13 Nisan 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 13.04.2026 12:16 | Son Güncelleme: 13.04.2026 12:36

İBB davasında "had bildirme" polemiği sürüyor | İmamoğlu: "Kimin adına tehdit ediliyorum? Tedbirimi alacağım"

Ekrem İmamoğlu, yargılandığı davada uzun tutukluluklar ve dosyadaki belirsizlikleri eleştirerek sürecin “hukuki ve insani açıdan sorunlu” olduğunu savundu; duruşmada kendisine yöneltildiğini belirttiği “Haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz” sözlerini ise tehdit olarak değerlendirdi
İBB davasında "had bildirme" polemiği sürüyor | İmamoğlu: "Kimin adına tehdit ediliyorum? Tedbirimi alacağım"
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Ekrem İmamoğlu, İBB davasının 20. gününde görülen duruşmada mahkeme heyetine hitaben yaptığı konuşmada, dosya kapsamına yeni isimlerin eklendiğini ve uzun tutukluluk sürelerine ilişkin belirsizliklerin sürdüğünü belirtti.

İmamoğlu, bazı sanıkların aylarca iddianame olmadan cezaevinde tutulduğunu ifade ederek sürecin hem hukuki hem insani açıdan sorunlu olduğunu dile getirdi. Duruşmada ayrıca, bir savcının kendisine yönelik “Haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz” sözlerini tehdit olarak nitelendiren İmamoğlu, mahkeme heyetine bu konuda herhangi bir tedbir alınıp alınmayacağını sordu; mahkeme başkanı ise söz konusu ifadeye ilişkin bir tedbir bulunmadığını belirtti.

İmamoğlu ve mahkeme heyeti arasında yaşanan diyaloğun tam metni:

Ekrem İmamoğlu: Fazla vaktinizi almak tabii ki istemiyorum. Hızlıca birkaç dakika bazı hususlarda sizinle paylaşmam gereken konular olduğunu düşünüyorum, sizin de bilgilenmemiz açısından. Sürece katkı sunacağını düşündüğüm hususlar bunlar. Sayın Başkan, Beyoğlu Belediye Başkanı İlhan Güney ve bir kısım arkadaşın bu dosyaya eklendiği netleşti. Biz de aynı cezaevinde kalıyoruz. Bu şekliyle ne zaman katılacağı konusunda ıbirbilgi sahibi olmadığını dün gece bana ifade etti. Aynı şekilde bir eylem eklenecek mi ya da olan bir eyleme mi dahil olacak? Hani bu hususlarda da bilgi sahibi değil. Bunların hepsi doğal olarak beni ilgilendirdiği için de bunu ifade ediyorum.

Tabii şöyle bir konuyu da sizinle paylaşmam gerekiyor. Özellikle bir yılı aşkın süredir yürütülen operasyonlar sonucunda hem gözaltı süreçleri hem tutuklama işlemleri, gerçekten artık tarif edilemez bazı detaylara sahip. Hepimizin içini yaralıyor. Artık ne olduğu belli olmayan bir işkenceye dönüşür hale ulaştı diyebilirim. Belirsizlik bu konuda niçin tercihediliyor, o da tarif edilir bir durum değil. Bakınız; 11 ayı geçen tutuklulukla hala hiçbir şey belli olmayan arkadaşlar var. Yani bunlar anne, bunlar baba, bunlar emekçi. Hatta yani gencecik insanlar var aralarında. İşte tabii bir sürü isim var ama bunların bir kısmı tutuklandıktan sonra bir ara bir serbest bırakıldı, tekrar tutuklandı. Onur Gülin, Doğukan Arıcı, İlkay Onak, Arzu Can gibi böyle isimler var ama fazla sayıda… Bu insanların sizi ilgilendiren tarafı direkt olarak olmadığını biliyorum. Burada öğrendik bunu ama bir şekilde bunlar bu dosya kapsamında tutuklandılar. Ve yani bu belirsizlik bu… Yani birileri unuttu mu? Yani Türk yargısı birilerini unutabilir mi zindanda? Yani kuyunun dibine atmak gibi…

