..
Ekrem İmamoğlu: Benim işime gelir oradan çıkmamanız.
Savcı: Yok sıkıntı yok. Soru cevap devam edelim. Şimdi bu verilen var dosyada, buraya dökülen hani kaçak döküm iddiasına ilişkin. Bu harita ve parometrik ölçüme göre 131 milyon ton karşılığı bir döküm söz konusu. Yine İBB'nin atık taşıma ve kabul belgesine göre 185 milyon ton, Güney Cebeci döküm sahası kayıtlarına göre 120 milyon ton gibi rakamlar var. Şimdi burada çok ciddi bir döküm yapıldığı hani... Hadi İBB'nin belgelerini baz almasak bile harita ölçümleri ortada veya bu Cebeci ofisinin kayıtları var. Şimdi buna ilişkin bu İSTAÇ ve İSFALT Genel Müdürünün birtakım beyanları var. Onları okuyacağım yani onun üzerine soru soracağım. İBB'nin resmi iştiraki İSTAÇ'ın 2015-2025 yılları arasında bütün İstanbul genelinde elde ettiği yasal hafriyat geliri 3.7 milyar TL iken -ki bu İSTAÇ Genel Müdürünün beyanıyla yola çıkarak, ortaya çıkan bir rakam-, Cebeci sahasında Gülibrahimoğlu'nun kontrolünde kaçak anlamda yapılan toplam ciro ise 31 milyar TL olduğu iddia ediliyor. Kendi atadığınız İSTAÇ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay ile İSFALT Genel Müdürü Burak Koray, Fatih Keleş ve İbrahim Bülbüllü'nün müdahaleleriyle İSTAÇ'ın bilinçli olarak bu sahadan uzak tutulduğunu ifade etmiştir. Belediye iştirakine gitmesi gereken gelirin özel şirketin hesaplarına aktarıldığını iddia etmişlerdir. Yine atamış olduğunuz döküm sahasından sorumlu olan İSTAÇ Genel Müdürü ve bu kaçak döküm alanındaki usulsüzlükleri perdelemek amacıyla kullanıldığı iddia edilen İSFALT'ın Genel Müdürü bu tarz beyanlarda niye bulunmuş olabilir? Bir de bu bahsettiğim verileri nasıl açıklıyorsunuz yani bu kabul belgesindeki 185 milyon ton, harita ölçümünde 130 milyon TL...
Ekrem İmamoğlu: Sayın Savcı, tek cevap. 19 aydır madem hukuksuz döküm yapılmış, ondan önceki 19 ayda ya da 20 ayda. 19 aydır Vali niye dönüp de buraya "Ya gel İSTAÇ burası seninmiş meğerse, biz buraya yanlışlıkla döküm yapmış bu adamlar?
Savcı: İSTAÇ'ın diye bir iddiamız yok.
Ekrem İmamoğlu: Bakın, benim de İSTAÇ'ın diye bir iddiasm yok. İSTAÇ'ın buradaki yetkisi de yok. Sizin iddianız olmadığı gibi İSTAÇ'ın burada bir yetkisi yok. 1: Buraya döküm yapan kişinin yazıları orada, MAPEG Genel Müdürlüğünden izin almış, "Ben izin aldım buraya döküm yapacağım." 2: MAPEG'in dışında buradaki diğer ortaklardan muvafakat almış. Bakın diğer ortaklardan muvafakat almış. Yani adam orada döküm izni almış. Döküm izninin ya da dolgu izninin İstanbul Büyükşehir Belediyesi meclisi ile ilgisi yok, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilişkisi yok, İSTAÇ'la ilgisi yok.
Savcı:....
Ekrem İmamoğlu: Efendim
Savcı: Buna bir itirazımız yok MAPEG'in dolgu konusunda...
Ekrem İmamoğlu: Buna bir itirazınız yoksa gerisini konuşmaya gerek yok.
Savcı: Ama devam edelim bir o anlamda. Şimdi MAPEG'in verdiği izin alanı belli bir yerde. Hatta bu TEİAŞ meselesi var, trampa kaydı için verilen bir kısıtlı izin var. Hatta iddianamedeki iddialar somut verilere, bahsettiğim bu harita ölçümleri veya İBB'nin verdiği kabul belgesi veya Cebeci ofisindeki saha kayıtlarına göre... MAPEG'in ve diğer ufak tefek izinlerin hani hakkından fazla kullanılarak çok döküm yapıldığı iddia ediliyor zaten. Bu iddiaya ilişkin de yapılan dökümde Fatih Keleş ve İbrahim Bülbüllü'nün bu sistem içerisinde bulunduğu döküm meselesi iddiadan bahsediyorum kabul... Bu şekilde Büyükşehir bunu göz yumduğu, göz yumduğu gibi de kabul belgesi düzenleyerek esasında buna bir resmiyet kazandırdığı gibi iddia var. Benim sorum bu. Mesela İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanısınız, döküm sahası meselesi ile ilgili tabii çok detay bilgi verebilirsiniz...
Ekrem İmamoğlu: Ama estağfurullah, bilmem. Diyorum ki ben size uzmanı değilim ama diyorum ki size bilmem de mümkün değil. Ama... Tekrar oraya kaçıyorsunuz? İBB’nin yetkisi olmayan bir yerde diyorsunuz ki buraya niye bunun dökülmesine izin verdiniz? İBB’nin yetkisi yok.
Savcı: Döküm izni değil, kabul belgesi.
Ekrem İmamoğlu: Kabul belgesini verir, verir kime veriyor?
Savcı: Yol güzergahı değil bakın 185 milyon tondan bahsediyoruz, tonaj bazlı bir izin aslında yoldan ziyade, atık taşıma ve kabul belgesinin. Ben kabul belgesinin ne olduğunu araştırdım biraz o süreçte. İlçe belediyesine başvuruluyor buradan Büyükşehir belediyesinin de onayından geçen bir belge. Şimdi hem burada…
Ekrem İmamoğlu: Araya girmeyelim. Bunu teknik olarak sorar, cevap alır.
Savcı: Teknik, eee, kişi...
Ekrem İmamoğlu: Benim baktığım mesele şu sayın savcı. Benim baktığım mesele bu. İstaç, İstaç burayla niye ilgilen... benim bana bir tane dosya getirmediler. Yani biz burada döküm yapabiliyoruz veya bilmem ne, bana bir tane dosya getirmediler. Veya burada bizim yetkimiz var. Biz buraya döküm yapabiliyoruz. Ya da MAPEG'e gittik, bize izin verdiler. Ya da MAPEG'e gittik, bize izin vermediler. Bakın, verdiler ya da vermediler. Ben böyle bir çaba dinlemedim.
Savcı: Zaten o konuda genel müdürün şunu ifadesi yer alıyor. Hani bu konuyla ilgili yani Fatih Keleş tarafından engellendiğini ifade ediyor.
Ekrem İmamoğlu: Valla bunun duyumlarla konuşursak sabaha kadar gider savcı.
Savcı: Yok bunlar hani genel müdür....
Ekrem İmamoğlu: Genel müdür olsun hocam, genel müdür olsun. Yani diğeri de meclis üyesi. Benim için daha muteber olan Fatih Bey'in sözü. Sizin için Ziya Bey olabilir. Çok özür dilerim Savcı Bey, mesele Sayın Başkan, bu kadar konu içindeyken. Bizim teklifimizi niye ciddiye veya dikkate almadınız? Ben üzülüyorum yani. Niye MAPEG genel müdürü burada değil? Niye Vali Bey burada değil? 19 aydır döküm yapıyor. Oraları gitmiş, denetlemiş, görüntüleri ortada. Niye Vali Bey gelip anlatmıyor Vali yardımcısıyla beraber bana, "Ya çok iyi bir iş adamı, acayip güzel bir süreç yönetti, bizi oradan gece konut." Ben dinledim AFAD'da, odayı da söylüyorum. AFAD'da Vali Bey'in odasında. Vali Bey orada, " ben açmadım, adam böyledir demedim, adamı tanıtmadım." Davut Bey orada, Vali yardımcısı ismini hatırlamıyorum, ben dinledim diyorum size. Bunları niye de çağrıyla davet etmiyorsunuz yani? Ben MAPEG adına bile ben konuşuyorum burada. Lütfen ciddiye alın, lütfen bu talebimizi önemseyin. 110 milyar lira hani, şu uydurma da hani dolgu yapılmış da altındaki maden ilk şey olmuş, heba olmuş. O uydurma, o işin ayrı bir boyutu. Gerisi ticaret. O zaman niye şu anda sermaye artırımı yapıyor, , TMSSF, hatta, öyle sermaye artırımı yapıyor ki, İSFALT'ın hisselerini düşürmeye çalışıyorlar yani. Şu anda mesela, ha Gülibrahimoğlu ha TMSF ortada bir şirket var tüzel kişilik var. İnanın iddia makamı, kendinizi boşa yoruyorsunuz yani. İnanın yani. Ben fikrimi söylüyorum yani. Ben fikrimi söylüyorum.
