Dün 'dini değerleri aşağılama' ve 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçlamalarıyla gözaltına alınan komedyen Deniz Göktaş adliyeye sevk edildi.
Göktaş üç saat süren savcılık ifadesinin ardından tutuklanması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.
Sulh ceza hakimliği Deniz Göktaş'ın tutuklanarak cezaevine gönderilmesine karar verdi.
İki suçlamadan tutuklandı
İfade işlemlerinin ardından Göktaş hakkında tutuklama kararı verildi. Göktaş'ın hâkimliğin tutuklama kararında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik "kendisiyle barışık diktatör" ve "terapisti olmak isterdim" söylemlerinin "eleştiri sınırlarını aşan ve Cumhurbaşkanı'nın toplum nezdindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta olduğu" belirtildi.
Göktaş'ın "oruç tutan canlı bomba", "dalgıç kıyafeti" ve "son kitap" şakalarıyla ilgili "Halkın din veya mezhep bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik edici söylemlerde bulunduğu" değerlendirmesi yapıldı.
Hâkimlik kararında şu ifadeler yer aldı:
"Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, soruşturma konusu suçun ağırlığı ve önemi, toplumda oluşturduğu olumsuz tepki ve duygular dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı tutuklama koruma tedbirinin işin önemine binaen mevcut delil durumu uyarınca uygun, ölçülü ve yeterli olacağı değerlendirilmekle CMK'nın 100. ve devamı maddeleri gereğince şüphelinin TUTUKLANMASINA karar verilmiştir."
Karar sonrası ilk tepki: Neşemizi çalamayacaklar
Göktaş, bugün sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği tarafından 'Cumhurbaşkanına hakaret' ve 'Dini değerleri aşağılama' suçlamalarından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Gazeteci Barış Pehlivan, tutuklama kararının ardından Göktaş'ın avukatlarına "Neşemizi çalamayacaklar" diye seslendiğini belirtti.
Pehlivan, Göktaş'ın Çağlayan Adliyesi'ne kendisine destek vermek amacıyla gelen Kemal Kılıçdaroğlu'na da "CHP'yi salın" ifadelerini kullandığını belirtti.
Emniyet ifadesi: "Diktatör kelimesi kamuoyuna açık bir şekilde tartışılan konudur"
Göktaş, emniyetteki ifadesinde şunları söyledi:
"Burada yapılan paylaşımlar benim tarafımdan yapılan paylaşımlardır. Soruşturmaya konu olan video paylaşımında yer alan kişi benim bu benim 1 Haziran 2026 tarihinde Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosunda yapmış olduğum stand-up gösterisine ait bir video paylaşımıdır. Şahsım tarafından bahse konu Youtube kanalına yüklenerek paylaşımı yapılmıştır. Bu standup gösterisindeki konuşmaların metni daha öncesinde benim tarafımdan hazırlanmış bir metne aittir. Tarafıma yöneltilen ‘Halkın Belirli Bir Kesiminin Benimsediği Dini Değerleri Alenen Aşağılama’ kastım kesinlikle yoktur, bu gösteri benim yaklaşık 3 yıldır Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde yapmış olduğum bir gösteriye aittir.
100 bin üzerinde seyirci bu gösterimi izlemiştir ve hiç birisinden bu kısma dair incindiklerine dair bir şikâyet gelmemiştir. Gösterim boyunca birçok konuda konuşuyorum sadece dindarlar değil her türlü politik görüş yada popüler figür hakkında konuşmalarım vardır. Burada da kötü bir şey demiyorum. Favori kitabım diyorum. ‘Çeviride sorun var’ cümlemi de yıllardır duyduğum meal tartışmalarına atıf olarak söylüyorum. İnançlı bir insanı kırmak gibi bir amacım kesinlikle yoktur, böyle bir yorumu günlük hayatta bir seyirciden duysam üzülürdüm.
Herhangi bir şekilde Cumhurbaşkanını aşağılamak gibi bir niyetim yok. Diktatör kelimesi siyasi bir nitelemedir ve sık sık kamuoyuna açık bir şekilde tartışılan konudur. Demokrat otokrat gibi bir kelimedir sadece, gösteri boyunca bu tarz popüler figürler ideolojiler Türkiye'ye dair sosyolojik olaylara yaptığım gibi mizahi bir yaklaşımdır, başkaca bir amacım yoktur. Üzerime atılı olan suçlamaları kabul etmiyorum.”
