27 Mayıs 2024, Pazartesi Gazete Oksijen
Haber Giriş: 12.11.2023 09:30 | Son Güncelleme: 12.11.2023 16:31

İnfaz düzenlemeleri af kanunu niteliğinde mi?

İnfaz indirimi, erteleme, pandemi izni gibi uygulamalarla cezaevinde geçirilen süreler kısaldı. Öyle ki 6 yıldan az ceza alanlar cezaevine hiç girmezken, 18 yıl hapis cezası almış ve 31 Temmuz itibarıyla kapalı cezaevinde olan biri ise 2 yılını tamamladıktan sonra açık cezaevine geçebiliyor
İnfaz düzenlemeleri af kanunu niteliğinde mi?

Hukukçulara göre bunun nedeni toplumda oluşan cezasızlık algısı. Necati Akpınar, 1984 yılında ilk eşi Emine Akpınar’ı bıçaklayarak öldürdüğünde, hakkında ‘adam öldürme’ suçundan yapılan yargılama sonucunda sadece 7 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Akpınar, tahliye olduktan sonra hayatını Fatma Akpınar isimli kadınla birleştirdi. Ancak 9 Ekim 2003 tarihinde Fatma Akpınar’ı da ütü ile öldürdü. Yapılan yargılama sonucunda Akpınar’a müebbet hapis cezası verildi.

Akpınar hakkında hazırlanan müddetnameye göre, hak ederek tahliye tarihi 3 Mayıs 2046, koşullu salıverilme tarihi ise 9 Eylül 2024’tü. Ancak COVID-19 pandemisi nedeniyle Akpınar, 20 Nisan 2020’de Manisa Açık Ceza İnfaz Kurumu’ndan izinli olarak tahliye edildi. Ve bu sefer de Manisa Saruhanlı’da dini nikahla birlikte yaşadığı Mutlu Menekşe’yi 31 Aralık 2022 günü öldürdü. Akpınar hakkında hazırlanan iddianame tamamlandı. Sanığın ‘eziyet çektirerek kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi isteniyor.

İnfaz Yasası’yla cezaevinden çıkanlar

Benzer şekilde 14 Ekim günü Kocaeli’de taksi şoförü Murat Karaca’yı aracında defalarca ateş ederek öldüren Mustafa G.’nin de 2 Haziran 2016’da Müjdat Kocabaş'ı bıçaklayarak öldürdüğü ve sadece 7 yıl sonra şartlı tahliye ile cezaevinden çıktığı ortaya çıkmıştı. Eylül ayında ise Konya’da 25 yaşındaki Damla Dakım, birlikte olduğu Neşet Gürteş tarafından 47 yerinden bıçaklanarak öldürülmüş, failin, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan hükümlü olduğu açık cezaevinden, tıpkı Necati Akpınar gibi COVID-19 izniyle çıktığı anlaşılmıştı.

Yine eylül ayında yaşanan bir diğer olayda ise 2008 yılında evli olduğu Nimet Küçükyılmaz’ı öldüren Hasan Küçükyılmaz, cezaevinden çıktıktan sonra Karabük’te bu sefer de yeni eşi Özlem Küçükyılmaz ve annesi Nazife Çetingök’ü kıskançlık bahanesiyle sokak ortasında pompalı tüfekle vurarak öldürmüştü.

Ortak nokta: Önceden de cinayet işlemeleri

Tüm bu olaylardaki ortak nokta, faillerin daha önceden de cinayet işlemiş olması. Yıllardır, mevcut infaz düzenlemelerinde sık değişiklik yapılması ve mevzuatın cezaevinde geçirilecek süreleri kısalttığı tartışılıyor. Yapılan değişiklikler ile, uzun süreli hapis cezası alan mahkumlar bile cezasının bir kısmını kapalı cezaevinde geçirdikten sonra açık cezaevine geçme imkanı buluyor. Başka bir deyişle, verilen cezalar yüksek olsa bile ceza ile infazı arasında büyük bir tezat bulunuyor.

Müebbette 19 yıl

Örneğin kasten öldürme suçunu ele alalım. Müebbet hapis cezası almış bir hükümlünün koşullu salıverilme süresi 24 yıl. Açık cezaevine geçiş hükümlerine göre 5 yıl kala açık cezaevine geçilebiliyor yani hükümlünün 19 yıl kapalı cezaevinde kalması gerekiyor. Eğer suç Mart 2020 ve öncesinde işlenmiş ise açık cezaevinde 2 yıl geçirdikten sonra denetimli serbestlikle cezaevinden çıkıyor. Mart 2020 ve sonrasında işlenmiş suçlarda ise bu süre 4 yıl.

18 yıl cezanın 5’i kapalıda

Yine kasten öldürme suçundan 18 yıl hapis cezası alan hükümlünün şartlı tahliye süresi ise 12 yıl. Açık cezaevine 7 yıl kala geçilebildiğinden, hükümlü, kapalı cezaevinde yalnızca 5 yıl kalıyor. Mart 2020 öncesi işlenen suçlarda açık cezaevinde geçirilecek süre 2 yıl, Mart 2020 sonrası işlenenlerde ise 4 yıl oluyor. Böylece 18 yıl ceza alan kişi, suçun işlendiği tarihe bağlı olarak 7 ya da 9 yılda cezaevinden çıkıyor.