Savcı: Şimdi dün ve evvelsi gün savunmanızda İBB'nin düzenlemiş olduğu atık taşıma ve kabul belgesi için kayıtlı olan şey kaçak olur mu, kaçakçı, defteri şey resmi defteri yazılır mı şeklinde bir beyanda bulundunuz bu belgeyle ilgili. Şimdi bu belgenin resmi sistemde üretilmiş olması dökülen anın kanuna aykırılığını ortadan kaldırmaz yani baktığımız zaman ki elbet siz de bu anlamda buraya bir dökümü sahası olarak değerlendirmiyorsunuz. İBB sisteminde de bir döküm sahası olmayan bir alana hani, veya İstaç'ın kontrolü olmayan bir yere bu tarz bir, kabul belgesinin verilmesinde sorumlu kimdir o zaman?
Ekrem İmamoğlu: Hemen size tavsiyede bulunuyorum, Sultangazi Belediyesi hakkında yazılar üzerinden suç duyurusunda bulunun.
Savcı: Ama benim size sorduğum konu büyükşehir anlamında şu an bu konuda kimin yetkisi var?
Ekrem İmamoğlu: E ben de söylüyorum işte, hemen suç duyurusu adresi veriyorum size sorumlu olarak.
Savcı: Peki büyükşehir noktasında?
Ekrem İmamoğlu: Bakın gerek gün sonun hakkında da zaten suç duyurunda bulunuyorsunuz bak biz buradayız. Sultangazi Belediyesi'nin verdiği cevabı delil yapın, kendi diyor ki ben sorumluyum, dökümde hiçbir sorun yok, hemen suç duyurusunda bulunun diyoruz size.
Savcı: Tamam ben büyükşehirdeki yetkiliyi soruyorum, onunla ilgili durumu değerlendirdim.
Ekrem İmamoğlu: Yahu kim varsa getirdiniz buraya daha neyini söyleyeyim ben? Şimdi Ali Veli Ayşe Fatma hafızamda da değil benim yani.
Savcı: Yetki... hangi daire...
Ekrem İmamoğlu: 95.000 kişi çalışıyor Büyükşehir Belediyesi'nde, yaklaşık üst düzey yöneticisi 2.000 kişi Savcı Bey?
Savcı: Eee, yine Gülibrahimoğlu’ndan bahsederken…
Ekrem İmamoğlu: Çok özür dilerim de siz niye mesela Sultangazi Belediyesi'ni mesela bu anlamda dikkate almıyorsunuz?
Savcı: Bahsettiğiniz evrakları da gördüm.
Ekrem İmamoğlu: Evet, kabul ediyor, diyor ki burayı denetleyen benim diyor, hiçbir şey yok diyor, yazı yazmış. Niye ciddiye almıyorsunuz bu evrakı? Yani niye suç duyurusunda bulunmuyorsunuz?
Savcı: İlçe Belediyesi'nin bunu düzenlendiğini, büyükşehire geldiğini
Ekrem İmamoğlu: Hayır, gelmedi demiyorum. Bakın, büyükşehrin oraya sormasına verilen cevap diyorum sayın savcım. Bakın büyükşehir belediyesinin oraya sorumlu soruya kendi iradesiyle diyor ki ben buranın sorumlusuyum, denetliyorum, hiçbir sorun yok, hatta 7/24 emniyetle denetliyorum merak etmeyin diyor. Dökümde hiçbir sorun yoktur, usulsüz döküm yoktur diyor.
Savcı: Tamam bunu değerlendiririz mutlaka
Ekrem İmamoğlu: Ya, bir senedir, iki senedir değerlendirmediniz. Umarım değerlendirirsiniz.
Savcı: Devam ediyorum. Gülibrahimoğlu'ndan bahsederken rakibimizin kampanyasına para aktardığını ve iktidar yanlısı olduğunu söyleyerek aranızdaki bağı reddettiniz.
Ekrem İmamoğlu: Maddi ilişkiyi reddettim.
Savcı: Maddi ilişkinin kapsamı nedir?
Ekrem İmamoğlu: Daha önceki iddia ettiğiniz işte, hani anlattınız ya ben onu ihya etmişim, batıyordu konkordato ilan ediyordu vesaire, iddia okudunuz ya...
Savcı: Öyle bir iddia okumadım. Kendisinin o süreçte olduğunu sizin bir şey yaptığınızdan bahsetmedi.
Ekrem İmamoğlu: Hayır iddianamede var. Niye beni örgüt yöneticisi...
Savcı: Benim sorumda yok ama.
Savcı: Kasanız olduğu iddia edilen ve ben size yakın olduğunu beyan ettiğiniz Fatih Keleş'in muvazalı olarak Gülibrahimoğlu ve yaptığı işlemlerle elde ettiği 125 milyon TL ile yine Murat Gülibrahimoğlu... yine milyarlık şirketlerin yüzdeli ortalama şansına ve yine kendi atadığınız iştiraklerden sorumluluktan tam tersine... Sizin yüzdeli ortak olduğu iddiasına bu konuda ne diyorsunuz? Buraya ortaklığınız var mı? Fatih Keleş bu işlemlerinden bilginiz var mı?
Ekrem İmamoğlu: Yalan. Diğer konu ilişkisi iki insan arasındaki ticaret ilişkisi. Ama diğer iddialar yalan. Ertan'la ilgili başka ortaklık iddiaları var, onunla ilgili de suç duyurusunda bulunmasını talep ediyorum.
Savcı: Tamam.
Ekrem İmamoğlu: Mehmet Türk ile kardeşiyle ilgili. Sayın Bakan da iyi tanır.
Savcı: Evet, bu süreçlere ilişkin mesela bu iştirak genel müdürlerinin beyanları var ya Fatih Keleş'le ilgili yani madem bahsettiniz, Fatih Keleş'in 125 milyon TL ortak olma girişimi vesaire, bu konularla ilgili Fatih Keleş...
Ekrem İmamoğlu: İddia makamının Fatih Keleş aşkından dolayı aşırı şekilde yönlendirmesiyle doğan ifadeler olduğunu düşünüyorum.
Savcı: Yani Fatih Keleş bu aşamada sizin adınıza, sizden habersiz...
Ekrem İmamoğlu: Yapmaz.
Savcı: ...ilerleme şansı var mı?
Ekrem İmamoğlu: Yapmaz. Böyle bir şeye girmez, tenezzül dahi etmez. Fatih Keleş, 2024 Mart itibarıyla siyaset yapmayacağını, ticaretle uğraşacağını ifade etti. 31 Mart'tan sonra ben de kendisine kulübü bırakmamasını, kulübe devam etmesini istedim. Spor kulübüyle ve sporla ilgili faaliyetlerle ilgilendi. Onun dışında Fatih Keleş ticaret yapmıştır. Ticaretiyle ilgili de hiçbir bilgim yoktur.
Savcı: Tamam. Yine bu savunmanızda Cebeci sahasındaki izinsiz dolguya karşı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi çevre denetim ekiplerinin sahaya giderek tutanak tuttuğu ve 1.8 milyon TL gibi idari para cezası kestiğinden bahsettiniz. Ancak bahsettiğiniz tutanak ve ceza tarihi 5.06.2025 tarihlidir. Yani şahsınızın ve ekibinizin tutuklanmasından aylar sonra kesilmiştir. Göreve geldiğiniz 2019 yılından tutuklandığınız tarihe kadar geçen süre boyunca İBB'nin bu cezaları kesmemesi veya 4 yıl boyunca İstanbul'un göbeğinde günlük binlerce ton kamyonun döküldüğü, ancak cezaevine girdikten sonra ve şirket TMSF kayyum geçtikten sonra acelece ceza yazılması bir denetim refleksi midir yoksa eskiye dönük sorumluluktan kurtulmak için yapılan bir hamle midir?
Ekrem İmamoğlu: Şimdi Sayın Savcı, bu soruyu belli ki siz yazdınız veya hazırlandı, soruyorsunuz. Kasıtlı bir soru olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu kasıtlı sorunun içerisinde bahsedilen cezayla ilgili şikâyet üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin zabıtasının harekete geçtiğini söyledim; şikâyet üzerine. Dolayısıyla "Böyle bir sorumluluğu vardı da önceden ihmal etti, sonradan harekete geçti" demedim. Yine şikâyet üzerine daha önce de harekete geçip Sultangazi Belediyesi'ne sormuştu. Bu sefer direkt burayla ilgili şikâyet geldiği için oraya zabıta yollamayı uygun görmüş. Ama ne rutin bir kontrolü var, ne de rutin bir orada bir sorumluluğu var. Görevini yerine getirmiş ama yine valilik işi görmezden gelmiş. Olayın özeti budur. Onun için daha önceden ihmal yoktur, şikâyet üzerine görevini yerine getirmiştir.