"Psikoloji mezunuyum, Cumhurbaşkanı'nın stresli bir görev yaptığını düşünüyorum"
Deniz Göktaş'ın savcılık ifadesine de ulaşıldı. Gösteri metnini kendisinin yazdığını tekrar eden Göktaş'a "Hâlâ korkuyorum, canlı bombalar ama en çokta oruç tutan canlı bombalardan korkuyorum çünkü normal canlı bombalardan Taksim'e, meydanlara kalabalık yerlere gitmeden kaçabilirsin, ancak oruç tutan canlı bombaların nerede patlayacağı belli olmaz" sözleri soruldu. Göktaş, şöyle yanıt verdi:
"Ben tarafıma sormuş olduğunuz kısımda, sokağa çıkarken korktuğumdan bahsediyorum, ben psikoloji mezunu olduğum için toplumun korktuğu şeyleri mizahi yaklaşımla yaklaşılabilecek konulara çevirmeye çalışıyorum, tarafıma sormuş olduğunuz kısımda, sokakta bulunan canlı bomba olabilecek kişilerden toplumca korkulduğunu düşündüğüm ve ben de benzer çekinceler taşıdığım için bunu mizahi bir dille gösterimde sergiledim. Canlı bombalar arasında oruç tutup tutmamak şeklinde ayrım olmasının sebebi; kelime oyunu amaçlıdır. Ben oruç tutan insanlar uzun süre aç ve susuz kaldıkları için daha gergin olacaklarını düşünerek böyle bir şaka yaptım."
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik sözlerine ilişkin Göktaş, "Diktatör kelimesi siyasal bir tespittir, kamuoyunda da sıkça tartışılan bir konudur, benim herhangi bir hakaret veya aşağılama kastım bu söylemde bulunmamaktadır. Cumhurbaşkanı hepimiz gibi kişisel gelişim videoları izlediğine ilişkin olarak yapılmış mizahi bir espridir. Bu söylemde herhangi bir aşağılama veya hakaret olduğunu düşünmüyorum. Psikoloji mezunu olduğum için ve Cumhurbaşkanının stresli bir görev yaptığını düşündüğüm için kendisinin terapisti olabileceğime yönelik olarak gerçekleştirilmiş mizahi bir paylaşımdır, bir aşağılama veya hakaret kastı bulunmamaktadır." dedi.
"Benzer şakaları 3 yıldır ülkenin farklı bölgelerinde yapıyorum"
Göktaş, ifadesine şöyle devam etti:
"Saçımın uzun olduğu dönemde insanların bana yönelik olumsuz önyargılı bakış açılarından bahsediyordum. Uzun saçlı halime bakan kişilerin ben bu tarz şeyler söylemesem de, söylediğimi varsaydıklarını, zaten şakanın içeriğinde belirtmiştim. Bu şakada çeviriden kasıt mealdir. Kitaptan kastedilen kutsal kitaplardır. 4. kitap olarak kastedilen ise Kuran-ı Kerim'dir. Benim bu şakada herhangi bir aşağılama kastım yoktur. Çeviriden kastım Kuran-ı Kerim'in mealine yönelik tartışmalar ile ilgilidir.
İnsanlar beni gördüklerinde dinden uzak bir insan olduğumu düşünüyorlar, ancak ben tarafıma okuduğunuz şekilde 4. kitabı sevdiğimi beyan ettim, bu söylemde 4. kitabın son kitap olduğuna yönelik teolojik espri amacım vardır, herhangi bir aşağılama kastım yoktur, ben benzer şakayı kelimesi kelimesine aynı şekilde 3 yıldır ülkenin farklı bölgelerinde stand-up gösterilerinde yapıyorum, yaklaşık 100.000 kişiye bu şakayı yapmışımdır ancak bu şakadan incinen herhangi birisini görmedim. Benim dini değerleri aşağılamak gibi bir kastım veya amacım bulunmamaktadır."
"Haşema ile denize giren insanlara karşı ön yargılı olan insanları eleştiriyorum"
"FETÖ" sorusuna Göktaş, "Ben bu söylemi zaten gösteride de açıklıyorum, daha önce yayınlanan ilk gösterimin prodüksiyonunun iyi olması için çok çalışmıştım. Bu sebeple prodüksiyonun iyi olması nedeniyle bu gösterinin prodüksiyonun büyük olmasından ötürü FETÖ projesi olarak söylemde bulunulmasına yönelik bir şakadır." yanıtını verdi.