Aynı şekilde altı ayı geçen… Benim şoförüm… Sayın Başkan, bu insanlar tutuklu ve ne olduğu belli değil. Bir kelam yok haklarında. İnanın can sıkıcı. Recep Cebeci, Zekai Kırat… Niçin tutuklandığı bile belli değil. Yani haklarında bir beyan dahi yok. Gerçekten bu sayfanın kapanması gerekiyor diye düşünüyorum. Bu konudaki sizin hassasiyetinizle, heyetinizin hassasiyetiyle yapılacak şey var mıdır, yok mudur bilmeyerek bunu hatırlatıyorum. Ama lütfen buna destek olunuz. Tabii ki iddia makamına da bu sözlerimin geçmesi adına bunu dile getiriyorum. Akıl almaz bir iş. Gerçekten utanç verici bir durum. Bunları anlatıyorum, çünkü Türkiye'de her ne kadar bizim bu yargılamamıza, haddine olmayacak şekilde birtakım sıfatlar eklense de bize göre Türkiye tarihinin hukuksuzluğu şeklinde bir tarife doğru giden bir işin içerisindeyiz. Ve bu yargılamaya boca edilen başka konular da muhtemel… E boca edildikçe zaten yargılamanın süreci devam ediyor ve bizim ne zaman buradaki sanıkların bile biteceğini kestiremez duruma geldik. E sizin de hassasiyetinizi izliyoruz, görüyoruz. Bu kural tanımazlığın ve hukukun kurallarını altüst eden bu durumun, bizi daha da yoracağını ve gerçekten bu yargılamaya zarar vereceğini düşünüyorum. Bunu da size hatırlatmak istedim.

Tabii ki üzülüyoruz. Sonuçta bu insanlar, gece yarısı sabaha karşı tutuklanan, dört-beş gün nezarette tutulan, ne olduğunu bilmez halde bir de tutuklanan, üzerine hapse atılan, zindana atılan, 6 ay, 11 ay olup, hala hiçbir şey yok… Yani bu vicdana da sığmaz, kurala da sığmaz. Hiçbir şeye sığmaz. Yani hangi kuralla, hangi prensiple o insanlar orada tutuldu? O tutuklama kararlarının altına imza atanlar terfi edildi. Ama bu insanlar 11 aydır, 12 aydır tutuklu. Bunlar bürokrat Sayın Başkanım. İnanın acı bir durumda bu insanların… Aile bunlar. Sıfır maaş. Sayın Hâkim, sayın Başkan; sıfır maaş insanlar… Bu çok kritik bir konu. Onun için ifade ediyorum. Özellikle şunu söyleyeyim: Bugün zaten iki arkadaşımızla bir eylem bitecek. Sizin de hassas olduğunuzu duydum. Bu konuya çok önem veren bir iddia makamı olduğunu da bir avukatın müvekkili adına ifadesinden duydum. Bu eylemde, bu insanların dinlendikten sonra kararlarının çıkmasında da bir engel olmadığını düşünüyorum. Bu düşüncemi de paylaşarak son sözüme geçiyorum.

Bu çok önemli Sayın Başkan, Sayın Heyet. Çünkü hayati bir durum. Şahsımı ilgilendiriyor.Ama muhatabı ben isem şahsımı ilgilendiriyor. Geçen hafta savcının, şahsıma, ‘Haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz,’ tehdidini ben aldım. Siz de bunu bu mahkemede duydunuz. Bu bir tehdit cümlesi ve bu kayıtlara geçti Sayın Başkan, Sayın Heyet. Bu tehdit cümlesinin sahibi kimdir? Bu tehdit cümlesi, kim ya da kimler…