Savcı: Peki 4 yıl boyunca buraya herhangi bir şikâyet geldi mi? Oraya...
Ekrem İmamoğlu: Geldi işte, diyorum. Ondan önce ondan önce geldiğinde de... Tabii geldi diyorum zaten. Yine geldi. O zaman da Sultangazi Belediyesi ile ilgili bizzat ben teftiş başlattım. Sultangazi ile ilgili yazışmaları az önce bilginize sundum.
Savcı: Yani tek bir şikâyet mi geldi o sene? O kadar...
Ekrem İmamoğlu: O dönem o bölgede o dönemde geldiğini bana ilettiler, "Ne yapalım?" dediler. Ben dedim: "Hemen teftiş başlatın." Teftiş başlatıldı ve Sultangazi Belediyesi ile ilgili süreç işletildi.
Savcı: Yani şöyle: Bildiğiniz kadarıyla bu 4 yıllık süreçte bir kere şikâyet geldi bildiğiniz kadarıyla. Sultangazi'ye...
Ekrem İmamoğlu: Tabii ki, bildiğim kadarıyla.
Savcı: Daha sonraki süreçte yine bir şikâyet üzerine bir teftiş sonucu ceza kesildi.
Ekrem İmamoğlu: Zaten zaten resmi bir şikâyet olmuşsa İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bizzat, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin harekete geçmemesi mümkün değil. Öyle bir kurum değildir İstanbul Büyükşehir. Çatır çatır hesabını sorar yani. Sormayanlardan da ben sorarım, hiç merak etmeyin.
Savcı: Tamam. Yine atamış olduğunuz iştirak genel müdürü Burak Korzay ile ilgili, ilgili saha için hani bu İsfalt sürecinden bahsederek döküm yapılıyor ya buraya, ilgili saha için denetim yapması Fatih Keleş marifetiyle engellenirken, tutuklanmanızın hemen ardından belediye ekiplerinin sahaya denetim yapıp ceza kesmesi, Fatih Keleş'in iddia edildiği gibi kurduğu koruma kalkanının kalkmasından ötürü müdür? İddianamedeki iddiada Fatih Keleş burada bir koruyucu kalkan şeklinde Büyükşehir adına... Çok süreci engelledi...
Ekrem İmamoğlu: Yalan, yalan konuşuyor. Beceriksizliğin üstünü örtüyor.
Savcı: Burak Korzay mı?
Ekrem İmamoğlu: Evet, evet.
Savcı: Tamam. Fatih, 1 numaralı slaytı açsana, görsel 10. Yine Ekrem Bey, savunmanızda bu haktan nezaretten çok ti’ye alınan konudan biriyle söylediniz bu Orman Kanunu'na muhalefet meselesi. Hatta bunu bir siyasi amaç olduğunu da iddia ettiniz savunmanızda. Ancak Orman Tarım Bakanlığı'nın, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü'nün dosyasında dosyada bulunan 17.02.1848 sayılı resmi yazısında 2020 yılından itibaren Cebeci bölgesinde orman sınırları içerisine hafriyat ve dolgu yapılmasına dair tek bir izin verilmediğini açıkça belirtmiş. İzin verilen sahanın dışına çıkılarak Orman Kanunu sınırlarına milyonlarca ton hafriyat döküldüğü uydu ve drone görüntüsüyle kanıtlanmışken bu hakta ne diyorsunuz?
Ekrem İmamoğlu: Bu konu hakkında da gayet güzel bir soru soruyorum size. Hemen bunu görür görmez size tavsiye, Orman Bölge Müdürlüğü'ne suç duyurusunda bulunun. Yaptıkları denetimle verdikleri denetimdeki... Çünkü buranın denetleme hakkı onlarda. Hangi belgeler tutulmuş, neler yazmışlar, muhatabı kimmiş belgeleri isteyin. Benimle hiç ilgisi yok bu görüntünün.
Savcı: Bu Orman Kanunu ile ilgili merak etmiştiniz ya sonra buradaki eylemden sorumlu oradaki... Bilginiz var mı yani?
Ekrem İmamoğlu: Merak ettiğim değil. "Ormandan bir dal kesenin..." Ormandan bir dal kesenin başını keserim diyen Fatih Sultan Mehmet'in evlatlarıyız biz. Ben de diyorum ki size, Orman Bölge Müdürlüğü'ne... Ben anlamam. Uyduda yeşil görünen yer orman mıdır, değil midir onu bile bilmem. Buradan kestirmem mümkün değil, siz de kestiremezsiniz. Orman bile olmayabilir, o yeşillik çimen de olabilir. Ama tekrar söylüyorum size; bu aldatıcı fotoğrafı kabul etmiyorum ama aldanmamanız için size tavsiyede bulunuyorum: Orman Bölge Müdürlüğü'ne yazı yazın. Deyin ki “görevimiz olan denetlemenizde bu yıllar döneminde hangi denetlemeleri yaptınız? Bu denetlemelerde tuttuğunuz rapor nedir?” Çünkü buradaki yanlış hatırlamıyorsam kantar görevlisi dedi ki: "Bize" dedi, "MAPEG'ten görevli gelirdi, ormandan görevli gelirdi denetlemek için." Bir kurum daha dedi, unuttum şimdi. Belediyeden, Sultangazi Belediyesi'nden denetlemeye görevli gelirdi dedi. Bakın; MAPEG, orman, Sultangazi Belediyesi. Hemen ormana yazı yazınız. Deyiniz ki: "5 yıl boyunca hangi denetlemeleri yaptınız? Hangi tutanakları tuttunuz? Bu rezilliğin şeyi nedir? Derhâl bize cevap verin" deyin. Alın cevabınızı, ona göre yapın soruşturmanızı Sayın Savcı.
Savcı: Tamam.
(Avukat araya giriyor)
Ekrem İmamoğlu: Hayır maden sahası olup olmaması önemli değil Sayın Avukat. Yani buranın neresi olduğunun önemi yok. Yani benim buna cevap vermeme, muhatap olmama gerek yok, onu söyledim yani.
Hâkim: Cevap vermek istemezseniz...
Ekrem İmamoğlu: Yok cevap verdim Sayın Başkan, geri durmadım yani. Tam aksine öneride de bulundum.
Savcı: Tamam, finansman bölümüne ilişkin Ekrem Bey sorularım olacak. Fatih, görsel 11'i açsana bir ya.
(Yine avukat araya giriyor)
Ekrem İmamoğlu: Bak oraya girersek çıkamayız oradan. İstanbul'da ormanlar talan edildi, oraya girersek çıkamayız.
Hâkim: Biraz hızlanalım Savcı Bey, başka soru...
Ekrem İmamoğlu: Evet, buyrun.
Savcı: Ekrem Bey, finansman meselesiyle ilgili savunma yaptınız zaten. İddianamedeki verilere göre işte burada ekrana yansıttık hani gelen finansmanların nereye kullanıldığına ilişkin. Ben onunla ilişkili birkaç sorularım olacak size. Kamu finansmanı ve borç yönetimi kanunu ve uluslararası diğer şirket ihale süreçlerinde... Hazine onayı ile gerçekleşen dış finansman tahsis amacı dışında belediyenin cari harcamalarında veya iştirakler üzerinden üçüncü şahıslara ödeme açıkça yasaklanmıştır. Milyarlarca lira kamu bütçesindeki bu stop borcu, bütçe mevzuatını tamamen baypas ederek bir ekonomi mantığıyla yönetilebilir mi?
Ekrem İmamoğlu: Savcı Bey, şu soruyu kim yazdıysa, bu tabloyu da buraya koyup sizin önünüze kim delil koyduysa sizi rezil etmek için yapmış. Bakın, bu kadar net söylüyorum, üzülerek söylüyorum.
Savcı: Rezil derken neyi kastettiniz? İddianamede var...
Ekrem İmamoğlu: Niye biliyor musunuz? Ne yazdığınızın bu konuyla ilgisi var, ne şu konunun yurt dışı finansmanın akışıyla ilgisi var. Çok yazık.
Savcı: İddianamedeki veriler Ekrem Bey…
Ekrem İmamoğlu: Çok yazık! İddianameyi yazanlar zaten yurt dışı finansmandan anlamıyorlar, kredi kullanmaktan anlamıyorlar, cari hesap incelemesinden anlamıyorlar. Bu konuya yani şu sorduğunuz soruya üzülerek söylüyorum...