"Dalgıç" şakasıyla ilgili, "Burada ben haşema ile denize giren insanlara karşı gösterilen ön yargıya yönelik eleştiride bulunuyorum, hatta söylemin tamamını incelerseniz, haşema ile denize giren insanlara karşı ön yargılı olan insanları eleştiriyorum, söylemde 's.ktiğimin dalgıçları' diyerek seyirciyi ters köşeye düşürüyorum, söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlar ile ilgili konuşacağımı sanıyor, ancak ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi ön yargısı ile yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum, zaten söylemin devamında da 'Harbiye testi geçemediniz' diyerek kastımın seyircinin ön yargısını sergilemek olduğunu belli ettiğimi düşünüyorum." diye konuştu.
Kurban Bayramı'yla ilgili şakaya yönelik soruya da "Seküler büyütülen bir çocuğun kurbanda karşılaştığı zaman yaşadığına ilişkin bir espridir, bu söylemde herhangi bir aşağılama kastı bulunmamaktadır. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, benim dini değerleri, toplumun bir kesimini aşağılamak veya Cumhurbaşkanına hakaret etmek gibi bir kastım yoktur. Gösteride de öyle anlaşılabilecek veya bu anlama gelebilecek bir söylem olduğunu düşünmüyorum. İfademe ekleyeceğim başkaca bir husus yoktur." yanıtını verdi.
Göktaş'ın avukatları: "Soruşturma açıldığını bilmesine rağmen yurt dışından döndü"
Göktaş'ın avukatları, "Müvekkilimiz hakkında bir soruşturma açıldığını bilmesine rağmen tatilden dönmüştür. Gelir gelmez gözaltına alınmıştır ve dün geceyi emniyette geçirmiştir. Türkiye'de böylesine konuşulmasına, tartışma konusu olmasına rağmen başına gelebilecek olası gelişmeleri de kestirmesine karşın müvekkilimizin yurt dışından gelmesi kaçma şüphesi olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Keza bu olaydaki tek delil video kaydıdır, bununda çözümü dosyanın içerisindedir, dolayısıyla delil karartma ihtimali yoktur. Bu durumda müvekkilimizin tutuklanmasının hiçbir hukuki temeli bulunmamaktadır, arz ettiğimiz gerekçelerle serbest bırakılmasını talep ediyoruz" dedi.
Avukatlar, "Müvekkilim gösterinin 'dalgıç' bölümünde aslında çok zekice seküler kesimin zaman zaman ikiyüzlü olabilen tavrını ifşa etmektedir. Bu bölümün anlaşılabilmesi için muhakkak dinlenmesi zorunluluğu vardır; çünkü müvekkil verdiği eslerle, duraklayarak önce izleyicinin tepkisini ölçmekte adeta onları tuzağa düşürmekte ve sonra da onları ikiyüzlü tutumları ile baş başa bırakmaktadır. Yani ima edilenin tam aksine müvekkil burada haşema giyenleri değil, haşema giyenleri ayıplayanları ayıplamaktadır" savunması yaptı.
Çok sayıda kişi adliyedeydi
Politik mizah ağırlıklı stand-up gösterisi bir haftada 8 milyondan fazla kez izlenen Göktaş, dün tatil dönüşü havaalanında gözaltına alınmıştı. Göktaş'a emniyette ters kelepçe takılması tepki çekerken, bugün de çok sayıda kişi süreci takip etmek için Çağlayan Adliyesi'ne gitti.
Destek için adliyeye gelenler arasında TİP Milletvekilleri Sera Kadıgil ve Ahmet Şık, DEM Parti Milletvekilleri Kezban Konukçu ve Cengiz Çiçek, Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan, CHP Milletvekili Ümit Özlale, Oyuncular Sendikası ve Uykusuz Dergisi çalışanları da yer alıyor.
Deniz Göktaş'ın da yer aldığı 'Tuz-Biber' stand-up ekibi de destek için adliyede.
Çağlayan Adliyesi'ne gelen isimler arasında mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP İstanbul İl Yönetimi de yer alıyor. Adliyede toplanan kalabalık Kemal Kılıçdaroğlu'na tepki gösterdi.
CİMER'e 185 şikayet
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, dün Göktaş’ın gözaltına alınmasının ardından açıklama yapmıştı.
Açıklamada, Göktaş ile ilgili CİMER’e 185 ayrı şikayet geldiği söylendi ve yapılan değerlendirme sonucu halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçlamasıyla soruşturma başlatılmasının kararlaştırıldığı belirtildi. Bir süre sonra dosyaya “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlaması da eklendi.