18 yıl cezaya 2 yıl kapalı cezaevi

Bu arada Nisan 2020’de uygulanmaya başlanan COVID-19 izni nedeniyle, açık cezaevindeki hükümlülerin bu yılın temmuz ayına kadar izinden faydalanarak serbest olduklarını da hatırlatalım. Bununla birlikte 18 yıl hapis cezası alan biri, 31 Temmuz itibarıyla kapalı cezaevinde ise, burada toplamda 2 yılını tamamladıktan sonra açık cezaevine geçebiliyor. Açık cezaevinde ise Mart 2020 öncesi suçlarda 1 yıl, Mart 2020 sonrası suçlarda ise 3 yılını tamamlayan hükümlü, denetimli serbestlikle tahliye edilebiliyor.

(Not: Verilen süreler yaklaşık olup, suçun hangi tarihte işlenmiş olduğu, failin kadın ve üç yaşından küçük çocuğunun olup olmaması, işlenilen suçun niteliği, failin yaşı ve suçun mükerrer olup olmaması gibi faktörler süreleri etkilemektedir.)

Her 4-5 yılda yeni bir af kanunu

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ana Bilim Dalı Başkanı, Prof. Dr. Adem Sözüer, infaz indirimi, erteleme, pandemi izni gibi uygulamaların affa dönüştüğünü söylüyor. “Af için anayasamızda TBMM’nin beşte üç çoğunluk ile bir kanun çıkarabileceği öngörülmüş. Ancak her siyasi partinin kimlerin affedileceği konusunda görüşleri farklı oluyor. Kimileri terör suçları affedilemez, kimileri mafya affedilmesin, kimi de kadın cinayetleri veya cinsel suçlar affedilmesin diyor. Bu nedenle Anayasa dolanılıp ortalama olarak her 4-5 yılda bir, adı af olmayan af kanunları çıkarılıyor.”

“Açıkça bir af düzenlemesi”

Aslında Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), eski kararlarında “TBMM adına af kanunu demese bile niteliği itibarıyla af sonucu doğuran kanunları af kanunu sayarım” şeklinde kararları olduğunu söyleyen Sözüer, “2020 yılında Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun değiştirildi, bu değişiklikte geçici madde ile COVID-19 gerekçesiyle, yani sağlık gerekçesiyle cezaevindekilere izin verildi. Ancak bu COVID-19 izninden nedense belli suçlar istisna tutuldu. Halbuki COVID-19’un etkisi suça göre değişmez. Bu, açıkça bir af düzenlemesi” diyor.

“AYM, önceki kararlarıyla çelişiyor”

Diğer taraftan AYM’nin söz konusu COVID-19 izniyle ilgili, önceki kararlarıyla çelişen bir karar verdiğini ekliyor Sözüer: “Hukukçular AYM’nin ‘Bu kanun af kanunudur. TBMM bunu nitelikli çoğunlukla kabul etmemiştir ve kanun şekil yönünden anayasa aykırıdır’ şeklinde bir karar vereceğinden emindi. Ancak aksi yönde karar alındı. Bu karara başkan dahil yedi üye karşı oy kullandı. Ancak bir oy farkla da olsa içtihat değişti.”

“Ağır suçlar affedilip hafifler affedilmiyor”

Sözüer, AYM’nin bu kararının sonuçlarını ise şöyle anlatıyor: “Bir hükümlü salt terör örgütü üyeliğinden mahkum edilmiş olsun. Yani hiçbir şiddet filli işlememiş; öldürme, yaralama gibi suçlar ya da yakma, bombalama gibi eylemleri olmadan salt terör örgütü üyeliğinden mahkum edilmişse, bu aftan yararlanmadı. Buna karşılık ekonomik çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, öldürme, yaralama, gasp (yağma), cinsel saldırı gibi suçları işleyenler yararlandı. Halbuki ortada bir af kanunu varsa kanun koyucu ağır suçları işleyenleri affedip daha hafif suçları işleyenleri affetmiyorum, diyemez.”

En çok hapishane Türkiye’de

Özellikle cezaevlerindeki aşırı doluluk nedeniyle, Anayasa’nın gerekleri ve cezanın infazının ilke ve amaçları göz ardı edilip sık sık af uygulamaları yapıldığını söyleyen Sözüer, “Buna rağmen, Avrupa Konseyi ülkeleri içerisinde en çok hapishane nüfusuna sahip ülkeyiz. Yani doluluk sorunu bu şekilde çözülemiyor. Diğer yandan eşitlik ilkesine aykırı, kayırmacı ve sık sık yapılan af uygulamaları ile toplumda cezasızlık algısı oluşuyor, hukuka duyulan güven sarsılıyor, hemen herkes suç işleyenin yanına kar kalıyor diye düşünüyor” diyor.