Savcı: Kanundaki maddeler öyle ama... Kanundaki maddeler...
Ekrem İmamoğlu: Hiçbir ilgisi yok. Ne kanunla ne... Gayet güzel...
Savcı: Ev ekonomisi mantığıyla yönettiğinizden bahsettiniz.
Ekrem İmamoğlu: Biz gayet güzel yönettik. Sayıştay... Sayıştay denetledi. Bunu yazan savcı ise üzüntüyle söylüyorum; o kalemini kırsın! Üzüntüyle söylüyorum. Bu iddianameyi oraya koyan savcı kalemini kırsın! Anlatabiliyor muyum? Buradan 60 milyarlık yurt dışı finansmanından yani kamunun parasını sağa sola peşkeş çekti ve burada 60 milyarlık zarar edildi demek var ya Sayın Savcı, bu, bu dosyanın en rezil sayfalarından biridir yani. Ne yazık ki kurgusu saçma olan, tabloyla da hiçbir ilişkisi olmayan bu sorunuzu muhatap almıyorum.
Savcı: Tamam ben sorumu okuyayım da cevap vermek zorunda değilsiniz.
Ekrem İmamoğlu: Sorunuzu okudunuz. Bir daha okumaya gerek var mı?
Savcı: Şimdi duruşmadaki savunmanızda dış kredinin Genel Bütçede kullanılmasının bir benzetmeyle karşılaştırarak, buzdolabı kredisi çekip o parayla ev kiralamak, maaş ödemek ya da buzdolabı almak ev ekonomisidir şeklinde bir açıklamanız oldu savunmanızda. Ancak şahsi evinizin 16 milyon bütçesini ve Türkiye Cumhuriyeti'nin borçlanma itibarını yönetiyorsunuz belediye başkanı olarak. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın dış borçlanma ihtiyaçlarında bu 69.5 milyar TL'lik dış fonun ilgili metro hattı ve vagon alımında kullanılması şart koşulmuşken, Hazineye metro yapacağım taahhüdü vererek gelen projenin belediyenin genel cari harcamalarında 3g ihalesi alan şirketlerin SGK vergi borçlarında eritmek bu kamu yönetimi anlamında arkadan dolanmak değil midir? Çünkü kredi tahsisi yönü kullanılmamış bu raporlara göre. Bu konu hakkında ne diyorsunuz?
Ekrem İmamoğlu: Yalan konuşuyordu açıkçası. Bu işten anlamıyorlar. Cahil yazmış bunu, kim yazmışsa.
Savcı: Tamam.
Ekrem İmamoğlu: Soruyu da iddianameyi de Allah akıl versin diye dua ediyorum onlara. Mehmet Şimşek'e sorsunlar diyeceğim ama korkudan cevap bile veremezler.
Savcı: Artı bir ifadenizde savunmanızda Mehmet Şimşek'e gittiğinizden bahsettiniz. Bu R Finans falan evet, R Finans.
Ekrem İmamoğlu: Öyle bir şey.
Savcı: Orada Mehmet Şimşek size buna ilişkin onay verdi mi yoksa?
Ekrem İmamoğlu: Vermedi. Kendileri yaptı ama bize veren vermedi derken, görüşsünler dedi. Genel sekreterimle bir bakan yardımcısını eşleştirdiler, birkaç ay görüştüler, olumsuz döndü. Yani kuruma veremeyeceklerini, mümkünse vadesi gelince ödeyin dediler. Biz de çatır çatır ödedik. Şu anda da 2027'de ödeyeceğimiz 360 milyon dolar, 300 milyon dolar hesapta duyurulur. İBB'ye çökmeye çalışanlara duyurulur. Paramız var yani hesapta.
Savcı: Şimdi geldim Beylikdüzü'ne. Şimdi savcı ifadenizde Fatih Keleş, Adem Soytekin ve Tuncay Yılmaz mal varlığı artışlarına ilişkin. Kendi ticaret hayatları bilgim o şekilde.
Ekrem İmamoğlu: Kim kim pardon.
Savcı: Adem Soytekin, Tuncay Yılmaz ve Fatih Keleş. Bunların ticari artışları var ya, Fatih Keleş ile ilgili.
Ekrem İmamoğlu: Ne ticari artışı varmış? Benle ne alakası var.
Savcı: Savcılık ifadenizde Fatih Keleş, Adem Soytekin, Tuncay Yılmaz, onların mal varlıklarının artışlarıyla ilgili, onlardan kendi ticari hayatı, bilgim yok şeklinde beyan verdiniz. Önceki başkanlığınızdan beri yönetiminizde olan Fatih Keleş ve ticaret yaptığınız Adem Soytekin ve şahıs şirketinizin genel müdürü Tuncay Yılmaz Beylikdüzü'ndeki birçok eylemde veya birçok fonda bu inşaat firmaları karşısında hep birlikte çıktıkları iddia edilmektedir. Şahsi şirketinizin müdürü hariç bu üçünün belediyedeki işleri, ilişkili konularda müteahhitten karşısına çıkması ve belediyenin malları ve paraları uhdesine geçirmesini nasıl açıklıyorsunuz?
Ekrem İmamoğlu: Geçirmesini diyorsunuz savcı, böyle soru olur mu ya?
Savcı: Adem Bey'e geçen tapular var.
Ekrem İmamoğlu: Ama geçirmesinin diyorsunuz ya, uhdesine parayı bilmem neyi geçirmesini inanmışsınız ya.
Savcı: İnanmak değil yani burada Adem Bey'e geçen tapular var söz konusu.
Ekrem İmamoğlu: Hangi tapular varmış Adem Bey'e?
Savcı: Beylikdüzü'ndeki tapular.
Ekrem İmamoğlu: Bana ne o adamın aldığı tapudan, Adem'e bana ne bakın, bakın Adem de olsa beni ilgilendirmiyor. Yani benim Tuncay ilgilendiriyor. Niye? Yani geçilir, yani üzerime geçilir para dediniz. Bakın sakin, gayrimenkul demediniz sadece. Para dediniz. Böyle bir savcılık dili olabilir mi ya? Böyle savcılık dilini reddediyorum Sayın Başkan. 1, 2. Tuncay Yılmaz benim genel müdürümdür. Benim şirketimin dışındaki her şirkette inşaat sektörüyle sektörel görüşmesi olabilir. 3, Adem Soytekin'in ticarette ne kazandığı, ne kaybettiği beni ilgilendirmez. Benimle ticaret yapmıştır ama ortaklık yapmamıştır. 4, Fatih Keleş'in yaptığı ticaret beni ilgilendirmez. Ben kendisini tanıdığında zaten iş adamıydı. Hala iş adamı, ticaretine dönebilirse o da kendini ilgilendirir. Son lafım, Savcı Bey, paradan ve şeyden bahsediyorsunuz, iddiadan bahsediyorsunuz. Az önce gayet nezaketli bir şekilde iddia okuyorum size dediniz, bir fikrim değil dediniz. Az önce böyle geçirdim ne diyorsunuz dediniz. Bu tutum ve tavrınızı hiç hoş bulmadığımı ifade edeyim, doğru da buluyorum Sayın Başkan.
Savcı: Tamam. Soru 2. Kameroğlu İnşaat Genel Müdürü ve daha sonra Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı olan Veysel Erçevik ve Adem Kameroğlu ruhsat karşılığında dubleks villayı şirketiniz olan SSB gayrimenkula devri. Şirketinizden banka yoluyla gönderilen 1,5 milyon TL’nin her ay nakit çekilerek şirketiniz Tuncay Yılmaz'ın elden teslim edildiği bu mahkeme huzurunda anlattılar. Yine bu şekilde bir bina aldığınızı iddia ediyorlar. Ve bu villanın 600.000 TL'lik lüks mobilya ve havuz teşrifat faturasından. Şimdi buradaki soru şu. Belediye başkanı yaptığınız işlerle büyük işler yapan belediye işleri olan bir firmadan bu şekilde bir iş karşılığı olmaksızın iddia kapsamında o soruyu tekrardan. Bu konu hakkında ne diyorsunuz?