Mahkeme Başkanı: Savunmalarınıza devam edin…

Ekrem İmamoğlu: Ama bu çok önemli Sayın Başkan. Burada kayıta girdi. Bakın tekrar ediyorum. ‘Haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz.’ Ben tehdit edildim. Bu tehdit kim ya da kimler adına, hangi örgüt adına, hangi kurum adına tehdit edildim? Kişiler kimlerdir? Tehdit neleri kapsamaktadır? Can güvenliği mi? Mal güvenliği mi? Özgürlük mü? Aile mi? Başka bir şey mi? ‘Haddinizi bildiririz’ motivasyonu ve psikolojisi, yargılandığımız bu davanın öncesindeki İBB operasyonları ve uygulamalarında da bir karşılık bulan bir motivasyon muydu? Bakınız Sayın Başkanım, sizi ilgilendiriyor. Ben, şu anda burada yargılanıyorum ve siz benden mesulsünüz. Yani ben, sanık olarak, şüpheli olarak siz benden mesulsünüz. Heyet de benden mesul. Dolayısıyla Sayın Hâkim, Sayın Heyet, bu aleni tehdit karşısında bir işlem ya da tedbir alacak mısınız? Yaptınız mı? Yapacak mısınız? Bunları ben takip edeceğim ve bu takiple beraber, bu gündemi sıcak tutacağımı bilmenizi isterim. Çünkü tavrınız ve alacağınız kararlar, benim kişisel hak ve hürriyetim açısından, tedbirlerim açısından önemlidir. Belirlememe katkı sunacaktır. ‘Hayır, hiçbir tedbir almıyoruz. Kişisel tedbirin al’ derseniz,ben kişisel tedbirimi de almak için elimden gelen gayreti göstereceğim. Ancak çok net altını çiziyorum: Bu söz, ‘Haddinizi aşarsanız, haddinizi bilmezseniz, haddinizi bildiririz’cümlesi…

Mahkeme Başkanı: Savunmalarımıza devam edelim…

Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, bu konuda cevabınızı istiyorum… Cümlesi bir tehdittir.

Mahkeme Başkanı: Bir tedbir yok bu konu hakkında.

Ekrem İmamoğlu: Bu konuda tedbiriniz yok mu Sayın Hâkim? Tamam. Ben kendi tedbirimi alacağım. Bundan sonra da o tedbire uygun davranacağım. O tehdide karşılıklı gerekeni yapacağımdan hiç kuşkunuz olmasın. Teşekkür ederim…

Ne olmuştu?

"Had bildirme" tartışması, İBB davasının 17'nci gününde dava savcısı ve Ekrem İmamoğlu arasında yaşanmıştı.

Savcı, duruşma sırasında İmamoğlu’na daha önce yaptığı açıklamaları hatırlatarak “İddia makamı suç örgütüdür” ifadesini kullanıp kullanmadığını sordu. İmamoğlu’nun “Birazdan arz ederim” yanıtı üzerine başlayan diyalog, kısa sürede karşılıklı sert bir tartışmaya dönüştü. Savcı, iddia makamına yönelik bu tür söylemlerin kabul edilmediğini belirterek yargılamaya gölge düşürüldüğünü ifade etti.

Tartışma, “haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz” ifadesinin dile getirilmesiyle daha da gerildi. İmamoğlu, savcının üslubuna itiraz ederek kendisine yönelik “had bildirme” yönünde bir yaklaşım sergilendiğini söyledi. Savcı ise yargılamanın düzeninin korunması gerektiğini vurgulayarak sanık ve avukatlara beyanlarına dikkat etmeleri yönünde uyarıda bulundu.

Mahkeme başkanı, duruşma sırasında taraflara sık sık müdahale ederek sakin olunması ve tartışmanın uzatılmaması gerektiğini belirtti. Ancak avukatların da sürece dahil olmasıyla salondaki gerilim kısa süreli olarak karşılıklı sözlü atışmalara dönüştü.

Kaynak: Gazete Oksijen