Uyuşturucudan 100 bin kişi cezaevinde

Sözüer’e göre çözüm, popülist yaklaşımların bir yana bırakılarak bir yandan af çıkarıp diğer yandan cezaları artırmaktan vazgeçilmesi. “Cezaevlerinin aşırı dolmasına yol açan gereksiz tutuklamalara son verilmeli ve tutuklamaya kanunda öngörüldüğü gibi son çare olarak başvurulmalı. Cezaevlerinde en fazla doluluk yaratan suç uyuşturucu madde suçları. Genellikle yüz bin kişi civarında oluyor ve bunların çoğu kullanıcı. Almanya’da ise tüm cezaevi nüfusu elli bin kişi civarında. Aynı nüfusa sahibiz ama bizde tek suçtan yüz bin kişi cezaevinde.”

“31 Temmuz’da içeride olanlar da dışarı çıktı”

Türk-Alman Üniversitesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Kemal Yıldız ise “COVID-19 izni salgın öneminde çıkanlar kendilerine yeni bir iş, yeni bir düzen kurduklarından bu insanların çoğu topluma adapte oldu. Cezanın amacı da zaten kişinin cezasını çekip topluma düzgün bir birey olarak karışmasını sağlamak. Ancak 15 Temmuz’da getirilen düzenlemelerle, 31 Temmuz itibarıyla kapalı cezaevinde bulunanların önce açığa geçişi, oradan da denetimli serbestlikten faydalanması kolaylaşmış oldu. Böylece pek çok kişi dışarı çıktı” diyor.

Erkekte cezasızlık algısı

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu avukatlarından Av. Sevda Bayram ise kadına karşı işlenen suçlarda, infaz düzenlemelerinin yarattığı tehlikeye dikkat çekiyor: “Denetimli serbestlikteki 1 yılın 3 yıl yapılması cezaevinde geçirilecek süreden indirim gibi bir anlama geliyor. COVID-19 izni ise failin tahliyesi niteliğinde. Üstelik COVID-19 izniyle tahliye olanların, denetimli serbestlikteki yükümlülükleri yok. Bu şahısların nerede olduğu bilinmediğinden ne koruma kararı alınabiliyor ne de kadın sığınmaevine gidebiliyor. Gülay Doğan, Esma Kalenderli ve Ebru Güneş, tıpkı Mutlu Menekşe gibi, COVID-19 izniyle cezaevinden çıkan eş, eski eş veya sevgililerinin katlettiği kadınlardandı.”

Bayram, “Kadınların sıklıkla maruz kaldığı tehdit, hakaret, yaralama, ısrarlı takip gibi suçlarda infaz oranı ½. Bu da genelde 6 yıldan daha az ceza verilen bu suçlarda failin cezaevine girmeyeceği anlamına geliyor. Ve failler bunu bilerek hareket ediyor” sözleriyle erkekte cezasızlık algısı oluştuğunu anlatıyor.

İnfaz mevzuatındaki değişiklikler

1. İnfaz oranları düşürüldü

Eskiden infaz aşamasında cezaevinde geçirilecek süre hesaplamasında suçlar için genel infaz oranı ¾ iken yeni düzenleme ile genel infaz oranı ½, istisnai olarak da ⅔ oldu. Kasten öldürme, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama ve işkence bu suçlardan. Tasarının ilk halinde cinsel saldırı ve cinsel istismar için de ½ oran öngörülmüştü ancak kadın örgütlerinin tepkisi üzerine değiştirildi ve ¾ olarak kaldı.

2. Denetimli serbestlik uzatıldı

30 Mart 2020 öncesinde işlenen suçlar için 3 yıl denetimli serbestlik süresi getirildi. Bu süre eskiden 1 yıldı. Yeni düzenleme, terör suçları hariç, kasten öldürme dahil tüm suçları kapsıyor. Bu da 30 Mart 2020 öncesinde işlenmiş ve mahkumiyet hükmü 6 yıldan az olan suçlarda failin cezaevine girmeyeceği anlamına geliyor. Zira 6 yıl cezanın infazı 3 yıl oluyor ancak hükümlü, 3 yıl da denetimli serbestlikten yararlanacağı için cezasının ‘yatar’ı olmuyor.

3. COVID izni getirildi

Nisan 2020’de uygulanmaya başlanan COVID-19 izni pek çok hükümlünün tahliye edilmesine neden olurken, 15 Temmuz’da getirilen düzenlemelerle de bunların pek çoğu tekrar cezaevine dönmeyip denetimli serbestliğe ayrıldı.

4. Açık cezaevine geçiş kolaylaştı

15 Temmuz’da getirilen ek maddeyle, kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerden toplam hapis cezası on yıldan az ise bir ayını, on yıl ve daha fazla ise üç ayını bu kurumlarda geçirip ilgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmasına üç yıl veya daha az süre kalanlar, bu şartların oluştuğu tarih itibarıyla açık ceza infaz kurumlarına ayrılabiliyor. Açık cezaevinde bulunanlar ise talepleri hâlinde en az üç ay açık cezaevinde kalmış olmak şartıyla denetimli serbestlikten üç yıl erken yararlandırılıyor.