Ekrem İmamoğlu: Tümüyle yalandır. Yapılan alışveriş evraklıdır. Senet verilmiştir, ödenmiştir, taksitle iddia edildiği gibi ne iskanla ne ruhsatla ilgili olmadığı tarihler bakımından ortaya konmuştur. Burada ismi geçen iş adamına "benden hangi baskıyı gördün" dediğimde "senden hiçbir baskı görmediğini", benden hiç baskı görmediğini ifade etmiştir, hissettiğini söylemiştir. Nasıl hissediyorsa! Hiçbir baskı, hiçbir ilişkimiz olmadı. Hatta ödeme konusunda sıkıntı çeken şirketin bir miktar ödeme yapamayıp daha sonra senet yerine çek verdiği ortadadır, belgededir. Dediğim gibi ben bir defa o yapıyı gidip gezdim. "Bu evi bitirip teslim edeceğiz, şu kadar zamanda" dedi, zamanı geçti, sonra gidildi, ev teslim edildi. Ev nasıl teslim edilecek, ne yapılacak, hiçbir şey konuşulmadı, ev teslim edildi, teslim edildiği şekilde teslim alındı, bir süre yazlık olarak kullandık, ondan sonra da burası satıldı. Nokta. Ticaret. Diğeri ise bir iddia, bakın bir iddia. Genel müdürüyle beraber ikisinin birinin tutsakken verdiği etkin pişmanlık ifadesi her zamanki gibi, diğerinin de yani korkutularak gidip tekrar gelip, gidip tekrar gelip verdiği yine aynı şekilde verdiği ifadeler. Onun için bizim ise elimizde belge, evrak, para, tapu ve bütün bu işlemler yapılırken de ne iskan var, ne ruhsat var. Ruhsatı verilmiş bir buçuk sene önce, iskan alınmış üç dört sene sonra. Hiçbir ilgisi yok, uzaktan yakından ilgisi yok. Evine gittiğimiz adam, evimize gelen adam. Bana bir gün bile böyle bir şey ifade etmemiş, "yok Tuncay vermiş de almış da" falan yazıktır. Duyumlarla iddia olunmaz.
Savcı: Bir de Adem Bey'in bahsettiği bu lüks mobilya meselesinden o dönemin şartlarını 400.000 küsur TL vermiş. Bundan bilginiz var mı?
Ekrem İmamoğlu: Hiçbir bilgim yok. Burada zaten bu faturaları ben gördüm, bunları inceledim yani ben hakkımda en büyük haysiyetsizlik de bir suçlama yapılıyor yani. Burada yapılan kesilen faturası firması belli.
Savcı: Adem Bey'in şöyle beyanı mahkemeye sunduğu özetlersek. Teslim ettikleri örnek Villa ve size ait bir villada bu şekilde mobilya şeklinde olduğunu, hatta bu firmayla sipariş edilen lüks başlıktaki mobilyaların liste tutularak isimlerinin yazıldığı ve bu şekilde faturasının kendilerine özetlediği şeklinde bir beyanı var.
Ekrem İmamoğlu: Kim ödedi bunu? ByKedi diye bir şey tanımam, etmem. Kendi firması çalışmış, etmiş, alışveriş yapmış, yapmış, almış, götürmüş, ödemiş, ne alakası var? Yani hani "şu eve verdim mi" diyor ya da burada bir alacağı varsa İmamoğlu İnşaat'a fatura etti de İmamoğlu İnşaat ödemem mi demiş? Bu iş köpek, kedi kavgasına gidiyor yani.
Avukat: Müvekkile Sayın Cumhuriyet Savcısı ilgili ….. beyanlarını sormuş, yalan olduğunu söylüyor. Kendisinde belge, bilgi olduğunu, aksine sadece beyandan ibaret olduğunu söylüyor. Fakat Savcı buna rağmen yine ifadedeki belirli bölümleri parça parça tekrar soruyor. Şimdi bütün olarak reddedildikten...
Hakim: İfadenin geneline olarak yalan olduğunu beyan ettikten sonra kalan kısmını sormamızı istemiyor.
Avukat: Ve üstelik... Ve üstelik bu bölümü de Savcı Bey sanki olay gerçekmiş gibi az önce müvekkilin itiraz ettiği gibi, lütfen buna fırsat tanınmamayı itiraz ediyorum.
Hakim: Soruya geçelim aynı tekrar....
Savcı: Müteahhit Cemal Bey. Kendisini tanır mısınız?
Ekrem İmamoğlu: Tanımaz mıyım? Allah ıslah etsin.
Savcı: Onun sizinle ilgili bir iddiası olduğunu...
Ekrem İmamoğlu: Yalan konuştu.
Savcı: 500.000 TL...
Ekrem İmamoğlu: Yalan konuştu.
Savcı: Verdiğini söylüyor.
Ekrem İmamoğlu: Yalan konuştu. Çok yan yana namaz kıldık ettik ama Allah ıslah etsin. Başka bir şey demiyorum yani. Yalan konuştu.
Savcı: Yine Muhammet Demir'in bu süreci var. Ruhsat meselesinde Adem Soytekin kendisine giderek Ekrem Başkanı gönderdi denilerek istenen para ve 8 milyon TL istendiğine ve buna karşılık...
Ekrem İmamoğlu: Yalan konuşuyor.
Savcı: Daireye gönderildiği çeklerin...
Ekrem İmamoğlu: Yalan konuşuyor. Adem Soytekin benim öyle bir işte değil yani herhangi bir işte ne aracım olabilir ne aracı sözcüm olabilir. Adem'le olan ilişkimi Sayın Başkanın sorularında cevapladım.
Savcı: Bu yine Mert .... süreciyle ilgili Necati Özkan'ın aldığı daire meselesi. Bu konuda bir bilginiz var mı?
Ekrem İmamoğlu: Bilgim olmadığı gibi kendisi bütün sorulara orada cevap verdi. Üzüntüm, Tuncay'la tanışmayan bir adamın o dönemde Tuncay'ı da bu işe alet eden bir ifadenin verilmiş olmasıdır. Bunu da esefle kınıyorum. İddia makamının bunu yazmasını da kınıyorum. Sayın Başkanın da bunu dikkate almasını özenle özellikle rica ediyorum. İnsanların kul hakkı yenmesine burada müsaade etmeyin yani lütfen.
Savcı: Bu Le Meridien meselesi, ona ilişkin sorularım olacaktı. Koruma polislerinizin, güvenlik personelinizin Le Meridien Otel'deki toplantı salonunun önünde kameralara siyah bant kapatırken ve valizlerle jammer olduğu iddia edilen cihazlar otel taşınırken güvenlik kamerası görüntüleri oraya yansımıştır. Kanunen Büyükşehir Belediye Başkanlığının jammer kullanma yetkisi bulunmadığı halde kamusal bir görevi ifa ederken bir Belediye Başkanı neden otel koridorlarında bir iletişim veya görüntü kaydını kesen cihazlar kullanır, kamera bantlar? Bu niye böyle bir şey yaşandı? Böyle bir talimatınız olduğunu söylediği için...
Ekrem İmamoğlu: Ben bunlara böyle bir talimat vermem. Yani bu işler yapılır, edilir, sizin arka planınızdaki insanlar tasarlar, eder. Bunu bu şekilde iddia makamının çok sevmesine, bu işe aşık olmasına da üzüntüyle karşılıyorum. Ama ben neyi yaşadım biliyor musunuz? Diyorsunuz ya o kullanılmaz, bu yapılmaz vesaire...
Hakim: Koruma arkadaşları dinlerken siz sorduğunuz sorularda anlatmıştınız. Yani bundan sonraki kısmına cevap verip vermemek takdirinize kalmış.
Ekrem İmamoğlu: Yok yani cevap verilecek tarafı yok Sayın Başkan.
Hakim: Sıradaki soruya geçelim
Ekrem İmamoğlu: Yani şu kadarını söyleyeyim. Yani şunu söyleyeyim, sadece şunu söyleyeyim. Yani yasal budur, şudur deniyor ya. Benim kendi yaşamımda yüzlerce şahit olduğum Bakanın olduğu, Bakan Yardımcısının olduğu, Sayın Cumhurbaşkanının oğlunun olduğu, damadının olduğu ortamlarda nasıl tedbirler alındığını ben gözlerimle gördüm, yaşadım. Vay buradan bir şey yakaladık deyip Le Meridien'i alet etmek, giriş kameraları, buradan para çantaları üretmek gerçekten içler acısı bir durumdur. Nokta. Başka bir şey demiyorum yani.
Savcı: Yine bu gözaltına alınma sürecinde sonra Rumeli Hisarı'nda olması lazım evinizin bu başkanlık konutundaki güvenlik kamerasını sökmüşler. Bu konu hakkında bilginiz ya da talimatınız oldu mu daha sonra?
Ekrem İmamoğlu: Ben hapisteyim yani Sayın Savcım. Olayları ben burada takip ettim ve bütün detayıyla, en ince hassasiyetiyle hem koruma görevlisi olan Mustafa Bey hem diğer arkadaşlar tane tane anlattılar. Bence orada sizin hala niye aylar sonra Erol Naim Özgüner'in hiçbir görevi olmadığı halde bu konuyla ilgili burada sanık diye görev yapan 2 kişi kendileri burada itiraf etti, ekim ayında toplantı yaptığını ifadesinden sonra niçin Erol Naim hakkında soruşturma başlatmadığınızı merak ediyorum yani. Bence orada başka bir oyun var yani. Burada kimsenin zoru yok, herkes anlattı olan biteni. Ama Erol Bey neden şüphe etti de ekim ayında, 7 ay sonra niye adam dedi ki bize hatta dedi işte hatırlıyorum dün gibi ya Yenibosna dedi ya da şey Mahmutbey'de, pardon Mahmutbey'de bir kafeteryada buluştuk dedi yani. 2 tane gariban memur yani. Bence gidin onu araştırın. Aynı cep telefonu gibi. Hani cep telefonu meselesi var ya Erol Naim Bey'in Sayın Savcım. Benzer bir durum yani. Burada ne aranıyor, bu adamdan ne isteniyor? Bence Erol Naim ve Mehmet Yıldırım denen avukatına suç duyurusunda bulunun, benim tavsiyem odur yani.
Savcı: Bu bu eylem 20 Ertan Yıldız'ın beyanları olduğu bu İSTAÇ Genel Müdürü merhum Mustafa Canlı'ya konuyu bir konudan bahsettiğini, daha sonra Aykut Erdoğdu...
Ekrem İmamoğlu: Pardon, kim bahsetti dediniz?
Savcı: İSTAÇ Genel Müdürü rahmetli olan bir Mustafa Canlı diye bir isim var.
Ekrem İmamoğlu: Evet, Allah rahmet eylesin.
Savcı: Allah rahmet eylesin. Konu açılmış, eylem 20'den bahsetmiş. Aykut Erdoğdu'nun şüpheli olduğu dosyalardan biri. Bu Aykut Erdoğdu'nun izin her.... izin süreci oluyor, bununla ilgili belge başlıklı görüşmeler yapıldığı hatta bu konuyla ilgili iddianamede 1 milyon dolar, hatta 1.2 milyon dolarlık bir rüşvet iddiası var. Bu konu hakkında bilginiz var mı? Aykut Erdoğdu hakkında size gelen...
Ekrem İmamoğlu: Bilgim burada dinlediğim ölçüde var, 1. İkincisi, işte Aykut Bey'in bana arayın demiş ki yani böyle böyle kamu yararına bir işte faydalı husus, ben de Ertan'la görüşün demişim, demişimdir. Ha, demişimdir benim hatırladığım. İlişki tamamı bu kadardır yani. Bu kadardır.
Savcı: Ertan Yıldız mahkeme huzurunda böyle Aykut Bey ile ilgili beyanlarda bulundu. Hatta siz Aykut Bey hakkında bir kelime kullandığınızdan bahsetti. Onu şu an zikretmeyeceğim. Hani böyle aranızda bir konuşma geçti mi Aykut Bey'e ilişkin?
Ekrem İmamoğlu: Hayır, geçmediği gibi Ertan'ın yalanda sınır tanımayan bir hali var. Ama Ertan'la Ertan'la ilgili esasen Ertan'la ilgili yani ben Ertan'ın yapmış olduğu ifadeler, diyaloglar hakkında çıkan iddialar, tekrar ediyorum ofisinin koşulları, mesela bir şoförün bir şoförün bana göre bir önemi yok ama bana göre de yok ama onda onu ciddiye alarak 4 tane şoföre 1 yıla yakın hapis yatırttınız. Ama aynı şoförün iddialarıyla ilgili Ertan'la ilgili hiçbir şey yapılmadı. Ben hapis yatsın, kimse yatmasın, bütün arkadaşlarımız serbest kalsın. Ama yargılamayla en ufak bir madde bile eklememeniz, o isimleri buradan kaçırtmanızı, bakın tekrar ediyorum, o isimlerden birisi benim arsa ortağım. 3 tane arsa aldım 2004'te, 2006'da, 2007'de. Benim malım, ticaretim gizli değil yani. Ama o insanlarla aynı ofiste ticaret yapan bu insanlarla ilgili kaçamak cevap veren Ertan'ın hiçbir cümlesi, hatta kurmaması gereken bir şirketi kurup o şirket kendine aitken İBB ile iş yapmasına dair yine kaçamak cevap veren Ertan benim arka benim nezdinde 0 itibara sahip, muteber olmayan bir insan hüviyetindedir. Ertan'la ilgili hatırlatma yapmış oldum size.
Savcı: Tamam. Bana görsel 7 ve 8'i açsana. Büyükdere Caddesi, Maslak projesi bulunan Pasifik Holding'in siluet izinleri aylarca bekletildiği iddia ediliyor iddianamede. Hatta İmar Daire Başkanlığı Kaan... yönlendirmesiyle yine kasanın dolu iddia edilen Adem Soytekin'in şirketine kreş inşaatı faturası adı altında 51 milyon TL'lik çekle ödeme yapıldığı dosyada tespit edildi. Adem Soytekin bu çeklere ilişkin de çekin nereden geldiğini hatırlamadığını, zaten daha önce başkanın beyin de sorduğu gibi Adem burada havuzdan bahsetti, hatta siz de biz de sorduk. O buna ilişkin beyanlar kapsamında getirdiği çeklerde 51 milyon TL'lik Adem Soytekin'e bir ödeme yapılıyor. Bu ödeme daha sonradan bu bahsettiğimiz siluet izni onaya çıkıyor. Bu konu hakkında bilginiz var mı? Bu ruhsat ve istek işlerinde Adem Soytekin yine sürekli...
Ekrem İmamoğlu: Benim çekle ya da bu çekin niçin alındığıyla veya Adem Bey'in niçin bu çeki alıp almadığıyla ya da hatırlamadığıyla ilişkim olmadığı gibi hafızamda da yok. Ama siluetle ilgili arkadaşlarım burada, siluet konusunda niçin titiz olduklarını...
Hakim: Bu soruları sorduk zaten cevap alındı zaten.
Ekrem İmamoğlu: Evet yani o konudaki cevabı aldık zaten. O konudaki hassasiyetlerini dinledim, onlara da eşlik ediyorum. Yani buradaki bürokrat arkadaşlarımızın siluet konusundaki verdikleri ifadelere destek oluyorum.
Savcı: Şimdi CHP İl Binası Başkanlığı alma süreci var. Buna ilişkin sorularım olacak. Bu alınma süreciyle ilgili hatta kamuoyuna yansıyan görüntüler de oldu, iddianameye de bunlar yansıdı. Bu süreçle ilgili hani resmi para yatırımının haricinde gayriresmi paraların taşındığı esnasında esnada hani Genel Müdürünüz Tuncay Yılmaz ve Fatih Keleş aynı karelerde görülüyor. Bu konu hakkında bilginiz var mıydı?
Ekrem İmamoğlu: Son cümlenizi anlayamadım.
Savcı: Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz aynı bir karede görünüyor, paraları taşıyorlar. İl binası...
Ekrem İmamoğlu: İfade vermişler zaten. Benim bilgim yok. Tabii ki sonradan öğrendim. Nasıl sonradan öğrendim? Bu zaten basına düşmüştü biz daha hapse girmeden 2024 seçimlerinden önceydi diye hatırlıyorum. O zaman konuşmuştum diye hatırlıyorum. O zaman da bana bağış paralarının oraya götürüldüğünü ve teslim edildiğini, bir kısım paranın gayriresmi ödenmesi şeklinde anlaşıldığını... Sonuçta...
Savcı: Fatih Bey mi söyledi yoksa Tuncay Bey mi?
Ekrem İmamoğlu: Hatırlamıyorum yani, o zaman sordum yani. O veya o ama benim genel hafızamı söylüyorum size. Dolayısıyla hatta bu işi simsar gibi eline alıp şu anda butlanın atandığı partide siyaset yapanların, "size anlaştıralım, şunla bunla" dediklerini de hatırlıyorum aracılar vasıtasıyla; hepsini kovduğumu da hatırlıyorum. Biz yani işimizden ya da siyasetimizden şüphe edecek bir anımız yok ki! Kaldı ki buraya bir tane delikanlı geldi, il başkanının basın danışmanı. Yani parti adına oraya gitmişler. Hatta başka bir parti yöneticisi de var. Bu işin başka bir davası da var biliyorsunuz İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı...
Savcı: Siyasi Parti Kanunu'na muhalefetten de bir dava açıldı.
Ekrem İmamoğlu: Hayır hayır, benim bildiğim kadarıyla direkt il binasıyla ilgili dava. Çünkü Canan Hanım ifade verdi orada, bir sürü ifade veren var. Ben yokum orada yani. Ben yokum, bir sürü ifade veren var. Ve orada anlatılan şey çok net. Aslında buraya gelen kardeşimiz söyledi Mustafa Can Poyraz. Dedi ki: "Biz orada verilen gayriresmi ödemenin hatta tutanaklarını bile düzenledik, aldık" dedi. "Partide vardır" dedi. Partinin genel merkezinin de bu işten haberi vardır; dedi ki: "Var, ben biliyorum, ona da şahidim." Yani benim yanımda anlatıldı. Şu anki butlan o zaman oradaydı. Dolayısıyla burada bir kurumsal yapı var. Cumhuriyet Halk Partisi var. Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanı var, alınmış il binası var. O dönemde de il, genel başkanı var. Tekrar söylüyorum: Bu konu bir, bu konu bu davaya niye muhatap? İki, diğer konuyla yani diğer davayla yürütülenle ayrı farkı ne bunun? Üç, tekrar ifade ediyorum, mademki bu mahkemeyi bu konu meşgul edecek Sayın Başkan, tekrar ifade ediyorum: Kemal Kılıçdaroğlu'nun buraya tanık olarak çağrılmasını talep ediyorum.
Hâkim: Ekrem Bey, bu talebinizi zaten dilekçeyle talebinizde belirtmiştiniz savunmanızda talep olarak geçiyor.
Savcı: Buradaki iddia aklama iddiası yalnız.
Ekrem İmamoğlu: Ama ben diyorum ki bu bağış bağış! Aklamayla ilgisi yok yani. Ben de diyorum iddiaya karşı deliliniz ne, bu değil mi? Ona cevap veriyorum.
Savcı: O kapsama kabilinde soru sormak istiyorum şimdi. Tuncay Yılmaz'ın...
Hakim: Bir saniye, bir itiraz var galiba avukatın mikrofonu açalım. Avukat Bey, mikrofonu açık kalsın, sürekli açıp kapatabilir. İtiraz olduğu zaman...
Avukat: Fiille ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açtığı bir dava var ve... İstanbul adliyesinde yürütülüyor. Konunun muhataplarının tamamının da orada beyanları var. Dolayısıyla Sayın Savcılık eğer konuyu irdelemek istiyorsa ya dosyayı celbetsin...
Hâkim: Dosyayı celbini talep eder.
Avukat: ...dosyayı celbini talep eder orada okurlar.
Savcı: Ama özetle o para kaynağını bilmiyorsunuz, değil mi Ekrem Bey?
Ekrem İmamoğlu: Bilmiyorum, tabii ki bilmiyorum.
Savcı: Şimdi bu SSB Gayrimenkul üzerinden Bodrum Ortakent'te bir villanın içinde bulunduğu şirket alma meselesi var iddianamede. Şirket müdürünüz ve dosya sanığı Tuncay Yılmaz gayri resmi olarak masada saydığı 1 milyon euro gibi nakit para var. Bu parayı babanız, Hasan İmamoğlu'ndan aldığını beyan etmiştir. Yine savcılık ifadesinde alınan babanızın Hasan İmamoğlu'nun bu 1 milyon euronun kaynağını açıklayamadığı mahkeme huzurunda da ortaya çıktı. Çünkü bir ticari olarak değerlendirildi birikim tarzında ama net bir belgeli kaynak ortaya çıkmadı. Buna ilişkin bu bahsettiğimiz paranın kaynağı hakkında sizin bilginiz var mıdır? Çünkü şirketinizde bir şirket satın alınıyor, içinde bir gayrimenkul var, 1 milyon euro para elden veriliyor...Savunma sunulamadığı için söyledim, yanlış anlaşılmasın.
Ekrem İmamoğlu: Hayır, Hasan Bey ifade etti, "Evet" dedi, "Benim paramdır" dedi. Yani öyle bir şeyin kaynağı bulunamadı demedi, "Benim paramdır" dedi.
Savcı: Öncesindeki hani kaynak dekont...
Ekrem İmamoğlu: Kaynağı siz araştırdınız da mı bulamadınız Sayın Savcı?
Savcı: Herhangi bir veri elimizde yok şu anda.
Ekrem İmamoğlu: Ne veri, yoksa niye o zaman siz karar veriyorsunuz kaynağı bulunamadı diyorsunuz?
Savcı: Karar değil bu sonuçta...
Ekrem İmamoğlu: Hayır ama bakınız, konu 80 yaşındaki babam 60 yıldır tacir. Siz de bilirsiniz ki bu ülkede gayrimenkul alınırken, satılırken insanların bir kısmı böyle ticaret yaşamını devam ettirir. Ben Hasan İmamoğlu’nun…
Hâkim: Savcı Bey, soruyu şöyle düzelterek soralım. Soruyu şöyle düzelterek soralım: O bahsettiği iddianamedeki o paraya ilişkin sizin doğrudan bir bilginiz var mıdır, yok mudur?
Ekrem İmamoğlu: Benim doğrudan bilgim yok ama net olarak Tuncay Bey bunun Hasan Bey'in, babamın birikiminden kullandığını söyledi. Babam da burada "Evet, benim birikimimdir" dedi. Babası oğluna bir alışverişte yardımcı olabilir, şirketine kullandırabilir. Hasan İmamoğlu'nun 60 yıllık birikiminde yaklaşık 200'e yakın tapu hareketi olan ve 60 yıllık birikiminde inşaat sektöründe her zaman şirketinde parası olan bir adamdır. Bu, böyle abartılı paralar değildir. Yani gizli kasalarda saklanan, gizli evlerde 7 milyon dolarlar vesaire değildir. Şirkette durur, dönem dönem vardır, dönem dönem yoktur. Bazen bir tık fazlasıdır bahsi geçen paranın, bazen biraz azıdır. Muhtemelen o dönemde o para kullanılmıştır. Tuncay Bey...
Hakim: Doğrudan bilginiz olmadığını söylüyorsunuz.
Ekrem İmamoğlu: Ama ben bunu ailem sonuçta Sayın Başkan, benim ailem, babam yani. Öbürü de benim firmamın genel müdürü. Biri hapiste, biri de yargılanıyor. O bölüm o bölümle ilgili babamın söylediği doğrudur. Vardır, dönem dönem yoktur, dönem dönem vardır. İki senedir de neredeyse 80 yaşındaki adamın hiçbir paranı kullanamazsın şeklinde yasakladığınız bir kişi durumundadır. Bu da benim açık ve net söyleyeyim, iddia makamını kınadığım birinci konudur yani.
Hâkim: Sıradaki soruya geçebilirsiniz Savcı Bey.
Savcı: Tamam. Şimdi Şişli bölümüne geçiyorum. İddianamede bir anlatım var Şişli ile ilgili. Orada işte belli bir para karşılığı... Hani söz iddia edilen bağışlar kapsamında verilen izinler var. Burada zaten bahsettiğim şekilde mesela bu Medicana Hastanesi'nin 8 milyon dolarlık bir rüşvet iddiası, hatta bunun 4 milyon doları şartlı bağış şeklinde, 4 milyon doları ise Adem Altuntaş'a elden teslim şeklinde. Bu Medicana Hastanesi'nin sahipleri o süreçte size gelmiş doğru mu? Hastane kendisi de bahsetti süreç...
Ekrem İmamoğlu: Zaten burada kendisi de bahsetti, doğru. Bunun tersini söyleseydi ben de çıkar, burada kendisine soru sorardım. Sormamamın sebebi, doğru. Ben de bu tür gelenleri her zaman olduğu gibi muhatabına ya yönlendiririm ya randevusuna destek olurum. Yönlendirdim, ondan sonrası tümüyle Emrah Şahan'ın anlattığı şekliyle öyle olduğuna inanıyorum; çünkü Emrah Şahan'a olan inancım tamdır.
Savcı: Hüseyin Bozkurt bu iddianamede ve burada bahsettiği haraç iddiası var ya, buna ilişkin daha sonra size bir şikâyet geldi mi "Ekrem Başkan, böyle bir konu başıma geldi" diye?
Ekrem İmamoğlu: Gelmedi. Hiçbir şekilde bana böyle bir şikâyet ulaşmadı.
Savcı: Yine bu Yakup Öner, Abdi İbrahim meselesi ile ilgili iskan sürecinden bahsetmiş, iskan sürecine ilişkin Abdi İbrahim'in sahiplerinden haksız talepler olduğundan bahisle size geldiğini mahkeme huzurunda bahsetti. Yakup Öner Abdi İbrahim meselesi ile ilgili size geldi mi?
Ekrem İmamoğlu: Kim bahsetti?
Savcı: Yakup Öner. Size gelip Abdi İbrahim meselesi ile ilgili Şişli Belediyesi'nin böyle bir sorunu var diye...
Ekrem İmamoğlu: Bahsettiği kadar hatırlıyorum yani. Bahsettiği, burada bahsettiğim ne dedi, gelmiş bende demişim ki işte ne demiştin hatırlamıyorum yani. Bu konuyu hatırlamıyorum.
Hakim: Onu şöyle soralım, o soruya şöyle genel soralım. Şişli bölgesindeki iddiaları iddianamede okumuşsunuzdur herhalde.
Hasan Fehmi Demir: (Anlaşılmıyor)
Savcı: Yine bu Beylikdüzü döneminde iddia edilen şekilde Adem Soytekin aldığı çekten vesaire bu Kreş adı altında yine bizim bu Nişantaşı... Şişli bölümüne geldiğimiz zaman da Nişantaşı Koru ruhsatı alınan 2. [anlaşılamadı] TL'lik bir Çek var, gerçi bu çek konusu bir daha sorulacak.
Hakim: O şey varsa da savcım sorularınızın arasında iş adamlarından şikayetli bu konularla ilgili gelmiş...
Savcı: Ekrem bey genel cevap verdi.
Hakim: özellikle ayrı ayrı tek tek tek....
Savcı: Yine bu teknik danışman... Etkin pişmanlık ifadesinde Vaniköy'deki bir tadilat için Boğaziçi İmar yetkililerinin size bilgi vermesi üzerine bizzat siz de siz de görüştüğü, bu Vaniköy'deki villa ile ilgili sizin büyük bir kreş karşılığı izin... gerektiğini beyan etti. Sizin konu hakkında Yakup Öner size talep veya konu hakkında bilginiz var mı? Cüneyt Yakut da herhalde size görüştüğünü Yakup Öner'e söylemiş.
Ekrem İmamoğlu: Meseleyi veya bu tür süreçleri hatırlamıyorum. Bizim hani şu kişi Kreş bağışlayabilirler mi? Kütüphane yapabilirler mi? Şuradaki caminin eksiğini tamamlayabilirler mi? Şurda şunu yapabilirler mi diye sürekli konuşuruz zaten bu arkadaşlarla. Birbir ne o konuyu ne de bahsi geçen ismi hatırlıyorum. Hatırlamıyorum yani.
Savcı: Kültür AŞ ve Medya AŞ bölüm var ya iddianamede, Orada bir yapılanma iddiası, işte 3G ihalesi vesaire bunlarla ilgili bir sürü iddia var. Hatta Kültür AŞ Genel Müdürü Murat Abbas da bu konuda burada beyanlarda bulundu. Bu Kültür AŞ ve Medya AŞ Genel Müdürlüğündeki bu gayri resmi olduğu iddia edilen yapı bir bilginiz veya bu meseleyele size gelen bir şikayet oldu mu?
Ekrem İmamoğlu: Bana bir şikayet gelmediği gibi orada bir gayri resmi yapı diye bir şey mümkün değil. Kaldı ki hem Pınar Hanım çok başarılı bir Medya AŞ genel müdürüdür. Ve sürecini gayri titiz bir şekilde yürütmüştür. Hem kurum içi denetimlerde hesap vermişlerdir. Kaldı ki en son biz buradayken evrak olarak da sundum mahkemenin de dosyasında var. Kurumun bütün birimlerinden yapılan tekrar inceleme ile bir kuruma herhangi bir zarar olmadığı yönünde beyan vardır. Hatta yine bu konuda bildiğim kadarıyla iki hafta önce ya da 10 gün önce her neyse bir tanzim raporu düzenlendi. Valilikten sorgusu geldi.
Tabi burada kelimeleri yanlış söyleyebilirim. Buna da yine İBB'nin kurumsal olarak Medya AŞ adına bir zarar yoktur şeklinde cevabı verilmiştir. Dolayısıyla bu bir bilirkişi faciasıdır. Benim incelediğim ve dinlediğim kadarıyla incelemem de dinlemem de buradaki süreçlerde mahkeme süreçlerindeki kanaatimden bahsediyorum. O bakımdan hem bu konuda bilgi aktaranlara, hem Medya AŞ genel müdürü ve diğer müdürümüze, aynı zamanda müdürlerimize, aynı zamanda Serdal Bey'e bu manada güveniyorum, ifadelerine de katılıyorum. Murat Abbas ne yazık ki hani yetkisiz genel müdür, hiçbir işlerden anlamayan genel müdür gibi tariflerinin bu süreçte tutuklu kalmanın ve itirafçı olmanın bir kaçış yöntemi ve dili olarak burada da yansıdığını düşünüyorum. Söylemlerinin hiçbir değeri olmadığını düşünüyorum.
Savcı: Tamam. Eyüp Subaşı'nı tanır mısınız?
Ekrem İmamoğlu: Tanımam.
Savcı: Tamam. Onun beyanlarını direkt geçiyorum o zaman. Tanımıyorsanız. Şimdi bu operasyon öncesi Adem Soytekin'in iddia ettiği toplantı vardı hani. Siz katılmamışsınız ama aynı kendi işte ifadesindeki diğer aktörlerden bahsettiği kişilerin katıldığı ve yine sizin kendinizi çağırıp belli başlı konuda uyardığınızı ifade etti. Yine bunun benzer şekilde Medya AŞ ve Kültür AŞ bölümünde Murat Abbas iddia ediyor. Bir toplantı düzenlendiğini, burada Murat Ongun, Fatih Keleş ve Ertan Yıldız isimlerini bir ifadenizde vermeyeceksiniz. Sadece danışman kelimesini söyleyin tarzında bir hani avukat atanması şekli toplantıdan bahsetti. Böyle bir toplantıdan bilginiz var mı?
Ekrem İmamoğlu: Yok.
Savcı: Ağaç AŞ bölüme ilişkin de şimdi Ağaç AŞ'ye ilişkin 3G istisnai alımlarla ile ilgili birçok eylem iddianameye girmiş. 3G meselesini belediye başkanı olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? İştiraklerin birçoğunda 3G olması...
Hakim: Değerlendirmenizi...
Ekrem İmamoğlu: Sadece şunu söyleyeyim. Savcı Beyin sorusuna istinaden 115 bin ihale yapılıyor. Bunun dışında bu tür dediğiniz gibi doğrudan alımlar vesaireler artık tam tarifini de bilmiyorum. İçeriğinden de bilgi sahibi değilim, yapılıyor. Bunlardan bir belediye başkanının haberdar olması mümkün değil. Ama mühim olan ne biliyor musunuz? Belediye başkanının kurmuş olduğu denetim mekanizmasıdır. Dolayısıyla Ağaç AŞ'nin de ifade ettiği gibi, sayın genel müdürün Ali Sukas'ın ifade ettiği gibi, diğer iştiraklerin ifade ettiği gibi geçmişte olmayan bir iç denetim mekanizması işletilmiştir. O işte Ertan'ın burada sorumluluktan kaçtığı mekanizma içinde denetimin olduğu, içinde hukuk biriminin olduğu, satın alma biriminin olduğu ve bunların daha önce de olmadığını bilen bir Ekrem İmamoğlu olarak öyle teslim aldık, yoktu. Tamamen denetlenir hale getirdiği bir mekanizmanın bunlar... Mutlak sorgulandığına inanıyorum. Bir, ikincisi yine burada tabloda sundum. Daha önce iştiraklar 5 kez Sayıştay denetimi geçirmişken bizim dönemimizde 86 kez ya da işte küsuratında yanılabilirim. 86 kez sadece Sayıştay denetimi geçirmiş. Onun dışında Ticaret Bakanlığından, müfettişlerin vesairelerin denetimi 300 küsur. Bu bağlamda bu kadar denetlenen bir mekanizmayı ne yazık ki bir bilirkişi faciasıyla kimse kirletemez. Herkes hesabını verir. Kimsenin tutuklanmasına da vesile olacak bir konu değildir yani.
Savcı: Yani şöyle evet denetimden bahsettiniz de, Fatih görsel 10'u açar mısın? Orada mesela Ağaç AŞ'nin 2023 12 98 265 sayılı dikim ihalesinde verilen teklifler var. 4 ayrı şirketin teklifi var ama bilirkişi raporunda tekliflerin hepsi aynı elinden çıktığına dair tespit edilmiş. Hatta bu konu hakkında da bu SAS Peyzaj'ın çalışanları, Turgut Doğu Işın beyanlarını ihale öncesi bunları kendisinin doldurduğunu ifade etmiş. Hani bu denetime rağmen bu tarz süreçlerin hep yaşanmasını nasıl açıklıyorsunuz?
Ekrem İmamoğlu: Hesabını verir eğer bu tespit dilmişse, şu an anladığım kadarıyla bir iddia bu yani. birinin iddiası. İncelenir, bakılır. Kim yanlış yapmışsa hesabını verir. Ne diyebilirim yani? Hesabını verir ama kimsenin burada tutuklu olmasına sebep olacak bir iddia üzerinden insanların hapiste tutulacağı mesele değildir bu yani. Ama bu insanlar bundan dolayı hapiste duruyor. Ben sadece üzerinde durduğum, kısım budur."
